<?xml version="1.0" encoding="utf-8"?>
                 <rss version="2.0" 
                 xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
                 xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" 
                 xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" 
                 xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
                 <channel><title>Seydişehir Toroslar Gazetesi </title>
                      <link>https://www.toroslargazetesi.com.tr/rss.xml</link>
                      <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.toroslargazetesi.com.tr/rss.xml" type="application/rss+xml" rel="self"/>
                      <language>tr</language>
                      <description>Toroslar gazetesi  , konya haber , seydişehir haber , tarafsız , objektif ve en etkili organik haberleriyle , Konya Haber,Seydişehir medya,Seydişehr Basın,Konya Medya,Konya Basın,haber</description>
                      <category>News</category>
                      <lastBuildDate>Sun, 13 Sep 2026 06:05:44 +0000</lastBuildDate>
                      <ttl>1</ttl>
                      <generator>Seydişehir Toroslar Gazetesi  - Haberler</generator>
                      <copyright>Copyright - 2026 - Seydişehir Toroslar Gazetesi </copyright><item><title><![CDATA[Sen Benim Kim Olduğumu Biliyor Musun?]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.toroslargazetesi.com.tr/haber-sen-benim-kim-oldugumu-biliyor-musun-19230.html</guid>
                    <link>https://www.toroslargazetesi.com.tr/haber-sen-benim-kim-oldugumu-biliyor-musun-19230.html</link>
                    <description><![CDATA[Nilüfer Özpolat Köşe Yazısı]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ zpola

&nbsp; Kendiside camlarıda simsiyah olan heybetli arabasının arka camından kafasını uzatıp soruyor, “ Sen benim kim olduğu mu biliyor musun?”. Her miliminden bir kitap yazılabilecek &nbsp;yüz ifadesiyle, soruyu sorana bakarak “Tanıyamadım kimlerdensin?” cevabına hep çok gülmüşümdür.

&nbsp;

Kimsin sen bre insan evladı? Aldığı nefesi veremeyecek, verdiği nefesi alamayacak kadar aciz, yattığı yataktan uyanıp uyanamayacağı belirsiz, dünya güzeliyim diye kibirlenirken, ölüsü kokunca bulunan artist…

&nbsp; Bünyesinde binlerce işçi çalıştırıp , kendisi hastalığından sebep sebze haşlamasından başka birşey yiyemeyen holding sahibi misin? Hani şu dolmuşta yardımcısının “Para, mal, mülk gani gani ama, adamın yiyebildiği otdan öte birşey değil, acıyom valla” diye anlattığı milyarder misin?…

&nbsp; “Tepede dayısı var, koltuğa oturttular, yaptığı yanlışlara gülüyor kargalar ” diye çay ocağında konuşulan müdür müsün yoksa? Ya da aynı müdürün keyfi çatarsa işe alır belki diye kapısında bir dosya dolusu diploma, başarı belgesi ile bekleyen, yüzünden boncuk boncuk terler dökülürken “Bu defa olsun ne olur Allah’ım ” diye dualar eden işsiz, çaresiz, dayısız gençlerden misin? Bilemedim kimlerdensin be garip?

&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Tarlaya bağa bahçeye avuç avuç zehir atarak “Bak kızım bunu verirsen toprağa&nbsp; köke, bir değil&nbsp; on alırsın&nbsp; bahara güze. İki kitap okudum diye kendini doğa dostu mu&nbsp; sandın? Sen bu kafayla gidersen bu bahçadan nasıl kazanç alırsın? diyen , kazandığı parayla umreye koşup, “Geldim Allahım geldim, emanet ettiğin toprağa ilaç adı altında zehiri verdim, havayı suyu, kurdu kuşu, ürünlerden yiyen cümle kulunu ateşe attım, kapına geldim diyenlerden misin?

&nbsp;&nbsp; “ Soğan yerli mi? Kaç para? ” diye sorup,“ Kendi soğanımız, sadece hayvan gübresi verdik, kilosu iki buçuk&nbsp; lira abla ” cevabını alınca, sağ bileğindeki altın burmalarını, sol eliyle gömlek kolunun altına gizlemeye çalışırken, “İki liradan verirsen 10 kilo alırım” diyen gafil mi? “Sırtımdan akan tere mi&nbsp; yanam, çuval taşıtırken verdiğim mazot parasına mı? Satılmazsa eğer eve nasıl ekmek alam” diye kıvranan mazlum köylü mü? Bu sahneyi kenarda elleri titreyerek izleyen, üzerinden aylar geçtiği halde “ Ver ablaya 10 kilo 2 buçuktan, benden hediye olsun” demediğinin pişmanlığını yaşayan meçhul müsün?

&nbsp;

&nbsp;&nbsp; “Her yer de yiyip içemiyorum. Ben çok titizim, her hafta cam silerim, parkeme yağ dök yala eminim,&nbsp; arabam haftalık dip köşe yıkanır, o kadar da hijyenim” havasında sohbetler edip, yürüğü yollara, yaşadığı sokağa sigara izmaritini, kullandığı maskeyi, sümüklü mendilini, piknik için gittiği orman ve mesire alanlarına; çocuğunun bezini, plastik çöplerini, kırdığı şişeleri atıp savuran bir de&nbsp; kasılan iki yüzlülerden misin?

&nbsp; “Gurbet rahat bile olsa ben memleketime döneceğim.”&nbsp; fikrinize; “Ben de yıllardır Avrupadayım amma döneceğim. Köydeki kırın başını, bayırın tamamını, harmanın kenarını, üç beş dükkanı, birkaçta apartumanı&nbsp; alacağım diye bekledim. ” diyen gurbetçi emmi mi? “He he babam kesin dönüş yaptı memleketine, hayallerini , özlemini ,yatırımını toprağın üstüne yaptıydı ama olmadı köydeki aile kabristanına defnettik” diyen yaralı evlat mı? Deyiver ağam kimsin, kimlerdensin bilemedim ben.

&nbsp;Hani şu ibretlik anlatılan ama fıkra sanılan; banka memuresine “Kızım çayı sol elle içmek caiz değil” diye tebliğ ederken, “Hacı amca sağ elimle senin faiz kazancını hesaplıyorum.” cevabını alıp, şen kahkahalarla oradan çıkıp cuma vakti geldiği için yönünü camiye dönen dedemiz misin?

&nbsp;Ben kimim? Sen kimsin? Biz kimiz ? Biz kimiz ey ahsen-i takvim?

&nbsp;&nbsp;&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.toroslargazetesi.com.tr/biyografi-haberleri">Biyografi</category><dc:creator><![CDATA[Sen Benim Kim Olduğumu Biliyor Musun? - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sun, 21 Apr 2024 19:35:35 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.toroslargazetesi.com.tr/images/haber/sen-benim-kim-oldugumu-biliyor-musun-223656-20240421.jpeg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.toroslargazetesi.com.tr/images/haber/sen-benim-kim-oldugumu-biliyor-musun-223656-20240421.jpeg"/>
                    <enclosure url="https://www.toroslargazetesi.com.tr/images/haber/sen-benim-kim-oldugumu-biliyor-musun-223656-20240421.jpeg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[ANMA ]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.toroslargazetesi.com.tr/haber-anma-19214.html</guid>
                    <link>https://www.toroslargazetesi.com.tr/haber-anma-19214.html</link>
                    <description><![CDATA[Anma]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[  ANMA

EŞİM SAVAŞ BARLAS 13.04.1997-2024

TAM 27 YIL

Hep özlemle anılarla geçen 27 sene ,yarım kaldı hep öykülerimiz.

Sevmek için sebep aramadım hiç sesin yetti kalbime !

Sesinde ne var biliyor musun ? Söylenmiş sözcükler

Mekanın Cennet olsun sevdiğim.

Nurlar içinde uyu

Özlemle anıyoruz

Eşin :Birsen Barlas

Kızın Azmiye ,Damadın Suat

Oğlun Seyit Ali ,Gelinin Görkem

Torunların :Sarp ,Batu ,Bora

 

 

 
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.toroslargazetesi.com.tr/biyografi-haberleri">Biyografi</category><dc:creator><![CDATA[ANMA  - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sun, 14 Apr 2024 10:07:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.toroslargazetesi.com.tr/images/haber/anma-haberi-130912-20240414.jpeg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.toroslargazetesi.com.tr/images/haber/anma-haberi-130912-20240414.jpeg"/>
                    <enclosure url="https://www.toroslargazetesi.com.tr/images/haber/anma-haberi-130912-20240414.jpeg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[ Keşke ! 29 Şubat Olsaydı.]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.toroslargazetesi.com.tr/haber-keske-29-subat-olsaydi-19048.html</guid>
                    <link>https://www.toroslargazetesi.com.tr/haber-keske-29-subat-olsaydi-19048.html</link>
                    <description><![CDATA[Nilüfer Kaya Özpolat]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;&nbsp;

&nbsp;

&nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;Herşey zamanla geçermiş. Bu, acılar içinde geçerli midir? Gerçi geçmiş olsa bu kadar acıtabilir mi? Her 28 Şubatta düşünürüm; keşke 29 Şubatta yapsalardı bu zulmü, dört yılda bir kanasaydı &nbsp;yaralarımız. Ben Rabbimden razıyım. Allah kullarına zulmetmez. İmtihan&nbsp; dünyası ve elbette iddialarımızın ispatı istenecek hepimizden. 28 Şubat süreci de bu imtihanlardan biriydi. &nbsp;&nbsp;O süreçte yaptıklarımdan çok, yapamadıklarımın pişmanlığını taşıyorum halen. &nbsp;Doktor olmasına &nbsp;6 ay kalmışken, &nbsp;okuldan atılan Derya, buna sebep olarak gösterilen başörtülerini, öpüp öpüp &nbsp;valizine koyarken, ağlamaktan daha fazlasını yapabilseydik mesela!.Tesettüründen sebep, derse alınmayan öğrencilerle,el ele yürüyüşler yapıp, sloganlar atarken, bununla yetinmeyip, yerden bir taş alıp, &nbsp;zalimin kafasına atmış olmayıda çok isterdim.

&nbsp; “ Öğretmensen, hemşireysen, mühendissen neden çalışmıyorsun?” diye soran çocuklarımıza, yeğenleremize&nbsp; daha açık yüreklilikle anlatsaydık, yapılan haksızlıkları… Bugün moda haline getirilen tesettürün , Allah’ın bir emri, uğrunda şehitler verilen bir ayet olduğunu.

&nbsp;“…..Nice küçük topluluklar, daha kalabalık topluluklara Allah'ın izniyle galib gelmiştir; Allah sabredenlerle beraberdir.”(Bakara Suresi 249 ) &nbsp;ayetleri bir bir nazil olurken yüreklerimize, dimdik karşı dururken bu zulme, &nbsp;direnişimizi zalimler değil, bizdenmiş &nbsp;gibi görünen ve zulme rıza gösterenler sarsıyordu. Değilmiydi ağacı kesen baltadır,&nbsp; baltanın sapı da&nbsp; ağaçtandır

&nbsp;Köşklerinde, başörtüsü teferruat mıdır? Fürüat mıdır ? felsefesi yapanların tutumları konuldu önümüze “ Onlar! razı. Siz de teslim olun. Peruklarınız bizden hediye ” &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;

&nbsp;&nbsp; O günler de, hayatımızla, yakan top gibi oynayanlar ,hayallerimizi, umutlarımızı geleceğimizi yakarken bilmiyorlardı ki öldürüldükçe dirilen, yakıldıkça küllerinden doğan bir davaydı savaştıkları.

&nbsp;&nbsp;&nbsp; Kulaktan kulağa oyununun ilk &nbsp;cümlesini &nbsp;&nbsp;“Yazık bir metrelik &nbsp;örtüye sahip çıkalım derken, memur olamayacaklar&nbsp; ”diye fısıldarken münafıklar, bir elin parmağı kadar az ama bir yumruk kadar kuvvetli bacılarımız&nbsp; Resulullah’ın (sav) sözünü haykırarak &nbsp;bitiriyorlardı bu kirli oyunu; &nbsp;“ Dünya onların ahiret bizim olsun istemez misin ya Ömer? ”

&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; İkna odalarındaki, vaad ya da baskılar çok ağır olsada “Sağ elime güneşi, sol elime ayı verseniz, ben bu yoldan dönmem “ diyen, peygamberin izinden giden, ey zamanın Meryemleri neredesiniz? Kunutlarımız da tüm zerrelerimizle okuduğumuz “ Tebbet yeda’ ebi lehebin ve tebb” ayetleri &nbsp;halen yankılanıyor mudur semalarda ?

&nbsp;&nbsp;&nbsp; Felsefe okuyacağımı duyup “Aman dikkatli ol, o bölümü okuyanların çoğu kafir oluyormuş ” diye bizi uyaran müslümanlar! , başörtüsü yasağı ortaya çıkınca; “Alemin safı sen misin? Hacıların hocaların kızları açıldı. Ne bu inadın,&nbsp; çıkar örtünü, yap işini ” diye nasihat edip! 180 derece dönerken… Felsefe bölümünün sözde dinsizleri “ Özgürlük adına, insan hakları adına sizin yanınızdayız. Tesettürünüzle dersimize girebilirsiniz ” açıklamalarını yaptılar. Secdeler de ağladık; iman neydi? Inanç neydi? Kimdi müslüman?

&nbsp;&nbsp; Belediyemiz geçen hafta Tiyatro Ankebut ekibini “Bin Yıl” isimli oyunlarıyla ağırladı.&nbsp; Güldürürken ağlatan, ağlarken düşündüren harika bir gösteriydi. Sol çaprazımda outran ve gözyaşlarıma pek anlam veremediği belli olan, bir küçükle göz göze geldik. Sanki o beni anlamak istiyor, ben de ona sormak istiyordum; “29 Şubatta olsaydı bu zulüm, dört yılda bir mi kanardı yaralarımız? ”

&nbsp;&nbsp;&nbsp; “Eee helallik istendi ya daha ne uzatıyorsunuz” diyenler ; o mahsunların gençlik yıllarını, umutlarını hayallerini geri vermeden neyin helalliği bu ?

&nbsp;Her hak! Hak gününün sahibi, Alemlerin Rabbi Allah yanında saklıdır. Hesapların görüleceği gün mutlaktır.

Selam ve dua ile

&nbsp;

&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.toroslargazetesi.com.tr/biyografi-haberleri">Biyografi</category><dc:creator><![CDATA[ Keşke ! 29 Şubat Olsaydı. - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Wed, 28 Feb 2024 07:41:25 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.toroslargazetesi.com.tr/images/haber/keske-29-subat-olsaydi-105816-20240228.jpeg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.toroslargazetesi.com.tr/images/haber/keske-29-subat-olsaydi-105816-20240228.jpeg"/>
                    <enclosure url="https://www.toroslargazetesi.com.tr/images/haber/keske-29-subat-olsaydi-105816-20240228.jpeg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[1935 YILI GENEL SEÇİMLERİNDE KONYA ve SEYDİŞEHİR]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.toroslargazetesi.com.tr/haber-1935-yili-genel-secimlerinde-konya-ve-seydisehir-19015.html</guid>
                    <link>https://www.toroslargazetesi.com.tr/haber-1935-yili-genel-secimlerinde-konya-ve-seydisehir-19015.html</link>
                    <description><![CDATA[1935 YILI GENEL SEÇİMLERİNDE KONYA ve SEYDİŞEHİR

]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ &nbsp;

Merhabalar değerli tarih dostları.

Konya ve Seydişehir’de geçmiş seçimleri anlatmaya devam ediyoruz.

Dilerseniz ilk önce ülkemizde 1935’ e kadar gerçekleştirilen seçimler hakkında kısaca bilgi verelim.

Türkiye’de ilk genel seçim 1. Meşrutiyetin ilanı sonrası 1877 yılında yapılmış ve batı tarzında ilk parlamento 20 Mart 1877’de açılmıştır. Meclis 1 yıl sonra tatil edilmiş, 23 Temmuz 1908’de yeniden açılmıştır. 9 Ocak 1920’ de açılan son Meclis-i Mebusan, Misak-ı Milli’yi kabul ve ilan etmiş, İtilaf kuvvetlerinin İstanbul’u resmen işgali üzerine 11 Nisan 1920’de feshedilmiştir.

Meclis-i Mebusan’ın feshi üzerine Mustafa Kemal Paşa’nın ülkenin her tarafına gönderdiği telgraflar ile, milletvekilleri Ankara’da toplanmış 23 Nisan 1920’de I. Meclis açılmıştır. Lozan görüşmeleri devam ederken, Barış Antlaşması’nın riske gireceği düşüncesiyle yeniden seçim kararı alınmış 11 Ağustos 1923’de II. Meclis toplanmıştır.

Cumhuriyet’in ilanı sonrası, ilk yıllarda Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası’nın kurulup kapatılması, 5 yıl sonra Serbest Cumhuriyet Fırkasının kurulması fakat üç ay sonrası feshi üzerine 1946 yılına kadar yapılan tüm seçimlere Cumhuriyet Halk Partisi tek başına girmiştir. Bu süreçte seçmene tercih hakkı tanımak maksadıyla 1931’den itibaren bazı seçim bölgelerinde eksik aday gösterilerek bağımsız milletvekillerinin meclise girmesi sağlanmıştır.

Yazımıza konu olan 1935 yılı seçimlerinde ise ilk kez kadınlara seçme ve seçilme hakkı verilmiş, gayrimüslim vatandaşların ilk kez milletvekili seçilerek meclise girmelerine izin verilmiştir.

1935 yılında Konya’da CHP’nin durumuna dair en muteber kaynak Mustafa Kemal Atatürk’ün emri ile o dönem Aydın milletvekili olan Adnan Menderes’in CHP Konya teşkilatı hakkında hazırladığı rapordur. Menderes’in üç ay boyunca Konya merkez ve ilçelerini gezerek hazırladığı bu rapor, CHP teşkilatlarının faaliyetleri ve Konya’nın siyasi ve ekonomik yapısına dair kayda değer bilgiler vermektedir.

Rapora göre, parti merkez ve ilçe teşkilatları belirli zümrelerin kontrolü ve çıkarları doğrultusunda yönetilmiş bu yüzden halkın gönlünde kök salamamıştır. Parti faaliyetleri düzensiz ve zayıftır. Konya merkez nüfusu 102 bin olup, partiye kayıtlı üye sayısı 6107’dir. Merkezde partinin altı adet ocağı olmasına rağmen bunlardan üç tanesi yalnızca kâğıt üstündedir. Diğer 3 tanesinin de uzun süredir hiçbir faaliyeti olmamış ilgisizlik ve parasızlıktan ötürü kapanmıştır.

Seydişehir içinde durum pek farklı değildir. İlçe nüfusu 31 bin olup partiye kayıtlı üye sayısı 1782 kişidir. İlçede sevilen, kıymet gören, kişilerin partiye kayıt olmaları için çalışmalar yapılmış fakat başarılı olunamamıştır. Parti kongreleri düzensiz şekilde yapılmıştır. İlçe başkanı Avukat Sait Sönmez ve diğer parti üyeleri kendi hallerinde yaşlı kişiler olup hiçbiri parti işleri ile alakadar değillerdir. Parti sekreteri, latin alfabesini bilmediği için yazışma işleri son derece sıkıntılı devam etmektedir. Belediye Başkanı Agâh Bey, kendisini parti genel sekreterliğine “İlçe Başkanı” olarak tanıtarak, parti binasına eşya almak için bin lira almıştır. Agah bu para ile parti binasına eşyalar almış fakat, parti yönetim kurulu kendi haberi olmadan eşya alınmasına itiraz etmiş ve eşyaların kıymetinin bin liradan az olduğunu söylemişlerdir.

Bu şartlar altında iki dereceli olarak 17 Ocak ve 8 Şubat 1935 tarihinde yapılan genel seçimleri ülke genelinde olduğu gibi Konya’da da CHP kazanmıştır. Konya’dan 1’i Kadın 1’i Bağımsız olmak üzere toplam 15 milletvekili meclise girmiştir.

1935 yılında kabineye giren Konya Milletvekilleri şunlardır;

&nbsp;

Konya’nın ilk kadın milletvekili Bahire Bediş Morova; 1897 Bosna doğumludur. Bolu Kız Sanat Okulu’nda resim öğretmeni ve Bolu Belediye Meclisi üyesidir. Atatürk’ün teşviki ile milletvekili seçilmiş, bir tesadüf eseri Atatürk ile aynı gün de vefat etmiştir. Seçimlerden bir ay sonra Babalık gazetesinde yayınlanan röportajında “Konyalılardan ilk defa sizinle görüşüyorum. Konya’ya evvelce hiç gitmemiştim. İlk fırsatta oraya gitmek, köylerine kadar dolaşmak isterim” demiştir. Mülakattan da anlaşılacağı üzere Bahire Hanım ilk kez, seçimlerden sekiz ay sonra Konya’ya gelmiştir. Yalnız, hakkını teslim etmek gerekir ki, Bahire Hanım Konya’da gerçekleştirmesi elzem olan sulama, ekonomi, demiryolu, tarihi eserlerin korunması gibi konuları mecliste dile getirmiştir. Ekekon gazetesinin haberine göre, Bahire Hanım, 29 Eylül 1935 tarihinde Beyşehir ve Seydişehir’e de gelmiş Seydişehir’de bir gece konaklamıştır.

&nbsp;

Konya Bağımsız Milletvekili Ali Fuat Cebesoy;&nbsp; Milli Mücadele’nin başarılı subayı aynı zamanda&nbsp;Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk muhalefet partisi olan&nbsp;Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası'nın kurucularındandır.1968 yılında vefat etmiştir.

&nbsp;

Ali Rıza Türel;&nbsp; 1899’da Üsküp doğumludur. İstanbul Hukuk Mektebi mezunu olup 4 dönem Konya milletvekilliği yapmış. 1960 yılında vefat etmiştir.

&nbsp;

Tevfik Fikret Sılay; 1890 Konya, Sille doğumludur. Hukuk mektebi mezunu olup 5 dönem Konya Milletvekilliği yapmıştır. 1959 ‘yılında vefat etmiştir.

&nbsp;

Dr. Osman Şevki Uludağ; 1899 Bursa doğumludur. Doktor tarihçi ve müzisyendir. 3 dönem Konya milletvekilliği yapmıştır. Bursa “Keşiş Dağı” ismi onun önerisi ile 1925 yılında “Uludağ” olmuştur. Bu sebeple “Uludağ” soyadını almıştır. 1964 yılında vefat etmiştir.

&nbsp;

Ahmet Hamdi Dikmen; 1893 Ünye doğumludur. Yüksek Ziraat Okulu mezunudur. 5 dönem Konya milletvekilliği yapmıştır. 1947 yılında vefat etmiştir.

&nbsp;

Mustafa Eken; 1901 Konya, Karatay, Hayıroğlu doğumludur. Çiftçidir. 2 dönem Konya milletvekilliği yapmıştır. 1993 yılında vefat etmiştir.

&nbsp;

Prof Dr. Ali Muzaffer Göker; 1890 İstanbul doğumludur. 4 dönem Konya milletvekilliği Tokyo ve Moskova Büyükelçilikleri yapmıştır. 1959 yılında vefat etmiştir.

Musa Kazım Güler; 1890 Konya, Karatay doğumludur. Konya Hukuk Mektebi mezunudur. 3 dönem Konya milletvekilliği yapmıştır. 1973 yılında vefat etmiştir.

Mustafa Ulusan; 1873 Konya, Meram, Kalecik doğumludur. Konya Karahafız medresesi mezunudur. 6 dönem Konya milletvekilliği yapmış 1943 yılında vefat etmiştir.

Şevket Dağ; 1876 İstanbul doğumludur. Ünlü ressam Osman Hamdi Bey’in öğrencisidir. Türk Ressamlar Cemiyeti’ni kurmuştur. 1 dönem Konya 2 dönem Siirt milletvekilliği yapmış. 1944 yılında vefat etmiştir.

Musa Kazım Okay; 1892 Giresun doğumludur. Asker ve öğretmendir. 3 dönem Giresun’dan 3 dönem Konya’dan milletvekili seçilmiş 1958 yılında vefat etmiştir.

Mehmet Naim Onat; 1899 Konya doğumludur. Konya Yağmurlu Medresesi mezunudur. Mustafa Kemal Atatürk’e&nbsp; “Atatürk” soyadını öneren kişidir. 6 dönem Konya milletvekilliği yapmış 1953 yılında vefat etmiştir.

Mehmet Cemal Tekin; 1881 İstanbul doğumludur. Lokantacılar Cemiyeti başkanıdır. 1 dönem Konya milletvekilliği yapmış 1944 yılında vefat etmiştir.

Mustafa Halit Üner; 1887 İstanbul doğumludur. Üsküdar Paşa Mektebi mezunudur. Uşak şeker fabrikasında kaynak ustasıdır. 1 dönem Konya milletvekilliği yapmıştır.

Seçimlerde Konya ve Seydişehir yazı dizimize haftaya devam edeceğiz.

Yeniden görüşmek dileğiyle.

Muhammed Kemal Erdem

Youtube : @mkemalerdem

İnstagram /Fbook / Twitter: @eski_seydişehir &amp;&nbsp; @eski_konya

&nbsp;

Yararlanılan Kaynaklar;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 

Kemal Karpat, Türk Demokrasi Tarihi, Timaş Yayınları, 2010

Ömer Akdağ, Konya’da 1935 Genel Seçimi, Literatürk Yayınevi, &nbsp;2009

Ömer Akdağ, Konya’da Çok Partili Dönem Genel Seçimleri, Palet Yayınları,2011

Faysal Mayak, Cumhuriyet Halk Partisi’nin Konya’da ki Teşkilat Yapısı Hakkında Adnan Menderes’in Teftiş Raporu (1935)

Ali Işık, konyayazıları.blogspot.com

Babalık Gazetesi,&nbsp; 14 Mart 1935

&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.toroslargazetesi.com.tr/biyografi-haberleri">Biyografi</category><dc:creator><![CDATA[1935 YILI GENEL SEÇİMLERİNDE KONYA ve SEYDİŞEHİR - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Mon, 19 Feb 2024 17:32:20 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.toroslargazetesi.com.tr/images/haber/1935-yili-genel-secimlerinde-konya-ve-seydisehir-203359-20240219.jpeg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.toroslargazetesi.com.tr/images/haber/1935-yili-genel-secimlerinde-konya-ve-seydisehir-203359-20240219.jpeg"/>
                    <enclosure url="https://www.toroslargazetesi.com.tr/images/haber/1935-yili-genel-secimlerinde-konya-ve-seydisehir-203359-20240219.jpeg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[gelirpazar.com ve Kooperatiflerimize Destek]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.toroslargazetesi.com.tr/haber-gelirpazarcom-ve-kooperatiflerimize-destek-18920.html</guid>
                    <link>https://www.toroslargazetesi.com.tr/haber-gelirpazarcom-ve-kooperatiflerimize-destek-18920.html</link>
                    <description><![CDATA[Gelirpazar.com ve Kooperatiflerimize Destek]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Bu satırları yazarken Siyonistlerin Gazze saldırılarının üzerinden 100 günden fazla zaman geçti. 10 bini çocuk olmak üzere 25 bin kişi öldürüldü. Mavi Gezegenimizin tarih sayfalarına bir soykırım imzası daha atıldı. Hemde 8 milyarlık dünya nüfusunun gözünün içine baka baka… Ne bir utanma ne de hesap verme korkusu olmadan.

