<?xml version="1.0" encoding="utf-8"?>
                 <rss version="2.0" 
                 xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
                 xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" 
                 xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" 
                 xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
                 <channel><title>Seydişehir Toroslar Gazetesi </title>
                      <link>https://www.toroslargazetesi.com.tr/rss.xml</link>
                      <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.toroslargazetesi.com.tr/rss.xml" type="application/rss+xml" rel="self"/>
                      <language>tr</language>
                      <description>Toroslar gazetesi  , konya haber , seydişehir haber , tarafsız , objektif ve en etkili organik haberleriyle , Konya Haber,Seydişehir medya,Seydişehr Basın,Konya Medya,Konya Basın,haber</description>
                      <category>News</category>
                      <lastBuildDate>Sun, 13 Sep 2026 05:09:49 +0000</lastBuildDate>
                      <ttl>1</ttl>
                      <generator>Seydişehir Toroslar Gazetesi  - Haberler</generator>
                      <copyright>Copyright - 2026 - Seydişehir Toroslar Gazetesi </copyright><item><title><![CDATA[Çocuklarda miyopi hızla artıyor]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.toroslargazetesi.com.tr/haber-cocuklarda-miyopi-hizla-artiyor-21652.html</guid>
                    <link>https://www.toroslargazetesi.com.tr/haber-cocuklarda-miyopi-hizla-artiyor-21652.html</link>
                    <description><![CDATA[Göz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Hayati Yılmaz, çocuklarda giderek artan miyopi riskine dikkat çekerek erken tanı ve düzenli göz muayenesinin önemini vurguladı.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ &nbsp;

İSTANBUL (İGFA) - Göz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Hayati Yılmaz, çocuklarda son yıllarda hızla artış gösteren miyopi (kısa görüşlülük) hakkında önemli uyarılarda bulundu.

Dünya genelinde çocukların yaklaşık yüzde 30’unun miyopi sorunu yaşadığını belirten Yılmaz, bu oranın 2050 yılına kadar yüzde 50’ye ulaşabileceğinin öngörüldüğünü ifade etti.

Miyopi, uzaktaki cisimlerin bulanık görülmesine neden olan bir göz kırma kusuru olarak tanımlanıyor. Çocukluk çağında özellikle 5-12 yaş arasında sık görülen hastalık, çoğunlukla okul döneminde fark ediliyor.

&nbsp;

Uzmanlar, miyopinin ortaya çıkmasında genetik faktörler, uzun süre yakın mesafeye bakma, ekran kullanımının artması, açık hava aktivitelerinin azalması ve yetersiz ışıkta okuma gibi etkenlerin rol oynadığını belirtiyor. Doç. Dr. Yılmaz, çocuklarda miyopinin çoğu zaman sinsi ilerlediğini ve erken dönemde fark edilmesinin zor olduğunu vurguladı. Tahtayı görememe, gözleri kısma, ekrana çok yakından bakma ve gözleri sık ovuşturma gibi belirtilerin dikkatle takip edilmesi gerektiğini söyledi.

Tedavide temel amacın görmeyi netleştirmek ve hastalığın ilerlemesini yavaşlatmak olduğunu belirten uzmanlar; gözlük, özel kontakt lensler, ortokeratoloji ve yeni nesil ışık terapisi gibi yöntemlerin kullanıldığını ifade ediyor.

Özellikle açık hava aktivitelerinin artırılması ve ekran süresinin azaltılması, en etkili koruyucu önlemler arasında yer alırken, belirti olmasa bile çocukların düzenli göz muayenesinden geçirilmesinin kritik önem taşıdığının altı çizildi.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.toroslargazetesi.com.tr/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Çocuklarda miyopi hızla artıyor - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Mon, 04 May 2026 15:37:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.toroslargazetesi.com.tr/images/haber/05052026102850_68405022516e2de9600cad47894cad0e.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.toroslargazetesi.com.tr/images/haber/05052026102850_68405022516e2de9600cad47894cad0e.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.toroslargazetesi.com.tr/images/haber/05052026102850_68405022516e2de9600cad47894cad0e.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[AŞI HAFTASI BASIN BİLGİ NOTU]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.toroslargazetesi.com.tr/haber-asi-haftasi-basin-bilgi-notu-20563.html</guid>
                    <link>https://www.toroslargazetesi.com.tr/haber-asi-haftasi-basin-bilgi-notu-20563.html</link>
                    <description><![CDATA[AŞI HAFTASI BASIN BİLGİ NOTU]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ &nbsp;

&nbsp;

24-30 Nisan 2025

Aşılama her yıl milyonlarca insanın hayatını kurtaran en başarılı, etkili ve düşük maliyetli sağlık müdahalelerinden birisidir. Aşıların, aşı uygulanan bireyleri korumasının yanı sıra, bağışıklanmış kişilerin hastalığın toplumda dolaşımını engellemesi aşı olmamış kişilerin de korunmasını sağlar. Bağışıklama sağlıkla ilgili kazananlarla birlikte, ekonomik ve sosyal kazanımlar da sağlar.

Her yıl 24-30 Nisan tarihleri arasında kutlanan Dünya Aşı Haftası’nın amacı, aşılamanın önemi hakkında toplumsal farkındalığı artırmak ve daha fazla çocuğun ve yetişkinin aşıyla önlenebilir hastalıklardan korunmasını, bu hastalıklardan kaynaklanan sekellerin ve ölümlerin önlenmesini sağlamaktır.

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından bu senenin teması “Herkes için aşılama insanlık için mümkün” olarak belirlenmiştir. Aşı haftası, bağışıklamanın başarılarını kutlamak, kurtarılan hayatlar üzerindeki etkisini vurgulamak ve rutin aşılama çalışmalarını güçlendirmeye yönelik çabaları desteklemek için önemli bir fırsat sağlamaktadır. Ülkemizde bu yıl ayrıca, Ulusal Çocukluk Dönemi Aşılama Takvimi’miz ile risk gruplarından gebelik dönemi aşılamalarında uygulamaya konan yenilikler mevcuttur. 1998’den beri uygulanan hepatit B aşısı ile 2008’den beri uygulanan 5 bileşenli karma aşıyı bir araya getiren 6 bileşenli karma aşı (tetanos, difteri, asellüler boğmaca, H.influenza tip b, inaktif polio, hepatit B), Nisan 2025 tarihi itibariyle uygulanmaya başlanmıştır. Anneyi ve yenidoğanı, tetanos ve difteri hastalıklarından korumak amacıyla halihazırda gebelere uygulanmakta olan tetanos ve difteri (Td) aşılarıysa, yine Nisan 2025 itibariyle asellüler boğmaca aşısı bileşeninin de eklenmesiyle (Tdab) ve her gebelik döneminde bir dozun Tdab şeklinde uygulanmaya başlanmasıyla güncellenmiştir.

Dünya Sağlık Örgütü'nün 1974 yılında başlattığı bir girişim olan ve ülkemizde de 1981 yılından bu yana yürütülen Genişletilmiş Bağışıklama Programı (GBP), coğrafi konumu veya sosyoekonomik durumu ne olursa olsun her çocuğun, hayat kurtaran aşılara eşit erişimini sağlamaya yönelik küresel bir çabadır. GBP, sistematik aşılama programları aracılığıyla çeşitli bulaşıcı hastalıklarla mücadele etmeyi ve önlemeyi amaçlamaktadır. Bu program kapsamında ülkemizde çocukluk döneminde 13 hastalığa karşı (difteri, boğmaca, tetanos, kızamık, kızamıkçık, kabakulak, tüberküloz, çocuk felci, hepatit B, hepatit A, suçiçeği, Haemophilus influenzae tip b ve pnömokoka bağlı hastalıklar) aşı uygulanmaktadır.

Geçtiğimiz 50 yılda GBP oldukça gelişmiş ve küresel sağlık durumunu yeniden şekillendiren önemli başarılara ulaşmıştır. İnsanlık tarihinde büyük salgınlara ve ölümlere yol açan pek çok hastalık günümüzde aşılama sayesinde görülmemektedir. 1977 yılında çiçek hastalığının ortadan kaldırılması bu başarıların en önemlilerinden biridir.

