banner50

banner34

80’LER DİZİSİNİN YORGANCISI HEMŞERİMİZ SAMİ ÇELİK

Tırnakları ile kazıyarak, yoksulluk içinde azmederek ilçemizin çıkardığı önemli sanatçılardan birisi olan Sami Çelik şimdi de TRT1’de yayınlanan 80’ler dizisinde “yorgancı” rolü ile ekranlara gelmeye hazırlanıyor. 

30 Ekim 2019 13:27
80’LER DİZİSİNİN YORGANCISI HEMŞERİMİZ SAMİ ÇELİK

banner49

İlçemizin iftar ettiği sanatçılardan olan Sami Çelik’in 6-7 yaşlarında müziğe ilgisi başladı. İlkokulda öğretmeni Abdullah Özcan’ın ısrarı ile bağlama çalmaya başlayan Çelik daha sonra keman ve diğer enstrümanlar ile müzik kariyerinde emin adımlarla yürümeye başladı ve şu an hem Türkiye hem yurtdışında birçok konser veren bir sanatçı haline geldi.

Bozkır Doğumlu olan Sami Çelik, 14 yaşında Seydişehir’e gelerek burada yorgancılık yapmaya başladı. Bozkır’da doğmuş olmasına rağmen gençliğinin geçtiği Seydişehir’in kendisinde başka bir yeri olduğunu ve bu yüzden Seydişehir’i memleketi olarak gördüğünü söyleyen Çelik, her fırsatta Seydişehir’e gelerek hemşerilerine ahde vefasını gösteriyor.

YOKSULLUK İÇİNDE BÜYÜK BİR SANATÇI DOĞDU

Tırnakları ile kazıya kazıya geldiği bugün ki kariyerinde ilçemizde geçirdiği günlerin büyük etkisi olduğunu belirten Çelik, burada kaldığı dönemlerde çok yoksulluk çekti, soğuk kış aylarında sobasız evlerde kaldı ancak yılmadı.  Bu dönemlerde Seydişehir’de folklor ekiplerinde bağlama ve keman çalıp, düğünlerde solistlik yaparken, Seydişehir Set Orkestrasının şefi Faik Aslan, keman üstadı Mustafa Aslan,  bağlama üstatları Ahmet Kabakçı ile Hasan Koçakoğlu gibi ustalardan ders aldı ve kendini geliştirdi.

KATILDIĞI HER PROGRAMDA MEMLEKETİNDEN BAHSETTİ

Seydişehir’de Kuyumcu Yunus Akgün’ün kızı ile evlenen Çelik, Müzik kariyeri için İstanbul’a taşındı. 1997 yılında çoğu kendi şarkıları olan “YALAN” albümünü piyasaya çıkardı ve albüm 150 bin sattı. Bu başarı sanatçıyı yeni albümler yapmaya teşvik etti. Birçok klip çeken sanatçı bu arada ulusal anlamda sesini ve şarkılarını tüm Türkiye’ye ve yurt dışına duyurarak birçok TV de kendi müzik programlarını yapmaya başladı. Elde ettiği onca başarı karşısında aslını unutmayan ve memleketine vefa duyguları ile bağlı kalan Çelik yaptığı ve katıldığı programlarında Konya, Seydişehir ve Bozkır ilçelerinden hep övgü ve iftiharla bahsetti.

Yorgancılık yıllarından ve yoksulluk içinden kendi emekleri ve azmi ile başarı elde eden sanatçı hemşerimiz Çelik, geçtiğimiz günlerde yine Seydişehir’i gelip, gazetemiz Toroslar’ı da ziyaret ederek hemşerilerini unutmadığını bir kez daha gösterdi.

“14 YAŞINDA SEYDİŞEHİR’E GELDİM VE MÜZİK EĞİTİMİ ALDIM”                            

Müziğe nasıl başladığını anlatan sanatçı Çelik; “Seydişehir Toroslar Gazetesi’ni ve Ali abiyi çok seviyorum. Benim için çok önemlidir. Seydişehir’e geldiğim zaman hep ziyaret ederim. Bozkır’da yorgancılık çıraklığı yapmıştım. İlkokulu Bozkır Çat köyünde okudum. İlkokul öğretmenimin tavsiyesi ile müzik yolculuğuma başladım. Yorgancı çıraklığı yaparken Taşağıllı Muzaffer abimin ekibine girmiştim. 14 yaşında da Seydişehir’e geldim ve orkestra ve Seydişehir’in duayen müzisyenlerinden Faik Aslan ile tanıştım. Ersay üner’in babası Güngör Üner vardı, Rahmetli Mustafa abim ve Rahmetli Güney kardeşim vardı. Burada müziğin yanında sahne duruşu, konuşma gibi eğitimler aldım.” dedi.