&nbsp;&nbsp;&nbsp; Siyonistler yıllardır bu saldırılarını yaparken de Abd ye ne de silahlı gücüne güvendi. Onlar 2 buçuk milyarlık İslam aleminin tepkisiz kalacağından çok emindiler. Tırnak için de “ müslümanların ” tek yaptıkları bol bol kınama yayınlamak, yardım toplayıp yıkılan şehirlerin yeniden inşasına destek olmaktı. Gönderdikleri yiyecek paketleri ile de Filistinlilerin aç değil, tok olarak ölmesini sağlamaktı.

&nbsp;&nbsp; Halklar ellerinden geldiğince meydanlarda toplanıp mitingler,yürüyüşler düzenliyor. İsrail menşeili ürünleri boykot ederek ticari bir darbe vurmaya çalışıyorlar.

&nbsp;&nbsp; Sosyal Medya üzerinden paylaşılan boykot ürün listelerini inceledikçe acımız artıyor. İsmi yerli gibi görünen ne çok ürünle içimizi dışımızı sarmış bu siyonistler. Bir avuç Yahudi nasıl dünyaya kafa tutuyormuş anladık. Bizim olan isimlerle ekonomi alanında üzerimize eğemenliğini kurmuş &nbsp;ve yılladır kanımızı emiyorlarmış.

&nbsp; Peki böyle gelmiş ,böyle gider diyerek teslim mi olacağız bu büyük oyuna? Tabiiki hayır. Yerli ve milli&nbsp; olana yöneleceğiz. Bizim ve bizden olanı destekleyeceğiz. Geçen hafta büyük bir çoşku ile ilk şubesini Seydişehirimiz de açan gelirpazar.com tam da bu minval de atılmış bir adım. Rahatsızlığımdan sebep açılışına katılamamış olsamda uzun zamandır iletişimde olduğumuz Baki Karataş ve Ortakaraören Üretici Kadın Koooperatifi Başkanı Seher Karataş ile konu üzerine derin sohbetlerimiz oldu. Yıllardır gösterilen sabrın ürünüdür gelirpazar.com . Ülkemizde ki kooperatiflerin yerli ve milli, el emeği göz nuru , sağlıklı ve doğal&nbsp; ürünlerin ortak satış noktası… Diğer şubelerinin bir ağ gibi tüm Türkiyemizi sarmasını umut ettiğimiz marketler ağı.

&nbsp;Hani kahve köşelerinde “Halkımızda iyice tembelleşti, eskisi gibi üretim ve üreten kalmadı. Şunun suçu, bunu suçu ” diye çevrilen geyik sohbetlerine “Hiç te öyle değil, devletim destek versin üretime hazırım ” diyen cesur ve çalışkan yüreklerin bir araya gelerek kurduğu kooperatiflerimiz için oluşturulmuş bir pazar, satış noktasıdır gelirpazar.com

&nbsp; Tüm sömürü sistemlerine karşı bir araya gelebilmek , için ocu, bucu , şucu olmaya gerek yok. İnsana , emeğe alınterine &nbsp;değer veriyor olmamız yeterli olacaktır. Kim ki bu konuda özverili davranıp, elini taşın altına koymuşsa bizlere düşen o taşın ağırlığını azaltmak olmalı. Hep birlikte yerli ve milli olana yönelmeli, onları desteklemeliyiz. Yabancı sermaye bu kadar iliklerimize işlemişken bundan arınabilmemiz için de başka bir yol görünmüyor. Birlik ve beraberlik içinde aşılamayacak hiç bir güçlük yoktur. Bugün ah vah diyerek izlediğimiz haberlerin çocuklarımızın , torunlarımızın başına gelmemesi için artık uyanmalıyız. Bu uyanış için yarın çok geç olabilir.

&nbsp; &nbsp;NİLÜFER KAYA ÖZPOLAT
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.toroslargazetesi.com.tr/biyografi-haberleri">Biyografi</category><dc:creator><![CDATA[gelirpazar.com ve Kooperatiflerimize Destek - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sun, 21 Jan 2024 15:00:35 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.toroslargazetesi.com.tr/images/haber/gelirpazarcom-ve-kooperatiflerimize-destek-180345-20240121.jpeg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.toroslargazetesi.com.tr/images/haber/gelirpazarcom-ve-kooperatiflerimize-destek-180345-20240121.jpeg"/>
                    <enclosure url="https://www.toroslargazetesi.com.tr/images/haber/gelirpazarcom-ve-kooperatiflerimize-destek-180345-20240121.jpeg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[ Susadım  Çeşmeye Varmaz  Olaydım…]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.toroslargazetesi.com.tr/haber-susadim-cesmeye-varmaz-olaydim-18780.html</guid>
                    <link>https://www.toroslargazetesi.com.tr/haber-susadim-cesmeye-varmaz-olaydim-18780.html</link>
                    <description><![CDATA[Nilüfer Kaya Özpolat Köşe Yazısı]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;

&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Söz, müzik ve seslendirmesi Ferdi Tayfur’a ait olan çeşme şarkısı 1975 yılında piyasaya çıkmışır. Arabesk şarkıların karakterstik özelliği olan bir karamsarlık, kötü talih. Isyan, pişmanlık havası bu eserde de kendini göstermektedir.

&nbsp;&nbsp; Delikanlı bir yere giderken yolu bir köye düşmüştür. Susadığı için köy çeşmesine uğrar. Çeşme başında su doldurmak için bekleyen güzel kız , elinde ki tas ile bu yabancı delikanlıya su ikram eder. Delikanlı yola çıktığı andan başlayarak o gün yaptığı herşey için büyük pişmanlık duymaktadır… Şarkı böyle devam ediyor … Artık keşke aşaması çoktan geçilmiştir.

&nbsp;&nbsp; Genel olarak dünyamız özel olarak memleketimiz böyle bir pişmanlığın eşiğinde. Keşke demeden önceki son kavşaktayız. “Hangi konuda bu iddianız?” diye soracak olursanız, bir çok alanda aynı durumda olsakta bu yazımda su konusuna değineceğim.

&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Yaşamın devamı için en önemli unsur havadan sonra sudur. Su sınırlı bir kaynaktır. Bizim gibi yarı kurak iklim kuşağı ülkeler de, &nbsp;kıymeti pek &nbsp;bilinmeyen, bir kaç ay yağış düşmeyince insanların paniklemeye başladığı hazinedir su… Yağmur ve yağışlar tekrarlanınca bir kaç gün için de, o panik ve farkındalık durumu yerini bir boşvermişliğe, sıradanlığa bırakır. Su o kadar basite alınır ki bu durum atasözlerimize, deyimlere yansımıştır. “Sudan ucuz ” (Bedavaya yakın) “Havadan sudan konuşuyoruz.”(Önemsiz konular hakkında sohbet ediyoruz.) vb

&nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;Memleketimiz de neredeyse her eve sürekli şekilde su ulaşmaktadır. Su kesintisi bir kaç saati buldu mu hemen tepkiler artar. Hele bir de sosyal yardım adı altında faturalarını vakıflara yüklemiş olanlar iki parça kıyafet için çamaşır makinası çalıştıran, bahçelerinde hortumu açık bırakıp seyreden vicdansız zihniyet var ki &nbsp;Allah ıslah etsin, şerlerinden dünyayı korusun. Faturasını kendim ödüyorum diyerek temizlik titizlik maskesi altında suyu heba eden kimseler de israfın zirvesinde yer aldıklarını umarım geç olmadan farkederler.

&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Kurak iklim bölgelerinde durum bambaşkadır. “ Afrika’da kadınlar ve çocuklar su kaynağına ulaşabilmek için günde ortama 6 kilometre&nbsp; yol gidiyorlar. Onlar her gün evlerine su getirebilmek için bu yolculuğu yapmak zorundadırlar.” www.ideauniversal.org

&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;Yeryüzünün 3/4 'ünü su kaplamaktadır. &nbsp;Büyük bir bölümü sularla kaplı olan dünyamızda tuzlu su oranı % 97,5 iken &nbsp;ancak %2.5'i tatlı sudur. Bunun da %70'i buzullarda, toprakta, atmosferde, yeraltı sularında bulunur ve kullanılamaz durumdadır.

&nbsp;

&nbsp;&nbsp;&nbsp; “ Dünyadaki su kaynakları ve kullanım alanları oransal olarak çeşitlenebilmektedir. Kullanım suyunun oransal olarak dağılımına baktığımızda %69 tarım amaçlı, %19 endüstriyel ve %12 ev tüketimi oranlarıyla karşılaşılmaktadır. Şişelenmiş sular dâhil olmak üzere içecek ve gıda sektöründe tatlı su payı %1’in bile altındadır. %69 tarım amaçlı kullanılan suyun da büyük bir kısmı bilinçsiz kullanımdan ötürü verimliliğini kaybetmektedir.” www.artemisaritim.com

&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Bahçeden bahçeye “ Alooo su yollara taşmış ya ” diye seslenen komşuya “ Daşsın varsın daşsın varsın “ diye geri ses veren insanların bulunduğu bu zamanda su krizi, su savaşları, kuraklık pekte uzakta sayılmaz … Dünya gündeminde üst sıralarda yer alan bu konu ile ilgili olarak ülkemiz de &nbsp;cılız kalsa da çalışmalar yapılmaktadır. Bir sonra ki yazımda bu konu hakkında &nbsp;yerel ve kişisel olarak bizler neler yapabiirz onlara değinmeyi düşünüyorum.

&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Soruyorlar “ Bu neyin çabası ?”

&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Benimkisi bir memleket sevdası…

&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Nilüfer Kaya Özpolat

&nbsp;

&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;

&nbsp;

&nbsp;

&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.toroslargazetesi.com.tr/biyografi-haberleri">Biyografi</category><dc:creator><![CDATA[ Susadım  Çeşmeye Varmaz  Olaydım… - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 12 Dec 2023 18:15:48 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.toroslargazetesi.com.tr/images/haber/susadim-cesmeye-varmaz-olaydim-211735-20231212.jpeg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.toroslargazetesi.com.tr/images/haber/susadim-cesmeye-varmaz-olaydim-211735-20231212.jpeg"/>
                    <enclosure url="https://www.toroslargazetesi.com.tr/images/haber/susadim-cesmeye-varmaz-olaydim-211735-20231212.jpeg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[SEÇİM ANALİZLERİ (2)]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.toroslargazetesi.com.tr/haber-secim-analizleri-2-18766.html</guid>
                    <link>https://www.toroslargazetesi.com.tr/haber-secim-analizleri-2-18766.html</link>
                    <description><![CDATA[Hakkı Balcı Köşe Yazısı]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ &nbsp;

Seçimlerin rengi değişmeye başladı. Abdülkadir Çat’ın MHP’den aday adayı gösterilmesinin ardından ihtimal sayısı arttı.&nbsp;

Şayet Ak Parti’den Mehmet Tutal, MHP’den Abdülkadir Çat aday gösterilirse; bu yerel seçimler rövanş niteliğinde olacak…

2014 yerel seçimlerinde Ak Parti adayı Tutal, 18.953 oy alırken, MHP adayı Çat 14.142 oy almıştı. Bu seçimde oy farkı 4.811&nbsp;

2019 yerel seçimlerinde Tutal ikinci kez İpi göğüslerken 16.522 oy almış, bu kez bağımsız aday olan Çat 14.123 oy almış ve aradaki fark 2.399’a düşmüştü.&nbsp;

2018 yılı 24 haziranında yapılan milletvekilliği seçimlerinde AK partinin 20. 827 olan oyu 2023 genel seçimlerinde 3.812’ye düşerek 17.015 olarak gerçekleşmişti.&nbsp;

Abduladir Çat, MHP’den aday gösterilmemesi halinde bağımsız adaylık için başvuru yapar mı bilemeyiz ama gerçek şu ki, bireysel oyu Ak parti dışındaki bütün&nbsp; partilerin toplamına yakın.&nbsp;

Ak Parti dışındaki 23 partinin&nbsp; 2023 genel seçimlerinde aldığı toplam oy 15.128 iken, Çat’ın 2019 yerel seçimlerinde bağımsız olarak aldığı oy 14.123… Aradaki fark sadece 1005…

Yazdıklarım rasyonel değerler ancak matematiksel hesaplar çoğu zaman tutmaz.&nbsp;
Çat MHP’den gösterilmediği halde iyi partiden CHP, Saadet Partisi veya başka bir partiden davet alması halinde yeni eksiler, yeni artılar meydana gelecektir. Yani evdeki hesap çarşıya uymayabilir…

Hülasa;
MHP Abdulkadir çat’ı aday göstermezse bile yerel seçimlerde atacağı her adım, vereceği her karar sonuçları etkisi açısından stratejik bir öneme sahip. Bu tabloya göre bence yerel seçimlerin en önemli aktörü.&nbsp;

AK Parti diğer aday adayları arasından yeni bir isim ile yoluna seçimlere katılırsa; bu hesaplar yeniden değerlendirmeye ihtiyaç duyacak…

Yerel seçimlerde ittifak adayı belirlenmeyeceği izlenimi veren CHP, İyi Parti ve saadet partinin vereceği kararlarda elbette seçim sonuçlarına etkisi olacaktır.&nbsp;

CHP’nin sevilen ismi Hasan Ustaoğlu büyük bir ihtimalle aday gösterilecek. Siyaset bu her an her şey olabilir..

Gün ola harman ola ama hayırlısı neyse o ola…
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.toroslargazetesi.com.tr/biyografi-haberleri">Biyografi</category><dc:creator><![CDATA[SEÇİM ANALİZLERİ (2) - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sat, 09 Dec 2023 10:53:57 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.toroslargazetesi.com.tr/images/haber/secim-analizleri-2-135502-20231209.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.toroslargazetesi.com.tr/images/haber/secim-analizleri-2-135502-20231209.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.toroslargazetesi.com.tr/images/haber/secim-analizleri-2-135502-20231209.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[TAHAYYÜL ETTİĞİM BELEDİYE]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.toroslargazetesi.com.tr/haber-tahayyul-ettigim-belediye-18747.html</guid>
                    <link>https://www.toroslargazetesi.com.tr/haber-tahayyul-ettigim-belediye-18747.html</link>
                    <description><![CDATA[Hakkı Balcı Köşe Yazısı]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ &nbsp;

Seydişehir e nasıl bir belediye başkanı seçilmeli kısaca kafa yoralım.

Çünkü Sadece Seydişehir’e değil geleceğimize dair birçok hayalimizi de emanet edeceğimiz bir yöneticiyi seçeceğiz…&nbsp;

Dolayısı ile belediye başkanının sahip olduğu vizyon çok çok önemli…

Yerel seçimlere bu yönüyle bakmalıyız.&nbsp;

Aksi takdirde seçime gerek yok.
Atasın devlet bir yönetici her şey olduğu kadar olsun.&nbsp;

Madem devletimiz seçene de seçilecek olana da al sana imkan ve makam diyorsa; bu hakkı çok iyi kullanmalıyız.&nbsp;

O makam evcilik oynayacağımız bir makam değildir.

Siyaset mahreçli de olsa sonuç itibari ile yaşamımızla direkt doğru orantılıdır bu seçimler.&nbsp;

Bunun bilincinde olarak aday olunmalı ve sandığa aynı bilinçle gitmeliyiz.

Belediye Başkanı dediğin; Seçildiği günden itibaren nasıl bir profil ortaya koymalı?&nbsp;

Öncelikle bir Belediye Başkanı vizyon sahibi olmalı,

Esnafın, köylünün, fakirin, zenginin, çiftçinin, çocuğun halinden anlıyor olmalı,

Yaşanmışlıkları yoksa bütün bunların askıda kalacağını bilerek aday olmalı,&nbsp;

Seçmende artık çay ocağına çaycı seçmeyeceğini bilmeli.

Siyasetin girizgahlarında kendisine yer&nbsp; bulmayı bırakıp yaşadığı şehrin önemli kararlarına imza atacak kişiyi seçeceğini bilmeli..

Gelişen sanayimize Sanat okulu, meslek yüksek okulu, çıraklık eğitim okuluna rağmen hala ara eleman yetiştiremiyorsak, bunu düşünüp çözüm odaklı proje üretecek başkan seçmeli ve bunun idrakinde olan kişiler aday olmalı,&nbsp;

Hepimizin evladı var, soralım gençliğe kaç genç Seydişehir’de kalıp hayatını burada devam ettirmek ister?&nbsp;

Bu dinamik genç potansiyeli şehirde tutmanın bilimsel çalışmasını yapabilecek kişi aday olmalı ve seçmeliyiz.

Karadeniz’de Akdeniz’e uzanan bu güzergahta şu bizim diyebileceğimiz bir tek ürünümüz yok .&nbsp;

Bu vizyona sahip bir ya da birden çok cazibemizi markalaştıracak bir başkan olabilecekse seçmeliyiz…&nbsp;

Olabilecekse adayım demeli…

Toplumun bütün katmanlarına aynı mesafede tutmayı başaracaksa,

Kaimi makam, STK ları ve diğer iç dinamikler ile entegrasyonu sağlayacaksa,

Belediye meclis üyelerinin hepsinin şehir menfaatine olan her konuda aynı iradeyi gösterip illaki muhalif bir tavır sergilemelerini sağlayacak kabiliyete sahipse,

Belediye başkanı etrafında liyakatli isimleri barındıracak bilgiye, güce, iradeye sahipse,

Belediye yönetimini profesyonel bir yönetim anlayışı ile oluşturacaksa,

Hazırlanacak olan projeler vizyon ürünü olacaksa,

Belediye başkanı imtiyazlardan doğan haksızlıklara asla prim vermeyecekse,

Yerel yönetimin ukdesindeki bütün hizmetleri kapsadığı birimleri liyakatli ve sistematik yöntemlerle yürütecekse,&nbsp;

Belediye başkanı vidanjörle uğraşmayacaksa,

Bireysel taleplere daha ilk günden kapılarını kapatıp ilgili birimler ve bşk yardımcıları vasıtası ile çözüme gidecekse,

Belediye başkanı halkın içinde olabilecekse,

Makamı şehir tabiri ile ellengücük etmeyecekse,

Kendisinin yakınlığını istismar edip imtiyazlara konacaklara prim vermeyecekse,&nbsp;

Seydişehir’e şehrül emin kanat önderi, sözü dinlenir birisi olabilecekse,&nbsp;

İdealist olmalı ama daha Daha şimdiden ikinci dönem hesabı yapmayacaksa,

Basını kategorize etmeyecekse beri gelsin…

Çoğumuz farkında değiliz ancak son derece stratejik olan potansiyelimizi ortaya çıkarabilecek donanım ve birikimde ilçeye ufuk olacak bir belediye başkanı şart oğlu şart…

Kısaca bu kadar;

Bütün bunları yapabileceğine inananlar aday olmalı,&nbsp;

Yoksa bugünden tezi yok, aday adaylığını açıklamış olsa bile bir yiğitlik yapıp ben yokum demeli.&nbsp;

Bu şehrin artık kaybedecek vakti yok.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.toroslargazetesi.com.tr/biyografi-haberleri">Biyografi</category><dc:creator><![CDATA[TAHAYYÜL ETTİĞİM BELEDİYE - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sun, 03 Dec 2023 16:54:10 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.toroslargazetesi.com.tr/images/haber/tahayyul-ettigim-belediye-195607-20231203.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.toroslargazetesi.com.tr/images/haber/tahayyul-ettigim-belediye-195607-20231203.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.toroslargazetesi.com.tr/images/haber/tahayyul-ettigim-belediye-195607-20231203.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[YAĞMUR VE ANTALYA]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.toroslargazetesi.com.tr/haber-yagmur-ve-antalya-18726.html</guid>
                    <link>https://www.toroslargazetesi.com.tr/haber-yagmur-ve-antalya-18726.html</link>
                    <description><![CDATA[Hakkı Balcı Köşe Yazısı]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ YAĞMUR VE ANTALYA
Antalya’dan selamlar…
Fi tarihinde arkadaşlarımla bir kaç günlük bir tatil için gelmiştik Antalya’ya …
Üç gün ara vermeksizin yağmur yağmış ve bizde zamanı Ahmet Kaplan’ın evinde okey oynayarak geçirmiştik.&nbsp;
Aradan geçen yaklaşık 35 yılın ardından yine bir antalya seyahati.&nbsp; Bu kez Nuh Derya kardeşimin karavanındayım. Deniz önümde kah dalgalı kah durgun.&nbsp;
Bu kez oyun oynamıyoruz, çünkü sohbetlerimizin dışında kalan her an yağmurla başbaşayız…&nbsp;
Yalnızlık insan azlığı değildir.&nbsp;
Yalnızlık merhamet, vicdan, sevgi, paylaşma gibi duygulardan yoksun olanların gün sonu muhasebe anıdır.&nbsp;
Hamdolsun Rabbimin fıtratımıza yüklediği bu hasletler gani gani mevcut. Gün sonu muhasebemizde gönül rahatlığımızın, iç sesimizle terennümü ile geçer.
Bu yazıyı yazarken de tabiri caizse sicim gibi yağmur dökülüyor.&nbsp;
Karavanın her bölgesinden ayrı notalar dökülüyor içeriye.&nbsp;
Kimi bas, kimi tiz ama inanılmaz bir entegrasyonla düşüyor içime…
Çay oldukça sıcak, gün soğuk, Antalya’da iki battaniye, bir yorgan…
İnziva olmasa da yakın anlamda bir kaç gün.&nbsp;
Ne kadar uzar bu inziva anı bilmiyorum ama sıyrılmak kendi kendimle konuşmak hoş.&nbsp;
Yazmakta öyle… diziliveriyor sözcükler.&nbsp;
Sevgili Ali Saylam’ın önce hal hatır soruşu, yapacağımız bir şey var mı naifliğinden sonra köşe yazısı gönder dediğinden sonra en geç yarım saate sığan bir makale.&nbsp;
Tüm dostlara, dost kalanlara, vefa kavramını unutmayanlara, en kalbi duygularımla temennim odur ki…
Hayat bir birimizden nefret edecek kadar uzun değil…

Her şeyi Birinden beklemek için hayat çok kısa…

İnsan bazı şeyleri anladım zannediyor ancak çoğu şeyi anlayamadan bitiyor hayat…
Kiminin gönlüne girmeye&nbsp;
Kiminin de gönlünü almaya çalışıyoruz…
Bazen de kırılıp darılıyoruz…

Hülasa;
Ne küsmeye yetiyor,
Ne bir gönüle girmeye,
Ne de gönül almaya,
Bir lahzalık zaman hayat…
Hiçbir şeye yetmeyecek kadar kısa…
Hiç kimseyi bekletmeyecek kadar kısa…

Maalesef;
Bir oraya bir buraya koşturup duruyoruz…
İki ileri bir geri,
Üç aşağı beş yukarı

Bazende;
Beş aşağı üç yukarı hayat…
Ne oraya,
Ne de buraya yetişemiyoruz…

Vuslat varken;
Niçin bekletiliyoruz?
Niçin bekletiyoruz?
Hakkı Balcı
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.toroslargazetesi.com.tr/biyografi-haberleri">Biyografi</category><dc:creator><![CDATA[YAĞMUR VE ANTALYA - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sun, 26 Nov 2023 16:50:30 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.toroslargazetesi.com.tr/images/haber/yagmur-ve-antalya-195131-20231126.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.toroslargazetesi.com.tr/images/haber/yagmur-ve-antalya-195131-20231126.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.toroslargazetesi.com.tr/images/haber/yagmur-ve-antalya-195131-20231126.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[OKUMA KÖPEK Bİ DAHA ÖLDÜ..]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.toroslargazetesi.com.tr/haber-okuma-kopek-bi-daha-oldu-18706.html</guid>
                    <link>https://www.toroslargazetesi.com.tr/haber-okuma-kopek-bi-daha-oldu-18706.html</link>
                    <description><![CDATA[Hakkı Balcı Köşe Yazısı]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ 
İnziva yolculuğundayım diyebilirim…&nbsp;
Her gün 25 kilometrelik mesafesini kat ettiğim Seydişehir-Manavgat yolunda seyr-ü sefer halindeyim. Güneşli ama soğuk, konforlu, doğası harikulade, 1123 metreden 1825 metreye tırmanıp üzerinizdeki hırkanın fazlalık olduğu sıfır metreye ulaştığınız bir hem ulaşım hem kervan hem de nefis bir seyran yolu…
İnsanın Vatan sevgisini katmerleştirir bu yolda ki seyir.&nbsp;
Amma,
Gel velakin,
Fakat,&nbsp;
Öyle de,
Ne yazık ki,
Bomboş, tangır, mangır…
2019 Ekim’ine bitmesi gereken Alacabel Tünel’i;&nbsp;
2023 Kasım’ın da hala bitmemişse,
2024 içinde açılması bir ihtimalse, Seydişehir’in içinden bile navigasyon yeni açılan Serik-Taşağıl bağlantısına yönlendiriyorsa,&nbsp;
Marangoz Sanayi kavşağından başlayıp Taşağıl, Gölyüzü, susuz köyleri bağlantı yolları ile devam eden ve Tınaztepe tüneli ile nihayet bulan projenin akıbetinin ne olduğu belli değilse;
Okumayın köpek öldü…
&nbsp;
Yol istersen Kleopatra’nın Vasada’yı ziyaret için yayan yamalak geldiği,
Bostandere’de antik tiyatroda bir oyunda rol aldığı,&nbsp;
İsterseniz Amblada’yı ziyaret edip Bergama krallığının gönlünü aldığı,
Suberde Hüyük’ünde yağ balığı yediği,&nbsp;
Dönüşte Elmesut Muhtarı ile bağdaş kurup iki laf edip afyonlu bulgur, nevale yediği, dağ çayı höpürdettiği yer olsun…

Gün bugün itibari ile 21 kasım Salı,&nbsp;
Yıl 2023,
Saatlerimiz 13:53’ü gösteriyor.&nbsp;
Yani insana lazım olan zaman…&nbsp;
Kleopatra’nın hayali vervelit gezisi değil…

Gel sen roma döneminde Bostandere’ye 3 bin kişilik tiyatro yap…
Amma,
Gel velakin,
Fakat,&nbsp;
Ne yazık ki,&nbsp;
Alacabel tünelinin yapımı şimdilik dört yıl geciksin.&nbsp;

Manavgat yolu ve nimetleri seçim politikalarının popülist argümanı Alacabel, Tınaztepe tünelleri maalesef bitirilemesin…

Yol güzergahından beklentin sıfıra insin…
Bu sıfırı rakımla karıştırmayın lütfen…
Yükseklik ölçütünden baktığımızda denize girebilir çimebilirsiniz ama,

Beklentinin doğurduğu sıfır ise hem bu ihmalin müsebbiplerini hem de umudunu, rızkını bu yola bağlamış müsteciri,&nbsp;

Bir kilo üzüm, yarım kilo çilek, üç beş elma satıp rızık temin eden eli nasırlı köylüyü üşütür..