Dünya, çiçek hastalığının ortadan kaldırılmasının ardından tarihte ikinci kez, insandaki bir patojeni küresel olarak yok etmenin eşiğinde bulunmaktadır. Önemli bir çocukluk çağı bulaşıcı hastalığı olan poliomiyelit (çocuk felci) hastalığına karşı dünya genelinde yapılan yaygın aşılama çalışmaları sayesinde hastalık yok edilme aşamasına gelmiştir. Ülkemizde son poliomiyelit vakası 1998 yılında görülmüş, daha sonraki yıllarda vaka tespit edilmemiştir. Ülkemizin de içinde bulunduğu Dünya Sağlık Örgütü Avrupa Bölgesi, 21 Haziran 2002’de ‘Poliodan Arındırılmış Bölge’ Sertifikası almıştır.

Maternal-Neonatal Tetanos (MNT) Eliminasyonu Programı, 1994 yılında başlatılmış, Nisan 2009’dan bu yana Türkiye yenidoğan tetanosunu elimine etmiş ülkeler arasına girmiştir.

Dünyadaki pek çok ülkede uzun yıllardır sürdürülen aşılama programları ile difteri hastalığı da görülmemektedir. Ülkemizde de son difteri vakasının görüldüğü 2011 yılından bu yana difteri görülmemektedir. Ülkemizde, 2002 yılından bu yana yürütülmekte olan Kızamık Eliminasyon Programı kapsamında gerçekleştirilen yoğun aşılama çalışmaları ile kızamık vaka sayılarında önemli bir azalma kaydedilmiştir. Ancak, halen dünyada kızamık virüsü dolaşımı devam etmektedir. Bu nedenle, virüs dolaşımının devamlılığında rol oynayabilecek olan aşısız veya eksik aşılı tüm çocukların kızamık içeren aşı ile aşılanmaları son derece önemlidir.

Ülkemizde uygulanan aşılar, DSÖ tarafından onaylanan İyi Üretim Prosedürleri kurallarına uygun üretilmiş ve uluslararası referans laboratuvarlarında test edilmiş aşılardır. Ayrıca, aşılar teslim alınıp kullanıma sunulmadan önce gerekli hallerde Ulusal Referans Laboratuvarlarımızda da test edilerek uygunluğu kanıtlanmaktadır. Aşılama çalışmalarının başarısında, üretim aşamasından başlayıp uygulanacak kişiye ulaştırılana kadar aşıları muhafaza etmenin etkisi de şüphesiz büyüktür. Aşılar ülkemizde tüm aşamalarda elektronik takip sistemi (Aşı Takip Sistemi) ile takip edilmekte, uygun ısı aralığında korunmaktadır. Aşı buzdolapları ve soğuk hava depolarının ısıları da elektronik ortamda anlık olarak takip edilmekte ve soğuk zincir kırılmaları engellenmektedir.

Aşılama her çocuk için yaşamsaldır, her çocuğun sağlıklı yaşama hakkı vardır. Çocuklarını aşılatmak ebeveynlerin en önemli sorumluluklarından biridir.

&nbsp;Herkes İçin Aşılama İnsanlık İçin Mümkün, Aşı Sadece Sizi Değil Toplumu da Korur

Aşı Her Çocuğun Hakkıdır, Her Şeyin Başı Sağlık, Sağlığın Başı Aşı

Aşı Ol, Sağlıklı Kal

&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.toroslargazetesi.com.tr/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[AŞI HAFTASI BASIN BİLGİ NOTU - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Thu, 24 Apr 2025 07:28:44 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.toroslargazetesi.com.tr/images/haber/asi-haftasi-basin-bilgi-notu-102929-20250424.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.toroslargazetesi.com.tr/images/haber/asi-haftasi-basin-bilgi-notu-102929-20250424.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.toroslargazetesi.com.tr/images/haber/asi-haftasi-basin-bilgi-notu-102929-20250424.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[SEYDİŞEHİR DEVLET HASTANESİNDE ONLİNE MUAYENE DÖNEMİ]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.toroslargazetesi.com.tr/haber-seydisehir-devlet-hastanesinde-online-muayene-donemi-20064.html</guid>
                    <link>https://www.toroslargazetesi.com.tr/haber-seydisehir-devlet-hastanesinde-online-muayene-donemi-20064.html</link>
                    <description><![CDATA[Seydişehir Devlet Hastanesinde uzaktan sağlık hizmeti (online muayene ) hizmeti başladı .]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ &nbsp;

&nbsp;

Seydişehir Devlet Hastanesi tarafından Tıbbî teknolojiye dayanarak sağlık hizmeti talep eden kişilere uzaktan sağlık bilgi sistemi üzerinden sağlık hizmeti sunulmakta.

&nbsp;Hastane yetkilileri sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada “talep eden kişi, hizmetin elverdiği ölçüde muayene edilebilir; kişinin tıbbî değerlendirmesi yapılabilir, teşhis edilmiş hastalıkları kontrol edilebilir; tıbbî danışmanlık verilebilir, ikincil görüş talep edilebilir. Gerekli durumlarda, kişiye bir sağlık kuruluşuna fiziken müracaat etmesi önerilebilir.Hastanemizde uzaktan sağlık hizmeti Aile Hekimi Uzmanı Dr. Nursena Balcı hekimliğinde yürütülmektedir. MHRS veya 182 üzerinden randevu alarak uzaktan sağlık hizmetinden faydalanabilirsiniz. Sağlıklı günler dileriz.”dedi
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.toroslargazetesi.com.tr/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[SEYDİŞEHİR DEVLET HASTANESİNDE ONLİNE MUAYENE DÖNEMİ - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Thu, 28 Nov 2024 08:22:16 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.toroslargazetesi.com.tr/images/haber/seydisehir-devlet-hastanesinde-online-muayene-donemi-112311-20241128.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.toroslargazetesi.com.tr/images/haber/seydisehir-devlet-hastanesinde-online-muayene-donemi-112311-20241128.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.toroslargazetesi.com.tr/images/haber/seydisehir-devlet-hastanesinde-online-muayene-donemi-112311-20241128.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[KOAH’nın ihmale gelmez 3 belirtisi!]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.toroslargazetesi.com.tr/haber-koahnin-ihmale-gelmez-3-belirtisi-20009.html</guid>
                    <link>https://www.toroslargazetesi.com.tr/haber-koahnin-ihmale-gelmez-3-belirtisi-20009.html</link>
                    <description><![CDATA[]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Dünya genelinde her 10 kişiden birini etkileyen ve her yıl yaklaşık 3 milyon kişinin hayatını kaybetmesine neden olan KOAH son yıllarda giderek yaygınlaşıyor. Göğüs Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Tülin Sevim, 20 Kasım Dünya KOAH Günü kapsamında yaptığı açıklamada, KOAH hakkında bilinmesi gereken 5 önemli noktayı anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.İSTANBUL (İGFA) -&nbsp;KOAH oluşumuna neden olan en önemli risk faktörü tütün ve tütün ürünleridir. KOAH hastalarının yaklaşık yüzde 80’i sigara içen kişilerdir. Sigara, nargile, puro, pipo gibi ürünler KOAH gelişimine neden olmaktadır. Son yıllarda özellikle gençler arasında kullanımı hızla yaygınlaşan elektronik sigarada çok ciddi bir diğer tehlikedir Gebelikte sigara içilmesi ise anne karnındaki bebek için de doğrudan risk oluşturmaktadır. Sigara içen annelerde erken doğum, bebeklerde düşük doğum ağırlığı daha sıktır, ayrıca akciğer gelişimi olumsuz etkilenir ve akciğer enfeksiyonları daha sık görülür. Bu bebeklerin ileri yaşlarda beklenen akciğer fonksiyonlarına ulaşmaları zorlaşmaktadır.&nbsp;

Pasif içicilik de çok ciddi risk oluşturuyor!

