MİLLÎ ÜRETİMLERİMİZİN SONU

Kutluay Yüce

29-09-2016 10:23


‘Vita’ yağı hayatımıza girdiğinde; ananevi üretim olan sadeyağ - tereyağı, zeytinyağı gibi malzemelerin tüketimini ve halk nezdinde değerini düşürmek için her kesime hitap edecek şekilde yapılan tanıtımlar hızla yayılmaya başladı. ‘Vita’ artık Anadolu’da en ücra köşelere kadar intikal ettirildi. Buna bağlı olarak tereyağı kullanımı terkedildi. Anadolu halkının tercihleri değiş(tiril)meye başladı.

Örneğin; ‘Vita’ kullanımının desteklendiği reklâmların içerisinde hepimizin bildiği ve bazı halk ozanlarımızın seslendirdiği,

     -  “Zeytinyağlı yiyemem aman, basma da fistan giyemem aman”

türküsü dahi ısmarlama olarak yaptırılmış olup, o zamanki tek yayın organımız olan radyomuzda sıklıkla çalınmıştı. Burada sözü geçen ‘basma’ da millî kuruluşumuz olan SÜMERBANK fabrikalarında üretilmiş olup, halka dış bağımlılıktan kurtarılmak üzere sunulan tekstil üründür.

İlk uçak (Kayseri), ilk tank (Kırıkkale) fabrikalarımız kuruldu. Demiryolları her türlü yakıtla çalışmaya uyumlu idi (elektrik, kömür vs).

[Bir kamyon birkaç 10 ton, bir tır 40 ton yük taşımakta, yakıtla yani petrolle çalışmaktadır. Bir tren ise neredeyse 100 tır’ın taşıdığına eşit bir kerede aynı yakıtla taşımaktadır (ham ton km).]

Çocukluğumuzun beyaz dizileri, pembe dizileri, yalan rüzgârları, cesur ve güzelleri, köle Isaura’ları onlarca yılımızı aldı; öyle ki kadınlarımızın yemek pişirme, sofra kurma saatleri ötelendi berilendi. Başkentin tatlı sert siyaset atışmaları kahvehanelerdeki erkeklerin sadece ekran karşısında tek Vatan sorunu haline geldi.

Peki!

Onlarca yıl öncesinden bugünlere ne değişti?

50 dakikalık tozpembe-beyaz dizilerin yerini uzun metrajlı yerlileri aldı. Botoks, estetik harikası güzellerimizin birini değeri ile karıştırsak da, hepsininhikâyesi ve oyun sahnesi aynı, fakat bir okadar bizden çok farklı.

Bilgi yarışmaların yerini feleğin çarkı, kayınvalide gelin, karı-koca bulma, toplama ses yarışmaları, amazonlarda doğa ile savaş yarışmaları aldı.

80 milyonlu ülkemizde, keşke pasta börek altın günleri, konken partileri, kahvehane saatleri vd.leri geçmişten günümüze artmak yerine, teknoloji ile orantılı olarak M.S.2000’li yıllarda azalsa idi... Nüfusun tamamı birazcık bilim insanı olsa idi. Ve keşke vatanı sadece televizyon ekranlarında acı haberleri alırken düşünenler de zamanlarının bir kısmını, “bugün ülkeme dolayısıyla Dünya’ma katkı sağlamak amaçlı ne yapabilirim?” diye düşünmekle geçirse idi.

Hülasası

-  “Dünya nüfusunun tamamı nitelikli insan gücü, yarısı bilim ile ve onun yarısı da yegâne uzay konuları ile iştigal etmiş olsa idi, bugün yıldızlar arasında seyahat ediyor olurduk.. Kutluay Yüce

Saygılar

 

Doç. Dr. Kutluay YÜCE

Ankara Üniversitesi

Fen Fakültesi

Astronomi ve Uzay Bilimleri Bölümü

Öğretim Üyesi

 

 

Diğer Yazıları