banner27

banner34

ENGEL OLMASAK?

Büşra Özmen'in Engelliler Günü ile ilgili metni 

03 Aralık 2020 11:14
ENGEL OLMASAK?

Engellilik kavramının temelinde toplum içinde ki diğer bireylere göre “farklı” olma durumu yatar. Bireylerin yetilerini kullanamaması, organını kaybetmesi veya organının yeteri kadar fonksiyon görememesi gibi tıbbi bir neden bireyin toplum içinde var olabilmesi için gerekli ihtiyaçlarını farklılaştırır. Bizler de bu kişilere “engelli” deriz. Bu genel tanımıdır engelliliğin.  Aslında bireyin farklılığı; görüntüsünden değil ihtiyaçlarının diğer bireylere göre değişkenliğinden kaynaklanmaktadır. “Engellilik” kavramından ancak bireyin ihtiyaçları karşılanmadığında bahsedilir. Kısacası engellilik; ihtiyaçlarının karşılanmaması nedeniyle sosyal yaşam içinde bireyin yer almasında ve üretken olmasında karşılaştığı dezavantajlardır. Birisinin bir engeli olması için onu birisinin engel sahibi yapması gerekir. Benim engelli olmam için senin bana bir engel koyman gerekir. Dolayısıyla benim engelliliğim, senin engellerinden beslenir.

 Engellilik durumu sağlık problemleri yaşayan bireyin değil, o bireyi sosyal yaşama entegre edemeyen toplumun problemidir. Bulunduğumuz ortamda on kişi olduğumuzu varsayarsak ve birimiz dışında her birimizin gözü kahverengi olsa, yalnızca bir kişi mavi gözlü olduğu için o kişi farklı olur mu? Evet olur. Peki engelli olur mu? Mavi gözlü olmak bir engellilik midir? Her birimizin saçının olduğu bir grupta benim kel olmam beni sizden farklı yapar mı? Evet yapabilir. Peki kel olmam beni engelli yapar mı? Yahut herkesin 1.60 cm boy uzunluğu olduğu bir sınıfta, 1.50 cm boy uzunluğuna sahip birinin diğerlerinden kısa olması onu engelli yapar mı? Bizler grubumuzda birisi mavi gözlü diye ona “ah zavallı”, “yazık”, “bu da imtihan, sabret” gibi cümleler sarf edebilir miyiz?

Engelli olmak engellinin problemi değildir. Ona gerekli imkânı sağlayamayanların problemidir. Nasıl ki bir sınıfta uzun boylular arkaya oturtuluyor, kısa boylular öne oturtuluyorsa, engelli bireye de bu şekilde bakılmalıdır. Fakat iç sesim şu an bana dedi ki; ama o bir uzvunu kullanamıyor, mavi gözlü olan gözünü kullanıyor. Hemen iç sesime yanıt veriyorum; ben miyop astigmatım, göremiyorum uzakları, öyle aman efendim şöyle bir uzaklara dalayım diyemiyorum. Bulanık görüyorum, bir türlü hayatımdaki şeyler netleşmiyor. Gözlük kullanıyorum. Ben gözünü gözlüksüz kullanamayan bir birey olarak engelli miyim? Tekerlekli sandalye kullanan kişinin bu bağlamda benden bir farkı söz konusu olur mu? Hemen bakalım; ben gözümü kullanamıyorum, o ise bacaklarını. Ben gözlüksüz dışarı çıkamıyorum, o ise sandalyesiz. Hangimiz engelliyiz?

Bacağını kaybettiği için merdiven çıkamayan birey eğer asansör varsa söz konusu yere ulaşabiliyor mu? Pekala ulaşabiliyor. Bu sağlık sorunu kişinin yaşam içinde var olmasını engelleyebiliyor mu?

 İşitme kaybı olan birey işyerinde-okulda işitme sorununa uygun bir iş uyarlaması ile işini kaybetmeyebilir, yaşamını idame etmek için para kazanabilir, peki bu şekilde onu engelli yapan bir durum ortada mevcut mudur?