Sigara yalnızca içeni değil aynı ortamda bulunan diğer insanları da riske atmaktadır. Sigara dumanı, zararlı gaz ve parçacıklar hava yollarında (bronşlarda) daralma, akciğer dokusunda harabiyet ve hava keseklerinde (alveollerde) genişleme gibi yapısal değişikliklere neden olmaktadır. Sigara içmeyenlerin, sigara içilen ortamdaki dumana maruz kalması ‘pasif sigara dumanı maruziyeti’ olarak tanımlanır. Pasif sigara dumanı maruziyeti olan kişilerde KOAH gelişme riski artmaktadır. Bu nedenle tütün ve tütün ürünleri içilen ortamlardan uzak durmak son derece önemlidir.&nbsp;

Duman, gaz ve toza maruz kalmak KOAH nedeni!

İç ortamdaki hava kirliliği KOAH için önemli bir risk faktörüdür. Evlerde ısınma ve pişirme amacıyla kullanılan odun, kömür ve çalı, çırpı, bitki sapları, hayvan gübresi, tezek gibi organik yakıtlardan (biomass) çıkan duman ve zararlı parçacıklar, sigara içmeyenlerde görülen KOAH’dan büyük oranda sorumludur. Özellikle düşük gelir düzeyine sahip toplumlarda biomass kullanımı çok yaygındır. Dünya genelinde yaklaşık 3 milyar kişi evinde biomass ve kömür kullanmaktadır. Maden işçiliği, metal işçiliği, odun/kâğıt üretimi, çimento, tahıl, tekstil işçiliği KOAH riskinin arttığı meslekler arasındadır. Bu kişiler sigara içmedikleri halde KOAH riski taşımaktadır. Ayrıca yapılan araştırmalarda; hava kirliğinin arttığı dönemlerde KOAH hastalarında akut alevlenme ve ölüm oranlarının da arttığı gösterilmiştir.&nbsp;

Bu belirtilerle kendini gösteriyor!

Göğüs Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Tülin Sevim “KOAH hastalarında en sık görülen belirtiler; nefes darlığı, öksürük ve balgamdır. Şikayetler sinsi bir şekilde başlar ve giderek şiddetlenir. Nefes darlığı; hastalığın erken dönemlerinde sadece efor sırasında ortaya çıkmakta iken, hastalık ilerledikçe hastalar konuşurken bile nefes almakta zorlanmaya başlar, sık sık nefes darlığı atakları nedeniyle hastaneye yatmak zorunda kalırlar. Sigara içen bir kişide özellikle öksürük, balgam şikayeti varsa, nefes almakta zorlanıyorsa KOAH’dan şüphelenilmelidir” diyor. KOAH tanısında hastanın şikayetleri, risk faktörlerinin varlığı ve fizik muayene bulgularının önemli olduğunu belirten Doç. Dr. Sevim, kesin tanı için ‘Solunum Fonksiyon Testi’ ve ‘Nefes Ölçüm Testi’ yapılması gerektiğini, bu testlerin hava yollarındaki daralmayı gösterdiğini söylüyor.&nbsp;



Tedavide bu kurallara uyulması şart!

KOAH ilerleyici ve kalıcı bir hastalık olsa da, son yıllarda teknoloji ve tıptaki gelişmeler sayesinde tedavi edilebilir bir hastalıktır. Tedavi ile KOAH hastalarının şikayetleri, akut atak sıklığı ve ağırlığı azalır, hastanın yaşam kalitesi artar. Doç. Dr. Tülin Sevim “Tedavide en önemli adım, sigara, tütün ürünleri ya da elektronik sigaranın bırakılmasıdır. Ayrıca hastalar sigara içilen ortamlarda bulunmamalı, hava kirliliğinin yoğun olduğu yerlerde sokağa çıkılmamalıdır. Akciğer enfeksiyonlarından korunmak için grip ve zatürre (pnömoni) aşıları düzenli olarak yapılmalıdır. KOAH’da solunum yollarını genişletmek ve hastanın şikayetlerini azaltmak için belli cihazların yardımıyla solunum yoluyla uygulanan nefes açıcı ilaçların doğru ve düzenli kullanılması çok önemlidir. İlaçlar dışında hastalığın ilerleyen dönemlerinde evde sürekli oksijen veya solunum cihazlarının kullanılması da gerekebilir. Bunların dışında, hastaların doktorlarının önerdiği şekilde düzenli egzersiz yapması, sağlıklı beslenmesi, akciğer rehabilitasyon programlarına katılması tedavinin önemli bir parçasıdır” diyor.&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.toroslargazetesi.com.tr/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[KOAH’nın ihmale gelmez 3 belirtisi! - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 19 Nov 2024 13:15:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.toroslargazetesi.com.tr/images/haber/20112024091106_6a316fd628689a0575f91125272c6675.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.toroslargazetesi.com.tr/images/haber/20112024091106_6a316fd628689a0575f91125272c6675.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.toroslargazetesi.com.tr/images/haber/20112024091106_6a316fd628689a0575f91125272c6675.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Aileler hiperaktiviteyi yaramazlıkla karıştırıyor!]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.toroslargazetesi.com.tr/haber-aileler-hiperaktiviteyi-yaramazlikla-karistiriyor-19957.html</guid>
                    <link>https://www.toroslargazetesi.com.tr/haber-aileler-hiperaktiviteyi-yaramazlikla-karistiriyor-19957.html</link>
                    <description><![CDATA[]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Ailelerin çocuklarında en sık karşılaştığı sorunlardan birinin Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) olduğunu belirten uzmanlar, teşhisi ve tedavisinin giderek daha önemli hale geldiğini söyledi.İSTANBUL (İGFA) - Üsküdar Üniversitesi NP Etiler Tıp Merkezi Çocuk ve Ergen Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Melek Gözde Luş, çocuklarda DEHB hakkında bilgi verdi ve ailelere önerilerde bulundu.

Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğunun (DEHB), ailelerin Çocuk ve Ergen psikiyatrisi birimlerine en sık başvurduğu psikiyatrik bir bozukluk olduğunu dile getiren Dr. Öğr. Üyesi Melek Gözde Luş, “DEHB, önemli psikiyatrik, akademik ve sosyal sorunlara neden olabilecek ciddi bir halk sağlığı sorunudur.” dedi.

Teşhisi ve tedavisinin giderek daha önemli hale geldiğine dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Melek Gözde Luş, “Bireyleri hayatları boyunca olumsuz olarak etkileyebileceği için DEHB’in tedavi edilmesi önemlidir. Çocuğunuz, sizi dinliyormuş gibi görünüp ilgisini sürekli başka bir alana kaydırıyorsa, dikkati çok çabuk dağılıyorsa, bir alana dikkatini yoğunlaştırması gereken işleri yapmaktan hoşlanmıyorsa, verilen komutları izlemede güçlük çekiyorsa, bu belirtiler dikkat eksikliğini işaret eden veriler olabilir. Çocuğun&nbsp; yaş düzeyine göre, oturması gereken yerde sakince oturup bekleyememesi, özellikle küçük yaşlarda riskli davranışlarda bulunması hiperaktiviteyi gösterebilir.” açıklamasını yaptı.

KURALLI OLAN HER ORTAM DEHB’Lİ ÇOCUKLARI ZORLAYABİLİR

Ailelerin en sık yaptığı yanlışlardan birinin hiperaktiviteyi yaramazlıkla karıştırmak olduğuna vurgu yapan Dr. Öğr. Üyesi Melek Gözde Luş, “Halbuki yaramazlık olarak adlandırdığımız çocukluk davranışı yine çocuğun kendisinin yönlendirebildiği ve istediğinde sonlandırabildiği bir davranış biçimidir. Hiperaktivitede ise çocuğun kendisini kontrol edebilmesi ve ortama uygun davranabilmesi çok zordur.” dedi.