“İŞİN TEMELİNDE SEYDİŞEHİR MUSİKİ CEMİYETİ VAR”

Seydişehir’den İstanbul’a uzanan yolculuğundan bahseden Çelik; “ 87 ve 89 yılları arasında askerdeydim. Döndüğümde yorgancı açtım. Bir yandan da müziğe devam ediyordum. Bu yörenin türkülerini işlemeye başladım. Askerde de çok iyi müzisyenlerle karşılaşmış solfej ve nota öğrenmiştim. Ancak işin temelinde Seydişehir Musiki Cemiyeti var. Rahmetli kemancı Mustafa Arslan, çok emeği var, çok kıymetlidir. Daha sonra Seydişehir’de evlilik yaptım ve 1992’de İstanbul’a taşındım. Bu şekilde İstanbul maceram başlamış oldu. 3 tane albümüm var. Onlarca ödülüm var. Dünyada konsere gitmediğim ülke azdır. Türkiye’de hemen her ile gittim. İlginç bir durum ama Türkiye’de tek konsere gelmediğim il Konya’dır.” şeklinde konuştu.

“BOZKIRLIYIM AMA DEMİ SEYDİŞEHİR’DEN ALDIM”

Gençlik yıllarının geçtiği, müzik kariyerinin başladığı 80’li yıllarda ki Seydişehir’i anlatan Sami Çelik; “Seydişehir’e geldiğim zamanlar Seyyid Harun Veli Hz.’lerini mutlaka ziyaret ederim. O mübareğin getirmiş olduğu kokuyu hâlâ hissediyorum. Duamı ederim. Himmetimi isterim. Yoluma devam ederim. Seydişehir benim için başka bir anlam ifade ediyor. Ben Bozkırlıyım ama demi burada aldım. 80’li yıllarda tam bir kozmopolitan yapısı vardı şehrin. Ülkenin dört bir tarafından insan burada barınıyordu ve onların kültürünü yaşıyorduk biz. Urfalı, Giresunlu, Antepli, Samsunlu, Antalyalı, Konyalı.. O yıllar çok güzeldi, saflık, temizlik vardı. Hiçbir şeyin dejenere olmadığı yıllardır 80’li yıllar. Bu değerleri çocuklarımıza sevdiremiyoruz. Manevi değerlerimizi bozmadan çocuklara onu aktarabilmek çok önemli.. Ne yazık ki şimdiki nesilde bu manevi değerlere çok önem verilmiyor.” şeklinde konuştu.

TRT 1’DE ESKİDEN YAPTIĞI “YORGANCI” ROLÜNDE OYNAYACAK

Sanatçı yönüyle birçok başarıya imza atan Sami Çelik müzik kariyerinin yanı sıra oyunculukta da oldukça başarılı. TRT 1’de yayınlanan ve izleyicilerin beğenisini kazanan 80’ler dizisinde de rol alacağı haberini veren Çelik; “Çalmadığım enstrüman yok. Rabbime şükürler olsun bana çok güzel duygular bahşetmiş. Çok geniş bir ses yapım var. Orta Anadolu Bozlak, Doğu, Güneydoğu, Antep, Maraş, Hatay, Kilis gibi yerlerde okunan Barak Havaları, Urfa’da okunan hoyratlar, bunların hepsini okuyorum. Bu Rabbimin bana vermiş olduğu üstün bir yetenek. Verende O alanda O. Çok şükür. Halimize şükür, şu anda Vatan TV’de program yapıyorum. Bir de TRT 1’de ki Seksenler dizisinde yorgancı rolünde oynayacağım. Berber’in olduğu yere yorgancı dükkânı açtık. Orada oynayacağım.” dedi.

“ASLIMLA GURUR DUYUYORUM”  

Tüm bu başarısının yanında memleketine olan ahde vefası ile de oldukça sevilen Sami Çelik; “Bir insan aslını inkâr edemez. Ben Salih’in Kerim’in oğluyum. Bir kralın, bir kraliçenin çocuğu değilim. Sizin anneniz babanız kimse onun çocuğusunuzdur. Ben aslımı inkâr edemem. Köyde 4 çocuklu bir ailenin küçük evladıyım. 8-9 yaşına kadar mısır kabuklarından yapılmış yatakta yattım. İnkâr etmiyorum. Gurur duyuyorum. Yıllarca Seydişehir’de sobasız evlerde yattım. Ama sabır en büyük ilaçtır. Hala sabrediyorum. Rabbime şükürler olsun.” ifadelerini kullandı.

ÖZEL HABER; BÜŞRA AKSAKBAĞI AY / SİNAN CAN 

Yorumlar
Adınız
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner48

banner9