banner79

Tarihçi Ercan Arslan’ın kaleminden Seydişehir Mektubu (1923)

Tarihçi Ercan Arslan’ın kaleminden Seydişehir Mektubu (1923) 

27 Mart 2021 00:13
Tarihçi Ercan Arslan’ın kaleminden  Seydişehir Mektubu (1923)

 

Konya’da yayınlanan Babalık Gazetesi’nin Seydişehir Muhabirinin 17 Aralık 1923’te göndermiş olduğu ve 24 Aralık 1923’te gazetede yayınlanan mektubunu sizlerle paylaşıyorum.

“Feyyaz yağmurları yağmakta, çiftçinin yüzü gülmektedir. Seydişehir ve Beyşehir şosesinde iki mühim köprü hitama ermiş demektir. Birisi güzel iki kâgir ayak temellere malik olup diğeri de o cesamette metindir. Kış yolculuğunda bu iki mahal savb-ı mürur denecek derecede ağır arabaları ziyade müşkülata uğratmakta idi. Tesviye-i terabyesi hitam bulmuş ve birçok granitleri ihzar eylemiş olan bu şosenin hayat-ı memleketle alakası şediddir. Fakat hulul eden mevsim-i şita ameliyenin tatilini mucip olmuştur. Kar Küpe Dağları denilen Torosun bu eteklerinde Seydişehir’inin hatt-ı balasında beyaz mantosuna büründü. Fakat şehre kadar inmeye henüz temayülat göstermemektedir. Şu günlerde havalar faslı  rebiiyeyi andırıyor. Bu cilve-i tabiiye, çiftçinin tohumunu toprağa vazine müsaadesinden başka bir şey değil.

Niçin havyar yapılmıyor? Karaviran Gölünden mebzul balık çıkmaktadır. Bu balıklar kesretli yumurtaya malik olduğundan maalesef ne teksiri cihetine gidilmekte ve ne de yumurtasından istifade için nehirde veya köylerde havyar yapılmaktadır. Bir vakitler Sarafim (İbranice Melek) isminde birisi burada hayli havyar ihzar ve pazar-ı ticarete  arz etmiş. Yalnız küçük balıkları tuzlayıp Konya’ya sevk ediyorlar. Gerek Beyşehir ve gerek Seydişehir Karaviran  Göllerinde iptidai usul ile balık avlanmaktadır. Telefon: Seydişehir’inde Gencek’e dokuz saat mesafede  telefon yapılmış olup  o havali pek çok  istifade etmektedir. Direk ve telleri hitam bulmuş olan Kisecik ve Gökhüyük Karyeleri makineleri de faaliyettedir. Seydişehir’inden Bozkırın Saray’ından Çumra’ya ve Konya’ya mükemmel muhabere icra edildiği gibi  yakında Bozkır teli de Saraya rabt olunmak üzeredir. Beyşehir ile esasen muhabere edildiğinden o kaza vilayete rabt olunmuş demektir ki bu hususda Kaymakam Hami Bey  kazalar içinde birinciliği ihraz eylemiştir. Ilıcalarda bir tehlike: Şayan-ı temenni bir nokta var. Bu cihet ihmal değil herhalde imhal ediliyor. Seydişehri’nde Şehr-i Velverid namında bir tepe var. Bu kısmı tarihidir. Mukaddema bir şehir yaşamış olan bu tepeciğin yeri semredar ağaçlarla muhat bahçeliklerdir. Zirvesinde birbirine mütenazır iki ılıca var. Birisinin yalnız duvarları üstü açık, diğerinin büyük çapta mermilerin hedefi olmuş kubbesi…”

Yeni Türk Devleti’nin kuruluşundan yaklaşık 3 yıl, Cumhuriyetin ilanından 2 ay geçmiş olduğu bir dönemde küçük bir Orta Anadolu kazası olan Seydişehir’de genel vaziyet ile alakalı yukarıdaki malumat oldukça önemlidir. Seydişehir’in yaklaşık yüz yıl önceki görünümü özetle bu idi. Dönemin Belediye Reisi Remzi Bey (Ülker), Kaymakamı ise Hadi Bey idi. Bugün kentimizde gelinen noktayı artı ve eksileriyle kavrayabilme adına geçen asrın Seydişehir’ini ulaşabildiğimiz kadar öğrenmeye ve tanımaya devam edeceğiz.

Kaynak: “Kazalarımızın Hâli”, Babalık Gazetesi, 15 Cemaziyelevvel 1342 (24 Aralık 1923)  Sayı:1378)

Yorumlar
Adınız
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.