Eğer bu yazdıklarımı da üzerine alınan kimse yoksa da okuma köpek bi daha öldü…
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.toroslargazetesi.com.tr/biyografi-haberleri">Biyografi</category><dc:creator><![CDATA[OKUMA KÖPEK Bİ DAHA ÖLDÜ.. - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Wed, 22 Nov 2023 19:12:58 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.toroslargazetesi.com.tr/images/haber/okuma-kopek-bi-daha-oldu-221419-20231122.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.toroslargazetesi.com.tr/images/haber/okuma-kopek-bi-daha-oldu-221419-20231122.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.toroslargazetesi.com.tr/images/haber/okuma-kopek-bi-daha-oldu-221419-20231122.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[SEÇİMLERE DAİR İLK ANALİZ ]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.toroslargazetesi.com.tr/haber-secimlere-dair-ilk-analiz-18690.html</guid>
                    <link>https://www.toroslargazetesi.com.tr/haber-secimlere-dair-ilk-analiz-18690.html</link>
                    <description><![CDATA[SEÇİMLERE DAİR İLK ANALİZ 
Köşe Yazısı Hakkı BALCI]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ 
2024 31 Mart Yerel Seçimlerine az bir vakit kaldı. Henüz adaylıklar süreç gereği resmiyet kazanmadı ama su yüzüne çıkan dört isimden bahsedebiliriz.&nbsp;

Ak Partiden Belediye Başkanı Mehmet Tutal, ve konya il milli Eğitim Müd. Yrd. Mahmut Zengin teşkilatlarına adaylık başvurusunu yaparak startı veren ilk iki kişi oldu.

MHP’den bir dönem Seydişehir Belediye başkanlığı yapan ve son dönem bağımsız aday olarak seçime giren Abdülkadir Çat’ta aday olduğunu sözle deklere eden adaylardan.&nbsp;

Başvuru süresini 22 kasıma alan Ak Parti’den yeni adaylar çıkacağı bilgilerini alıyoruz.&nbsp;

Ama MHP ilçe Teşkilatının Cumhur İttifakından dolayı&nbsp; iki dönemdir belediye başkanlığının Ak Partide olduğunu bu dönem ise ilçe teşkilatının MHP’ye verilmesi için talepte bulunduğunu göz önünde bulundurursak Ak Parti, MHP Cumhur ittifakı cenahında her an her şey olabilir.&nbsp;

Abdülkadir Çat’ın Cumhur ittifakı adaylığına sıcak bakacağı kanaatinde değilim ancak siyaset bu… Neden olmasın… çünkü bireysel mana da yüksek oranda oy potansiyeline sahip. Bağımsız aday olmasına rağmen&nbsp; teveccüh oldukça yüksekti. Bu seçimlerde nasıl bir yolculuğa çıkacak muamma… vereceği karar çok önemli..&nbsp; İyi partiden olabilir iyi partililer ne der bilmem… MHP’den olabilir MHP’ler ne der bilmem… ittifaktan olabilir ittifak nasıl değerlendirir bilemem&nbsp; ama aksi durumda bağımsız aday olmayacağı kanaatindeyim..

Mehmet Kacaroğlu ise kendisine bir teveccüh olduğundan yola çıkarak parti adresi göstermeksizin&nbsp; aday olduğunu yerel gerçekler televizyon canlı yayın programında deklere etti.

Gelelim millet ittifakı cenahına.&nbsp;
Bu cenahta en güçlü aday ismi şimdilik Yılmaz Dönderici olarak konuşuluyor ancak Dönderici bu anlamda ser verip sır vermiyor. Saadet Partisi ilçe Başkanı Harun Erkan’ın millet ittifakından aday gösterilme talebi ise bilgilerimiz arasında.&nbsp;

Seçim yenilgisinden çıkan CHP’de ise her şey sil baştan. Yeni Genel Başkan Özgür Özel’e&nbsp; endeksli… peki Abdülkadir Çat CHP’den aday olabilir mi? Evet her şey ihtimal dahilinde.

İstanbul BB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun Seydişehir’deki seçimlerde etken isimlerden, propagandanın güçlü argümanlarından olacağının ip uçları var…

&nbsp;Haydi bakalım vatana millete hayırlı olsun
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.toroslargazetesi.com.tr/biyografi-haberleri">Biyografi</category><dc:creator><![CDATA[SEÇİMLERE DAİR İLK ANALİZ  - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sat, 18 Nov 2023 11:52:31 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.toroslargazetesi.com.tr/images/haber/secimlere-dair-ilk-analiz-145501-20231118.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.toroslargazetesi.com.tr/images/haber/secimlere-dair-ilk-analiz-145501-20231118.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.toroslargazetesi.com.tr/images/haber/secimlere-dair-ilk-analiz-145501-20231118.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Seydişehir’in Atatürk’ü anlaması için uzaklara bakmasına gerek yok.]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.toroslargazetesi.com.tr/haber-seydisehirin-ataturku-anlamasi-icin-uzaklara-bakmasina-gerek-yok-18675.html</guid>
                    <link>https://www.toroslargazetesi.com.tr/haber-seydisehirin-ataturku-anlamasi-icin-uzaklara-bakmasina-gerek-yok-18675.html</link>
                    <description><![CDATA[Ali SAYLAM Köşe Yazısı]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ 
Türkiye’nin tabiri caizse en ünlü Atatürkçülerinden birisi de değerli hemşerimiz, eski Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı Ordinaryüs Profesör Doktor Sadi Irmak’tır.

Hemşerimiz Sadi Irmak ülkemizin Başbakanlık görevini yerine getirmesinin yanında Türkiye’nin ilk çalışma bakanı olarak kabinenin en genç üyesi idi. Ülkemizde yer aldığı önemli görevlerin yanı sıra büyük bir Atatürkçü olması ile de bizler için oldukça kıymetlidir. Öyle ki 1933 yılında bizzat Atatürk, Sadi Irmak ve 5 arkadaşını, “Siz kıvılcım olarak gidecek, yıldırım olarak döneceksiniz’ diyerek ülkemize hizmet için Almanya’ya ilim öğrenmeye göndermiştir.&nbsp;
Atatürk sevgisi ile dolu Irmak’ın, büyük Atamız hakkında yazdığı kitaplarını ne yazık ki hemşerileri olarak pek azımız biliyoruz.&nbsp;

Kıymetli hemşerimizi yakinen tanıma şansımız olmadı. Ancak değerli kızı, kıymetli büyüğüm, önemli bilim insanı Yakut Irmak Özden’i Seydişehir Gazeteciler Cemiyeti olarak hazırlamış olduğumuz bir programa teşrifi ile tanıma fırsatımız oldu. Akabinde Mahmut Esad Efendi’yi mezarı başında anma programında yine beraber olduk. O günlerden şimdiye kendisi ile güzel bir dostluğumuz oluştu. Öyle ki hala belirli zamanlarda telefonla arayarak hatır sorarız. Her Cumhuriyet bayramında, her 10 Kasım’da bana whatsapp üzerinden kıymetli babası ile ilgili hatıralarını anekdot şeklinde bana aktarır. Kendisi yine Seydişehir’de katıldığı bir programda bu hatıralarından birinden bahsetmişti. Babaları Sadi Irmak’ın kendisine; "Ölümümden sonra beni fazla anmazsan, bu benim için çok önemli değil, çünkü hayat ileri doğru akar.. Ama eğer her dersinde, her yazında Atatürk'ü saygı ve minnetle anmazsan, sana olan hakkımı helal etmem, çünkü bir Türk kadını olarak bugün sahip olduğun herşeyi ona borçlusun" dediğini ve kendisinin de her zaman bu vasiyetin gereğini yapmaya çalıştığını ifade etmişti.&nbsp;

Öyle ki bu sevgisi sadece sözde kalmamış bir ahde vefa örneği olarak Atatürk hakkında birçok kitap kaleme almıştır. Bunları da yine Yakut Irmak Özden’in gönderdiği fotoğraflardan öğrenmiş oldum.&nbsp;
Bu 10 Kasım’da yine kendisinden bir mesaj aldım. Bu mesajı siz değerli okuyucularımız ile de aynen paylaşmak isterim…&nbsp;
“Babam Sadi Irmak’ın ömür boyu Atatürk sevgisi ile çarpan kalbi, sanki ölümünden sonra da Ata’sının yanında anılmak istercesine bir 10 Kasım sabahı (10 Kasım 1990) durmuştu. Başbakanlık ve Meclis Başkanlığı görevlerinden sonra, Kurucularından olduğu İstanbul Üniversitesi Atatürk İlkeleri ve İnkilap Tarihi Enstitüsü’ne hocalığa dönen kıymetli babam Sadi Irmak; “kalem elimden düşene kadar Atatürk’ü yazacağım” derdi. Öyle de yaptı…”

Seydişehir’i çok seven, herhangi bir menfaat, para pul ile işi olmayan bu önemli bilim insanı Sadi Irmak’ın, hayatını Atatürk’ü anlatmaya vakfettiği bize gönderilen yazılardan çok açık şekilde anlaşılıyor.&nbsp;
Bunun içindir ki Atatürk’ü anlamak için uzaklara bakmaya gerek yok. Bu konuda Seydişehir Atatürkçü Düşünce Derneği’nin dikkatini çekmek istiyorum. Derneğin değerli Başkanı Hüseyin İriilter ile ilk gazete çıkardığımız dönemler Atatürk ile ilgili 365 günü içeren duvar takvimi hazırlamıştı. Daha sonra uzun sürmese de dernek adına gazete neşriyatında bulunmuştu. Dernek olarak Atatürk’ü anlatmak için başta değerli hemşerimiz büyük Atatürkçü Sadi Irmak’ın kitaplarına başvurmalarını ve hatta birkaçını tekrar yayınlayarak bu vesile ile ruhunu şad etmelerini âcizane öneriyorum. Hatta bu konuda yaşayan en önemli Atatürkçülerden olan, Darülaceze Atatürk Kültür Vakfı’nın kurucularından olan ve uzun yıllarda başkanlığını yapmış, babası gibi bilim insanı Yakut Irmak Özden’den faydalanmalarını da yine arzu ederim.&nbsp;

Bu yazı vesilesi ile Sayın Yakut Irmak Özden’e buradan sevgi, saygı ve selamlarımı gönderiyorum.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.toroslargazetesi.com.tr/biyografi-haberleri">Biyografi</category><dc:creator><![CDATA[Seydişehir’in Atatürk’ü anlaması için uzaklara bakmasına gerek yok. - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Mon, 13 Nov 2023 10:19:47 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.toroslargazetesi.com.tr/images/haber/seydisehirin-ataturku-anlamasi-icin-uzaklara-bakmasina-gerek-yok-132105-20231113.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.toroslargazetesi.com.tr/images/haber/seydisehirin-ataturku-anlamasi-icin-uzaklara-bakmasina-gerek-yok-132105-20231113.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.toroslargazetesi.com.tr/images/haber/seydisehirin-ataturku-anlamasi-icin-uzaklara-bakmasina-gerek-yok-132105-20231113.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[SEYYİD HARUN VELİ HAYATTAYKEN YAZILAN MENAKIBNAME NEREDE ?]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.toroslargazetesi.com.tr/haber-seyyid-harun-veli-hayattayken-yazilan-menakibname-nerede-18666.html</guid>
                    <link>https://www.toroslargazetesi.com.tr/haber-seyyid-harun-veli-hayattayken-yazilan-menakibname-nerede-18666.html</link>
                    <description><![CDATA[Muhammed Kemal Erdem'in köşe yazısı]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ &nbsp;

&nbsp;

Merhabalar değerli tarih dostları

Beni geçmişten bu yana takip edenler, Seydişehir ile ilgili geçmişe dair ne kadar yazılı kaynak varsa sahaflardan toplamaya çalıştığımı bilirler.

Yine bu araştırmalarım esnasında geçtiğimiz ay 1940’lı yıllara ait “Konya Halk Evi” dergisinin bazı sayılarına ulaştım. &nbsp;İçerisinde, Seydişehir tarihine olan katkıları nedeniyle her vesilede rahmetle andığım, merhum Rüştü Ergen’in Seydişehir tarihine dair yazıları da var.

Bu vesileyle yazımızın başlığını da merhum Ergen’in Mayıs 1949 tarihinde Konya Halk Evi dergisinde yayımlanan yazısından aldım. (1)

Seydişehir tarihinin temeli kabul edilen “Makalat-ı Seyyid Harun Veli” adlı eser, Seyyid Harun Veli’nin ölümünden yaklaşık 230 yıl sonra 9. Kuşak torunu Abdülkerim Bin Şeyh Musa tarafından yazılmıştır. Şeyh Abdülkerim eseri yazarken, Seyyid Harun Veli döneminde yazılan eserin kaybolduğunu uzun yıllardır bulunamadığını belirtmiştir. Çevre beldelerden gelen âşıkların, eseri yeniden yazmasını rica etmesi üzerine, Şeyh Musa çevresindeki salihlerden duyduklarını ve farsça eserleri tercüme ederek, eseri yeniden yazdığını söylemiştir(2)

Yani Seyyid Harun Veli hazretlerinin yazdığı eser, en az 15. Yüzyıldan beri kayıptır. Bu nüshayı, Seyyid Harun Veli’nin halifesi Mahmut Seydi ile Alanya’ya göndermiş olduğu yaygın bir söylentidir. Merhum Ergen’e göre ise bu sadece bir söylenti değildir ve 1925/26 yılında eser hâlâ Alanya'dadır.

Bizde bu yazımızda Seyyid Harun Veli’nin eserinin gerçekten Alanya’da olup olmadığını farklı açılardan değerlendirme çalışacağız.

Seyyid Harun Velî hazretleri vefatından az önce yanında yetiştirdiği halifelerini yeni talebeler yetiştirmeleri için çevre belde ve şehirlere göndermiştir. Mahmut Seydi de Seyyid Harun Veli ile Horasan’dan Seydişehir’e göç etmiş yıllarca hizmetinde bulunmuş gözde talebelerdendir.&nbsp; Seyyid Harun kendisini Alanya’ya göndermek ister fakat Mahmut Seydi, &nbsp;Seyyid Harun’dan ayrılmak istemez. Bunun üzerine menakıpda anlatılana göre Seyyid Harun asasını atar, &nbsp;“Bu asa nereye düşerse oraya mesken tut” der. İşte asanın düştüğü yer Alanya’ya bağlı Onas köyüdür. Mahmut Seydi buraya yerleşir cami ve tekke inşa eder nice talebeler yetiştirir.&nbsp; Hatta Mahmut Seydi’nin, Seyyid Harun Velî’nin attığı asayı hiç yanından ayırmadığı ve onunla birlikte defnedildiği rivayet edilir.

Fakat bu tür eserlerin anlatımlarında, asanın atılması, uçması, konuşması gibi anlatımlar çokça mevcuttur. Burada kastedilen fiziksel bir asa değil, tasavvufi öğretide “Gittiği yere yerleşmek, yöneticisi olmak” anlamında kullanılan mecazi bir anlatımdır. (3) Burada asıl dikkat çekici nokta, Seyyid Harun Veli’nin diğer halifeleri için değilde sadece Mahmut Seydi’yi Alanya’ya gönderirken asasını atmasıdır. Yani eserde yazılana göre Seyyid Harun asasını, yani halifeliğini Mahmut Seydi’ye vermiştir.

Dikkat çekici bir başka husus, inşa tarihi bilinmeyen Mahmut Seydi Cami’nin, mimari olarak Seyyid Harun Velî Camii ile benzer özellikler taşımasıdır (4) Seyyid Harun Velî Camii, Seyyid Harun Veli’nin hayatta olduğu dönemde küçük bir mescit şeklinde yapılmış ölümü sonrası genişletilmiştir. Fakat kitabesi olmadığı için bu genişletme ne zaman oldu bilinmemektedir. Enteresan bir şekilde Seyyid Harun Veli Camii ile benzer özellikler taşıyan Mahmut Seydi Camii’nin de inşa tarihi bilinmemektedir.

Gerek mimari özellikleri gerek Seyyid Harun Veli soyu ile Turguoğullarının ilişkileri nedeni ile ben her iki caminin de son halini Karamanoğulları döneminde aldığını düşünüyorum. Zira Mahmut Seydi Caminin 1461 tarihli vakfiyesine göre Onas Köyü, o dönem Karamanoğulları’nın Alanya emiri olan Kılıçarslan Bey tarafından Mahmut Seydi hazretlerinin tekkesine vakfedilmiştir. Yani Karamanoğulları ve Turgutoğulları Seyyid Harun Veli’ye verdikleri değeri, onun ardından halifesi Mahmut Seydi’ye de vermiştir dersek sanırım yanlış bir çıkarımda bulunmuş olmayız.

Seyyid Harun Veli gibi peygamber soyundan geliyor olması, Seyyid Harun Veli’nin asasını alması,&nbsp; her iki ismin camilerinin de benzer özellikler taşıması Seyyid Harun Veli ile Mahmut Seydi’nin arasındaki bağın bizim bildiğimizden çok daha fazla olduğuna işaret ediyor. Bu sebeple gerçekten orijinal menakıbın Mahmut Seydi ile Alanya’ya gitmiş olma ihtimalini çok yüksek buluyorum.

Unutmayalım ki, bugün Seydişehir’in kuruluşu ve Seyyid Harun Veli ile ilgili bildiğimiz her şey, yukarıda da bahsettiğim gibi,&nbsp; Seyyid Harun Veli’nin ölümünden 230 yıl sonra yazılan eser çerçevesinde oluşturmuştur.&nbsp; Eser Turgutoğulları ve Karamanoğulları’nın beylik olarak tarih sahnesinden çekildiği fakat Seydişehirli Turgutoğlu Şeyh Musa Bey gibi bazı yerel beylerin gücünü hala devam ettirmeye çalıştığı, karşı tarafın ise bu gücü tamamen soyutlayıp, yok etmeye çalıştığı bir dönemde yazılmıştır. Bu açıdan eserde birçok karanlık nokta olduğunu geçmiş yazılarımda belirtmiştim. Aynı şekilde Seyyid Harun – Mahmut Seydi ilişkisinin de eserde bu açıdan biraz karanlıkta bırakıldığını düşünebiliriz. Zira Seyyid Harun Veli'nin oğlu yoktur. Ölümü ardından yerine kızı geçmiş ve soyu yeğeni üzerinden devam etmiştir.&nbsp; Merhum Rüştü Ergen’in yazısında belirttiği üzere Mahmut Seydi, Seyyid Harun Veli’nin erkek kardeşi olabilir mi? Bu doğru ise neden menakıpda bundan hiç bahdilmemiştir?

Şimdi merhum Ergen’in bu konuda yazdığı yazının detaylarına bakalım. Ergen’in bir Aksekili bir dostu, 1925/26 yıllarında Mahmut Seydi türbesinin mütevelli heyetinin son evlatlarından Hasan Bey’in evinde bir gece misafir olur. Bu sırada Hasan Bey, Seyyid Harun Veli’nin orjinal menakıbını kütüphanesinden çıkarır ve misafirine okur. &nbsp;

Merhum Ergen'in Aksekili dostu bu olayı da Ergen’e aktararak, okudukları eserin, Seyyid Mahmut’un Alanya’ya göç ederken yanında götürdüğü orijinal menakıb olduğunu söyler.

Bunun üzerine Ergen bu orjinal menakıbı dostu vasıtası ile Hasan Bey’den alabilmek için uğraşır fakat Hasan Bey vermez. Kısa süre sonra Hasan Bey’in tayini Bozkır’a çıkar ve Ergen kendisi ile görüşmek için Bozkır’a gider.&nbsp; Hasan Bey, kendisinin Mahmut Seydi türbesinin mütevellisi olduğu için menakıbın kendisinde olduğunu söyler. Menakıbı Alanya’daki evlerinde sakladığını ve döndüğü zaman bir kopyasını kendisine göndereceğini taahhüt eder. &nbsp;Bir süre sonra Hasan Bey,&nbsp; Alanya’ya geri döner. Fakat ne menakıbı gönderir ne de Rüştü Ergen’ın mektuplarına cevap verir.

Daha sonra Hasan Bey’in ailesini kaybettiğini, bu yüzden başka bir köye yerleşip yeni bir evlilik yaptığını ve günlerini Alanya meyhanelerinde geçirdiği öğrenilir. Aradan yıllar geçer, Hasan Bey vefat eder ve ondan geriye kalanlar bu kez Gündoğmuş müftüsü Ali Rızâ Bey’e intikal eder. &nbsp;Merhum Ergen kendisine de defalarca mektup yazar fakat yanıt alamaz

Nihayetinde yazının yayımlandığı 1949 yılında Müftü Ali Rızâ Bey’de vefat eder. Ergen, müftü beyden kalan kitaplara kardeşi Naim Bey tarafından sahip çıkılacağını ümit ederek, kitabın bir nüshasının ücreti karşılığında kendisine gönderilmesini Halkevi dergisi aracılığı ile rica eder.

Menakıba ulaşmak için Ergen’in verdiği çabayı anlatan bu hikâye yaklaşık 25 yılı kapsıyor. Olayların sonu nasıl bitti bilemiyoruz. Şayet Ergen orjinal nüshaya erişmiş olsaydı, muhakkak duyulmuş olurdu. Kesin olan şey Seyyid Harun Veli’nin bugüne kadar çoktan kaybolup gittiği düşünülen menakıbının 1930’lu yıllarda bile hala var olduğu. &nbsp;Zira yazının başında bahsettiğim birçok işaret de menakıbın Alanya’da olduğunu doğruluyor.

Peki, menakıp bugün nerede olabilir?

Mahmut Seydi Hazretlerinin camisinde yakın döneme kadar imam hatiplik yapan ve Mahmut Seydi Hazretleri hakkında geçtiğimiz yıl bir araştırma kitabı (5) yayımlayan Ergin Tepe Bey’e ulaşarak araştırmaları sırasında böyle bir malumatı olup olmadığını sordum. Bana “Köyün en yaşlısı, köyde üç dönem yapan muhtarlık yapan kişi bile Mahmut Seydi’nin Seyyid Harun Veli'nin halifesi olduğunu , Seyyid Harun Veli’nin kim olduğunu tam olarak bilmiyor. ” dedi. Dolayısıyla, araştırmaları esnasında orjinal menakıbın varlığına ve Alanya’da olabileceğine dâir hiçbir şey duymamış.

Yani aradan geçen 70 yılda menakıbın varlığı tamamen unutulmuş. Belki de eski bir kitaplıkta veyâ dededen kalan çatı arasında bir sandıkta bekliyor. Yazılarını günümüzde kimse okuyamadığı için Kur’an-ı Kerim veya başka dini eser zannedilip saklanma ihtimali de mevcut. &nbsp;Tabii bir işgüzar tarafından yakılmadıysa veya yurt dışına kaçırılmadıysa…

Kim bilir belki de onu yeniden keşfedecek kişiyi bekliyordur...

"Aranan hazinenin anahtarını verdim sana, belki sen kavuşursun biz varamadıksa da. . .

&nbsp;

&nbsp;

Sevgili dostlar, yazılarımın uzunluğu dolayısıyla okumakta zorlanan değerli okurlar için yazılarımı bundan böyle YouTube üzerinden, kendi seslendirmem ile sesli olarak da dinleyebileceksiniz.

Yeniden görüşmek dileğiyle...

&nbsp;

Muhammed Kemal Erdem

Youtube : @mkemalerdem

İnstagram /Fbook / Twitter: @eski_seydişehir&nbsp; &amp;&nbsp; @eski_konya

&nbsp;

&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;

&nbsp; Kaynaklar;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;

1) Rüştü ERGEN, Konya Halkevi Aylık Kültür Dergisi, Ülkü Basımevi, Konya, 1949, Sayı 127-128

2) Cemal KURNAZ, Makalat-ı Seyyid Harun, Türk Tarik Kurumu Basımevi, Ankara, 1991, sf. 22

3) Ahmet TAŞGIN, Didiği Sultan ve Menakıbı, Çizgi Yayınevi, Konya, Sf 171-172

4) Ahmet ÇAYCI, Alanya Mahmut Seydi Külliyesi,&nbsp; Necmettin Erbakan Üni. İlahiyat Fak. Dergisi,&nbsp; Agustos 2015, Sf 73-92

5)Ergin TEPE, Hazreti Mahmut Seydi, Bahar Yayınları, İstanbul, 2023

&nbsp;

&nbsp;

&nbsp;

&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.toroslargazetesi.com.tr/biyografi-haberleri">Biyografi</category><dc:creator><![CDATA[SEYYİD HARUN VELİ HAYATTAYKEN YAZILAN MENAKIBNAME NEREDE ? - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Thu, 09 Nov 2023 18:25:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.toroslargazetesi.com.tr/images/haber/seyyid-harun-veli-hayattayken-yazilan-menakibname-nerede-212645-20231109.jpeg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.toroslargazetesi.com.tr/images/haber/seyyid-harun-veli-hayattayken-yazilan-menakibname-nerede-212645-20231109.jpeg"/>
                    <enclosure url="https://www.toroslargazetesi.com.tr/images/haber/seyyid-harun-veli-hayattayken-yazilan-menakibname-nerede-212645-20231109.jpeg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[FIRSATLAR KAÇMAZSA SEYDİŞEHİR ESKİSİ GİBİ OLUR]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.toroslargazetesi.com.tr/haber-firsatlar-kacmazsa-seydisehir-eskisi-gibi-olur-18496.html</guid>
                    <link>https://www.toroslargazetesi.com.tr/haber-firsatlar-kacmazsa-seydisehir-eskisi-gibi-olur-18496.html</link>
                    <description><![CDATA[ALİ SAYLAM KÖŞE YAZISI]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ &nbsp;

Sona gelinen Soğuk Hava Deposu, Meyve Sebze Kurutma Tohumun Eleme Ve Kurutma Tesislerini kapsayan tarım kompleksi, yine sona gelinen yenilenen arastayla bütünleşen Seyyid Harun Meydan Projesi ve geçtiğimiz günlerde açılışı yapılan Üreten Kadınlar Pazarı Butik Dükkanlar ve Halk Ekmek Fırını şöyle olsaydı böyle olsaydı diye eleştirilebilir ama bu üçü de değerli ve mega bir proje.

