banner10

banner34

BAŞI MELAMET, SONU KIYAMET BİR YAZI

Hakkı Balcı Yazısı... 

16 Ocak 2020 18:33
BAŞI MELAMET, SONU KIYAMET BİR YAZI

banner49

Dargınlık ve kırgınlıklar keşke daha çok olsaydı desem; bu nasıl bir temenni? Diyerek hayretle tepki gösterebilirsiniz...

Göstereceğiniz bu tepki elbette yersiz olmaz. Makul insan tavrıdır fakat atladığımız bir şey var... Benim özlemim eski küslüklere...

Toplumsal huzur; asgari ve azami müştereklerimizle direk ilintili olumlu ya da olumsuz eylemlerin tezahürü ile şekillenir.

Dolayısı ile yalnızlığı seven, seçen bireyler de, kalabalıkla iç içe yaşamak zorunda olanlar da, toplumsal huzurun teessüsü için; azami olmayabilir ama asgari müştereklerde birleşmekle mükelleftir.

İnsan olmanın ve birlikte yaşamanın gereğidir bu...

Bugün; suizanlar ve menfaatsel nedenlerle başlayan kavgalar, kırgınlıklar ve küskünlüklerin yegane sebeblerinden birisi işte bu asgari müşterek kavramını içselleştirilememiş olmamızdandır.

Hep birlikte yaşadığımız toplumsal huzursuzluğun diğer önemli sebebi ise; haklı çıkma tutkusu ve gereksiz kavramsal çatışmaların içine girmektir.

İnsan artık kendi olamıyor...

Çünkü; siyasi aktörlerin oluşturduğu siyasal alan ve diğer bütün oluşumların birinci unsuru olan insan; kendi bünyesindeki güç merkezlerinin manüplasyonlarına, algı yönetimlerine maruz...

Kurumsal mobbinglerin cenderesinde...

Buna birde abartılı dünyevi endişeleri, mahalli baskıları, güvensizliği, adaletsizliği, geçim eşitsizliğini ve feodalizmi de eklersek insanların dargın, kırgın, kırılgan olmaması mümkün değil.

İşin daha vahim tarafı ise; kırgınlık ve küslüklerin artık yüzünü gösteriyor olmamasıdır.

Asaleti yok artık yeni küslüklerin...

Nerde o, “küstüğüm dağın odununu yakmam...” diyen mertçe küslükler?

Nerede o, “Dilimin küstüğüne kalbimle konuşurum....” diyen pişmanlıklar...

Olmayasıya benimkisi biliyorum...

Asgari müştereklerde birleşemeyenlerden, azami müştereğe teveccüh mü olur?

Uhuvvetini yitirmişlerden, kalbini kibrine değişmişlerden müşterek ne beklenir ki? Küslüğünde asalet ararsın...

Küstüm diyenlerin, yüzleri arsızca gülüyor artık... On cebinde yirmi hançer... Kanıyor gülüyorsun, yenice bilenmiş bir hançerle yeniden delik deşik ediliyorsun.

Yanıyorsun, ağlıyorsun ağlamanın bedelini yine, yeni bir hançerle ödüyorsun...

Hülasası;

El-Fettâh, Es-Semi, El-Basî, Es-Samed deyip; sığınacağımız tek dayanağa ram etmekten başka, sadece ona bağlanmaktan, küstürmemekten başka çaremiz yok...

KIYAMETİN BUGÜNKÜ ADI; “HAMZA”

Gecenin geç saati ve yazımın hülasasına noktalı virgülünü yerleştirdiğim anda;
“Dayı başımız sağolsun hamzayı kaybettik” diyen yeğenimin titrek nefesine, ağlayan sözlerine tutundum geliyorum üç kürekli toprağına Hamza...

Rabbim cenneti ile muamele etsin sana...

Sabret Oğlum, sabret dayım...
kim bilir uzatmaların sonundayım belki de...

Yorumlar
Adınız
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner48

banner9