Çocukları ‘yaramaz’ olarak etiketlemenin hem çocuğun kendine olan güveninin sarsılmasına neden olduğunu hem de altta yatan nedenin ortaya çıkmasına engel olduğunu vurgulayan Dr. Öğr. Üyesi Melek Gözde Luş,&nbsp; “Kurallı olan her ortam bu çocuklar için zorlayıcı olabilir, özellikle küçük yaşlarda. Yaş ilerledikçe de dikkat problemleri daha öncelikli olmaya başlar. Çocuklar genelde hiperaktivitenin düzeyine göre, kurallara uymama, diğer çocukları da rahatsız etme ya da rahatsız olduğu ortama gitmeyi reddetmeye kadar varan çeşitli sorunlar gösterebilir. Yaşıtlarına göre ders dinleme sürelerinin daha kısa&nbsp; olduğunu ve ödev yapma konusunda da yaşıtlarından daha çok zorlandıklarını söyleyebiliriz. Her DEHB’li çocukta olmasa da bazı DEHB’li çocuklarda erteleme davranışı görülür. Üstelik sadece ödevlerde değil, hayatın tüm alanında görülebilir.” diye konuştu.

ÖĞRETMENLERİN YAPICI YAKLAŞIMLARI OLUMLU SONUÇLAR VERİYOR…

Öğretmenlerin günümüzde DEHB hakkında daha çok bilgi sahibi olduğunu aktaran Dr. Öğr. Üyesi Melek Gözde Luş, “Öğretmenlerin söz kesme, izin istemeden konuşma gibi hareketler karşısında cezalandırıcı olmak yerine kuralları hatırlatmak ve onlara uyması için çocuğa fırsat vermek gibi daha yapıcı çözümlere başvurduğunu daha sık görüyoruz. Öğretmenlerin DEHB tanısı alan çocukları yakından gözlemlemeleri, gerekirse ön tarafta oturtup derse aktif katılmaları için çaba göstermelerinin çok etkili sonuçlar verdiğine şahit oluyoruz.” dedi.

DEHB’in günümüzde aileler tarafından daha çok duyulan bir tanı olduğunu söyleyen Dr. Öğr. Üyesi Melek Gözde Luş, “Ancak hala çoğu ailenin çocuklarına DEHB tanısı konulsa bile yeterince bilgi sahibi olmadığını ve bu durumun kendiliğinden geçebileceğini düşündüklerine tanık oluyoruz.” dedi.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.toroslargazetesi.com.tr/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Aileler hiperaktiviteyi yaramazlıkla karıştırıyor! - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Thu, 07 Nov 2024 10:08:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.toroslargazetesi.com.tr/images/haber/07112024184438_70a8db1cc077f370917a29a9ba35f559.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.toroslargazetesi.com.tr/images/haber/07112024184438_70a8db1cc077f370917a29a9ba35f559.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.toroslargazetesi.com.tr/images/haber/07112024184438_70a8db1cc077f370917a29a9ba35f559.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Aile Hekimleri üç gün iş bırakacak!]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.toroslargazetesi.com.tr/haber-aile-hekimleri-uc-gun-is-birakacak-19919.html</guid>
                    <link>https://www.toroslargazetesi.com.tr/haber-aile-hekimleri-uc-gun-is-birakacak-19919.html</link>
                    <description><![CDATA[Aile hekimleri, ebe ve hemşireleri, 1 Kasım tarihinde yürürlüğe giren Aile Hekimleri Sözleşme ve Ödeme Yönetmeliğini protesto etmek için 5-6 ve 7 Kasım tarihlerinde 3 günlüğüne iş bırakıyor. Yurt genelinde aile hekimleri, ebe ve hemşireleri yönetmeliğin geri çekilmesini, yeni yönetmeliğin kendilerinin de görüşü alınarak hazırlanmasını istiyor.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ &nbsp;

ANKARA (İGFA) - Aile hekimleri, ebe ve hemşireleri 5-6-7 Kasım 2024 tarihlerinde yurt genelinde iş bırakıyor.

1 Kasım tarihinde yürürlüğe giren Aile Hekimleri Sözleşme ve Ödeme Yönetmeliğinin geri çekilmesini, yeni yönetmeliğin kendilerinin de görüşü alınarak hazırlanmasını isteyen aile hekimleri, ebe ve hemşireler iş bırakma eylemi ile seslerini ve taleplerini Sağlık Bakanlığı’na duyurmaya çalışıyor.

Aile hekimleri, ebe ve hemşirelerinin üyesi bulunduğu Birlik ve Dayanışma Sendikası konuyla ilgili açıklamasında 19 Ekim’de Ankara’da gerçekleşen büyük mitingde yönetmelikle ilgili itirazlarını açıkladıkları halde bakanlığın yönetmeliği 1 Kasım’da yürürlüğe sokma konusunda ısrarcı davrandığına dikkat çekildi.

Birlik ve Dayanışma Sendikası Genel Başkanı Dr. Derya Mengücük, Sağlık Bakanlığının bu tavrıyla adeta kendilerine “hodri meydan” dediğini belirterek, “Bu çağrıya kayıtsız kalmamız mümkün değildi, biz de meydanlardayız, iş bırakıyoruz” dedi. Dr. Derya Mengücük, bu yönetmelikte yer alan ve meslek onurunu zedeleyen tarafların kabul edilemez olduğuna dikkat çekerek, yönetmeliğin toplum sağlığına, koruyucu sağlığa ve insan sağlığına hiçbir katkısı olmadığını söyledi.

&nbsp;

Dr. Derya Mengücük, söz konusu yönetmelikte yer alan değerlendirme ve ücretlendirme kriterlerinin bilim ve tıpla bir ilgisi olmadığını belirterek, "Bu ölçüler hem meslek onurumuzu zedeleyici, hem de hekim, ebe ve hemşirelerin istek ve iradesi dışındaki koşulları dayatarak ücretlendirme öngörüyor. Örneğin 6 ay süre ile hastanın aile sağlık merkezine başvurmaması halinde ücrette kesintiye gidiliyor. Dünya literatüründe asla böyle bir şart söz konusu değil. Yine bizim isteğimiz dışında gerçekleşen başka bir durumda daha kesinti öngörülüyor. Hastaların aile sağlık merkezi dışındaki sağlık tesislerine başvuruların sayısı 7 ile sınırlandırılıyor. Oysa her sağlık sorununu bizim çözmemiz mümkün değil. Mecburen çözemediğimiz durumlarda hastayı hastaneye branş uzmanlarına yönlendirmek durumundayız. Buna sayı kısıtlaması getirilmesi hastalar için de sakıncalı. Hekim kanaatine ve tedavi hürriyetine müdahale söz konusu ve biz mesleğimizin ilkelerine sahip çıkmakta ısrarlıyız" diye konuştu.

Sağlık bakanının yönetmelik hazırlanırken uzun bir hazırlık süreci geçirildiğini ve iki aile hekiminden görüş alındığını söylediğini hatırlatan Dr. Derya Mengücük, 60 bin çalışanı bulunan bir salanı yakından ilgilendiren bir konuda sadece iki aile hekiminden ya da iki bürokrattan görüş alınmasının sağlıklı ve doğru olmadığını açıkladı. Birlik ve Dayanışma Sendikası Genel Başkanı Dr. Derya Mengücük “Tüm meslek örgütleri ve sahada çalışanlar olarak hazırlanacak yönetmelikte söz sahibi olmak ve görüş bildirmek istiyoruz. Bölgeye, nüfusa ve nüfus yapısına göre ortaya çıkan sorunlar ve gereklilikler üzerinden yeni yönetmeliğin hazırlanmasını istiyoruz” dedi.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.toroslargazetesi.com.tr/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Aile Hekimleri üç gün iş bırakacak! - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Mon, 04 Nov 2024 06:45:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.toroslargazetesi.com.tr/images/haber/04112024100746_c9c3958b972687e337ae761cfe730179.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.toroslargazetesi.com.tr/images/haber/04112024100746_c9c3958b972687e337ae761cfe730179.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.toroslargazetesi.com.tr/images/haber/04112024100746_c9c3958b972687e337ae761cfe730179.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Sağlıkta yeni dönem başladı... Bakan Memişoğlu 'aile hekimlerine güvenin' çağrısı yaptı]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.toroslargazetesi.com.tr/haber-saglikta-yeni-donem-basladi-bakan-memisoglu-aile-hekimlerine-guvenin-cagrisi-yapti-19913.html</guid>
                    <link>https://www.toroslargazetesi.com.tr/haber-saglikta-yeni-donem-basladi-bakan-memisoglu-aile-hekimlerine-guvenin-cagrisi-yapti-19913.html</link>
                    <description><![CDATA[]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu, vatandaşların sağlık hizmetlerine ilk ulaşacakları noktanın aile hekimi olmasını arzuladıklarını belirterek, "Aile hekimlerimize güvenin" çağrısında bulundu. 1 Kasım itibariyle yürürlüğe giren Aile Hekimliği Sözleşme ve Ödeme Yönetmeliği ile hekim başına düşen hasta sayısı 4 binden 3 bin 500'e çekildi.ANKARA (İGFA) - Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu, 30 Ekim'de Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren yeni Aile Hekimliği Sözleşme ve Ödeme Yönetmeliğiyle getirilen uygulamalara yönelik hekimlere ve topluma seslendi.