Dışardan gelenlerde bu değerli projeleri ve diğer Seydişehir'e yapılanları görünce pek eksiği kalmamış diyorlar.

Şehircilik açısından halkın talepleri bitmez.

Tabi ki sorunları da bitmez.

Şunu söyleyebiliriz ki bana göre Seydişehir iki yakası bir araya gelmiş durumda ve bu gelişmelerle Seydişehir'in çıtası yükseliyor.

Tabiatıyla halkın talepleri de bitmiyor. Diğer yandan güzel bir şehir de yaşamak için para da lazım.

O nedenle üretime dayalı bu konuda gayet fazla imkânlara sahip, üretime dâhil ister kurumsal ister özel olsun projeleri destekliyoruz ve desteklemeye de devam edeceğiz.

Üreten bir şehir olmamız için hem fırsatları kaçırmamak hem de günümüzdeki imkânları iyi değerlendirmemiz gerekiyor.

Bu konuda Yaylalı Medya Canlı Yayın'ında gündeme getirdiğimiz gibi güzel ilçemizin önünde savunma üssü olma ve nitelikli elaman çalıştırma imkânı yakalandı.

Yakalanan bu imkânla ilçemizdeki bazı alüminyum fabrikaları, devlet desteği ve alüminyuma destekle savunma sanayine malzeme üretecek, hattane kurulması için kollarını sıvamış durumdalar.

Buradan çıkan malzemeyi de işleyecek gerek bölgemizde gerekse Huğlu ve Üzümlü de bir zamanlar Alüminyum Okulu olan fabrikada çalışmışlardan nitelikli eleman da var.

Bu imkânı iyi kullanırsak nasıl Alüminyum Tesislerinin kurulması, Termal Tesislerinin yapımı ve OSB'nin aktif hale gelmesi Seydişehir ekonomisiinin canlanmasında kırılma noktasıysa bunlarsan biri de ilçemizin savunma sanayi üssü olması olacak.

Bizlerde bu fırsata hep birlikte sahip çıkarak omuz vermeliyiz diye düşünüyorum.

&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.toroslargazetesi.com.tr/biyografi-haberleri">Biyografi</category><dc:creator><![CDATA[FIRSATLAR KAÇMAZSA SEYDİŞEHİR ESKİSİ GİBİ OLUR - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sun, 01 Oct 2023 17:04:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.toroslargazetesi.com.tr/images/haber/firsatlar-kacmazsa-seydisehir-eskisi-gibi-olur-200556-20231001.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.toroslargazetesi.com.tr/images/haber/firsatlar-kacmazsa-seydisehir-eskisi-gibi-olur-200556-20231001.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.toroslargazetesi.com.tr/images/haber/firsatlar-kacmazsa-seydisehir-eskisi-gibi-olur-200556-20231001.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[RACON!]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.toroslargazetesi.com.tr/haber-racon-18495.html</guid>
                    <link>https://www.toroslargazetesi.com.tr/haber-racon-18495.html</link>
                    <description><![CDATA[Hakkı Balcı Köşe Yazısı]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ &nbsp;


Gerçek şu ki!



Seydişehir’in bütün girizgahlarında, dükkan ortamlarında, sokak aralarında el cümle bütün kulislerde şehrin meseleleri konuşulur.



Bu gayette normaldir.



Kendi meselesini niçin konuşmasın, neden yorum yapmasın, neden eleştirmesin vatandaş?



İlk bakışta dediğim gibi gayet normal ama…

Bu serzeniş, bu eleştiri hangi amaçla yapılıyor?



Amaç Üzüm yemekse eyvallah ama bağcıyı dövmekse bu tam manası ile bir insafsızlıktır.

Yürüyenin tekerinin önüne taş koymaktır.



Açıkça söyleyebilirim ki!

Seydişehir’in sahibi olduğunu düşünen bir güruh kaybettikleri kalelerin acısı ile haset hastalığına tutulmuş.



Bu hastalık insana yalanda söyletir iftirada attırır.



Bunların sayıları da çok değil aslında. Üçü-beşi geçmez ama memleketi karıştırmaya yetiyorlar.



Bu tipler hem üretmezler hem de üreten üretmeye çalışanların üzerinden geçinirler.

Beslenme alanlarıdır.

Ellerinden kör eşek yem yemez.



Geçtiğimiz günlerde televizyon programında yaşadığımız yerin sorunlarını gündeme taşımanın heyecanını taşırken; seydişehire bir gramlık faydası olmayan bir beyin fukarası iki saatlik ‘programda aklımda kalan lokal duvarlarındaki taşlar’ yorumunu yapmış.



Edepsize bak.



İşte merhum Mahmut Esat efendinin “Belediyesi var narhı yok, motoru var çarkı yok. Üç beş dedikoducu oturmuş birbirinden farkı yok” dediği tipler bunlar.



Enerjimizi bunlara harcayacak değiliz elbette.



Ama günü gelir o foseptik ağzının sifonunu çekmekten de imtina etmem.



Konu racon kesmekse kralını keserim.



Ağa babalarınıza eyvallah diyen namerttir.

 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.toroslargazetesi.com.tr/biyografi-haberleri">Biyografi</category><dc:creator><![CDATA[RACON! - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sun, 01 Oct 2023 17:02:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.toroslargazetesi.com.tr/images/haber/racon-200310-20231001.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.toroslargazetesi.com.tr/images/haber/racon-200310-20231001.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.toroslargazetesi.com.tr/images/haber/racon-200310-20231001.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[TURGUTOĞULLARI TOYGA VE ALAŞ ŞENLİĞİ]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.toroslargazetesi.com.tr/haber-turgutogullari-toyga-ve-alas-senligi-18452.html</guid>
                    <link>https://www.toroslargazetesi.com.tr/haber-turgutogullari-toyga-ve-alas-senligi-18452.html</link>
                    <description><![CDATA[TURGUTOĞULLARI TOYGA VE ALAŞ ŞENLİĞİ]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Merhabalar değerli tarih dostları.

Bir önceki yazımı 10 Eylül’de Akşehir’de düzenlenecek olan 7. Turgutoğulları Toyga ve Alaş Şenliğine, katılacağımı bildirerek bitirmiştim.

Dilerseniz öncelikle buralara nasıl geldiğimizi anımsayalım.

Seydişehir denildiği zaman akla ilk olarak şehrimizin kurucusu Seyyid Harun Veli Hazretleri ve şehri kurarken inşa ettiği Seyyid Harun Veli Camii gelir. &nbsp;Seydişehir’in bu en önemli camii avlusunda üç adet türbe bulunur. Seyyid Harun Veli Hazretlerinin bulunduğu türbesi ve kızı Halife Sultan’in türbesi. Birde bu iki türbeden hem mimari özellikleri ile hem de içerde bulunan sandukaları ile ayrılan bir türbe daha vardır; Turgutoğlu Rüstem Bey Türbesi.

Hikâyemiz de tam olarak burada başladı. Zira yaklaşık altı asırdır burada bulunan bu türbe hakkında bugüne kadar hiçbir Seydişehirli kapsamlı bir çalışma yapmamıştı. Dolayısıyla türbenin, &nbsp;yakın zamana kadar,&nbsp; Seyyid Harun Veli ailesine ait olduğu zannediliyordu

Ben tarihe gönül veren Seydişehirli olarak bu türbede yatan Turgutoğlu Rüstem Bey ve ailesinin yıllardır sessiz kalan hikâyesini Seydişehir’e anlatmak için yola çıkmıştım.

Sesim Turgut’tan da duyulmuş.

Geçmişte Turgutoğulları’nın yani Turguteli’nin merkezi olan Turgut, bugün Yunak ilçesine bağlı bir mahalle statüsünde. Turgut ve çevresinde bulunan 8 köyün birleşerek oluşturduğu Turgutoğulları ve Çevre Köyler Derneği Turgutoğulları’nin adını yeniden hatırlatmak için çaba sarf ediyor, çeşitli etkinlikler düzenliyorlar.&nbsp; Yılda bir kez, tüm Turgutoğulları’nın katılımı ile yaptıkları Toyga ve Alaş Şenliği’de bunlardan birisi.

Turgutoğulları ile ilgili yazılarım ilk yayımlandığı zaman beni arayarak tebrik ve teşekkür eden, değerli dernek başkanı Sayın Erol Yayla hocam, beni de şenliğe davet ederek şenlikte dağıtılacak olan Turgutoğulları ile ilgili tanıtım yazısını da bendenizin kaleme almasını rica ettiler. Bende büyük bir memnuniyetle kabul ettim

Akşehir Antik Tiyatro’da düzenlenen şölen, &nbsp;Konya Milletvekili Orhan Erdem, &nbsp;Danıştay Üyesi Musa Heybet ve daha isimlerini sayamadığım birçok üst düzey bürokratın yanı sıra halkın yoğun ilgisi gerçekleştirildi.

İlk olarak Mehteran bölüğünün eşliğinde, misafirlere Türklerin geleneksel şölen yemeği Toyga ve Alâş ikram edildi. &nbsp;İkram sonrası, açılış konuşmaları ve çeşitli etkinliklerle devam eden şenlik, şenliğe destekte bulunanlara plaket takdimi ve Osman Öztunç’un verdiği konser ile son buldu.

Burada, sizlerinde çokça merak ettiği, &nbsp;Toyga ve Alâş için ayrı bir parantez açmak istiyorum.

Bilindiği üzere “Toy”; İslamiyet öncesi Türk topluluklarında devlet meclisi ve sonrasında düzenlenen ziyafetler, şölen merasimleri için kullanılan isimdir. Yarma ve yoğurt ile yapılan Toyga’ da bu şölenlerde dağıtılan aş anlamına gelmektedir. Alaş ise, &nbsp;Toyga’nin ardindan yenilen ise aşureye benzer bir tatlı çeşidi.&nbsp; Bu şenlik vasıtası unutulmaya yüz tutmuş bu lezzetlerimizi yeniden anımsamış olduk.

Anımsamak demişken, &nbsp;Toyga bana eskiden köyümüz Kesecik’ te bayram sabahlarında içtiğimiz süt ve pirinç veya buğday ile yapılan bir çorbayı hatırlattı. Toyga gibi yine beyaz renkli olan bu çorbayı sadece bayram sabahlarında içerdik. O zamanlar sorduğum kimsede bu çorbanın neden özellikle bayram sabahlarında içildiğinin cevabını veremezdi, sadece gelenek olduğunu bilirdik. Hatta biz yeni nesiller pek içmek istemezdik de, rahmetli babaannem yine de her bayram sabahı yapardı o çorbayı. İşte şenlikte ikram edilen Toyga’yı içerken o günleri anımsadım. &nbsp;Anladım ki, Toyga kıl çadırlardan evlerimize birkaç küçük değişiklik ile yine bir şölen olan bayram yemeği olarak girmişti.&nbsp; (Yaptığım araştırmalarda bu sütlü çorbanın yalnızca Seydişehir civarında değil, Balkan Türkleri arasında da bir şölen yemeği olarak tüketildiğini öğrendim. Atalarımız gittikleri her yere Toyga kültürünü taşımışlar)

&nbsp;Şenliğe Akşehir, Yunak, Tuzlukçu, Çeltik Belediyelerinin yanı sıra, bir zamanlar Konya’dan Karadeniz’e göç etmiş olan Turgutoğulları’nin Rize kolunun da katılması ile daha da güzel geçti. Gönül istiyor ki şenlikte boy gösteren tüm bu ilçeler içinde Seydişehir’de yer alsın. Zira Seydişehir’in tarihine baktığınız zaman Turgutoğulları’ni görüyorsunuz. &nbsp;Eminim, Şehrimizin banisi Seyyid Harun Veli türbesinin avlusunda yatan Turgutoğlu Rüstem Bey ve ailesinin ruhları da şad olmuş olur.

Değerli okurlar;

Artan iş yoğunluğum sebebi ile, malaesef, &nbsp;bundan böyle yazılarım ayda bir sizlerle buluşacak.

Yeniden görüşmek dileğiyle…

Muhammed Kemal Erdem

İnstagram / fbook / Twitter: @eski_seydişehir&nbsp; &amp; @eski_konya

&nbsp;

&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.toroslargazetesi.com.tr/biyografi-haberleri">Biyografi</category><dc:creator><![CDATA[TURGUTOĞULLARI TOYGA VE ALAŞ ŞENLİĞİ - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 26 Sep 2023 05:18:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.toroslargazetesi.com.tr/images/haber/turgutogullari-toyga-ve-alas-senligi-081925-20230926.jpeg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.toroslargazetesi.com.tr/images/haber/turgutogullari-toyga-ve-alas-senligi-081925-20230926.jpeg"/>
                    <enclosure url="https://www.toroslargazetesi.com.tr/images/haber/turgutogullari-toyga-ve-alas-senligi-081925-20230926.jpeg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[DİDİĞİ SULTAN VE DEVE TAŞI  TURGUTOĞULLARI VE SEYDİŞEHİR – 2]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.toroslargazetesi.com.tr/haber-didigi-sultan-ve-deve-tasi-turgutogullari-ve-seydisehir-2-17875.html</guid>
                    <link>https://www.toroslargazetesi.com.tr/haber-didigi-sultan-ve-deve-tasi-turgutogullari-ve-seydisehir-2-17875.html</link>
                    <description><![CDATA[DİDİĞİ SULTAN VE DEVE TAŞI

TURGUTOĞULLARI VE SEYDİŞEHİR – 2

Muhammed Kemal Erdem Köşe Yazısı]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ &nbsp;

&nbsp;

Merhabalar değerli tarih dostları

Turgutoğulları ve Seydişehir ilişkisini anlatmaya devam ediyoruz.

Bu ilişkiyi anlamak için geçmişe, Seydişehir’in kuruluş yıllarına dönmemiz gerekiyor. Turgutoğulları’nın kurucusu kabul edilen Turgut Bey, Seydişehir’in kurucusu Seyyid Harun Veli gibi Horasan’dan Anadolu’ya göç etmiştir. Bu göç sırasında Turgut Bey’i Konya civarına yönlendirerek akıl hocalığı yapan kişi ise Ilgın’da metfun Didiği Sultan’dır. Didiği Sultan, Turgutoğulları için o derecede önemlidir ki, Turgut Bey vefat edince Didiği Sultan’ın yanına defnedilmiştir

Seyyid Harun Veli'nin üzerine&nbsp; bindiğine inanılan ve bir dönem Seyyid Harun Veli Camii önünde sergilenen deve taşı

&nbsp;

Seyyid Harun Veli ile Didiği Sultan aynı dönemde yaşamıştır. Seyyid Harun Veli’nin hayatını anlatan Makalat’a göre; Ilgın Mahmuthisar’da müritleri ile tekkesinde bulunan Didiği Sultan, Horasan’dan bir mühim zatın gelerek bir şehir kurduğunu duyar ve ziyaretine gitmek ister. Didigi Sultan, tekkesinden Seydişehir’e olan yolculuğunu bir ayıya binerek yaparken, gelişini haber alan Seyyid Harun Veli ise onu cansız taşın bir üzerine binerek karşılar. Kendisi canlıya binmişken, Seyyid Harun Veli’nin cansız bir taşı hareket ettirdiğini gören Didiği Sultan, Seyyid Harun’un büyüklüğünü kabul eder. Seyyid Harun Veli’nin üzerine bindiğine inanılan bu taşa “Deve Taşı” denir.

Fakat Makalat’da anlatılan bu olay, Didiği Sultan’in hayatını anlatan Menakıb’da yer almaz. Menakıb’da; &nbsp;Didiği Sultan’ın Seyyid Harun Veli’nin kızını istemesinden ve Seyyid Harun’un kızını vermediği için aralarında oluşan husumetten bahsedilir. Menakıba göre bu husumet sonrası Seyyid Harun Veli vefat eder. Didigi Sultan cenazeye katılmak için Seydişehir’e gelir fakat, Seyyid Harun'un ölümünden sorumlu tutulduğu için Seyyid Harun’un kızı tarafından darb edilir ve yaralanır.

Gördüğünüz üzere her iki eserde de anlatılanlar birbirinden tamamen farklıdır.

Peki, Didiği Sultan aslında kimdir, neden Makalat’da yer almaktadır?

Didiği Sultan klasik bir tekke şeyhi değil, zaviye şeyhidir. &nbsp;Selçuklular, Horasan’dan Anadolu’ya geçen şeyhleri stratejik bölgelere yerleştirmiştir. Birçok vergiden muaf olan zaviye şeyhleri, bulundukları bölgede tarım ile ilgilenerek ülke ekonomisine katkıda bulunmuş, yoldan geçen asker ve misafirlere konaklama imkânı sağlamış, en önemlisi de güvenliği sağlayarak çevrede eşkıyalık faaliyetlerine son vermiş, halkın güven ve takdirini kazanmışlardır.

Didiği Sultan o dönem Seydişehir, Beyşehir, Akşehir, Ilgın bölgesinden sorumlu zaviye şeyhidir. Seyyid Harun Veli Seydişehir’i kurarken, siyasi anlamda kendini Eşrefoğlu Beyi Mübarizeddin Mehmet Bey’e kabul ettirirken, manevi anlamda da bölgenin zaviye şeyhi Didigi Sultan’a kabul ettirmeye yani irşat etmeye çalışmıştır.&nbsp; Didiği Sultan’da buna karşılık tam tersi Seyyid Harun Veli’yi irşat etmeye çalışmıştır.

Eserlerde anlatılanları bu şekilde değerlendirmek ve tasavvuf öğretisine göre yorumlamak daha doğru olacaktır. Eserlerde anlatılan olayların hepsi görünenden ayrı bir mana içerir. Örneğin Makalat’ da çokça geçen asayı toprağa vurarak su çıkarmak, fiziki olarak su çıkarmak değildir. Su ilime işaret etmektedir. Yani asayı toprağa vurarak su çıkartmak ilmin kapılarının açılarak bölgenin susuzluğunun giderilmesidir. &nbsp;Örneğin Seyyid Harun Veli'nin Çukurçimen köyünde asasını yere vurarak su çıkarması, &nbsp;köyü irşat edip halifelerini burada bırakmasını anlatır. Elinde tuttuğu asa ise, kendisinin bölgeye yerleşip, yöneticilik yaptığının işaretidir. Keza Seyyid Harun Veli, Çukurçimen ve çevredeki birçok köyün bağlı bulunduğu zaviyenin şeyhi olmuştur.

“Cansızı yürütmek” ise erlik makamına layık olmanın ve kabul olmanın işaretidir. &nbsp;Rivayet odur ki,&nbsp; &nbsp;Hacı Bektaş Veli, Horasan’dan Anadolu’ya gelmek isteyince Rum erenleri Hacı Bektaş’ı aralarına kabul etmek için cansız bir taşı yürütmesini isterler. Hacı Bektaş taşa biner ve yürütür,&nbsp; böylece erlik makamına layık olduğunu gösterir. Seyyid Harun Veli bu yüzden Makalat’tin birçok yerinde “Cansiz taşı’ yürüttüğü söyler.

Burada dikkate almamız gereken nokta her iki eserin de, müellifleri öldükten sonra yeniden yazılmış olduğudur. Örneğin Seyyid Harun Veli’nin hayatını anlatan Makalat, Seyyid Harun Veli’nin ölümünden yaklaşık 230 yıl sonra dokuzuncu kuşak torunu tarafından yazılmıştır. Bu yüzden eserler yeniden yazılırken bazı olayların abartılarak yazılmış olabileceği de göz ardı edilmemelidir.

Kesin olan Seyyid Harun Veli ile Didiği Sultan’ın irtibat halinde oldukları ve görüştükleridir. Seyyid Harun Veli, Didiği Sultan’ı rehber edinen Turgutoğulları için de bir rehber ve mürşit olmuştur. Bu yüzden Turgut Bey’in iki torunu (Rüstem Bey ve Sultan Hatun) &nbsp;Seydişehir’de yasamış ve Seyyid Harun Veli Camii avlusuna defnedilmişlerdir.

Bir sonraki yazımızda yine Turgutoğulları ve Seydişehir ilişkisine dair hiç duyulmamış bilgilerden bahsedecek ve Turgutoğulları yazı dizimize son vereceğiz.

Yeniden görüşmek dileğiyle…

&nbsp;

Muhammed Kemal ERDEM

m_k_erdem@hotmail.com

Fbook/ İnstagram/ Twitter : eski_seydisehir

&nbsp;

Kaynaklar;

Ahmet Taşgın; Didiği Sultan ve Menakıbı,&nbsp; Çizgi Yayınevi, 2006, sf 56,119.133.135

Cemal Kurnaz; Makalat-ı Seyyid Harun Veli, Türk Tarih Kurumu, 1991, sf 114-115

Abdurrahman Ayaz; Makalat-ı Seyyid Harun Veli, Doğus Matbaası, 1970, sf 65

M. Akif Erdoğru; Seydişehir Seydi Harun Külliyesi Vakıfları Üzerine Bir Araştırma
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.toroslargazetesi.com.tr/biyografi-haberleri">Biyografi</category><dc:creator><![CDATA[DİDİĞİ SULTAN VE DEVE TAŞI  TURGUTOĞULLARI VE SEYDİŞEHİR – 2 - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Mon, 08 May 2023 18:33:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.toroslargazetesi.com.tr/images/haber/didigi-sultan-ve-deve-tasi-turgutogullari-ve-seydisehir-2-213932-20230508.jpeg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.toroslargazetesi.com.tr/images/haber/didigi-sultan-ve-deve-tasi-turgutogullari-ve-seydisehir-2-213932-20230508.jpeg"/>
                    <enclosure url="https://www.toroslargazetesi.com.tr/images/haber/didigi-sultan-ve-deve-tasi-turgutogullari-ve-seydisehir-2-213932-20230508.jpeg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[TURGUTOĞULLARI ESERLERİ ve KONYA DAR-ÜL HUFFAZLARI]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.toroslargazetesi.com.tr/haber-turgutogullari-eserleri-ve-konya-dar-ul-huffazlari-17715.html</guid>
                    <link>https://www.toroslargazetesi.com.tr/haber-turgutogullari-eserleri-ve-konya-dar-ul-huffazlari-17715.html</link>
                    <description><![CDATA[TURGUTOĞULLARI ESERLERİ ve KONYA DAR-ÜL HUFFAZLARI
]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[  
Merhabalar değerli okurlar.
Geçen haftaki yazımızda, Oğuzların Kınık boyuna bağlı bir uç beyliği olarak Anadolu’ya göç eden ilerleyen dönemlerde ise Karamanoğulları adına hanedanlık mücadelesi veren Turgutoğulları’ nın siyasi mücadelelerini anlatmıştık. 
Bu yüzden, her ne kadar Karamanoğulları içinde yer almış olsalar da, birçok tarihçi tarafından müstakil bir beylik olarak kabul edilmektedirler
Bu hafta ise Konya’da yaptırdıkları hayır eserlerini anlatacağız
Turgutoğulları alışılanın aksine yalnızca kendilerine temlik olarak verilen bölgelerde  değil, Konya, Kadınhanı, Sarayönü, Ilgın, Seydişehir gibi merkezlerde yaptırdıkları eserler ve kurdukları vakıflar ile, bu bölgelere de sahip çıkmışlar, halkının takdirini kazanmışlardır. Bu yüzden, her ne kadar Karamanoğulları içinde yer almış olsalar da, birçok tarihçi tarafında müstakil beylik olarak kabul edilmektedirler
Karamanoğlu topluluğu içinde yer alan diğer Türkmen aşiretlerinin bu anlamda faaliyetleri yok denecek kadar az iken, Turgutoğlu ailesine mensup erkek ve kadınlarının hayır eseri yaptırmada adeta birbirleri ile yarışması dikkat çekicidir. 
Turgutoğlu hanedanından en çok eseri  ,Karamanoğulları’ nın Genel Kurmay Başkanı diyebileceğimiz, Pir Hüseyin Bey yaptırmıştır. 
Bunlardan bazıları; 1408’de Sarayönü, 1423’ de Ilgın'da birer cami, 1429’ da Konya merkezde kalenderiler için zaviye, dârü'l huffâz, mescit ve mekteplerdir. Ayrıca bugün Anıt civarında kalan eski Amber Reis camiini tamir ettirmiştir. 1432'de Sadreddin Konevi Camii yanında kendisi ve ailesi için Turgutoğlu Türbesini inşa ettirmiştir. Geçmişte türbenin olduğu alanın üç tarafı mezarlıklar ile çevrili iken zamanla mezarlıklar kaldırılmıştır.  Türbenin içi bugün boş görünüyor olsa da,  hazire kısmında Turgutoğlu ailesinden yedi kişinin yattığı bilinmektedir. 1940'lı yıllarda türbede sağlam kaldığı  bilinen son dört sanduka müzeye kaldırılmıştır.
Bir diğer önemli hayırsever Pir Hüseyin Bey'in oğlu Ahmet Bey ise İplikçi Cami'ni 1430/1431 yılında tamir ettirmiş ve bir çok köyün, değirmen ve dükkânların gelirini camiye vakfetmiştir. Ayrıca Sadreddin Konevi Türbesi ile Turgutoğlu Türbesi arasında kalan bölgeye bir dârü'l huffâz inşa ettirmişir 
Turgutoğlu Ailesi bunlardan başka Kadınhanı'nda Turgutoğlu Ömer Zaviyesi, Seydişehir'de Rüstem Bey Türbesini inşa ettirmiştir.  Konya merkezde ise Pir Ahmed Bey, Pir Hasan Bey, Hondi Hatun, Nefise Hatun, Hunt Hatun ve Bağdat Hatun kendi adlarına dârü'l huffâzlar inşa ettiren diğer hayırsever aile üyeleridir 
Yazımızda da sık sık  gecen dârü'l huffâzlar için ayrı bir parantez açmak istiyorum. ‘Hafızlık evi’  demek olan dârü'l huffâzlar Selçuklulardan itibaren hafız yetiştiren ve Kuran'ı Kerimi ses incelikleriyle öğretmeye dönük eğitim veren kurumlardır. Burada alınan eğitimin ardından öğrenciler gerekli görülen yerlere imam, müezzin, hafız, cüzhan, mevlidhan olarak görevlendirilmiştir. Örneğin Turgutoğlu türbesinin vakfiyesinde “Türbede Kuran-i Kerim’i iyi okuyabilen 7 hafız ve cüzhanın her birinin günde bir cüz okuması şartı koyulmuştur. Bununla birlikte Pazartesi ve Perşembe geceleri de Kur’an-ı Kerim okunarak öncelikle türbede yatanların ruhlarına sonra tüm Müslümanlara bağışlanması” istenmiştir. Bu hizmetlerinin karşılığında ise türbeye vakfedilen arazi ve dükkânlardan gelen gelirin bir kısmı ile cüzhan ve hafızların maaşları ödenmiştir.
Bu şekilde Konya’da 1476 yılında 14 adet dârü'l huffâz hizmet veriyordu. Bunlardan 9 tanesini Turgutoğlu hanedanı inşa ettirmiştir.  Bu dârü'l huffâzlardan yalnızca 4 tanesi günümüze ulaşabilmiştir.
1)Gazi Alemşah mahallesinde bulunan Hacı Hasbey oğlu Mehmed Bey tarafından 1421 yılında inşa ettirilen Hasbey Dârülhuffazı
2) İstasyon Caddesi üzerinde bulunan Canbazzâde Nasuh Bey Dârülhuffazı
3) Şerafeddin Cami kuzey girişi tarafında bulunan Mehmed oğlu Hacı Ali tarafından 1429 yılında inşa ettirilen Hacı Ali Dârülhuffazı
4) Aydın Çavuş tepesinin eteklerine mescit ve çifte hamamla birlikte inşa edilen, Hasbey Dârülhuffazı'nın da banisi olan, Hacı Hasbey oğlu Mehmed Bey tarafından inşa ettirilen darülhuffaz. 

