banner50

banner34

KANAL BAHANE, KAOS ŞAHANE...

Hakkı Balcı Yazısı...  

31 Aralık 2019 10:32
KANAL BAHANE, KAOS ŞAHANE...

banner49

Kavgacı bir üslupla her gün birbirimizi kemirmekle meşgulüz.

Birbirimize karşı İtham ve imha etme arasında ne kadar yıkıcı, yok edici tavır, kavram varsa edep etmeden kullanıyoruz.

En kötüsü de; toplumun her katmanının bu hayasızlığı normalmiş gibi algılamaya başlamış olması.

Şu pejmürde halimize bakın...

Bir tarafta esasen; zaman ve maliyet hesabı üzerinden tartışılması gereken İstanbul kanalı.

Diğer taraftan milli duygular ve bir hakkı teslim erdemliliğiyle davranılması gereken yerli otomobil.

Ayarımız kaçık. Yalanı essah gibi konuşuyor, ortayı bir türlü bulamıyoruz salladıkça bir yara bırakıyoruz insanda.

Her projede olduğu gibi çevresel ve ekolojik dengeleri bahane ederek istanbul kanalını ve içi boş nedenlerle de, yerli araba gerçeğini sulandırdıklarını hayretler içinde izliyorum.

Dolayısı ile muhalefetin hiçte samimi olmadığı, mesnetsiz iddiaların, kronikleşmiş her konudaki istemezükçülüğün sonucu olduğu kanaatindeyim.

Bu düşünceme rağmen; kanal istanbul projesinin şahsen bende uyandırdığı intiba; önemli bir proje olduğuna inanmakla birlikte, bugünkü ekonomik değerlerimizin, zaman ve zeminin buna uygun olmadığıdır.

Düşünmeli, birbirimizi iyi anlamalıyız. Ve asla ve asla unutmamalıyız.

Bizi bir millet, bir devlet yapan önemli unsurlardan biri; birlikte yaşama edebi ve adabıydı.

Bu ruh yerini maalesef; kavgacı, paylaşmayan, alma meyillisi habis ruhlu insan ekseriyetinin keyfiyetine bırakmaya başladı. 

Böyle olmasaydı; emperyalizm odaklı hiç bir darbe amacına ulaşamazdı zaten.

Demokrasinin esnek kurallarının her iktidar döneminde manipüle edilmesi yoluyla da; yazılı yasal zeminler hep kötüye kullanıldı. 

Ve birlikte yaşama ruhumuz insanlığımızdan koparılıp atıldı.

Halbuki,

Devlet dediğimiz olgunun birinci vazifesi ise; birlikte yaşamanın şartlarını insan merkezli düşünüp, kopan bağları güçlendirmek buna bağlı olarakta temel hak ve hürriyetleri hem yasal zeminlerde hemde adil uygulamalarla muhafaza etmekti ama hiç öyle olmadı.

Hiç kimse kendini kandırıp kendi sahtekarlıklarının içinde boğulmasın.

Kimse eğri büğrü oturarak doğruymuş gibi bir diğerimize ahkam kesmesin. Herkes kepini önüne atsın doğru oturup doğru konuşsun.

Hem birey hemde bir tüzel kişilik olan devlet, özeleştiri yapmak, doğru oturup doğruyu bulmakla kendisini yükümlü hissetmelidir.

Aksi halde bu durum maalesef bir facianın sondan bir önceki merhalesidir.

Muhtemel facianın birincil sorumluları ise; içimizdeki hainler, siyasetin iflah olmaz güç merkezleri ve bu durumu kişisel çıkarlarına dönüştüren dünyalık karakterler ve embesillerdir.

‘Öncelikli yer işgal edenler’ anlamına gelen ‘protokol’ payitahttan muhtarına kadar, kavgayı, yalanı, talanı, iftirayı, adaletsizliği terketmediği, bağı kopmuş halka önder olmadığı sürece bu facia kaçınılmaz hale gelecektir.

Hülasası;

Partisinin, liderinin, içinde bulunduğu örgütün, camianın, yalanını, talanını, iftirasını, adaletsizliğini, kulağı duya duya, gözü göre görmezden gelen şuurunu yitirmiş mutaassıplar,

Bu şuursuzlara sessiz kalan, bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın diyen lal’ler olduğu süre de efsanelerle dolu bu coğrafyaya kötüleri çok bir efsanede biz bırakırız bu gidişle. 

GÜNÜN SÖZÜ YAZININ ÖZÜ

Allah sonumuzu hayır eder inşallah..

Yorumlar
Adınız
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner48

banner9