Bakan Memişoğlu yayımladığı videolu mesajda,&nbsp;sağlığın dünyanın en önemli hizmet sektörlerinden birisi olduğuna işaret etti.

Sağlık Bakanı olarak vatandaşlarımızdan bir isteğim var: Sağlıkla alakalı herhangi bir endişeniz olduğunda aklınıza ilk olarak aile hekimlerimiz gelsin ve aile hekimlerimize güvenin!Bakan olarak ben de vatandaşlarımızın sağlığını, öncelikle aile hekimlerimiz üzerinden takip… pic.twitter.com/lwVl0J7ZEx&mdash; T.C. Sağlık Bakanlığı (@saglikbakanligi) November 1, 2024 

Bakanlık olarak sürekli gelişen bir sağlık sistemi ve nitelikli bir hizmet sunumu amacıyla aile hekimliğini etkili ve verimli kılmak üzere bir süredir çalıştıklarını belirten Bakan Memişoğlu, "Sağlık Bakanı olarak vatandaşlarımızdan bir isteğim var: Sağlıkla alakalı herhangi bir endişeniz olduğunda aklınıza ilk olarak aile hekimlerimiz gelsin ve aile hekimlerimize güvenin!&nbsp;Bakan olarak ben de vatandaşlarımızın sağlığını, öncelikle aile hekimlerimiz üzerinden takip ediyor olacağım. Aile hekimlerimize güvendiğimi ve inandığımı özellikle ifade etmek istiyorum.&nbsp; Aile hekimlerimiz, yeni yönetmelik hayata geçtikten sonra yine öneri ve taleplerini bize iletebilirler." çağrısında bulundu.

Aile hekimliği yönetmeliğinde yapılan değişiklikle, hekim başına düşen hasta sayısı 4 binden 3 bin 500'e indirildi.

Söz konusu yönetmeliğin detaylarına ve sosyogelişmişlik düzeyi ücret listesine ulaşmak için tıklayabilirsiniz
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.toroslargazetesi.com.tr/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Sağlıkta yeni dönem başladı... Bakan Memişoğlu 'aile hekimlerine güvenin' çağrısı yaptı - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Fri, 01 Nov 2024 09:41:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.toroslargazetesi.com.tr/images/haber/01112024202554_03082bd4671e0481e42ac63349f3dc0f.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.toroslargazetesi.com.tr/images/haber/01112024202554_03082bd4671e0481e42ac63349f3dc0f.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.toroslargazetesi.com.tr/images/haber/01112024202554_03082bd4671e0481e42ac63349f3dc0f.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Aşı, gripten korunmanın en güçlü yolu!]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.toroslargazetesi.com.tr/haber-asi-gripten-korunmanin-en-guclu-yolu-19771.html</guid>
                    <link>https://www.toroslargazetesi.com.tr/haber-asi-gripten-korunmanin-en-guclu-yolu-19771.html</link>
                    <description><![CDATA[]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Bölümünden Doç. Dr. Servet Öztürk gripten korunmanın yollarını anlattı.İSTANBUL (İGFA) - Soğuk havalar kapıda, kış mevsimi yaklaşırken grip virüsü de hızla yayılmaya başladı. Toplu alanlarda geçirilen zamanın arttığı bu dönemde grip salgınları ciddi bir sağlık sorunu haline gelebilir. Peki gripten korunmanın en etkili yolu nedir?

Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Bölümünden Doç. Dr. Servet Öztürk gripten korunmanın yollarını anlattı.



Her grip sezonunda milyonlarca kişi hastalığa yakalanmakta, ciddi iş gücü kaybına uğramakta, yüzbinlerce insan hastaneye yatırılmakta, onbinlerce insan influenza ve komplikasyonları nedeniyle hayatını kaybettiğine dikkati çeken Doç. Dr. Servet Öztürk, "Grip virüsü damlacık, aerosol ve temas ile bulaşabilmektedir. Özellikle kapalı ortamda bulaş ihtimali artmaktadır. Covid-19 pandemisi nedeniyle kullandığımız maske, mesafe ve hijyen önlemleri grip virüsü için de koruyucudur. Son yüzyılda grip virüsüne bağlı dünyada 4 pandemi meydana gelmiştir" dedi.

Domuz gribinde görülecek semptomları; Boğaz Ağrısı, Baş Ağrısı, Ateş Yüksekliği,&nbsp; Yaygın Vücut Ağrısı (Kas-Eklem-Kemik Ağrıları), Burun Akıntısı, Öksürük, Nefes Darlığı, Kusma, İshal olarak sıralayan Doç. Dr. Öztürk, grip aşılarının hastalığın ortaya çıkmasının azalması, hastaneye yatış ve ölüm oranlarının azalmasının yanında diğer insanlara hastalığın bulaşının azalması gibi birçok faydası olduğunu söyledi.

Aşılanmayan ve hastalık semptomları olan hastaların erken teşhisinin oldukça önemli olduğunu kaydeden Doç Dr. Öztürk, "Çünkü Grip virüsü özellikle solunum yolu enfeksiyonlarına neden olan virüsler arasında antiviral tedavisi olan nadir virüslerden birisidir. Semptomlar başlamasından sonraki 48 saat içerisinde başlanan tedaviler ile hastalık süresi kısalmakta, hastaneye yatış ihtimali azalmaktadır. Akdeniz diyeti ile beslenin, kalabalık kapalı ortamlardan mümkün olduğunca uzak durun,&nbsp; erişkin yaş aşılamaları için doktorunuza başvurmayı unutmayın" mesajını verdi.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.toroslargazetesi.com.tr/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Aşı, gripten korunmanın en güçlü yolu! - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Wed, 09 Oct 2024 07:02:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.toroslargazetesi.com.tr/images/haber/09102024121444_38ba49e13f2263f0d7f727273db6f05e.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.toroslargazetesi.com.tr/images/haber/09102024121444_38ba49e13f2263f0d7f727273db6f05e.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.toroslargazetesi.com.tr/images/haber/09102024121444_38ba49e13f2263f0d7f727273db6f05e.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Sonbahar enfeksiyonlarına karşı bu önlemleri ihmal etmeyin!]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.toroslargazetesi.com.tr/haber-sonbahar-enfeksiyonlarina-karsi-bu-onlemleri-ihmal-etmeyin-19770.html</guid>
                    <link>https://www.toroslargazetesi.com.tr/haber-sonbahar-enfeksiyonlarina-karsi-bu-onlemleri-ihmal-etmeyin-19770.html</link>
                    <description><![CDATA[]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Mehtap Acar,  sonbahar aylarında çocuklarda en sık solunum yoluyla bulaşan soğuk algınlığı, grip, larenjit ve orta kulak iltihabı gibi hastalıkların görüldüğüne işaret ederek, alınabilecek en etkili önlemleri paylaştı.İSTANBUL (İGFA)- Sonbaharda &nbsp;havaların soğuması ve okulların açılmasıyla birlikte çocuklar kapalı ortamlarda uzun süre kalırken, açık havada yapılan aktivitelere daha az zaman ayırabiliyorlar. Bunun sonucunda, kapalı ortamlarda hızlı ve kolay bulaşan, başta &nbsp;viral enfeksiyonlar olmak üzere birçok enfeksiyon kaynağı, çocukların üst ve alt solunum yolu hastalıklarına yakalanmalarına neden olabiliyor.

Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Mehtap Acar, &nbsp;sonbahar aylarında çocuklarda en sık solunum yoluyla bulaşan soğuk algınlığı, grip, larenjit ve orta kulak iltihabı gibi hastalıkların görüldüğüne işaret etti.

Özellikle kreşe ve okula başlayan çocukların ilk senelerde daha sık hastalanmaları, çoğu &nbsp;sonbahar ve kış aylarında olmak üzere, yılda 7-8 &nbsp;kere üst solunum yolu enfeksiyonu geçirmeleri doğal bir durum olduğunu ifade eden Dr. Acar, "Ancak öksürük, burun akıntısı ve tıkanıklığı, halsizlik, baş ve boğaz ağrısı gibi semptomlar çocukların yaşam kalitelerini düşürürken, kreş ve okulda devamsızlık yapmalarına &nbsp;yol açmaktadır. Çocuklarımızı sonbahar aylarında hastalıklardan korumak için öncelikle çocukluk çağı aşılarını ve mevsimsel grip aşılarını yaptırmak, &nbsp; sağlıklı beslenme alışkanlığı kazandırmak, kapalı ve kalabalık ortamlardan mümkün olduğunca kaçınmak, alabileceğimiz &nbsp;en etkili önlemlerdir” dedi.

El yıkama birçok hastalığın bulaşmasını önlemede en etkili korunma yöntemlerinden biri olduuğnu ifad eden Uzm. Dr. Acar, "Zira çocuklar doğaları gereği kirlenmiş elleriyle sık sık ağız veya burunlarına dokundukları için virüs ve bakteriler kolayca bulaşabiliyor. &nbsp;Bu nedenle çocuğunuzun ellerini dış ortamdan geldiğinde, tuvalet sonrasında, yemek öncesi ve sonrasında, bol su ve sabunla en az 15-20 saniye yıkamaya, kendi yıkayacak yaştaysa doğru el yıkamayı öğretmeye özen gösterin" dedi.

Solunum yolu hastalıklarından korunmada aşılar kilit bir rol üstlendiğini ifade eden Uzm. Dr. Acar, yine her yıl sonbaharda yapılan influenza aşısı da çocuğunuzu mevsimsel gripten korumak için oldukça etkili bir yöntem olduğunu söyledi.

ÖZELLİKLE A VE C VİTAMİNİ ÇOK FAYDALI!

Çocuğun dengeli &nbsp;beslenmesi ve aldığı besinlerin özellikle A vitamini ile C vitamini gibi vitaminlerin yanı sıra çinko gibi mikronutrientlerden ve antioksidanlardan &nbsp;zengin olması gerektiğini ifade ederek, "Vitaminler ve mikronutrientler vücudumuzda bağışıklık sisteminde görevli birçok enzim ve hormonun yapısında bulunuyor ya da &nbsp;sentezlenmesinde rol alıyorlar. Tüm &nbsp;besin gruplarını dengeli oranlarda içeren, yaşına uygun beslenme programı oluşturmak, çocuğun bağışıklığını &nbsp;güçlü tutmak için alınması gereken en ekili önlemlerden birini oluşturuyor. &nbsp;Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Mehtap Acar “Yeterli ve dengeli beslenen çocuklarda dışarıdan vitamin verilmesine gerek kalmaz. Bebeklikten ergenliğe her yaştan çocuk için günlük tüketilmesi gereken temel besinler &nbsp;ise &nbsp;süt ve süt ürünleri, yumurta, et, meyve ile sebze, tahıllar ve baklagiller gibi temel besin öğeleridir” diye konuştu.

Balıkta bol miktarda bulunan Omega 3’ün antiinflamatuar etkisi mevcut ve bu etkisiyle enfeksiyonlardan korunmada oldukça fayda sağladığını belirten Dr. Acar, "Özellikle &nbsp;AVM’ler, sinemalar ve kapalı oyun alanları, &nbsp;virüs ve bakteriler havada uzun süre asılı kaldıkları için solunum yolu hastalıklarının çok kolay bulaştığı ortamları oluşturuyor. &nbsp;Sonbahar ve kış aylarında mümkün olduğunca kapalı ve kalabalık ortamlardan kaçının. Çocuğunuzla mümkünse açık havada, park ve bahçelerde bolca zaman geçirin.&nbsp;Anne sütüyle beslenmek bebekleri hastalıklardan koruyan önlemlerde ilk sırada yer alıyor. &nbsp;Zira anne sütü bebeği enfeksiyonlardan koruyan pek çok madde içeriyor ve doğal bir aşı olarak nitelendiriliyor. Düzenli spor yapılması da süreçte önem arz eden konulardan biri" diye konuştu.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.toroslargazetesi.com.tr/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Sonbahar enfeksiyonlarına karşı bu önlemleri ihmal etmeyin! - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 08 Oct 2024 13:47:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.toroslargazetesi.com.tr/images/haber/09102024121426_5077820004e20715696eea1088fde0fd.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.toroslargazetesi.com.tr/images/haber/09102024121426_5077820004e20715696eea1088fde0fd.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.toroslargazetesi.com.tr/images/haber/09102024121426_5077820004e20715696eea1088fde0fd.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Süt tüketimi öğrencilerin becerilerini etkiliyor]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.toroslargazetesi.com.tr/haber-sut-tuketimi-ogrencilerin-becerilerini-etkiliyor-19759.html</guid>
                    <link>https://www.toroslargazetesi.com.tr/haber-sut-tuketimi-ogrencilerin-becerilerini-etkiliyor-19759.html</link>
                    <description><![CDATA[]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Anne sütünden sonra süt ve süt ürünleri temel besin gruplarından biri olarak kabul ediliyor. Çocuk beslenmesinde önemi tartışılmaz olan ürünler arasında süt ilk sıralarda yer alıyor.İSTANBUL (İGFA) - Okullarda öğrencilerin gelişimine destek olan en önemli gıda ürünü süt ve süt ürünleri olmaya devam ediyor.

Uzmanlar sütün yağ protein, karbonhidrat, su, vitamin, mineraller gibi zengin bir içeriğe sahip olmasından dolayı besleyiciliğinin yüksek olduğunu önemle vurguluyorlar.&nbsp;

Çocukların hem fiziksel hem de zihinsel gelişimlerine yardımcı olan süt ve süt ürünlerinin tüketimi büyük önem taşıyor.

Sabah kahvaltısında yenilen peynirin, yemeklere eşlik eden yoğurdun büyüme çağındaki çocukların gelişimine olumlu etkisi oluyor. Kaliteli protein-aminoasit çocukların kaslarının güçlenmesine, öğrenme becerilerinin gelişmesine katkıda bulunuyor. Teksüt, özellikle çocukların beslenme çantalarına konulan 200 ml.’lik minik kutu sütlere büyük talep olduğunu ve anne babaların tercihini farklı günlerde alternatif olabilecek &nbsp;sade ve meyveli sütlerden yana kullandığını açıkladı.