Bayramdan sonra yayımlanacak olan Turgutoğulları yazı dizimizin son bölümünde,  ilk kez duyacağınız birçok bilgi ve belge ışığında Turgutoğuları’ nın Seydişehir tarihindeki yeri ve önemini anlatacağız.

Yeniden görüşmek dileğiyle,  şimdiden İyi Bayramlar

Muhammed Kemal ERDEM
m_k_erdem@hotmail.com
Fbook/ İnstagram/ Twitter : eski_seydisehir / eski_konya


Kaynaklar;
İbrahim Hakkı Konyalı; Abideleri ve Kitabeleri ile Konya Tarihi, 1997  s 767
Şükrü Taşdelen; Turgutoğulları Vakfiyelere göre beylikler dönemi, Yedi Tepe Yayınevi, 2021, sf. 94
Zeki Oral; Turgutoğulları ve Konya’daki eserleri, Çizgi Yayınevi, 2016, Sf. 15, 16
Şükriye Pınar Özyalvaç; Konya’da Turgutoğulları’nın inşa ettirdiği darülhuffazlar, Uluslararası Orta Anadolu ve Akdeniz Beylikleri Sempozyumu - 4  (1-3 Aralık 2017) Necmettin Erbakan Üniversitesi Yayınları, 2018, sf. 625
Hakkı Önkal; Turgutoğullarının Konya’daki Türbesi, Uluslararası Orta Anadolu ve Akdeniz Beylikleri Sempozyumu - 4  (1-3 Aralık 2017) Necmettin Erbakan Üniversitesi Yayınları, 2018, sf 611
Mustafa Akkuş; Kadı sicilleri ışığında  Turgutoğulları Vakıfları, Uluslararası Orta Anadolu ve Akdeniz Beylikleri Sempozyumu - 4  (1-3 Aralık 2017) Necmettin Erbakan Üniversitesi Yayınları, 2018,  sf 573

 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.toroslargazetesi.com.tr/biyografi-haberleri">Biyografi</category><dc:creator><![CDATA[TURGUTOĞULLARI ESERLERİ ve KONYA DAR-ÜL HUFFAZLARI - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 11 Apr 2023 10:08:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.toroslargazetesi.com.tr/images/haber/turgutogullari-eserleri-ve-konya-dar-ul-huffazlari-131323-20230411.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.toroslargazetesi.com.tr/images/haber/turgutogullari-eserleri-ve-konya-dar-ul-huffazlari-131323-20230411.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.toroslargazetesi.com.tr/images/haber/turgutogullari-eserleri-ve-konya-dar-ul-huffazlari-131323-20230411.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[TURGUTOĞULLARI ]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.toroslargazetesi.com.tr/haber-turgutogullari-17661.html</guid>
                    <link>https://www.toroslargazetesi.com.tr/haber-turgutogullari-17661.html</link>
                    <description><![CDATA[Merhabalar değerli okurlar.

Bir önceki yazı dizimizde Konya Sille’de yaşayan Ortodoks Türkler ve Seydişehir’e olan göçlerinden bahsetmiştik.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ &nbsp;

Bu kez yine bilinmeyen bir konudan, birçok tarihçi tarafından Karamanoğulları’ndan ayrı müstakil bir beylik kabul edilen Turgutoğulları’ ndan bahsedeceğiz.

İlk bölümde Turgutoğulları’ nın siyasi hayatlarını, ikinci bölümde Konya ve ilçelerinde yaptırdıkları eserleri, son bölümde ise Seydişehir ile olan ilişkilerini ve Turgutoğlu Rüstem Bey’i anlatacağız.

Turgutoğulları, Malarzgirt savaşından sonra Anadolu’ya göç eden Oğuz’un Kınık boyundan bir aşirettir. Kutalmış Oğlu Süleyman Şah’ın ordusu ile Anadolu’nun fethine katılarak Konya’nın alınması ile bu civara uç beyi olarak yerleştirildikleri düşünülmektedir.

Turgutoğulları ’ndan bahseden ilk yazılı kaynaklar Dediği Sultan’ın Menakıpnamesi ve Şikari’ nin Karamanname adlı eserleridir. Menakıp ’da Turgutoğulları ’nın Horasan’dan yola çıkarak Konya civarına gelip yerleşmeleri anlatılır.

Siyasi anlamda ise Turgutoğulları’ nın adı ilk kez Anadolu Selçuklu Sultanı Alâeddin Keykubat döneminde Karamanoğulları ile birlikte geçmektedir. Keykubat, Larende - İçel bölgesini elinde tutmak amacı ile Turgut Bayburt Türkmenlerini bu bölgeye yerleştirmiştir. &nbsp;Daha sonra Karamanoğulları Beyliği’nin kurulması ile Karamanoğlu Mehmet Bey, Konya ve Ankara arasında kalan bölgeyi Turgut ve Bayburt olarak ikiye ayırarak Turgutoğulları’ na vermiştir.

Tarihçilerin ortak görüşü Turgutoğulları’nın Anadolu’da bir beylik hüviyetinde olduğu yönündedir. Ancak Turgutoğulları, Karamanoğulları’nı Selçukluların devamı olarak kabul ettikleri için bağımsız hareket etmemişlerdir. Önceleri yalnızca orduda kumandanlık vazifesini yerine getirirlerken zamanla Karamanoğulları ile karşılıklı kız alıp vererek akraba olmuşlar, Karamanoğulları adına hanedanlık mücadelesi vermişlerdir.&nbsp;

1386 yılında Karamanoğulları ile Osmanlı arasında savaş dönemi başlar. Osmanlı’nın giderek güçlendiği bu dönemde Turgutoğulları; Eskil, Altınekin, Kadınhanı, Ilgın bölgesinin idaresini elinde tutmuştur. Akşehir, Beyşehir, Seydişehir hattında ise Osmanlı’yı akınlarla tehdit etmişler bu yüzden bölge &nbsp;Osmanlı- Karamanoğulları arasında sürekli el değiştirmiştir.

Yıllar süren Osmanlı Karamanoğulları mücadelesi 1474 yılında Fatih Sultan Mehmet döneminde son bulmuş Karamanoğlu toprakları tamamen Osmanlı kontrolüne geçmiştir. Karamanoğullarının son bulması ile Osmanlıya tabi olan Turgutoğulları &nbsp;‘Atçekenlik’ statüsü ile ayrıcalıklı olmuşlar, &nbsp;devlete vergi yerine yetiştirdikleri atlardan vermişlerdir. Aileden bazıları ise Karamanoğulları döneminde olduğu gibi yeniden tımar sahibi olmuşladır. Osmanlılara tabi olmak istemeyenler ise bu kez Osmanlı Memluk savaşlarında, Memlukler safında yer almışlar, ardından Şah İsmail’in çağrısı üzerine İran’a göç etmiş Safevi Devleti’nin kuruluşuna öncülük etmişlerdir.

Turgutoğulları; Karamanoğulları’nın yanında Osmanlı ile mücadele ederek isyankâr bir görüntü çizse de kendilerine verilen topraklarda ve Konya’da yaptırdıkları hayır eserleri takdire şayandır. Kendilerini Karaman hanedanı içinde görerek, onların yetişemediği alanları doldurmaya çalışmış, yaptırdıkları hayır eserleri ile toplumun gönlünde yer edinmişlerdir. Konya, Seydişehir, Ilgın, Kadınhanı, Sarayönü gibi merkezlerin yanında kırsal da tekke, zaviye, mescit, cami, dar-ül huffaz ve çeşme gibi yapılar inşa etmişler veya var olan yapıları mal ve mülklerini vakfederek desteklemişlerdir. Yaptıkları eser ve vakfiyelere Osmanlı döneminde dokunulmamış, vakıflarının işlerliği Türkiye Cumhuriyeti’ ne kadar devam etmiştir.

&nbsp;

Bir sonraki yazımızda Turgutoğulları’nın bu eserlerini anlatmaya çalışacağız.

Görüşmek dileğiyle…

&nbsp;

Muhammed Kemal ERDEM

m_k_erdem@hotmail.com

Fbook/ İnstagram/ Twitter : eski_seydisehir

&nbsp;

&nbsp;

Kaynaklar;

Şükrü TAŞDELEN; Turgutoğulları Vakfiyelere göre beylikler dönemi, Yedi Tepe Yayınevi, 2021, sf. 44, 61

Mustafa KAYGISIZ; Turgutoğulları Orta Anadolulun Türkmen beyliği, Çizgi Yayınevi, 2016, sf. 13

Ahmet TAŞGIN; Dediği Sultan ve Menakıbı, Çizgi Yayınevi, 2013, sf. 70,74

Zeki Oral; Turgutoğulları ve Konya’daki eserleri, Çizgi Yayınevi, 2016, Sf. 89, 90

Alâeddin Aköz; Orta Anadolu’da nüfus mücadelesi ve Turgutoğulları, Uluslararası Orta Anadolu ve Akdeniz Beylikleri Sempozyumu - 4&nbsp; (1-3 Aralık 2017) Necmettin Erbakan Üniversitesi Yayınları, 2018, sf. 478, 489

Alâeddin Aköz; Turgutoğulları’nın etnik kökeni, Uluslararası Orta Anadolu ve Akdeniz Beylikleri Sempozyumu - 4&nbsp; (1-3 Aralık 2017) Necmettin Erbakan Üniversitesi Yayınları, 2018, sf. 508

Doğan Yörük; Turgutoğulları Vakıfları, Uluslararası Orta Anadolu ve Akdeniz Beylikleri Sempozyumu - 4&nbsp; (1-3 Aralık 2017) Necmettin Erbakan Üniversitesi Yayınları, 2018, sf. 525, 534

Fatma Akkuş Yiğit; Osmanlı Memluk mücadelesinde Turgutlu ve Varsaklu Türkmenleri, Uluslararası Orta Anadolu ve Akdeniz Beylikleri Sempozyumu - 4&nbsp; (1-3 Aralık 2017) Necmettin Erbakan Üniversitesi Yayınları, 2018, sf. 537, 541

Mustafa Akkuş; Kadı sicilleri ışığında&nbsp; Turgutoğulları Vakıfları, Uluslararası Orta Anadolu ve Akdeniz Beylikleri Sempozyumu - 4&nbsp; (1-3 Aralık 2017) Necmettin Erbakan Üniversitesi Yayınları, 2018, sf. 576

&nbsp;

&nbsp;

&nbsp;

&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.toroslargazetesi.com.tr/biyografi-haberleri">Biyografi</category><dc:creator><![CDATA[TURGUTOĞULLARI  - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Mon, 03 Apr 2023 14:41:44 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.toroslargazetesi.com.tr/images/haber/turgutogullari-174335-20230403.jpeg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.toroslargazetesi.com.tr/images/haber/turgutogullari-174335-20230403.jpeg"/>
                    <enclosure url="https://www.toroslargazetesi.com.tr/images/haber/turgutogullari-174335-20230403.jpeg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Kuraklığa Seydişehir’inde ivedilikle çare üretmesi gerekir.]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.toroslargazetesi.com.tr/haber-kurakliga-seydisehirinde-ivedilikle-care-uretmesi-gerekir-17621.html</guid>
                    <link>https://www.toroslargazetesi.com.tr/haber-kurakliga-seydisehirinde-ivedilikle-care-uretmesi-gerekir-17621.html</link>
                    <description><![CDATA[Ali Saylam Köşe Yazısı]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ 
Susuzluk konusunda uzmanlar bu yıl sıkıntı çekileceğini önümüzdeki yıllarda da bu sıkıntının artacağını vurgulayarak su kaynaklarının kıt olduğu bölgelerde kuraklığın etkilerinin depremden daha kötü sonuçlar doğurabileceğini ifade ediyorlar.
Susuzluk tehlikesinin her yönüyle sinyal verdiği günümüzde su kaynaklarımızın önce kendi ihtiyaçlarımızın giderilme fazlasının başka bölgelere aktarılması hususunda bir toplumsal talepte ortaya çıkıyor.
Bunun bariz örneği Beyşehir Gölü.
Beyşehirliler her vesileyle göldeki su kaynaklarının azaldığını suyun kendi bölgelerine ancak yeteceğini yüksek sesle dile getiriyorlar. 
Seydişehir’de de Beyşehir Gölü’nden beslenmenin yanı sıra kendi kaynağımız olan Karakış Çayı, Akçay, Beldibi Mağmanda Çayından azımsanmayacak önemli su kaynaklarımızda Suğla Su Toplama barajında akmakta ama maalesef barajdaki sudan çiftçimiz yararlanamamakta.
Birde devamlı yazıp çizdiğim gibi Göksu ve Gembos projeleri gibi Akdeniz’e giden suyun Seydişehir bölgesinde de benzer bir projeyle Suğla ovasının yararlanmasının sağlanmasıdır.
Bu konuda ki hassasiyetimizi tüm okuyucularımızın bilmesini isterim.
Geç kalınmasına rağmen Akdeniz’e düdenler vasıtasıyla giden suyun Suğla Ovasına dönderilmesi de DSİ tarafından yürütülen projenin ihale aşamasına gelmesini dört gözle bekliyoruz.
Birde yukarıda ifade ettiğimi gibi su kaynaklarımızın fazlasının Konya Ovasına aktarılmasındaki haklı talebimize bir ses verilmesi gerekir.
Eğer DSİ tarafından yürütülen düden projesi biran evvel bitmez ve Suğla Su Toplama Barajındaki suyumuzu kullanamazsak şimdiden tüm yetkilileri uyarıyorum!
Kan eksen Can biten Suğla Ovası Susuzluktan bir çöle dönecek..! ]]> </content:encoded><category domain="https://www.toroslargazetesi.com.tr/biyografi-haberleri">Biyografi</category><dc:creator><![CDATA[Kuraklığa Seydişehir’inde ivedilikle çare üretmesi gerekir. - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 28 Mar 2023 05:09:26 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.toroslargazetesi.com.tr/images/haber/kurakliga-seydisehirinde-ivedilikle-care-uretmesi-gerekir-081213-20230328.jpeg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.toroslargazetesi.com.tr/images/haber/kurakliga-seydisehirinde-ivedilikle-care-uretmesi-gerekir-081213-20230328.jpeg"/>
                    <enclosure url="https://www.toroslargazetesi.com.tr/images/haber/kurakliga-seydisehirinde-ivedilikle-care-uretmesi-gerekir-081213-20230328.jpeg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Bugünkü yazım; SEÇİMLERE DAİR..]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.toroslargazetesi.com.tr/haber-bugunku-yazim-secimlere-dair-17620.html</guid>
                    <link>https://www.toroslargazetesi.com.tr/haber-bugunku-yazim-secimlere-dair-17620.html</link>
                    <description><![CDATA[Hakkı Balcı Köşe yazısı]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Bugünkü yazım;
SEÇİMLERE DAİR..

Seçimlere sadece 47 gün kaldı. 
İlçemizden milletvekilli aday adayı isimler belli oldu… başarılar diliyorum. 

Şu ana kadar iki aday ile müşerref olduk. Ak Partiden sevgili Batuhan Aydın ve Seydişehirde doğup büyüyen CHP’den Uz. Dr. Sevgili Demet Acar, kendilerine nezaketlerinden dolayı teşekkür ederim. 

Seydişehir’in hangi cenahına gitsem ya bir esnafın yanında, ya kaldırımda ya da bir çay ocağında ilçe başkanlığı yapmış, aday adayı olmuş, aday olmuş seçilmiş ya da seçilememiş sabık siyasetçilere... 

İl genel meclisi üyesi, parti yöneticisi, parti üyesi il delegesi,elini eteğini siyasetten çekmiş yalnızlık abidelerine rastlarım…

Kimler geldi kimler geçti bu arenadan… 
Aklımın erdiklerini saysam başınız döner… 

Efendim bir anekdot;
Fi yılıydı sayın Muzaffer Sağlam, sevgili Asuman Topkara ablam ve sayın Şafak Gözpınar beyefendi DYP’den milletvekili aday adayları…

Beyşehir sinema salonun perde arkasında muzaffer sağlam abinin halktan teveccüh gördüğünü baki tuğa üstüne basa basa anlatıyorduk. 

Temayül yoklaması başkanı Baki Tuğ gözlerime baktı, baktı ve sırtımı sıvazlayarak müjdeyi verdi…

-Gençler rahat olun. Muzaffer sağlam bizim aile dostlarımızın evladı” dedi ve ikinci sırayı işaret etti… 
sevindirik olmuştuk… 

öyle ya; yıllar sonra ilçemizden bir milletvekili çıkaracaktık. Var gücümüzle destekliyorduk… çorbada tuzumuz olsundu…

Vay babam vayyy…

Temayül oyları kullanıldı ve sayıma geçildi. Muzaffer sağlam abi küçük bir not kağıdına çıkan oyları yazıyordu. Çetele tutuyordu…

Bizde çetele tutuyorduk. 
Açık tasnif sırasında isimler okunuyordu.
- Şafak Gözpınar, Asuman Toplara, Yahya yaman vesaire…”
- Asuman Topkara, Yahya yaman, Şafak Gözpınar vesaire…”
Muzaffer sağlam ismi tek tük çıkıyordu… 
Artık çetele tutmayı çoktan bırakmıştık çünkü bu bir hezimetti.. 

Muzaffer sağlam abinin yanına çömdüm…
- abi nedir bu durum siz bize sürekli hiç merak etmeyin çocuklar 2. Bölgeden 2. Sıradayız dediniz hep… Asuman abla da, Şafak abi de sizden kat kat fazla oy aldı…

Muzaffer abi gıbalini hiç bozmadan…
- Çocuklar sabredin durum bakalım derken son 4-5 oyun tasnifi yapılıyordu…

Hey gidi günler hey…
Sinema salonundan çıkarken çok sevdiğim merhum Faruk üzümcü ağabeyim bana kalbi tebessüm atarken; siyasetin duayeni av. İsmet Erol abi salonun en dip en üst koltuğunda, yan peşli oturmuş tebessüm ederek espri ile bana sesleniyordu…

- Hakkıııııı, hakkııı ne oldu yavrum ne oldu guzum muzaffer abinizi seçtiremediniz demi… hadi kuzum başka bahara… başka bahara…” 

Uzaktı… 
Kendi elimin üstünü öpüp “ellerinden öpüyorum İsmet abi.” Diyerek saygımı belirttim… 
İki eliyle baybay yaparak güle güle kuzularım diye kahkaha atıyordu…”
Kendisine gani gani rahmet diyorum rabbimden…

Üç aday fena kapışıktı… 
Kimse adaylıktan feragat etmedi ve merhum Süleyman Demirel Seydişehir’in vekili benim dedi… kabullendik…

Hey gidi günler hey…
seydişehir siyasetinin Satır aralarını yazmaya kalksam 12 ciltten aşağısı almaz..

Ne siyasetçiler gördü bu şehir beee…
Gün ola harman ola…

Bu arada Abdullah Karakuş, Bahaddin Paslı amcalarımı ve Faruk üzümcü ağabeyimi hasretle anıyorum. Mekanları cennet olsun… Hakkı Balcı ]]> </content:encoded><category domain="https://www.toroslargazetesi.com.tr/biyografi-haberleri">Biyografi</category><dc:creator><![CDATA[Bugünkü yazım; SEÇİMLERE DAİR.. - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 28 Mar 2023 05:02:19 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.toroslargazetesi.com.tr/images/haber/bugunku-yazim-secimlere-dair-080503-20230328.jpeg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.toroslargazetesi.com.tr/images/haber/bugunku-yazim-secimlere-dair-080503-20230328.jpeg"/>
                    <enclosure url="https://www.toroslargazetesi.com.tr/images/haber/bugunku-yazim-secimlere-dair-080503-20230328.jpeg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[BELEDİYE HİZMETLERİ ]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.toroslargazetesi.com.tr/haber-belediye-hizmetleri-16861.html</guid>
                    <link>https://www.toroslargazetesi.com.tr/haber-belediye-hizmetleri-16861.html</link>
                    <description><![CDATA[Hakkı Balcı Köşe yazsı]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ 
Geçtiğimiz gün belediye başkanı Mehmet Tutal çalışmalarından bir bölümünü görücüye çıkardı.&nbsp;

Sivil toplum Kuruluşlarının başkanları ve basın mensuplarına beş noktada bulunan çalışmaları tanıtıldı.&nbsp;

Her belediye başkanı bu ve minvali çalışmaları ilgili odaklara tanıtır.&nbsp;

Seçimler yaklaştıysa da bu tür çalışmalar, tanıtımlar ivme kazanır. Bu da gayet normaldir.

Çünkü siyasetin doğasında vardır tanıtım, reklam, propaganda…

İşte böyle bir gündeydik.&nbsp;

Bizi tanıtım alanlarına taşıyacak otobüse beş dakikalığına geç kaldım… Gelmeyeceğim kanaati ile gitmişler.&nbsp;

Neyseki şehrimizin ve belediyemizin emektar muharrirlerinden Kadriye hanımın ayarladığı araçla geziye zamanında intikal ettim.&nbsp;

İlk tanıtım yeri; Enderun Gençlik merkezi. Günümün önemli bir bölümü Zirve’de yani dağ ortamında geçtiği için şehrin yabancılığı vardı desem mübalağa olmaz sanırım.&nbsp;

Hakikaten; saat 15:00’ten sonra başlayan gezi boyunca bazı noktalarda başka bir şehirdeymişim gibi bir his vardı içimde.

Enderun;&nbsp;
Seydişehir belediyesine, Halk eğitime, kadınlar lokali olarak, sergilere ve daha bir çok faaliyete ev sahipliği yapan, şehrimizin ilk yüksek okulu bambaşka bir çehre kazanmış.&nbsp;

Oldukça sıcak bir ortam. Spor dan müziğe, zengin bir kütüphaneye kadar eğitim çeşnisi mevcut ve konforlu. İsmi ile müsemma bir eğitim merkezi olmuş.&nbsp;

Hakikaten tebrik ederim bütün öğrencilerin uğrak adresi olmaya namzet bir eğitim hane kazandırılmış.&nbsp;
Muhabbet hane ve emekliler lokali cabası…&nbsp;

Uğrayan bir daha uğrar.&nbsp;
Belirteyim çayı da ucuz.&nbsp;

Daha sonra sırası ile Seydi Kafem, Üreten Kadınlar Atölyesi, Millet Bahçesi Düğün Salonu, Kuğulu Tabiat Parkı Pojesi, Unlu Mamüller, Ekmek Fırını ve Butik Çarşı Adile Baysal Kültür ve Sanat Evi Seydişehir Kent Müzesi'ni gezdik.&nbsp;

Size buradan ne kadar anlatsam kafi gelmez.&nbsp;

Bugünden tezi yok aynı havayı kokladığımız şehirimize kazandırılan bunca güzel hizmeti görmeniz gerekir.&nbsp;

Millet parkı devasa bir kompleks olmuş.&nbsp;
Kuğulu tabiat parkı hedeflenen güzelliğe yakın duruyor.&nbsp;

Kadınlarımıza yönelik üretim hane çok iyi düşünülmüş.&nbsp;

Adile Baysal ise son anda bakımsızlıktan kurtarılmış&nbsp; kent müzesi ünvanı ile bambaşka bir anlam kazanmış…

Hülasa;
Bu tanıtım organizasyonundan bu şehrin çocuğu olarak mutmain ayrıldım.&nbsp;

Bütün belediye başkanlarımıza ilçemize kazandırdığı güzel hizmetler için teşekkür ederiz.

Hakikaten büyüğünden küçüğüne kadar bütün ilçelerin içinde şehirleşme açısından farklıyız.&nbsp;
Lokasyonumuz güzel.&nbsp;

Bir başkanın getirdiği iyi hizmet sonraki belediye başkanlarını da daha iyi şeyler yapmaya zorladı.
Öyle olunca da; ortaya böyle güzel bir şehir çıkıyor.