Böbrek sorunu olan bireyin çalışma hayatında veya sosyal mekânlarda tuzsuz yemek bulabilmesi, mekânların her yemekten aynı ölçüde tuzsuz yemek yapması bireyi sürekli eve gitme yahut evde olma durumundan kurtarabilir mi?

 Toplum içinde asansör, rampa, engelli tuvaleti, işe uygunluk, yeme-içme düzenlemeleri gibi uyarlamaların olmaması durumunda birey sağlık sorunu nedeniyle yaşama katılımda bu kişiler “engelli” mi olur yoksa tüm bu yaşamdan “engellenmiş”  mi olur?

Engellilik dünyamızda öyle bir hal almış ki, kişilerin bu durumunu bizler dilimize öyle aktarmışız ki! Artık engelli olmak dilimizde küfre dönüşmüş. Trafikte öndeki araca korna çalarız, ilerlemeyince camı indirir başımızı çıkarır başlarız bağırmaya; “sağır mısın kardeşim?” Pazarda birinin ayağına basarız yanlışlıkla, tepki hiç sekmez, gecikmez; “kör müsünüz ablacığım?” Gerizekâlı, şizofren ve daha nicesini insanları incitmek, yaralamak için kullanırız. Engelliliği acınası bir durum olarak görür; “vah vah tekerlekli sandalyeye mahkum” deriz. “Yazık bu da göremiyor” sözleri dilimizden düşmez.

Birde romantize ettiğimiz basma kalıp sözlerimiz vardır. Yanı sıra engelli bireylerin acımaya mazhar ve korunmaya muhtaç bireyler olduklarına dair inancı ifade eden cümleleri kullanmaktan geri durmayız. Her engelliler haftasında sosyal medya hesaplarımızı süsler bu kalıplar; ‘hepimiz birer engelli adayıyız’, ‘engellileri çok seviyorum’ cümleleri havada uçuşur. Bir de devletin her kademelerinde çok sık duyduğumuz tamamen gafletle söylenmiş sözler;  “normal bireylerin sorunları çözüldükten sonra engelli bireylerin sorunlarıyla ilgilenilebilir. Şimdi mavi gözlüler bir sıraya geçsin, gözlüklüler bir sıraya, kısa saçlılar ve uzun saçlılar yan yana dursun. Normalleri aldıktan sonra sıra diğerlerine de gelecek demek ne anlamaya geliyorsa bunların yerine koyduğumuz “engelli” de tam olarak aynı şeye hizmet ediyor.

Engellilik konusu toplumsal yaşamın en temel yapısı olan dil ile adeta her gün yeniden tanımlanıyor. Bu nedenle kullandığımız dilin yanlış veya kötü kullanımı sadece sosyal çözülmenin değil, aynı zamanda toplum olarak ahlaki problemlerimizin liderliğini yürütüyor.

 

Her şeyin iki ayaklılara, sağ elini kullananlara, işitmekte hiç problem yaşamayanlara göre dizayn edildiği dünyamızda, bunun bu şekilde dizayn edilmesidir asıl engel. Çoğunluk her zaman normal karşılanır. Bazı engeller aşılabiliyor fakat bazıları aşılamıyor, işte biz tam olarak aşılamayan tarafta duruyoruz. Çünkü bu engelleri bizler koyuyoruz.

 

 “3 Aralık Dünya Engelliler Günü”nü, engelliye engel çıkaranların gününü, sözlerimin yerine ulaşmasını dileyerek kutluyorum. Engelli olmak uzuv eksikliğiyse eğer, en değerlimizi, bizleri hayata, yaşama bağlayan kalplerimizin eksilmemesini dileyerek, umarım bu anlamda engelli adayı olmayız hiçbirimiz.

 Varlıklarını bir yük, bir külfet, ekonomik zarar olarak görmediğimiz, engel olmadığımız güzel yarınlara…

 

BÜŞRA ÖZMEN

 

Yorumlar
Adınız
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.