Teksüt Satış Direktörü Murat Keleş, sütün sadece çocukluk ve gelişme dönemlerinde değil, her yaşta içilmesi gereken bir besin olduğuna dikkat çekerek, “Sütün, çocukların hem fiziksel büyümesini, kemik gelişimini hem de zihinsel gelişimini sağlıklı bir şekilde tamamlanmasında önemli rolü var. Çocukların hem severek tüketecekleri hem de kolayca ulaşabilecekleri süt aynı zamanda onların okuldaki beslenmesinin önemli bir parçası. Bu nedenle anne babaların çocukları için güvenli ve sağlıklı ambalajlarda sunduğumuz sütleri tercih etmesi bizi sevindiriyor.” dedi. &nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.toroslargazetesi.com.tr/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Süt tüketimi öğrencilerin becerilerini etkiliyor - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Thu, 03 Oct 2024 10:54:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.toroslargazetesi.com.tr/images/haber/04102024110908_65564f5912cabd1c5011c8bff35df56e.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.toroslargazetesi.com.tr/images/haber/04102024110908_65564f5912cabd1c5011c8bff35df56e.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.toroslargazetesi.com.tr/images/haber/04102024110908_65564f5912cabd1c5011c8bff35df56e.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Gıda güvenliği için yeni dönem başlıyor]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.toroslargazetesi.com.tr/haber-gida-guvenligi-icin-yeni-donem-basliyor-19753.html</guid>
                    <link>https://www.toroslargazetesi.com.tr/haber-gida-guvenligi-icin-yeni-donem-basliyor-19753.html</link>
                    <description><![CDATA[]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Tarım ve Orman Bakanlığı, tüketicilerin güvenilir gıdaya ulaşmasını sağlamak amacıyla yeni bir sistem başlattı. Bakan İbrahim Yumaklı'nın duyurduğu sistemle, laboratuvar testleri sonucunda taklit ve tağşiş yaptığı tespit edilen firmalar anlık olarak ifşa edilmeye başlandı.BURSA (İGFA) - Bakanlık, 56 farklı bozulmuş ve sağlığı tehlikeye atan ürün ile 463 taklit ve tağşiş yapılmış ürünü kamuoyuyla paylaştı.

YENİ SİSTEMLE DAHA HIZLI BİLGİLENDİRME

Bakan Yumaklı, eski sistemde duyuruların altı aşamalı bir bürokratik süreçle yönetildiğini ve bu süreçlerin uzun sürmesi nedeniyle kamuoyuna duyuruların toplu ve gecikmeli yapıldığını belirtti. Yeni sistemde ise ihlallerin anlık olarak elektronik ortamda paylaşılacağını söyledi. Bakan, "Tüketicilerimiz artık ürünlerdeki uygunsuzlukları hızlıca öğrenebilecek, bu da halk sağlığını koruma noktasında önemli bir adım olacak." dedi.



TARIM CEBİMDE UYGULAMASIYLA DENETİM ŞEFFAFLIĞI

Yeni sistemin bir diğer önemli unsuru da tüketicilerin işletmelerin denetim durumlarını öğrenebilecekleri "Tarım Cebimde" uygulaması oluyor. Bakan Yumaklı, vatandaşların gittikleri kafe ya da restoranlarda uygulama üzerinden işletmenin denetim bilgilerine ulaşabileceğini belirtti. Böylece tüketiciler, gittikleri işletmenin kaç kez denetlendiğini anlık olarak öğrenebilecek.

GIDALARDA TESPİT EDİLEN UYGUNSUZLUKLAR

Bakanlık, gıda ürünlerinde tekstil boyası kullanımı ve ilaç etken maddelerinin gıdaya katılması gibi ciddi ihlalleri tespit etti. Bu ürünler, Tarım ve Orman Bakanlığı’nın resmi sitesinde yayınlanan "Gıda Kamuoyu Duyurusu" başlığı altında tüketicilerle paylaşıldı. İhlalleri içeren listeye guvenilirgida.tarimorman.gov.tr adresinden ulaşılabiliyor.



“GIDA GÜVENLİĞİNİ TOPLUMUN HER KESİMİNİN BİLİNÇLİ KATILIMIYLA SAĞLAYABİLİRİZ”&nbsp;

Gıda Mühendisleri bu yeni sistemin halk sağlığı açısından büyük bir adım olduğunu belirterek şunları söylüyor: "Anlık olarak duyuruların yapılması ve denetim bilgilerinin şeffaf bir şekilde paylaşılması, tüketici güvenini artıracaktır. Ancak, tüketicilerin de bu sürece dahil olup bilinçli hareket etmesi gerekiyor. Özellikle 'Tarım Cebimde' uygulaması gibi araçlarla tüketiciler daha fazla sorumluluk alabilir. Gıda güvenliğini sadece denetimle değil, toplumun her kesiminin bilinçli katılımıyla sağlayabiliriz."

Mühendisler ayrıca, taklit ve tağşiş yapan firmaların ifşa edilmesinin, firmalar üzerinde caydırıcı bir etki yaratacağını ve sektörde daha yüksek standartların oluşmasına katkı sağlayacağını vurguluyorlar.



Kaynak: Duygu Doğan
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.toroslargazetesi.com.tr/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Gıda güvenliği için yeni dönem başlıyor - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Wed, 02 Oct 2024 14:25:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.toroslargazetesi.com.tr/images/haber/03102024090907_6e7a2b5602d47e718dc79c3d62ed6524.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.toroslargazetesi.com.tr/images/haber/03102024090907_6e7a2b5602d47e718dc79c3d62ed6524.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.toroslargazetesi.com.tr/images/haber/03102024090907_6e7a2b5602d47e718dc79c3d62ed6524.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[ Salgının Sebebi İle İlgili Açıklama Bekleniyor…]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.toroslargazetesi.com.tr/haber-salginin-sebebi-ile-ilgili-aciklama-bekleniyor-19450.html</guid>
                    <link>https://www.toroslargazetesi.com.tr/haber-salginin-sebebi-ile-ilgili-aciklama-bekleniyor-19450.html</link>
                    <description><![CDATA[İlçemizde 23 Haziranda başlayan salgın hastalık halkımızda panik yarattı.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Henüz sebebi netleşmeyen salgın nedeniyle hastanelerimize ve aile hekimlerimize 4 bine yakın hasta başvurdu.

Başvuranlar arasında ciddi bir hastalığın yaşanmaması sevindirdi.

Salgının Büyük bir ihtimalle sudan meydana geldiği düşünülüyor.

İlçemiz halkı arasında merak yaratan salgının sebebi İl Sağlık Müdürlüğü’nün açıklamasında sonra belli olacak.

İlçemize has 23 Haziranda başlayan salgın hastalıkta hastanede ve Sağlık ocakların büyük yoğunluk yaşandı.

Çıkış sebebi belli olmayan salgın hastalık nedeniyle halkımızın panik yaşaması hastanelerdeki yoğunluğu artırdı.

İlçe Sağlık Müdürlüğü hastalığın sudan kaynaklanacağı düşüncesiyle bir bildiri yayınlayarak vatandaşlardan musluk suyu içmemelerini bildirdi.

Edinilen bilgiye göre özverili bir şekilde çalışan hastane personelleri ve aile hekimleri, gece geç saatlere kadar mesai yapmaları neticesinde gazetemiz yayına girdiğinde salgın hastalığın kontrol altına alındığı bilgisini verdiler.

Hastalığın sudan çıkabileceği üzerinde duran Seydişehir Devlet Hastanesi Başhekimliği ve Seydişehir İlçe Sağlık Müdürlüğü, salgının sebebinin kesinlik kazanması için son olarak alınan tahlil sonucundan sonra İl Sağlık Müdürlüğü’nün açıklamasıyla netleşecek.

&nbsp;

&nbsp;

&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.toroslargazetesi.com.tr/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[ Salgının Sebebi İle İlgili Açıklama Bekleniyor… - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 25 Jun 2024 14:47:46 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.toroslargazetesi.com.tr/images/haber/salginin-sebebi-ile-ilgili-aciklama-bekleniyor-175143-20240625.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.toroslargazetesi.com.tr/images/haber/salginin-sebebi-ile-ilgili-aciklama-bekleniyor-175143-20240625.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.toroslargazetesi.com.tr/images/haber/salginin-sebebi-ile-ilgili-aciklama-bekleniyor-175143-20240625.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[9 -15 MAYIS ÇÖLYAK HAFTASI]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.toroslargazetesi.com.tr/haber-9-15-mayis-colyak-haftasi-19298.html</guid>
                    <link>https://www.toroslargazetesi.com.tr/haber-9-15-mayis-colyak-haftasi-19298.html</link>
                    <description><![CDATA[9 -15 MAYIS ÇÖLYAK HAFTASI

]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ &nbsp;

Çölyak hastalığı (Gluten Enteropatisi), bağırsaklardaki sindirimi sağlayan villus (tüysü oluşumlar) denilen yapıların bozulmasına sebep olan ve dolayısıyla da yiyeceklerdeki besinin emilmesini engelleyen ve ince bağırsakta hasarlar oluşturan bir alerjik sindirim sistemi hastalığıdır. Bu hasara buğday, arpa, çavdar, yulaf gibi tahılların içerisinde bulunan “gluten” isimli bir protein neden olmaktadır.&nbsp;Çölyak hastalığı genetik bir hastalık olup&nbsp;yaşam boyu süren tek gıda alerjisidir. Ailevi kalıtım söz konusudur.