Daha güzel projeler üretilebilir mi evet üretilebilir ama sonu yok bunun…&nbsp;

Sezar’ın hakkını Sezar’a verelim ilçemize harika hizmetler kazandırılmış.&nbsp;
Tarafgir gözlerden arınıp bu güzel çalışmaları yerinde görmenizi tavsiye ederim.&nbsp;

Daha henüz Tınaztepe mağarasına gitmeyen, kaplıca tesislerimizi görmeyen hemşerilerimizin olduğunu bilmek ruhumu daraltıyor.&nbsp;
Üç kuruşa beş köftelik yaşam biçimleri diğer insanların pozitif enerjisini de tüketir.&nbsp;
Iğranmak lazım.&nbsp;

Ya da az konuşup görmedikleriniz üzerinden ahkam keserek haksız kazanç elde etmemek lazım.&nbsp;
Belediye Başkanımız Mehmet Tutal’ı, emeği geçen herkesi ve belediye çalışanlarını gönülden tebrik ederim…
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.toroslargazetesi.com.tr/biyografi-haberleri">Biyografi</category><dc:creator><![CDATA[BELEDİYE HİZMETLERİ  - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sat, 24 Dec 2022 07:51:27 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.toroslargazetesi.com.tr/images/haber/belediye-hizmetleri-105414-20221224.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.toroslargazetesi.com.tr/images/haber/belediye-hizmetleri-105414-20221224.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.toroslargazetesi.com.tr/images/haber/belediye-hizmetleri-105414-20221224.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Seni Gâvur Seni]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.toroslargazetesi.com.tr/haber-seni-gavur-seni-15766.html</guid>
                    <link>https://www.toroslargazetesi.com.tr/haber-seni-gavur-seni-15766.html</link>
                    <description><![CDATA[Nilüfer Özpolat Köşe Yazısı]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[             Burası Şehrin ilk ve tek İslam okuluydu. Bazı eksikleri konusunda destek almak için belediye başkanı ile randevu talep etmiştik. Kendisi okulu ve eksikleri yerinde görmek istediği için okulda bir görüşme teklif etti. Seve seve kabul ettik. Türk, Arap ve Somalililerden oluşan 8 kişilik bir ekip bahçede misafirimizi beklemeye başladık. Haliyle heyecanlıydık. Hepimiz kendi kültürümüze ait atıştırmalık birşeyler hazırlamıştık. Bunu sadece okulumuz için değil İslam kültürünün de bir tanıtımı olarak görüyorduk. Randevu saatine 5 dakika vardı ki başkan pekte yeni sayılmayacak bisikletiyle sokağın köşesinde göründü. Biz birbirimize baktık. Sonra park alanında ki arabalara… Sene 2006 yer Hollanda Dordrecht … Biz yemek kültürümüzle  ona İslami örneklik sunmaya çalıştık. O gösterişten, şatavattan  uzak bisikletli haliyle yaşam tarzıyla örneklik sundu. Benzeri haberler zaman zaman medya da yer alır , ben bizzat yaşadığım olayı paylaşıyorum sizlerle… İstanbul da ki, ismi gerekmez küçük büyük il ilçelerde ki protokol konvoylarını ne zaman görsem; eski bir bisiklet, yumurta varsa kahvaltıda peynir koymuyoruz pahalıya geliyor diyen halklar, 15 asır öncesinden devlet işi yaparken farklı mumu, özel hayatında farklı  mumu kullanan Ömer, gelecekten de tüm hesapların görüldüğü bir mahşer günü düşüyor aklıma…
      Daha dün akşamüzeri komşuyla sohbet ediyoruz. Hollanda da gözlemlediğim hayvancılık metodunu anlattım. “Yook hocam yook o buralarda olmaz Hollanda küçücük yer, orada olur ama burada olmaz” Olmayan ne ? Arazi ve meraların kısım kısım ayrılması hayvanlar belli bir kısımı yediği zamanlarda diğer yerlerin sulanıp yem/ot/yonca her ne ekiliyse yetişmesi, hayvanın yetişen yere alınınca bir önceki yerin sulanması ve yetiştirilmesi… Burada konu ne komşu, ne hayvancılık ne de Hollanda … Burada konu başlamadan, denemeden kaybetmiş olmayı kabullenmek… Okyanusları taşla toprakla doldurup kendine vatan yapan bir avuçluk ülkelerin tarım ve hayvancılıkta dünyaya kafa tutması yanında dünya atlasında bakınca kumtaneleri içine düşmüş nazar boncuğu gibi göze batan bir memleketin tarım ve hayvancılıkta ki durumu… Samanın yemin balyası şu kadar oldu, emeğimin karşılığını alamıyorum bırakacağım bu işi diyen köylüm biliyorum “ Bekara hanım boşamak kolaydır” oturduğum yerde, okuduğum birkaç kitap ve haber ile ayaküstü sohbetleriyle yazıyorum bu yazıyı… Neden bunca mera değerlendirilmiyor? “Mazot kaç lira haberin var mı?” diyeceksin. Tam olarak kaç lira bilmiyorum ama kesin olarak bildiğim şey bu yazının ilk kelimesini yazmaya başladığımda ki mazot fiyatı ile yazının bittiği andaki fiyat aynı fiyat olmayacak… Soruyorum vallahi CAHİLLİĞİMİN ALTINI ÇİZE ÇİZE soruyorum. Mazotsuz günler de nasıl temin ediliyordu bu saman, ot, yem o denenemez mi? Ve soruyorum temel geçim kaynağı tarım ve hayvancılık olan bir ülke de lüks yatlara uygulanan vergisiz mazot neden çiftçiye uygulanamıyor? Bu duruma  itiraz edebilmek için neden bir araya gelinemiyor? Bu birlik için ocu, şucu, bucu olmak ya da olmamak engel miydi?
 Hocaaa sende bir “gâvur hayranlığı var gibi?” 
“Yok, yok ben insan! insan olabilme, insan kalabilme hayranıyım.” 
“O Hollanda var ya Hollanda sömürgeciydi, ülkeleri sömürmüş….” 
“O gitmiş başka ülkeleri sömürmüş, yazıklar olsun da benim içimi asıl acıtan ‘ gâvur değiliz diyen bizlerin kendimizi, birbirimizi sömürüyor olmamız’ ” 
 
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.toroslargazetesi.com.tr/biyografi-haberleri">Biyografi</category><dc:creator><![CDATA[Seni Gâvur Seni - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sat, 18 Jun 2022 15:02:43 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.toroslargazetesi.com.tr/images/haber/seni-gavur-seni-180501-20220618.jpeg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.toroslargazetesi.com.tr/images/haber/seni-gavur-seni-180501-20220618.jpeg"/>
                    <enclosure url="https://www.toroslargazetesi.com.tr/images/haber/seni-gavur-seni-180501-20220618.jpeg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[MİLLETİN HASSASİYETLERİNE ÇOMAK SOKMAYIN]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.toroslargazetesi.com.tr/haber-milletin-hassasiyetlerine-comak-sokmayin-15485.html</guid>
                    <link>https://www.toroslargazetesi.com.tr/haber-milletin-hassasiyetlerine-comak-sokmayin-15485.html</link>
                    <description><![CDATA[Hakkı Balcı Köşe Yazısı]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ &nbsp;

Eyvallah,

Dini istismar eden gani, etmeyen yok gibi…

&nbsp;

Ama…

Bu hususu doğru bilgi ve üslupla ele alan da yok gibi…

&nbsp;

Ne yazık ki!

&nbsp;

Din istismarı gerçeğini fırsata dönüştürüp politik istismar aracı olarak kullananların meseleyi pervasız üslup ve söylemlerle gündeme taşıdığı da aşikar...&nbsp;

&nbsp;

Bir müslüman olarak dini istismarla herhangi bir dünyevi kazanç elde etmeye çalışana tepkim ne ise;

&nbsp;

İnançlara saygılı Ateiste, deiste değil, müslüman olmayana değil , inançlara saygılı inançsızlara değil, putpereste, mecusiye değil…&nbsp;

&nbsp;

Bu hassas meseleyi fırsata dönüştüren ve bundan politik medet umanlara da tepkim o dur…

&nbsp;

Kişi neye inanırsa inansın bunda özgürdür… Rabbim Rahman sıfatı ile çalıştığının karşılığını verirken, Can ve mal verirken onun huzuruna, yaşamına inancına karışmak benim ne haddime…

&nbsp;

Gel gör ki!

Dini istismar edenleri işaret ederek onların üzerinden din düşmanlığı yapanların sayısı da arttı…&nbsp;

&nbsp;

Ağzı olan, din bezirganları üzerinden istismarın dik alasını yapıp din olgusunu üzerinden prim yapmaya çalışıyor.&nbsp;

&nbsp;

Eleştirinin okları yön değiştiriyor. Ve artık İslama, dinini yaşamaya çalışan mümine saldırıya dönüşüyor.&nbsp;

&nbsp;

Ülkemiz bu ötekileştirme absürtlüğünden çok çekti… Ne canlar yandı başörtüsü yüzünden.&nbsp;

&nbsp;

Geçtiğimiz gün Murat Bardakçı’nın Meral Hanım “İktidara gelince ders kitabı yapacağız” dediği “Medenî Bilgiler”i acaba hiç okudu mu? Başlıklı bir yazısını okudum.&nbsp;

&nbsp;

Meral Akşener’in Gurup toplantısında yaptığı konuşmayı da bizzat dinledim. Anladım ki ötekileştirmenin ülkemiz üzerinde meydana getirdiği kaos ortamları tecrübe edilmemiş.&nbsp;

&nbsp;

Akşener; konuşmasında “Bakın, bu kitabın adı Medeni Bilgiler. Kim yazmış biliyor musunuz? Gazi Mustafa Kemal Atatürk. ...Bunu alacaksınız genç teşkilâtlarımızın tümüne dağıtacaksınız. Bundan sonra hediyemiz Nutuk’un yanında budur.”

&nbsp;

Bardakçı’nın araştırmasına göre Meral Akşenerin parti teşkilâtına dağıtılması talimatını verdiği ve “iktidara geldiklerinde ders kitabı yapacağını” söylediği Medenî Bilgiler devrimlerin bütün şiddeti ile hüküm sürdüğü bir dönemin eseridir.&nbsp;

&nbsp;

Atatürk’ün İslâmiyet hakkındaki düşüncelerine de yer veren kitapta şu ifadeleri yer alıyor.&nbsp;

&nbsp;

“Türkler Araplar’ın dinini kabul etmeden evvel de büyük bir millet idi. Arap dinini kabul ettikten sonra, bu din ne Arapların, ne aynı dinde bulunan Acemler’in ve ne de Mısırlıların vesairenin Türklerle birleşip bir millet teşkil etmelerine hiçbir tesir etmedi. Bilâkis Türk Milleti’nin millî rabıtalarını gevşetti, millî hislerini, millî heyecanını uyuşturdu. Bu pek tabii idi. Çünkü, Muhammedin kurduğu dinin gayesi, bütün milliyetlerin fevkinde (üzerinde) ..... bir Arap milliyeti siyasetine müncer oluyordu (Arap milliyeti siyaseti ile sonuçlanıyordu). Muhammedin dinini kabul edenler kendilerini unutmaya, hayatlarını Allah kelimesinin heryerde yükseltilmesine hasretmeye mecburdular. Bununla beraber Allah’a kendi lisanında değil, Allahın Arap kavmine gönderdiği Arapça kitapla ibadet ve münacaatta bulunacaktı (yakaracaktı).Arapça öğrenmedikçe Allah’a ne dediğini bilmeyecekti. Bu vaziyet karşısında Türk Milleti birçok asırlar ne yaptığını, ne yapacağını bilmeksizin âdetâ bir kelimesinin mânâsını bilmediği halde Kuranı ezberlemekten beyni sulanmış hafızlara döndüler...”

&nbsp;

İyi Parti Genel Başkanı Merak Akşener’in ’Atatürk’ün bu ifadelerinin yer aldığı kitabı Bardakçı’nın dediği gibi bende okumadığını tahmin ediyorum.&nbsp;

&nbsp;

Zira okumuş olsaydı bu mübalağalı tavsiyeyi yapmazdı. Çünkü bu anlayış bu ülkeye çok yıllar kaybettirdi.&nbsp;

&nbsp;

Tekrar ediyorum. Din bezirganlarına tepkim neyse bezirganlar üzerinden yapılan istismara da tepkim odur.&nbsp;

&nbsp;

Dinin koruyucusu Allah’tır. Bize ihtiyacı yoktur ama bir müslüman olarak kurnazlığa boyun eğip her türlü saldırıya ‘eyvallah’ diyecek kadar basiretsizde değilim.&nbsp;

Milletin hassasiyetleri ile oynamayın lütfen.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.toroslargazetesi.com.tr/biyografi-haberleri">Biyografi</category><dc:creator><![CDATA[MİLLETİN HASSASİYETLERİNE ÇOMAK SOKMAYIN - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sun, 17 Apr 2022 18:45:10 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.toroslargazetesi.com.tr/images/haber/milletin-hassasiyetlerine-comak-sokmayin-214652-20220417.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.toroslargazetesi.com.tr/images/haber/milletin-hassasiyetlerine-comak-sokmayin-214652-20220417.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.toroslargazetesi.com.tr/images/haber/milletin-hassasiyetlerine-comak-sokmayin-214652-20220417.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Seydişehirli Bir Kadının Donanmaya Hediyesi (1911)]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.toroslargazetesi.com.tr/haber-seydisehirli-bir-kadinin-donanmaya-hediyesi-1911-15036.html</guid>
                    <link>https://www.toroslargazetesi.com.tr/haber-seydisehirli-bir-kadinin-donanmaya-hediyesi-1911-15036.html</link>
                    <description><![CDATA[Tarihçi Ercan Arslan]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Babalık Gazetesinin 22 Haziran 1911 Perşembe günkü sayısının üçüncü sahifesinde bir haber dikkatimizi çekti. Seydişehirli bir bayanın Donanmayı Osmani Muaveneti Milliye Cemiyeti’ne yaptığı yardım konunun özünü oluşturuyordu. Konya Şimendifer (tren) Acenta Memuru aynı zamanda Donanma Cemiyeti Konya Şubesi Veznedarı olan Serafim Bacıoğlu bu durumu Babalık Gazetesi sütunlarında şöyle duyurmaktaydı: &nbsp;Dün vatanın sevgili bir kızı, yardımseverlikle dopdolu bir kadın, başından en kıymettar bir altınını çıkarmış sanatla yapılmış bir ay yıldıza telifen diyordu ki: “İşte benim mamelekim (sahip olduğum şeylerin hepsi) &nbsp;şu ay yıldıza muallik bulunuyor. Bu altın ben kadına ne kadar lazım ise Anavatanımız da Donanmaya ondan bin kere fazla bir ihtiyaçla muhtaçtır. Bu altınım donanmanın hiç olmazsa bir çivisini imal edebilir. Fakat müzayedeye verilecek olur ise&nbsp; o müsabakai hamiyette yek diğerine tevfik için sa’y eden Osmanlıların bu vesile ile Donanmanın bir çok çivisini imal eder bir miktar buyuracaklarına ümit varım. Rica ederim şu ufak hediyemi müzayedeye veriniz. O suretle de Gemimizin birkaç çivisini imal etmiş olayım. Hatta öyle arzu ederim ki hayatım da donanmamızın olsun. Bayrağı kanımla boyansın.”

Serafim Efendi sözlerini sürdürerek; “İşte ulvi bir kadının sözleri. Bir bayanın, servetlerini gizleyen zenginlere ibret olacak fedakârlığı. Muhterem gazetenizle ilanını ve yardımseverlikle dopdolu bu kadının memnuniyetinin gereğini yapmak üzere sanatkârane bir ay yıldıza telifen takdim kılınan altının ihale bedelinin ilan edilmesini temenni ederim efendim” diyordu.

Babalık Gazetesi Müdürü Ahi Babazade&nbsp; Yusuf Ziya Bey, Cemiyet Veznedarı Serafim Bacıoğlu’nun bu isteğini yerine getirecek ve gazetede şu ilan yayınlanacaktı: “Sedeften mamul gayet zarif&nbsp; bir ay ve yıldıza muallik bir adet altın küpe Mahalli Donanma Cemiyeti Veznedarı Bacıoğlu Serafim Efendi tarafından İdarehanemize verilmiş ve merkez komisyonuna&nbsp; teslim kılınmıştır. Seydişehirli Hanımın &nbsp;hissiyatı hamiyetperveranesiyle (Bir insanın &nbsp;vatanını, milletini ve ailesini koruma çabası) Serafim Efendinin teşebbüsüne &nbsp;öz yürekten teşekkürler eder ve kulağındaki küpesini donanmaya ihda (hediye) eden alicenap (yüce gönüllü) kadının&nbsp; şu hareketini zenginlerimizin basiretine sunarız.”

Değerli okurlar burada, kimliğini tespit edemediğimiz Seydişehirli bir bayanın 1911 yılında, vatan müdafaasında Deniz kuvvetlerimizin güçlendirilmesi için kendi imkânı nispetinde sorumluluk aldığına tanık oluyoruz. Bu asil karakterli bayanın, tek zenginliği olan, anne babasından yahut eşinden yadigârı ay yıldız motifli altın küpelerini, devletinin yardım talebi karşısında tereddüt etmeden verdiğini görüyoruz. Bilinmelidir ki bu durum yalnızca Seydişehir’le sınırlı değildir. Memleketin her tarafı böylesine koca yürekli, fazilet abidesi insanlarımızla doluydu. &nbsp;Yüce Türk Milletinin Atayurt’tan Anayurda sinesinde taşıdığı vatanın kutsallığı duygusu tarihin pek çok döneminde kadını ve erkeğiyle bu topraklarda kendini gösteren mukaddes bir duygu olmuştur. Seydişehirli bir bayanın “Hayatım da donanmamızın olsun. Bayrağı kanımla boyansın” haykırışı o günlerden bugünlere kulağımıza küpe olması gereken, Küpe Dağı eteklerinde yaşayan bizlere gür bir sedadır düşüncesindeyim. (Babalık,9 Haziran 1327, Yıl 1,sayı 49,sayfa 3)
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.toroslargazetesi.com.tr/biyografi-haberleri">Biyografi</category><dc:creator><![CDATA[Seydişehirli Bir Kadının Donanmaya Hediyesi (1911) - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sat, 22 Jan 2022 10:12:22 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.toroslargazetesi.com.tr/images/haber/seydisehirli-bir-kadinin-donanmaya-hediyesi-1911-131502-20220122.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.toroslargazetesi.com.tr/images/haber/seydisehirli-bir-kadinin-donanmaya-hediyesi-1911-131502-20220122.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.toroslargazetesi.com.tr/images/haber/seydisehirli-bir-kadinin-donanmaya-hediyesi-1911-131502-20220122.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[HASTANEDE TEST YOĞUNLUĞU]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.toroslargazetesi.com.tr/haber-hastanede-test-yogunlugu-14959.html</guid>
                    <link>https://www.toroslargazetesi.com.tr/haber-hastanede-test-yogunlugu-14959.html</link>
                    <description><![CDATA[ALİ SAYLAM KÖŞE YAZI]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ &nbsp;

Sorunları doğal olarak bitmeyen Seydişehir Devlet Hastanesinde bu seferde test yaptıran vatandaşların yoğunluğu yaşanıyor.

Daha çabuk yayılan Omicron varyantıyla vakaların çoğalması ve futbolcular, öğretmenler gibi aşı vurulmayan bazı kesimden mecburi PCR testi istenmesi ayrıca kış dolayısıyla grip vakalarının da çoğalması test yaptıranların sayısını artırdı. Durum böyle olunca son günlerde test yaptıran çok sayıda vatandaştan da şikayetler gelmeye başladı.

Vatandaşların uzun süre test yaptırmak için sırada bekledikleri, yaşanan yoğunluk nedeniyle hastanedeki güvenlik görevlileriyle hastalar arasında tartışmaların eksik olmadığı, daha önce ek binada yapılan aşının poliklinikler kısmında dar bir alanda yapılmasında yaşanan sıkıntılar duyumlarımız arasında.

Artan bu şikayetler; bazı branşlardaki doktor eksikliği, bazılarında ise hasta yoğunluğu nedeniyle hastaların Beyşehir Devlet Hastanesi'ne yönlendirilmesi şikayetlerinin önüne geçti.

Yönetim bu sıkıntının üzerine gider yeniden bir planlama ile çözüm üretirse ve güvenlik görevlilerine de görevlerini yaparken nazik davranmaları konusunda uyarırsa şikayetler azalacağına inanıyorum.

Hiç olmazsa zorunlu test yaptırmak durumunda olan vatandaşların ayrı bir bölüm ayrılarak veya bu durumdakilerin Aile Hekimliği tarafından PCR testi yapılması yoğunluğu bir nebze olsa azaltacak diye düşünüyorum.

Vatandaşların daha fazla sıkıntıya girmemeleri için şimdiden hastane yönetiminin işin üzerine giderek çözüm üretmesini bekliyoruz.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.toroslargazetesi.com.tr/biyografi-haberleri">Biyografi</category><dc:creator><![CDATA[HASTANEDE TEST YOĞUNLUĞU - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sun, 09 Jan 2022 19:06:18 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.toroslargazetesi.com.tr/images/haber/hastanede-test-yogunlugu-221247-20220109.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.toroslargazetesi.com.tr/images/haber/hastanede-test-yogunlugu-221247-20220109.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.toroslargazetesi.com.tr/images/haber/hastanede-test-yogunlugu-221247-20220109.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[BİZİMDE YEMEK  KÜLTÜRÜMÜZ ZENGİN…]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.toroslargazetesi.com.tr/haber-bizimde-yemek-kulturumuz-zengin-14928.html</guid>
                    <link>https://www.toroslargazetesi.com.tr/haber-bizimde-yemek-kulturumuz-zengin-14928.html</link>
                    <description><![CDATA[ALİ SAYLAM KÖŞE YAZISI]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Aslında Seydişehir'in var olan mutfak kültürü yabana atılacak gibi değil.

Benim izlediğim kadarıyla başta Gaziantep olmak üzere son yıllarda Konya merkezde Gastronomi

Turizmi alanında önemli çalışmaların sonucunu alan şehirler arasında.

Seydişehir'de ise Gastronomi Turizmi alanında atağa geçebilecek alt yapıya sahip bir yemek kültürü var ama bu kültürümüzü ortaya çıkaracak önemli bir çalışma olmadı.

Yakın zamanda kaybettiğim rahmetli annem ve düğün yemekleri aşçısı değerli büyüklerim Havvaana Uysaler, Şerife Öğüt,şuanda hayatta olmayan Ömer Ulutaş, Melek Ömek (Sofuların Melek), İsmet Kavruk gibi büyüklerimizden ve Dünya Türk Mutfağı Araştırmacısı/Yemek Yazarı hemşehrimiz Hülya

Erol'dan edindiğim bilgilere göre 'Su Böreği,Çokratma, Lorlu Ekmek, Keçi Etinden Güveç, Heyre Çorbası, tatlılardan ise Haşhaşlı Kıvrım,Kadın Kasığı, Zülviye' başka yörelerden bilinmeyen kesinlikle Seydişehir'in olan yemeklerinden.

Son yıllarda gastronomi Turizmin şehirlere getirisinin farkında olan kentler kendine has yemeklerini tescilletmeye başladılar.

Örnek olarak; Antep Baklavası, Afyon'un Sucuğu,Konya'nın Etli Ekmeği,Adana'nın Kebabı, Urfa'nın Lahmacunu, Oltu'nun Cağ Kebabı, Ödemiş'in Kumrusu, İnegöl Köftesi ve Kayseri'nin Mantısı vb.. Hemen hemen bütün illerde ve birçok ilçede tescillenmiş yemek kültürünü görüyoruz. Yukarıdaki saydığım yüzde yüz Seydişehir'e has yemeğimizin hiç olmazsa birinin tescillenmesi için kurumların vakit geçmeden başvuru yapması, gastronomi turizmimiz açısından çok önemli olduğunu düşünüyorum.

Kız Meslek Lisesinde de aşçılık bölümünün olması, gastronomi kültürümüzün ortaya çıkması için büyük rol oynuyor.

Zararın neresinden dönülürse kar hesabı, vakit geçmeden gastronomi turizmi için somut adımlar atılmalı.

&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.toroslargazetesi.com.tr/biyografi-haberleri">Biyografi</category><dc:creator><![CDATA[BİZİMDE YEMEK  KÜLTÜRÜMÜZ ZENGİN… - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sun, 02 Jan 2022 13:00:46 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.toroslargazetesi.com.tr/images/haber/bizimde-yemek-kulturumuz-zengin-160210-20220102.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.toroslargazetesi.com.tr/images/haber/bizimde-yemek-kulturumuz-zengin-160210-20220102.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.toroslargazetesi.com.tr/images/haber/bizimde-yemek-kulturumuz-zengin-160210-20220102.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[YILBAŞI]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.toroslargazetesi.com.tr/haber-yilbasi-14927.html</guid>
                    <link>https://www.toroslargazetesi.com.tr/haber-yilbasi-14927.html</link>
                    <description><![CDATA[HAKKI BALCI KÖŞE YAZISI]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Hayat tırıs tırısa gidiyor...

Ökçelerimizi popomuza vura vura…

Dostlara “olm bak bana &nbsp;iyi davranın dede 53, baba 53, hala 53…” derken;

&nbsp;

Sevgili dostum Muhsin Bükücü; ‘olm sana 13 yıl daha nasıl sabrederiz.’ Esprisini yapardı.

&nbsp;

Rabbim nasip ederse; 2022 yılı Mart ayının 8’inde 53+7 olacağım Muhsin… Uzatmaları yaşıyoruz Allah sabır versin sana, 13 yıla itiraz ederken 20 yıl sabrettin bana:)) &nbsp;

&nbsp;

Bu arada Kına gönderiyorum eline mi, ayağına mı, saçlarına mı nerene yakacağını uygun bir zamanda dost meclisi &nbsp;belirlesin istiyorum.

&nbsp;

Vesile ile şu dakikalar içinde girdiğimiz 2022’in teröristler, ülkemize ihanet edenler, tacizciler, tecavüzcüler, hırsızlar hariç Rabbim herkese huzurlu, sağlıklı uzun ömürler versin inşallah…

&nbsp;

BİR ANI

1990 yılıydı…

O yıllarda bayram, yılbaşı gibi özel günler tebrik kartları ile kutlanırdı…

&nbsp;

Yüzlerce tebrik kartına, günün anlam ve önemine binaen duygular ve temenniler yazılır posta yoluyla gönderilirdi…

&nbsp;

Dün gibi aklımda; vefatı ile beni en çok üzen insanlardan olan güzel insan, Halk Eğitim Müdürü Merhum Muzaffer Tatu Ağabey’ede bir tebrik kartı göndermiştim…

&nbsp;

Kartın önünde hüsn-i hat çalışması vardı arkasında tebrik ve temennilerimi ise; kesik uçlu mürekkep kalemle, kırk beş derece eğik italik yazı karakterinde yazmıştım…

&nbsp;

“Sevgili Muzaffer abim, mümtaz insan, sen hayatı bütün yönleri ile en az 10 yıl öncesinden takip eden bir insansın… Dolayısı ile senin 1990 yılını değil, 2000 yılını şimdiden kutlar, ellerinden öperim…”

&nbsp;

Aradan aylar geçer ve Muzaffer ağabey sosyal demokrat bir arkadaşı ile politik tartışmaya girer…

&nbsp;

Muhafazakâr, milliyetçi yönü ile bilinen Muzaffer Tatu; mülahazasını espriyle ve yüksek sesle ifade ederken;

&nbsp;

Kendisine “sen gericisin oğlum” diyen sosyal demokrat arkadaşına; yılbaşında gönderdiğim ve cebinde taşıdığı tebrik kartını çıkarıp masaya vurarak ‘ulan hay goca gominis oku şu kartı bi, adam benim 1990 yılımı değil, 2000 yılımı şimdiden kutlamış.

