banner10

banner34

EŞKİYA DERELİ HALİL ÇETESİ’NİN SEYDİŞEHİR’DEKİ ŞENAATLERİ

 

24 Nisan 2020 16:23
EŞKİYA DERELİ HALİL ÇETESİ’NİN SEYDİŞEHİR’DEKİ ŞENAATLERİ

   I.Ahmed dönemi (1603-1617) Celali eşkıyalarından Dereli Halil Seydişehir Kazasındaki şenaatlerini

(fenalık,alçaklık) II.Osman (1618-1622) ve IV.Murad döneminde de ara vermeden sürdürmüştü.

Seydişehir’in kervan yolu üzerinde önemli bir ticaret noktası olması ilgi çekerken, Küpe dağlarında pek çok

mağara ve dehlizin varlığı bu sarp arazide fesad ve eşkıya güruhunun saklanmasına imkan vermekteydi.

   Konuyla ilgili olarak Tarihçi Ercan Arslan şunları söyledi “Bozkır kazasının Dere köyünden sipâhî

zorbası Halîl Seydişehir Kazası’nın Armudlu köyünden sipahi Hüseyin ve hizmetkârı Nûrullâh'ın evlerini

basıp kendileriyle birlikte yakmıştı. Bu esnada Halil’in en sadık adamlarından aynı köyden Bekir,

Abdussamed, Gâzî, Muharrem, Şabân, Lütfi,Satı, Mustafa , Bâlî, Velî, Piyâle, Balcıoğlu, Kara Hasan,

Nesîmî, Velî Nasûh ve Çat köyünden Sunî, Hâbil, İlyas, Hacı Durmuşoğlu, Hacı Ivazoğlu, Alî Baba,

Ramazan, Kozağacı köyünden Şaban, Eldoğan köyünden Mûsâ Efendi oğlu İbrâhîm de yanında

bulunuyordu. Bu hadise üzerine Hüseyin ve Nurullah’ın varîslerinden Nurlu ve Ganimet hatunlar ile

Mustafa, Kadıya müracaat etmişler ve yaşananlar naib ve mübaşir eliyle kayıt altına alınarak İstanbul’a

bildirilmişti. Esasında Seydişehir Kadısı ve Karaman Beylerbeyi evvelden de Dereli Halil ve çetesinin

kötülüklerini başkente haber etmişlerdi. Payitahttan gönderilen II.Osman dönemine ait Kasım 1618 tarihli

hükümde (BOA.Müh.Def.82-351-21) özetle “fesad taifesi eşkıyanın haklarında lazım geleni icra eyleyesiz”

denilmekteydi. Lakin bunu başarmak pek kolay olmayacaktı.

   Arşiv belgelerinde eşkıya Dereli Halil’in 1628 sonrası faaliyetlerinin arttığını görülüyor. Bunun sebebi

Seydişehir’in Kavak köylü eşkıya başlarından Dağlar Delisi Süleyman ve kardeşi Deli İlahi’nin ölümleri idi.

Artık rakibi kalmayan Dereli Halil köyünden kalkıp avanesiyle Seydişehir’e gelerek Hoşhanzadelerin

Konağını zaptetmiş ve faaliyetlerini buradan yürütmüştü. Kış mevsiminde ekseriya Gencek Bucağı’nın

Taşdereköyünde otururdu. Osmanlı Vakanüvisi (Tarihçi) Halepli Mustafa Naima Efendi eserinde eşkıya

Halil için “halka bir gazab-ı ilahi oldu” demekteydi. Eşkıya kel Halil’e Osmanlı Devleti’nin merkezi

otoritesinin sarsıldığı, ücretli leventlerin ipliğinin çürüğe çıktığı, sekbanların ise gözü izinde bir sürü zehresiz

(zehirli yılan) olduğu yıllarda 3 Ağustos 1629 tarihli berat ile Seydişehir, Beyşehir, Niğde, Kayseri, Akşehir,

Kırşehir ve Aksaray’da asker toplama yetkisi verildi. Bu yetkiyle Karaman Eyaletinin zorbası Seydişehir’de

haddi olmadan kadı yerine davalara bakar olmuştu. Konağında güya adalet dağıtıyor kimine hayat bahş

ediyor kiminin elini, dilini kestiriyor bazısının da idamını ferman buyuruyordu. Kimde bir kürklü libas, kimde

bir cins at görse kardeşi oğlu Ramazan’ı gönderip “Ağam kürkünü ister, atını ister der alıp getirtirdi”.

Seydişehir halkı bu haraminin yaptıkları yüzünden adeta canından bezmişti. Halkın bir kısmı başka

kazalara göç etmek zorunda kalmıştı. Seydişehir Köylerine baskınlar verip ahalinin mal, mülkünden pahada

ağır olanları gasp ettirirdi. Nihayet Dereli Halil’in zulümleri Seydişehirliler tarafından bu defa IV. Murad’a

mektuplarla arz edildi.

IV.Murad, Halil Eşkiyasının Katlini buyuruyor

   IV.Murad (1623-1640) eşkıyadan muzdarip Seydişehirlilerin yazdıkları şikayet mektuplarına kayıtsız

kalmamıştır. Bolvadin Beyi Çerkez Küçük Ahmet Paşa, Halil’in idamıyla görevlendirildi. Paşa askerleriyle

Akşehir, Çiğil yolunu aşıp Halil’i Seydişehir’deki konağında bir gece gafil avladı. Halil fesad ve şenaat

taifesinden adamlarıyla katledildi. Katledilenlerin içinde Yaycı Hasan zorbası da vardı. Halil’in başı Seyyid

Harun Cami karşısındaki çarşı meydanında ibreti alem için üç gün bekletildi ve sonrasında usül üzere

balmumuna batırılıp diğeriyle birlikte İstanbul’a gönderildi.

   Tarihçi Arslan devam ederek “14.yüzyıl başında orijinal bir Türk kenti olarak kurulan Seydişehir

Osmanlı Devlet otoritesinin zayıfladığı duraklama döneminden (1579-1699) itibaren Celali eşkıyasından

çok çekmiştir. Emir Şahi, Kavaklı Dağlar Delisi Süleyman ve kardeşi Deli İlahi, Dereli Halil, Boyalılı Seyit

Ahmet, Tavil (Uzun) Ali, Gevreklili Bıyıklı Ahmet ve oğlu Numan, Karahaydaroğlu Mehmed, Katırcıoğlu bu

taifenin Seydişehir havalisindeki önde gelen zorbalarıydı. Asilerin yaptığı zulümler Konya mahkeme

kayıtlarında da tafsilatıyla yer almaktadır. Dereli Halil’in şenaatleri ise M.Turhan Tan tarafından yazılan

“Cehennemden Selam” adlı romanının(1928) Eriyen Dağlar bölümünün konusunu oluşturmuştur. R. Ekrem

Koçu “Dağ Padişahları” isimli romanında (1962) bu azılı şakilerin bir kısmına yer vermiştir” dedi.

Yorumlar
Adınız
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.