&nbsp;

Bi defa hayatı senden 10 yıl öncesinden yaşıyorum… Gerici sensin...” der ve gülüşmeler…

&nbsp;

Vefat tarihi sanırım 1997 yılının bu aylarıydı Muzaffer abimin, hayatı cidden bizden önce takip etti ve bizden önce göç eyledi…

Rabbim cenneti ile muamele etsin…

&nbsp;

Devletimize milletimize zeval vermesin…

&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.toroslargazetesi.com.tr/biyografi-haberleri">Biyografi</category><dc:creator><![CDATA[YILBAŞI - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sat, 01 Jan 2022 10:45:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.toroslargazetesi.com.tr/images/haber/yilbasi-134730-20220101.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.toroslargazetesi.com.tr/images/haber/yilbasi-134730-20220101.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.toroslargazetesi.com.tr/images/haber/yilbasi-134730-20220101.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Seydişehir Türk Ocağı (1923)]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.toroslargazetesi.com.tr/haber-seydisehir-turk-ocagi-1923-14918.html</guid>
                    <link>https://www.toroslargazetesi.com.tr/haber-seydisehir-turk-ocagi-1923-14918.html</link>
                    <description><![CDATA[Tarihçi Ercan Arslan
]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Meşrutiyet yıllarından itibaren Seydişehir’de sivil toplum kuruluşlarının oluşturulmaya başlandığını daha önceki yazılarımızda ifade etmiştik. Seydişehir’de bir Türk Ocağı tesisi ve küşadı için 1923 yılı Martının son haftası, Konya Merkez Riyasetinden talimatname istenilmiş İdi. Beklenen müsaade hemen gelmeyince Seydişehirliler Nisan ayının ilk haftası bu yöndeki heyecanlarını konunun hızlanması için Kaymakam Beye iletmişlerdi. Böylece Seydişehir Kaymakamı Hami Bey’in Başkanlığı altında bir toplantı tertip edilerek Ocağın idare heyeti oluşturulacaktı. Seydişehir Türk Ocağı Başkanlığına Kaymakam Hami Bey, Katipliğe Jandarma kumandanı Niyazi Bey, Veznedarlığa Eşraftan Mehmet Ali Efendi, dört azalığa da  Şube Reisi Sıtkı Bey, Müdafaayı Hukuk Reisi Hacı Nabi (Erdem) Efendi, Belediye Başkanı Remzi (Ülker), Öğretmenlerden Mazharzade Rüştü (Ergen) Beyler seçilmişlerdi. Muhasebe-i hususiye namına birkaç sene evvel inşa edilmiş olan yeni  bina kiralanarak Seydişehir Türk Ocağı böylelikle vücut bulmuştu. Ocak içerisinde Cumhuriyet ülküsünü yaymak emelinden doğan bir kütüphane de oluşturulmuştu.
Aynı günlerde İstanbul’da bulunan Seydişehirli tüccarlardan Hamzazade Hasan Efendiyle irtibat kurularak, Belediye Sandığından yeter miktarda para havalesiyle dört lüks lambası sipariş edilmiştir. Ayrıyeten şimdilik yalnız kaza merkezinde tesis edilmek üzere  telefon makine ve malzemesi de sipariş  edilmiştir. Kaza Kaymakamı Hami Bey Efendi ile Belediye Reisi Remzi Beyin bu husustaki gayretleri cidden şayanı şükrandır.
Babalık Gazetesinin 13 Mayıs 1923 tarihli nüshasında “Seydişehir’de Tenvirat” (Aydınlanma)  başlıklı bir haber dikkatleri çeker. Seydişehir muhabirinin bildirdiğine göre Seydişehir Belediyesince satın alınmış olan dört adet lüks lambalarıyla, beş adet telefon şehre ulaşmıştır. Lambalardan biri çarşıya, biri Belediyeye ve Türk Ocağı Başkanlığındaki bahçeye yerleştirilmişti. Seydişehir halkı bu müthiş icatla geceleri aydınlatılmaya başlanılmıştı. Diğer lambalar ise zamanla münasip mahallere yerleştirilecekti. Seydişehir Müftüsü de hediye olmak üzere Seyyid Harun Veli  Hazretleri Camii Şerifini  aydınlatmak  üzere  bir adet lüks lambası  sipariş etmiştir.
Aynı günlerde Konya Valiliği Saray Mıntıkası Mühendislerinden Galip Bey Seydişehir’e gelmişti.  Kaymakam Hami Beyle birlikte, Beyşehir Gölü’nden salınan su nedeniyle Karaviran Gölü’nün taşması üzerine ekili binlerce dönüm tarım arazisinde oluşan zararı tespit etmek için çalışmalara başlamıştı. 
Seydişehir’de Osmanlı’dan devralınan biri Postanede, diğeri Askerlik Şubesinde kurulu iki adet telgrafhane bulunmaktaydı. 12 Temmuz 1923 ‘te Seydişehir kasabasından Bağlama mevkiine kadar beş buçuk kilometrelik bir telefon hattı çekilecek ve bir telefon makinesi yerleştirilmek suretiyle Beyşehir sulama dairesi telefon Santrali ile haberleşmeye başlanılacaktı. Temmuz ayı sonu itibariyle Kazaya bir saat menzildeki Bağlama Mevkiinden merkeze tel çekilmek suretiyle Beyşehir-Seydişehir-Saray ve Çumra arasında telefon muhaberatı tesis edilmişti. Tüm bu hamlelerde Kaymakam Hami Beyin fedakâr girişimlerinin önemi büyüktü. Bu fevkalade yenilik Seydişehir halkı tarafından ilgiyle karşılanmıştı. Ogünlerde Seydişehirli bir münevverin “...Babalık sütunlarında, Avrupa şimendiferlerinde (tren) bile telsiz telefonun tatbik edilerek yolcuların şehirlerdeki musiki ve operaları dinlediklerini okuyunca, her türlü vesaitten mahrum olan memleketimi düşünerek müteessir oldum. Seydişehir’de telefon ne demek malum değilken…” ifadeleriyle faal Kaymakamları Hami Beyin himmetleriyle kaza merkezine bağlatılan telefon hattından övgüyle bahsediyor olması ne kadar manidar bir vaziyet idi.
Türk Ocaklarının 10.04.1931’de yapılan son (olağanüstü) kurultayında, Ocağın 257 şubesi ile birlikte tüzel kişiliğini feshetmesine karar verildi. Böylece Türk Ocakları yerini, yapılan inkılâpları topluma aktarmada önemli bir kurum olacak olan Halkevlerine bırakmış oldu. Seydişehir Halkevi de Türk Ocağının kullandığı binada 19 Şubat 1939 Pazar günü açılacaktı. (Babalık 11 Nisan 1923,Yıl:13,Sayı 1168; Babalık 13 Mayıs 1923,Yıl:13,Sayı 1195;  Babalık 12 Temmuz 1923,Yıl 13,sayı 1244; Babalık 30 Temmuz 1923,Yıl 13,sayı 1255)
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.toroslargazetesi.com.tr/biyografi-haberleri">Biyografi</category><dc:creator><![CDATA[Seydişehir Türk Ocağı (1923) - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Fri, 31 Dec 2021 08:36:03 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.toroslargazetesi.com.tr/images/haber/seydisehir-turk-ocagi-1923-113852-20211231.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.toroslargazetesi.com.tr/images/haber/seydisehir-turk-ocagi-1923-113852-20211231.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.toroslargazetesi.com.tr/images/haber/seydisehir-turk-ocagi-1923-113852-20211231.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Doğum hikayeleri]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.toroslargazetesi.com.tr/haber-dogum-hikayeleri-14894.html</guid>
                    <link>https://www.toroslargazetesi.com.tr/haber-dogum-hikayeleri-14894.html</link>
                    <description><![CDATA[ Nilüfer Özpolat Köşe Yazısı]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Yıllardır yaptığımız anne seminerlerinde ki temel sorularımdan birisi “ NEDEN DOĞURUYORSUNUZ ?” sorusudur. İlk defa duyanlar için ilginç ya da saçma olabilir ama ben ciddi olarak merak ediyorum; neden çocuk dünya ya getirir canlılar. Elbette ki çoğalmak neslini devam ettirmek için. Ama bunu tüm canlılar yapıyor. İnsanda mı her canlı gibi “doğurmuş olmak için doğuruyor ?”  
Evet sevgili anne,baba  ve  adayları “neden çocuk sahibi oluyoruz?”  Birbirinden farklı cevaplar aldık yıllarca.  Bunlardan belli başlılarına madde madde değinelim. 
1-EVLENİNCE ÇOCUK DOĞURULUR? Evet yatınca uyunur, acıkınca yemek yenir evlenince çocuk sahibi olunur. İlk maddelerden biridir. Söylerken dile kolay, herhangi bir şey gibi ... Bir çeşitde baskı barındırıyor altında. Kız büyür isteyeni yok mu? Evde kalacak ?  Nişanlanır kızımız, düğün ne zaman? Düğün ertesi başlar çocuk ne zaman geliyor?   Bir kaç yıl olmadı mı sorun kimde neden olmuyor vs? Bu cevap, yaşamış olmak için yaşayanların, cevaplarındandır.
2-EVDE Kİ MUHABBET ARTSIN DİYE; Eşi evine karşı mesafeli olan kimselere “ çocuk olsun hele bak nasıl bağlanır evinize” derler.  Burada çocuk problem çözücü olarak görülmektedir. Ailenin sorunu bir başka nedenden kaynaklanıyorsa o çocuk mutsuz bir ailede büyümek zorundadır malesef...
3-ERKEK ÇOCUK OLANA KADAR DOĞURDUM; Malesef gelişememiş kültür ve toplumlar da erkek çocuk bir övünç kaynağı, soyun devamında bir garanti gibi görülür. Bunun eğitim seviyesiyle çok ta bir bağlantısı yok maalesef okumuş diplomalılar da bile böyle bir takıntıya rastlamamız mümkündür.
4-YAŞLILIKTA BİZE BAKSIN DİYE;  u ileriki zamanlara dönük bir yatırım gibidir. Aile yaşlılık günlerinde kendine bakacak bir evlat ister. Rabbim kimseyi kimseye muhtaç etmesin ama anne ve babasına of bile demeyecek bir evlad çok iyi yetiştirilmiş bir evlad olmalıdır. Ahlaken vicdanen güzel olan elbette anne babasına bakmayı yaşlandıklarında onları gözetmeyi bir yük bir görev değil Allah ın bir lütfu olarak görecektir.
5-HAYALLERİMİZİ GERÇEKLEŞTİRSİN DİYE; Küçük yaşlarda hayaller kurmaya başlarız. İleri de şunu yapacağım, şöyle işlerle uğraşacağım. Kendimi burada görmek istiyorum vs. ama bunları gerçekleştirememişsem en yakınımın bunu yapmasını isterim. Ben doktor olamadım sen ol vb. Burada ki en büyük sorun her çocuk kendine özgü bir bireydir ve kendini gerçekleştirmek için yaşıyor. Ben zamanında hafız olmak istemiş olabilirim imkanım olmamıştır ama sırf benim yapamadığımı yapsın diye bunu çocuğuma dayatmam haksızlık olur. Zaten buna da bir mecburiyeti yoktur. 
6-ALLAH’ IN RIZASINI KAZANMA VESİLESİ OLACAK İNSAN YETİŞTİRMEK İÇİN; Bu maddeyi söyleyenler de ciddi bir çoğunluk oluşturuyorlar. "Evleniniz, çoğalınız, çünkü ben kıyamet gününde diğer ümmetlere karşı  sizin çokluğunuzla iftihar edeceğim." (Beyhakî, VII/81) hadisi şerifiyle de destekleniyor bu seçenek ... Hadis üzerine tefekkür ettiğimiz zaman çoğalmak kuru kuru sayı üzerine değil de “ümmet olabilme” özelliğimiz üzerine vurgu yapılıyor. Şuan yeryüzünde 2 milyar müslüman olduğu tahmin ediliyor. 7 milyarlık insan nüfusunun 3 te biri kadar bir oranımız var. Ama içinde bulunduğumuz durum içler acısıdır. Demek ki sorun nicelikte değil niteliktedir. Konumuza dönecek olursak  hayırlı bir evlat ümmete faydalı bir müslüman yetiştirmek istiyoruz ( bu cümlenin en derin anlamı tüm insanlığa aydınlık olacak bir birey yetiştirmektir. Gerçek bir müslüman sadece ümmetine, milletine değil tüm aleme mutluluklar sunacaktır. ) hemen bu seçenek benim ki diyenlere sorumuzu yöneltelim; 
       - Bunun için nasıl bir planınız var?
      -Nasıl yani?
- Çocuk sahibi olan büyük çoğunluğun bir nedeni var. Ama sizin nedeniniz en iddialısıdır. Böyle bir iddiada bulunan kimseler herhangi bir kimse gibi yetişiyorsa çocuğu bu sadece bir temenni hatta hayaldir. Bakkal Ali beyin, komşu Zehra hanımın çiftçi Mehmet Amca nın da niyeti iyi bir evlat yetişitrmek. Bu zamana kadar hiç” baş belası bir çocuk yatiştireceğim. Tüm dünyayı mahvetsin vs” gibi bir dilekle karşılaşmadık çok şükür ama sizin çocuğunuz için istediğiniz temenni öyle sadece istemekle olabilecek birşey değil. 
    Başlangıçta ki  “ neden çocuk sahibi oluyoruz” sorumuzun asıl gayesi farkındalığımızı artırmaktır. Her canlı gibi çoğalıyoruz cevabı bizi herhangi bir canlı yaparken, evladım iyi bir insan olsun cevabı insan olarak bizi diğer canlılardan ayırır. İyi bir mümin yetiştirmek istiyorum diyorsak genel olarak insanlardan ayrılıp Allahın yeryüzündeki halifem dediği konuma geçiyoruz inşaAllah.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.toroslargazetesi.com.tr/biyografi-haberleri">Biyografi</category><dc:creator><![CDATA[Doğum hikayeleri - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Mon, 27 Dec 2021 05:12:45 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.toroslargazetesi.com.tr/images/haber/dogum-hikayeleri-081532-20211227.jpeg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.toroslargazetesi.com.tr/images/haber/dogum-hikayeleri-081532-20211227.jpeg"/>
                    <enclosure url="https://www.toroslargazetesi.com.tr/images/haber/dogum-hikayeleri-081532-20211227.jpeg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Sokak Hayvanları Duyarlı Bir Şehir İçin Benden de Bir Öneri!]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.toroslargazetesi.com.tr/haber-sokak-hayvanlari-duyarli-bir-sehir-icin-benden-de-bir-oneri-14892.html</guid>
                    <link>https://www.toroslargazetesi.com.tr/haber-sokak-hayvanlari-duyarli-bir-sehir-icin-benden-de-bir-oneri-14892.html</link>
                    <description><![CDATA[ALİ SAYLAM KÖŞE YAZISI]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ İlçemizde yapılan şehrimiz ile ilgili toplantılarda başıboş hayvanların sorunu birinci sırada gündeme getirildi.

Barınak sorunu, vatandaşa verdiği zarar gibi şikayetler hiç eksik olmadı.

Aslında bu meselede herkesin memnun etmek çok zor.

Yani meseleyi kökünden halletmek imkansız gibi bir şey…

Seydişehir bu konuda duyarlı bir şehir olduğunu karakışı yaşadığımız şu son günlerde bir kez daha gösterdi.

İlçemizde faaliyet gösteren Hayvan Severler Derneği, Doğa ve Yabani Hayvanlar Derneği, Gönüllülerin yanı sıra Belediye ve Kaymakamlık ’ta hayvanları beslemek için seferber oldu.

Seydişehir Belediyesi, Büyükşehir ve Orman İşletmeleri ile beraber modern bir barınak yapmak için hazırlıklara başlamıştı.

Bu konuda en son emir yüksekten geldi.

Cumhurbaşkanı Ak Parti belediye Başkanlarına seslenerek, “Şehirlerinize barınak yapma konusunu öne alın” diyerek talimatta bulundu.

Gelinen nokta itibariyle artık Seydişehir başıboş köpek sorununu sıfıra indiremese de halletme safhasına geldi.

Benimde bu konuda daha rasyonel hareket etmek için bir önerim var.

Nasıl Manavgat yangınına yardımda ve önceki yıllardaki ülkemizde meydana gelen felaketlere yardım içi kurulan komite sokak hayvanları içinde oluşturulursa yine Belediyemizin önderliğinde başta Muhtarlar, Sivil Toplum Örgütleri, ilgili Dernekler ve gönüllü Vatandaşlarımız birlikte bu işe el atarlarsa sokak hayvanları meselesini kökten halletmiş oluruz.

Şöyle ki sokak hayvanlarını beslediklerini sosyal medyada paylaşmanın yerine yapılan işin Allah rızası için kabilinden fırınlardaki bayat ekmekler, lokantalar ve kurum yemekhanelerindeki artan yemekler, hayırsever vatandaşların bizzat yaptıkları nakdi ve gıda yardımları bir noktada toplanılmış olursa, şehrimizin her köşesindeki beslenmeye muhtaç hayvanlara ulaşılmış olur diye düşünüyorum.

Hayvanlara hassasiyet bakımından çokta kötü durumda olmayan Seydişehir’imiz, modern barınağa kavuşur ve yukarıdaki önerime uygun bir planlamayla herkes bu taşın altına eline koyarsa…

Seydişehir engellilere duyarlı bir şehir olduğu gibi, sokak hayvanlarına da duyarlı bir şehir olur…

&nbsp;

&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.toroslargazetesi.com.tr/biyografi-haberleri">Biyografi</category><dc:creator><![CDATA[Sokak Hayvanları Duyarlı Bir Şehir İçin Benden de Bir Öneri! - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sun, 26 Dec 2021 10:14:10 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.toroslargazetesi.com.tr/images/haber/sokak-hayvanlari-duyarli-bir-sehir-icin-benden-de-bir-oneri-131614-20211226.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.toroslargazetesi.com.tr/images/haber/sokak-hayvanlari-duyarli-bir-sehir-icin-benden-de-bir-oneri-131614-20211226.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.toroslargazetesi.com.tr/images/haber/sokak-hayvanlari-duyarli-bir-sehir-icin-benden-de-bir-oneri-131614-20211226.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Seydişehir’de Kolera Salgını 1911]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.toroslargazetesi.com.tr/haber-seydisehirde-kolera-salgini-1911-14889.html</guid>
                    <link>https://www.toroslargazetesi.com.tr/haber-seydisehirde-kolera-salgini-1911-14889.html</link>
                    <description><![CDATA[Tarihçi Ercan Arslan]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Osmanlı Devleti; 19. yüzyıl boyunca Kolera, Veba, Sıtma, Tifüs, Trahom, Frengi ve Çiçek başta olmak üzere pek çok hastalıktan zarar görmüştür. Bu yüzden bu zararın boyutunu azaltmak ve hastalıkları önlemek amacıyla bir takım tedbirler alma yoluna gitmiştir. 20.yüzyıl başlarında özellikle, Rusya’dan ticaret amacıyla gelen tüccarlar vasıtasıyla Osmanlı Devleti’nde 1910 yılının ilk kolera vakaları 15 Temmuz’da Erzurum’da görülmeye başlanmıştı. Ayrıca, Ağustos ayının sonlarından itibaren kolera salgınının Anadolu ve Rumeli’de yayılmaya başladığı görülmüş ve salgın &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; İzmir, İstanbul gibi liman kentlerinde daha fazla etkili olmuştu.1910-1912 yılları arasında İzmir’de görülen kolera salgını, Denizli, Aydın, Manisa, Antalya, Isparta hatta Konya’ya kadar yayılım göstermişti. Konya’da yayınlanan Babalık Gazetesinin 1911 yılına ait nüshalarında Kolera salgınına dair ulaşabildiğimiz bazı verileri sizinle paylaşmak istiyorum. 1911’de Konya Vilayetinde otel ve hanlarda gelip giden yolcular düzenli olarak bir doktora kayıt ettirilmekteydiler. Polis memurları her gün otel ve hanlarda gerekli kontrolleri yapmaktaydılar. Gazetelerde “Koleraya Çare” başlıklı malumatlar veriliyor ve uygulanacak tedbirler ayrıntılarıyla sütunlarda yer buluyordu. Memleket dâhilinde Türk-İslam ahali alınan kolera tedbirlerine uyarlarken, ecnebiler kapitülasyon imtiyazı nedeniyle bu tedbirlere uymamaktaydılar.

Konya Valiliğince Dahiliye Nezaretine yazılan 22 Haziran 1911 tarihli yazıda Seydişehir, Koçhisar, Ermenek, Elmalı Kazaları&nbsp; için birer Belediye Tabibi talep edilmiş Kolera Salgını için harekete geçilmişti. Lakin Temmuzda hastalık Seydişehir’e ulaşmıştı. İzmir’den kaçak olarak Seydişehir’e gelmiş olan iki kişiden biri Karabulak köyü yakınında ölü olarak bulunmuş ve ölüm sebebi kolera olarak tespit edilmişti. Seydişehir Kazasının Taraşçı Köyünde 1911 yılı Temmuz ayında Kolera alameti görülmesi üzerine Karaağaç Belediye Tabibi kazamızda görevlendirilmiş idi.&nbsp; Tabiplikçe Sıhhiye Müfettişliğine gönderilen telgraf metnine göre hastalığın kolera olmadığı anlaşılmıştı. &nbsp;Öte yandan Seydişehir Kaymakamı Fikri Bey yakalandığı Kolera nedeniyle Akşehir Tahaffuzhanesinde karantina altına alınmıştı. Fikri Bey buradaki tedavisinin ardından iyileşerek tekrar görevine dönebilecekti.

Aynı günlerde Beyşehir’de koleranın zuhur ettiği Karahüyük köyü tamamen karantinaya alınmıştı. Burada görevlendirilen Belediye Tabibi Habib Efendi durumun kontrol altında olduğunu, şuana değin 6 kişinin vefat ettiğini, Vasil isimli bir şahsın geceleyin köyden firar ettiğini bildiriyordu. Kazada kurulan hafta pazarı da bu sebeple ileri bir vakte kadar kaldırılmıştı. Hastalığın İzmir’den buraya gelen hamallar vasıtasıyla bulaştığı anlaşılmıştı. Akşehir’de ise kent tamamen karantinaya alınmıştı. Bu konuda Ilgın Jandarma kumandanlığı kısmen Akşehir’de görevlendirilmişti. Akşehir Piyade kuvvetleri de Akşehir tahaffuzhanesinin güvenliğini sağlamaktaydılar. Hükümet ve hapishanede ihtiyat kuvveti bulunduruluyordu. Koleranın Konya merkeze ulaşmaması için Kaymakam Ahmet Refet Bey ile Belediye Reisi Müftü zade Kamil Efendi azami gayret sarf ediyordu. İstanbul treni sürekli kontrol ediliyor, İzmir’den gelen şüpheli yolcular tahaffuzhanede veya bazı münhal kulübelerde bekletiliyordu. İzmir’de çıkan Ahenk Gazetesinin 12 Eylül 1911 tarihli nüshasında Konya’da görülen Kolera Salgınına gönderilecek yeterli doktor bulunamayınca, mühendis görevlendirildiği bildirilmekteydi. Ilgın’ın Argıthanı Nahiyesin’de de salgın görülmüştü. Sıhhıye Müfettiş Vekili Nasuh Bey bölgede görevlendirilmişti. Akseki’nin Derebucak Köyü ile ve Alaiyenin Düşenbe Nahiyesinde, Burdur’da da salgın tespit edilmişti.

Bu dönemde görülen kolera salgını nedeniyle salgının Yemen ve Arnavutluk isyanlarının bastırılamamasında da etkisi görülmüştü. Çünkü liman kentlerinde özellikle İzmir’de toplanan askerlerimiz arasında da salgının yayılması, isyan bölgelerine asker sevkiyatının yapılamamasına yol açmıştı. Osmanlı coğrafyasında 1910’dan itibaren yeniden şiddetlenen Kolera Salgını, bütün önlemlere, beklentilere ve dualara rağmen hızla yayılmış, yıllarca devam etmişti. Balkan ve I. Dünya savaşları yıllarında muhacirlerin ve askerlerin arasında sinsi bir düşman gibi can almaya devam etmişti. (BOA.DH.İD.18-1-35-37,13 Ş.1329; H.Ahmet Asker, “Alman Konsolosluk Raporlarına Göre 1911-1914 Yılları Arasında Osmanlı Liman Kentlerinde Kolera”, Osmanlı Bilimi Araştırmaları 22, 1 (2021),sayfa 101-119 ; İbrahim Berci, “İzmir’de Kolera Salgınları 1910-1912”, &nbsp;Atatürk ve Türkiye Cumhuriyeti Tarihi Dergisi, Sayı: 9,2021-Yaz, sayfa 363-398; Babalık, Sene:1,Numro 53-54, 4-7 Temmuz 1327, sayfa 4,2, Ahenk, “Daha Tahaffi Var”, 12 Eylül 1911, sayfa 3; Türkiye Salgın Hastalıklar Bibliyografyası, Milli Savunma Üniv. Yayınları,İstanbul 2020)

&nbsp;

&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.toroslargazetesi.com.tr/biyografi-haberleri">Biyografi</category><dc:creator><![CDATA[Seydişehir’de Kolera Salgını 1911 - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sat, 25 Dec 2021 20:31:32 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.toroslargazetesi.com.tr/images/haber/seydisehirde-kolera-salgini-1911-233339-20211225.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.toroslargazetesi.com.tr/images/haber/seydisehirde-kolera-salgini-1911-233339-20211225.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.toroslargazetesi.com.tr/images/haber/seydisehirde-kolera-salgini-1911-233339-20211225.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[ Toplum Biziz …]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.toroslargazetesi.com.tr/haber-toplum-biziz-14857.html</guid>
                    <link>https://www.toroslargazetesi.com.tr/haber-toplum-biziz-14857.html</link>
                    <description><![CDATA[Nilüfer Özpolat Köşe Yazısı]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;&nbsp;

&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Konuşmasının satırbaşlarında &nbsp;“toplumun gerçeklerini görmezden gelemeyiz ” diyor,peşinden “filanca kitabın, filanca sayfasında şöyle yazıyor” cümlelerini ekliyordu. O cümlenin içinde, baskın olan kelimeyle ilgili olarak, değerli&nbsp; bir şairimizden bir dörtlükle devam ediyordu. Bilgisayar misali sürekli bilgi sayıyordu. 1 buçuk saatlik görüşmede toplamda 5 dakika gençlerle şunu yapabiliriz, köylüye ulaşabilirsek kırsal kalkınmanın eksik ayağını tamamlayabiliriz, cümlelerini kurabildim. İkinci cümleme başlarken, filanca tarihte falanca yerde diye o devam ediyordu konuşmaya. Eğer dinleyeceğini bilseydim. Toplum sensin, toplum benim, bu topluluğu bizler oluşturuyoruz, demek isterdim. Bırakırsa başkası kapacakmış gibi sımsıkı tuttuğu &nbsp;koltukta, ne kadar çok şey biliyor maşallah desemde içimden , &nbsp;haddinden fazla bilmenin, daha doğrusu amele dönüşemeyen bilginin &nbsp;“bilgi obeziteliğine” &nbsp;sebep olduğunu gördüm. Tuttuğu &nbsp;köşe başında, topluma bu kadar yeter anlayışıyla, nasıl bir damar tıkanıklığına sebep olduğunun farkındamıydı acaba?. O kişi halen hayatta mı bilmiyorum. Ama nerede toplum sohbeti yapılsa aklıma o gelir. Elinden gelenin en iyisini yapmak istiyordu mutlaka. Ama “hedefim bu koltuktu. Bu bana yetti. Fazlasına gerek yok” gibi&nbsp; duruşu, sadece kendisinin değil geleceğimizinde durması demekti. Eminim onunda hayalleri vardı. Bunu yapacağız, şunu yapacağız diyerek düştü yollara. Kimler hayallerini çaldı , projelerini engelledi bilmiyorum. Belki de en heyecanlı sunumunda “ Şimdilik buna gerek yok , toplumun gerçekleri var. Al şu evraklara bakıver ,yazım hatası var mı ? denilerek frenlendi. Artık durağanlaşmıştı. Duran cisim, dış bir etki/kuvvet olmadığı sürece harekete geçmez, prensibinin somut örneğiydi. Onca bilgiyi, birikimi sabote ediyordu. Fakat &nbsp;kendini sabote eden, aynı zamanda yaşadığı toplumu , insanlığı sabote ediyordur.

&nbsp;&nbsp;&nbsp; İnsanın kendine yapacağı en büyük ihanet, kendini gerçekleştirmemesidir. Birbirimizden bu kadar farklı yaratılmış olmamız , çok farklı yetenek ve meziyetlerle donatılmış olduğumuzun delilidir.&nbsp; Kendimizi gerçekleştirmek için&nbsp; “Ben kimim?” sorusuyla başlamalıyız. Beni diğer insanlardan&nbsp; ayıran yönüm ne? Bunun cevabını bulmak zor. Çemberi küçültelim, içinde bulunduğum toplulukta beni diğerlerinden farklı kılan nedir? Mesela çevremde 1000 eğitimci olsa. Bu 1000 içinde ben hangi yönüm ve yeteneğimle diğerlerinden ayrılıyorum?

Öğrencilerle “ hayatımızın amacını nedir ?” çalışmaları yaparız. Yaşlarından sebep onlar bunu

“ Büyüyünce yapacağım meslek” olarak algılarlar.

&nbsp;“Doktor olacağım”

&nbsp;“ Ne kadar güzel ! Diğer doktorlardan farkın ne olacak? ”

&nbsp;“ Çocuk doktoru olacağım.”

&nbsp;“Çocuklar neden Doktor Ali’ye gelmek isteyecekler”

&nbsp;“Onlara balon vereceğim, birde saçlarını okşayacağım”

Işte bu… Bu sorgulamayı başlatabilmek onlara yapabileceğimiz iyiliklerden biridir.

“ her sabah sokakları temizleyen kardeşim ,seni diğer meslektaşlarından ayıran özelliğin ne? ”

“ Sevgili evinin hanımı sen hangi yönünle bir farklılık&nbsp; oluşturuyorsun toplumda?”

&nbsp;&nbsp;&nbsp; Bu sorular uzar gider. Cevaplar içinse birşeyler yapılmalı. Kendinden uzaklaşmış , kendine yabancılaşmış insanı özüne yaklaştırmalı, kaybolmuş kişiliklerimizi bulmalıyız.

&nbsp; &nbsp;&nbsp;Hayatta sadece yaptıklarımızın değil, yapmamız gerekirken, yapmadıklarımızında hesabını vereceğiz. Taşıdığımız kimliklerle &nbsp;toplumu biz oluşturuyoruz. Şikayet ettiğimiz herşeyde bizimde payımız var. Belki doğrudan o hatayı işlemedik ama sessiz kalarak buna destek olduk.&nbsp; Eleştirmek en kolay olandı, onu seçtik.

&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Hikaye bu ya; Göreve yeni başlamış bir sınıf öğretmeni akşamları zoom üzerinden öğrencileriyle okuma etkinliği yapıyor. Bu uygulama öğrenci ve velilerin çok hoşuna gidiyor. Kısa bir süre sonra meslektaşları tarafından&nbsp; ikaz ediliyor. Peki neden ? “Sen böyle yapınca bizimde velilerimiz istiyor.” Sonuç o gencecik yürek bu çalışmayı bitirmek zorunda kalıyor. Bu masal gibi gerçek! yaşamın her alanında yaşanıyor. Ben bunu yapamasamda, ne güzel, sen yapabiliyorsun diyebilmek erdemliliktir. Bu toprakların mayasındandır erdemli olmak. &nbsp;İşte toplumu sen, ben, biz oluşturuyoruz. Bir yapboz un parçaları gibiyiz. Doğru parçayı doğru yere koyarken sen ya da ben yapacağım kavgası değil, birlikte başarmanın hazzını yaşamalıyız.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.toroslargazetesi.com.tr/biyografi-haberleri">Biyografi</category><dc:creator><![CDATA[ Toplum Biziz … - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sun, 19 Dec 2021 20:21:35 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.toroslargazetesi.com.tr/images/haber/toplum-biziz-232416-20211219.jpeg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.toroslargazetesi.com.tr/images/haber/toplum-biziz-232416-20211219.jpeg"/>
                    <enclosure url="https://www.toroslargazetesi.com.tr/images/haber/toplum-biziz-232416-20211219.jpeg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Yeni Yazarımız Nilüfer Kaya Özpolat Yazıları İle Sitemizde]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.toroslargazetesi.com.tr/haber-yeni-yazarimiz-nilufer-kaya-ozpolat-yazilari-ile-sitemizde-14778.html</guid>
                    <link>https://www.toroslargazetesi.com.tr/haber-yeni-yazarimiz-nilufer-kaya-ozpolat-yazilari-ile-sitemizde-14778.html</link>
                    <description><![CDATA[Seydişehir Toroslar Gazetesi olarak sitemizde her hafta güncel yazıları ile Aile ve Sosyal Yaşam Danışmanı Nilüfer Kaya Özpolat yazılarını siz değerli okuyucularımızın beğenisine sunacaktır.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ &nbsp;

Nilüfer Kaya Özpolat Kimdir

1975 Seydişehir doğumlu olan Nilüfer Özpolat lise öğrenimini Seydişehir Lisesinde tamamlamıştır. Ege Üniversitesi Felsefe bölümünü - pedagojik formasyonu bitirip , 28 Şubat sürecinde Hollanda ya yerleşmiş orada aldığı eğiitim ve diploma denkliği ile Yüksek Pedagog olarak çalışmıştır.&nbsp; Adnan Menderes Üniversitesi , Aile ve Sosyal Yaşam Danışmanlığı , Üsküdar Üniversitesi Aile ve Öğrenci Koçluğu,&nbsp;&nbsp; North American University&nbsp; Üstün Yetenekliler Eğitimci Eğitiminı , Temel - Ergen Psikolojisi eğitimi,&nbsp; Yeditepe Üniversitesi ICF Profesyonel Uzman Koçluk ve Holistik Koçluk eğitimlerini almıştır.

Tüm çalışmaları ve seminerlerinde&nbsp; Eğitim ailede başlar, değişim bireyde " prensibiyle toplumun her kesimine ulaşmayı hedef kabul etmektedir. Bireysel ve bölgesel olarak farkındalık ve bilinç seviyemizi artırıp , geçmişte olduğu gibi bugün de&nbsp; dünya medeniyetlerinin öncüsü rolümüzü geri almalıyız niyetiyle, her hafta sohbet tadında yazılarıyla sitemizde ....
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.toroslargazetesi.com.tr/biyografi-haberleri">Biyografi</category><dc:creator><![CDATA[Yeni Yazarımız Nilüfer Kaya Özpolat Yazıları İle Sitemizde - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sun, 05 Dec 2021 20:13:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.toroslargazetesi.com.tr/images/haber/yeni-yazarimiz-nilufer-kaya-ozpolat-yazilari-ile-sitemizde-003405-20211206.jpeg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.toroslargazetesi.com.tr/images/haber/yeni-yazarimiz-nilufer-kaya-ozpolat-yazilari-ile-sitemizde-003405-20211206.jpeg"/>
                    <enclosure url="https://www.toroslargazetesi.com.tr/images/haber/yeni-yazarimiz-nilufer-kaya-ozpolat-yazilari-ile-sitemizde-003405-20211206.jpeg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Tebrikler Ümit Çocukları Derneği ...]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.toroslargazetesi.com.tr/haber-tebrikler-umit-cocuklari-dernegi-14777.html</guid>
                    <link>https://www.toroslargazetesi.com.tr/haber-tebrikler-umit-cocuklari-dernegi-14777.html</link>
                    <description><![CDATA[ALİ SAYLAM KÖŞE YAZISI]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[   

Türkiye’de 13 milyona yakın engellinin yaşadığını biliyoruz.

Seydişehir’de de 1200 e yakın engelli kardeşimiz var.

Engelli kardeşlerimizin kendilerine göre sorunları velilerin ise zorlukları var.

Bu sıkıntıların yanında en önemlisi hem kendilerinin hem ebeveynlerinin moral ve motivasyona ihtiyaçları var.

2001 yılında kurulan Ümit Çocukları Derneği ve başkanlığını yürüten Münevver Yalçınkaya dernek olarak engellilere yaptığı hizmet gerçekten takdire şayan.

Bu güzide derneğin yanı sıra belediyemizin engelli duyarlılığını onlara verdiği hizmetlerle görüyoruz

Sayın Kaymakamımızın ise göreve yeni başlamasına rağmen bu seneki Dünya Engelliler Gününde gözlerinden, mimiklerinden ve programda alkışlarıyla eşlik etmesinden anlaşılıyor ki oda engellilere karşı duyarlı biri.

Pandemiden önce Ümit Çocukları Derneğinin düzenlemiş olduğu pilav günü, süreklilik arz eden Dünya Engelliler günü kutlamaları ve gerek belediye gerekse derneğin engellilere verdiği hizmetler koskoca Konya’da bile yok bence.

Hatta ilçeleri bırak birçok ilde dahi engelli duyarlılığında öndeyiz.

Nereden anlayacaksın? diyorsanız,

İnternetten takip ettiklerimden bana yansıması böyle…

Bu seneki gerçekleştirdiğimiz 3 Aralık Dünya Engelliler Günü kutlamasında içeriği ve doğallığı bu tezimi doğruluyor diye düşünüyorum.

Seydişehir tam bir engelli duyarlılığı olan bir kent…

Tebrikler Münevver Hanım,

Teşekkürler bu duyarlılığa katkı sağlayanlar.

 

 
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.toroslargazetesi.com.tr/biyografi-haberleri">Biyografi</category><dc:creator><![CDATA[Tebrikler Ümit Çocukları Derneği ... - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sun, 05 Dec 2021 09:58:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.toroslargazetesi.com.tr/images/haber/tebrikler-munevver-hanim-130012-20211205.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.toroslargazetesi.com.tr/images/haber/tebrikler-munevver-hanim-130012-20211205.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.toroslargazetesi.com.tr/images/haber/tebrikler-munevver-hanim-130012-20211205.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Seydişehirli Yüzbaşı İsmail Bey (1902)]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.toroslargazetesi.com.tr/haber-seydisehirli-yuzbasi-ismail-bey-1902-14734.html</guid>
                    <link>https://www.toroslargazetesi.com.tr/haber-seydisehirli-yuzbasi-ismail-bey-1902-14734.html</link>
                    <description><![CDATA[Tarihçi Ercan Arslan 'ın yazısı]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ 

Seydişehirli Yüzbaşı İsmail Bey, 19.Yüzyılın son çeyreğinde Osmanlı Devleti Nizamiye Ordusunun,  Dokuzuncu Alayının, Dördüncü Taburunun, Birinci Bölüğü Yüzbaşısı olarak görevli idi. Yüzbaşı İsmail Bey Seydişehir’in Hacı Seyyid Ali Mahallesi’nde ikamet eden Hüseyin Bey’in kızı Hatice Hanım ile evli ve üç çocuk babasıydı.

Yüzbaşı İsmail Bey’in askerlik vazifesi esnasında yaşadığı psikolojik travmalar neticesinde, melakat-ı akliyesine halel gelmiş ve kendisi ruhi bunalıma sürüklenmişti. Bu durum üzerine İstanbul’da Üsküdar Toptaşı Bimarhanesi’ne yatırılarak tedavi altına alınmıştı. Bu yıllarda Hastanenin Başhekimi Musevi Dr. Avramino De Kastro idi. Yapılan tetkikler neticesi İsmail Bey’in vazifesine devam etme ihtimali mümkün görülmemekte idi. Yüzbaşı İsmail Bey’in eşi Hatice Hanım Seydişehir Hükümet Konağı’nda bulunan mahkemeye müracaat ederek eşinin emekliye sevk edilmesini talep etmiştir. Ayrıca eşinin Hacı Seyyid Ali Mahallesi ahalisinden Halil Efendi oğlu Hacı Nebi Efendi’de olan alacağının tahsil edilmesini istemiştir. Zira maişetlerinin temini lazım gelen Ethem, Hüseyin ve Fatma isimlerinde üç çocuğu bulunmaktadır. Çocuklarının nafakaları (Havaic-i zaruriye; yeme, içme,ulaşım, giysi vesair ihtiyaçlar) için bu meblağa şiddetle ihtiyacı vardır. Lakin görülen muhakeme de Hacı Nebi Efendi, Yüzbaşı İsmail’e olan borcunu kabul etmekle birlikte Hatice Hanım’dan İsmail Bey’in eşi ve çocuklarının annesi olduğunun ispatını isteyecekti. Hacı Seyyid Ali Mahallesi Ahalisinden Abdurrahman Ağa oğlu Nafiz Efendi ile Hacı Nebi Bey oğlu Halil Efendi’nin şahitlikleri ile Hatice Hanım’ın  zevciyet ve vesayetlik hali ispatlanmıştır. Bundan sonra mahkeme müracaatı haklı bularak Yüzbaşı İsmail Bey’in alacağı olan yüz kuruş’un, Hacı Nebi Efendi tarafından Hatice Hanım’a ödenmesine karar verecektir.  Seydişehir Mahkemesi tarafından Yüzbaşı İsmail Bey’in  emekli edilmesi (Sadaka-i Ser Ahsen-i Ruhsat-i Padişahi) hususu da incelenmiştir. Mahkeme Hatice Hanım’ın eşi adına yaptığı talebi haklı bularak Yüzbaşı İsmail Bey’in aylık  iki yüz on üç kuruş emeklilik maaşıyla tekaüde sevk edilmesini 22 Kasım 1902 tarihinde karara bağlamıştır. Bu para Hatice Hanım’a Seydişehir Mal Sandığı vasıtasıyla ödenecektir.

1898 yılında Toptaşı Bimarhanesi’nde bulunan erkek mecaninin meslek guruplarına bakıldığında 315 hastanın 70’i  Askeriyeye mensuptu. Bunların 13’ü subay,28’i asker,8’i Jandarma,1’i Askeri Cerrah,1’i Askeri Eczacı,3’ü Deniz Subayı,3’ü Deniz Eri,13’ü Askeri öğrenci’dir. Bu sayıdaki fazlalığın nedeni Asker, jandarma ve subayların faal görevleri, askeri disipliner sistem içerisinde mesleksel nedenlerden kaynaklı olarak bir akıl ya da sinir hastalığına yatkınlıkları olabileceği gibi harp nevrozuna tutulma ihtimalleri de göz ardı edilmemelidir. Osmanlı Devleti’nin 19.asırda kazandığı son zafer olan 1897 Türk-Yunan Savaşı’nda cepheden gönderilen askerler içerisinde de bu tarz rahatsızlıkların görülme ihtimali yüksekti. Zira Birinci Dünya Savaşı yıllarında çok sayıda mehmetçiğin, savaşın yıpratıcı yorgunluğu ya da “harp nevrozu”yla bimarhaneye yatırıldığı bilinen bir vakıadır. Biz Seydişehirli Yüzbaşı İsmail Bey’in hastanede bulunduğu tarihin (1902) yakınlığından hareketle 1897 Türk-Yunan Savaşı’nda yaşadığı travmalar neticesinde sağlığının bozulduğunu ve Toptaşı Hastanesine yatırıldığını düşünmekteyiz. Bundan sonraki süreçte kendisinin  Toptaşı Bimarhanesi’nden  çıkarılıp çıkarılmadığına dair bir malumata sahip değiliz. Ancak Osmanlı Devletinde vazifeli bir subayın içinde bulunduğu psikolojik travma neticesi, ailesi ve çocuklarının mağduriyet yaşamamaları adına devlet tarafından gereken hassasiyetin gösterildiğini görmekteyiz. (Fatih Artvinli, Toptaşı Bimarhanesi 1873-1927 Delilik, Siyaset ve Toplum, Doktora Tezi, İstanbul 2011; Seydişehir Şeriyye Sicilleri, 237 Nolu Defter)
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.toroslargazetesi.com.tr/biyografi-haberleri">Biyografi</category><dc:creator><![CDATA[Seydişehirli Yüzbaşı İsmail Bey (1902) - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sat, 27 Nov 2021 08:43:33 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.toroslargazetesi.com.tr/images/haber/seydisehirli-yuzbasi-ismail-bey-1902-114620-20211127.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.toroslargazetesi.com.tr/images/haber/seydisehirli-yuzbasi-ismail-bey-1902-114620-20211127.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.toroslargazetesi.com.tr/images/haber/seydisehirli-yuzbasi-ismail-bey-1902-114620-20211127.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[UMUTSUZLUĞA SEVK]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.toroslargazetesi.com.tr/haber-umutsuzluga-sevk-14690.html</guid>
                    <link>https://www.toroslargazetesi.com.tr/haber-umutsuzluga-sevk-14690.html</link>
                    <description><![CDATA[HAKKI BALCI KÖŞE YAZISI]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[  

Çanakkale’de, kurtuluş savaşında yedi düvele karşı savaşanlar, canını verenler ümidini kesmemişken;

Bizler hangi zorluğu yaşadık ki kendi ülkemizden, kendi yurdumuzdan, kendi milletimizden umudu keselim…

Toplumu umutsuzluğu sevk eden unsurlar bu tutum ve propagandalarından bir an önce vazgeçmeliler.

Çünkü dünyaya sahip emperyalist güçlerin aleyhine sıkıştı dünya.

Bizde ise hala kör döğüşü hakim…

Yeterki iktidar olalım, her türlü desise, nankörlük, hainlik, gaflet, körlük mübah ama uzman değerlendirmeleri ile sokak ağzı politikaları asla bir değil.

Aklımızı başa devşirelim ve geriye dönüp uzman tespitlerine bakalım.

Birinci yüzyıldan itibaren her yüz yılın ilk çeyreği dünyada coğrafi sınırlar fasılasız değişmiş.

Yıl 2021 ve ilk çeyreğin tamamlanmasına sadece 4 yıl var.

Üstümüze üstümüze geliyorlar.

Tıpkı Çanakkale’deki, sevr’deki gibi,

Ya biz neyin peşindeyiz?

Birey birey ve toplumsal vazifelerimiz nelerdir?

Politik kaygıların hezeyananıyla birbirimizi örseleyip düşmanlık mı peydah etmeli, toplumu umutsuzluğa mı sevk etmeliyiz,

Yoksa;

Çanakkale’deki gibi kurtuluş savaşındaki gibi umutla ve birlikte mücadele mi etmeliyiz? “

Emperyalistler dünya üzerindeki egemenliklerini kaybettikçe daha vahşi olacaklar.

Çin henüz kendi motorunu yapamadı ve Rusya’nın motorlarını kullanıyor.

Dünya da motor yapan üçüncü ülke biziz. 11 motor yaptık 2’si test aşamasında.

Artık, İngiltere ve Amerika’nın dünyaya sahip olma adına oluşturdukları kanunlar kırılmaya, sınırlar delinmeye başladı.

Emperyalist güçler bunun son derece farkındalar.

Kendileri dışında bütün ülkeler fonksiyonsuz ve küresel güçlerin cenderesinde.

Sadece Rusya, Çin ve Türkiye direniyor.

Ve bu üç ülkenin puntunu kırmak için her yol mübah emperyalistlere.

Küresel güçlerin, vahşi batının ‘Dünya beşten büyüktür’ diyen bir baş kaldırışı unuttuğunu mu zannediyoruz?

Affetmeyecekler…

Biz birbirimizi hiç uğruna yerken son yüz yılın ilk çeyreğinin kalan dört yılında ellerinden gelen her türlü kötülüğü yapacaklar.

Unutmayalım…

Sonuncusu 1957 de kapatılan ‘insanat bahçeleri’ni kurarak zencileri köle pazarlarında satan, teşhir eden vahşi, barbar, acımasız güçlerden bahsediyoruz.

Affetmeyecekler…

Ama!

Toplumu umutsuzluğa itmeye çalışanlar.

Unutmasınlar…

Bu millet hiç bir zaman umutsuz olmadı.

Bütün devletlerimiz umutla, azimle ve mücadele ile yeniden filizlendi büyüdü.

Bu kez yenemeyecekler.

Kimse umudumuzu yıkamayacak.

Ülkemi seviyorum.

Koşulsuz seviyorum.

Canı pahasına seviyorum…
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.toroslargazetesi.com.tr/biyografi-haberleri">Biyografi</category><dc:creator><![CDATA[UMUTSUZLUĞA SEVK - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sat, 20 Nov 2021 09:01:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.toroslargazetesi.com.tr/images/haber/umutsuzluga-sevk-120404-20211120.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.toroslargazetesi.com.tr/images/haber/umutsuzluga-sevk-120404-20211120.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.toroslargazetesi.com.tr/images/haber/umutsuzluga-sevk-120404-20211120.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[GSM ŞİRKETLERİNE GÜVEN AZALDI]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.toroslargazetesi.com.tr/haber-gsm-sirketlerine-guven-azaldi-14666.html</guid>
                    <link>https://www.toroslargazetesi.com.tr/haber-gsm-sirketlerine-guven-azaldi-14666.html</link>
                    <description><![CDATA[Ali Saylam Köşe Yazısı]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytanmış!

İranlı Alim Ali şeraiti derki “haksızlığa uğrayıp ta tepki göstermeyene şaşarım”

Somut yaşadıklarımdan gördüğüm kadarıyla bu mobil şirketler sanki kravatlı soyguncu gibi…

Bu ağır bir tabir olarak görülebilir, en azından halkımızın iyi niyetini istismar ettikleri ve güvenilirliğinde azaldığı kesin.

Kendi yaşadıklarımdan hareketle kaç sefer 2 yıl sözleşmeli, yeni paketlere geçtim.

Daha 2-3 ay geçmeden taahhüt edilen paket bir bakıyorum aşırı bir artışla fatura ödemelerinde önüme çıkıyor.

Bir türlü bu sorunu halledemedim.

Bu ay çok yüksek bir fatura ödeyince açıkçası moralim bozuldu.

Her zaman yardımcı olan ödeme yaptığım noktada çalışan genç arkadaşa “Bu ne diye sorduğumdu”, “Abi valla bende anlayamadım” dedi.

Bazen 2 kat fatura çıktığında yaptığım araştırmalar neticesinde ya hattımın açma kapama ücreti olduğunu ya da sekreter hizmeti aldığımı söylüyorlar.

Ancak görüştüğüm vatandaşların büyük bir bölümü bu konudan mustarip.

Konuda uzman biri ile görüştüm.

“Abi sözleşmeyi yaparken iyi okumalısın. İyi takip edersen bu konuyu Tüketici Mahkemeler çözebilir” dedi.

Nasıl iyi okuyacağım?

Önümüze 3 sayfalık bir sözleşme veriyorlar. Bir ben değil vatandaşların çoğu okumadan imza atıyor.

Tut ki okuyalım ama okuduğumuzu da anlayamıyoruz.

Sözün hülasası;

Biz böyle mustaripken daha sade bir vatandaş ne yapsın?

Açıkçası bu konuda tekelleşen mobil şirketlerini iyi niyetli görmüyorum.

Hepsinin milyonlarca abonesi var. Her birine haksız yere en az 1 TL yansıtmış olsa dünyanın parası eder.

Bence bu soyguncu anlayışa ne vatandaş Dur! Diyebilir nede tüketici mahkemeleri.

Ancak haksız rekabetten dolayı market zincirlerinin nasıl üzerine gidildiyse bu mobil şirketlerinde üzerine gidilerek önlenebilir.

 

 
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.toroslargazetesi.com.tr/biyografi-haberleri">Biyografi</category><dc:creator><![CDATA[GSM ŞİRKETLERİNE GÜVEN AZALDI - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sun, 14 Nov 2021 18:25:34 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.toroslargazetesi.com.tr/images/haber/gsm-sirketlerine-guven-azaldi-212939-20211114.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.toroslargazetesi.com.tr/images/haber/gsm-sirketlerine-guven-azaldi-212939-20211114.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.toroslargazetesi.com.tr/images/haber/gsm-sirketlerine-guven-azaldi-212939-20211114.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item></channel></rss>