Ülkemizde Çölyak hastalığı görülme sıklığı yüzde 1 ile binde 3 arasında değişmekte olup Türkiye’de 250 bin ile 750 bin arasında çölyak hastası tahmin edilmekteyken ancak yüzde 10’una tanı konulduğu dikkate alındığında 25 bin ile 75 bin arasında tanı almış hasta beklenmektedir. Toplumda tanı almamış hastalar buz dağının görünmeyen kısmıdır.

Hastalık bazı bireylerde yıllarca hiç belirti vermez veya çok hafif seyredebilir ve kişi çölyaklı bir hasta olduğunu uzun süre fark etmeyebilir. Hastalık tipik belirtilerle başlayabileceği gibi çok hafif belirtilerle de seyredebilir.&nbsp;Çölyak hastalığı,&nbsp;çocuklarda özellikle karın ağrısı, karında şişlik, ishal, huzursuzluk, iştahsızlık, enfeksiyonlarda artış ve gelişme geriliği, kusma, kilo alamama ve boy uzamasında yavaşlama gibi tipik belirtilerle ortaya çıkabilir. İleri yaşlarda hastalığın belirtileri daha geniş bir yelpazeye yayılır.

Çölyak hastalığı her yaşta teşhis edilebilmekle birlikte teşhisi zor olan hastalıklardan biridir. Çünkü belirtiler çoğunlukla ilişkili bir başka hastalığı da düşündürmektedir. Örneğin erken osteoporoz, kansızlık, teşhis edilmemiş laktoz alerjisi gibi hastalıklarla benzer belirtiler gösterdiğinden karıştırılabilir. Çölyak&nbsp;hastalığının insan sağlığı üzerinde önem taşıyan birçok değişimlere neden olmasından dolayı&nbsp;doğru teşhisi önemlidir. Teşhis yöntemlerinden kan testleri serolojik özel testler&nbsp; (AGA, EMA) ile ön tanı konmakta ancak&nbsp;kesin tanı ince bağırsak biyopsisi ile konmaktadır.

&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Çölyak hastalığının tek tedavisi ömür boyu buğday, arpa, çavdar, yulaf tahıllarında bulunan glutenden uzak sıkı bir diyettir.&nbsp;Çölyak hastaları,&nbsp;buğday, arpa, çavdar, yulaflı gıdalar tüketmedikleri gibi ayrıca marketlerde satılan hazır gıdaların içeriklerine dikkat etmelidirler. Mutlaka gluten içermeyen gıdalar tüketmelidirler.

Çölyak hastalığında diyet tedavisinde tüketilmemesi gereken besinler:


	Buğday, arpa, çavdar ve yulaf katkılı her türlü ürün. (un, bulgur, bulgur pilavı, irmik, makarna, şehriye, kuskus, ekmek, kek, pasta, kurabiye, bisküvi, börek, çörek, gofret, simit, kraker, dondurma külahı, unlu tatlılar, gluten içeren hazır salça, ketçap, un ilave edilen çorbalar, soslar, tarhana, yarma gibi).
	Galeta ununa, una batırılarak kızartılmış tavuk balık gibi et ürünleri.&nbsp;
	Malt kullanılan içecekler, bira votka cin v.b.
	Guten içeren hazır çorbalar, köfte, pane harçları gibi hazır çeşniler.
	Sirke, çikolata, puding, sakız, ketçap, mayonez, dondurma gibi gıdaların bazılarında gluten bulunabilmektedir. Bunlar yenilmeden önce&nbsp;muhakkak ürün hakkında bilgi edinilmelidir.
	Tuzlu, soslu kuruyemişler, glutenle yapıştırıldığı için yasaktır. Ancak bunların glutenle işlem görmemiş hali, gluten içermeyen kuruyemişler serbesttir.


Çölyak hastaları için güvenli yiyecekler:


	Tüm sebzeler,
	Tüm meyveler,
	Tüm bakliyatlar,
	Tüm katkısız katı ve sıvı yağlar,
	Yumurta, bal, reçel, basit toz şeker, zeytin,
	Et, balık, tavuk, (Bu ürünler katkılı olmadıkları gibi daha önce unla kızartılmış bir yağda kızartılıp işleme tabi tutulmamalıdır.)
	Una batırılmamış konserve çeşitleri,
	Mısır, pirinç, patatesin hem kendileri hem de unları besin hazırlamada kullanılabilir. Ayrıca kestane unu, nohut unu, soya unu, üzüm çekirdeği unu da kullanılabilir.
	Evde çekilmiş güvenli baharatlar.&nbsp;


Glutensiz diyette ayrıca nelere dikkat edilir?&nbsp;


	Doğal gıdalara önem verilmeli. (Süt-et-balık-yumurta-sebze-kurubaklagil-pirinç-mısır-patates)
	Okul ve dışarıda yemek yerken dikkatli seçimler yapılmalı.
	Buğday unu karışık mısır unu, pirinç ununa dikkat edilmeli.
	Etiketsiz gıda tüketiminde çok dikkatli olunmalı.
	İlaçlar, kozmetik ürünleri, şampuan, kremler vb. gluten içerikleri yönünden dikkatli kullanılmalı.
	Pişirme ve hazırlık aşamasında güvenli gıdaların glutenli gıdalarla bulaş olmamasına dikkat edilmeli


Çölyak hastalığı ile karşılaşıldığında, sağlıklı bir yaşam için gerekli olan en önemli şeylerden biri dikkattir. Yaşantımızı daha kolay bir hale getirmek için hastalığa sebep olan gıdalardan uzak durmak gerekir. Dikkatli bir beslenme programıyla her sağlıklı insan gibi bu bireyler büyür, okula gider, evlenir, çocuk sahibi olur, çalışır ve yaşantısına devam edebilirler. Çölyak bir yaşam tarzı olarak hayata yerleşmelidir.

&nbsp;

&nbsp;

&nbsp;

&nbsp;

&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.toroslargazetesi.com.tr/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[9 -15 MAYIS ÇÖLYAK HAFTASI - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Mon, 13 May 2024 19:30:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.toroslargazetesi.com.tr/images/haber/9-15-mayis-colyak-haftasi-223212-20240514.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.toroslargazetesi.com.tr/images/haber/9-15-mayis-colyak-haftasi-223212-20240514.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.toroslargazetesi.com.tr/images/haber/9-15-mayis-colyak-haftasi-223212-20240514.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Emeklilere Sağlık Taraması…]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.toroslargazetesi.com.tr/haber-emeklilere-saglik-taramasi-18963.html</guid>
                    <link>https://www.toroslargazetesi.com.tr/haber-emeklilere-saglik-taramasi-18963.html</link>
                    <description><![CDATA[İlçe Sağlık Müdürü Dr. Mustafa Balcı ve personeli emekli lokaline giderek bulunan kişileri sağlık taramasından geçirdi.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Bu konuda gazetemize açıklamalarda bulunan İlçe Sağlık Müdürü Dr. Mustafa Balcı:”

İlçe Sağlık Müdürlüğü olarak ilçemiz Muhabbethane Emekliler Lokali sakinlerine “ kronik hastalıklar, Sağlıklı Beslenme, Obezite “ konulu eğitimler verilmiş olup, sağlık taramaları yapılmış ve konu ile ilgili broşür dağıtılmıştır” şeklinde konuştu.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.toroslargazetesi.com.tr/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Emeklilere Sağlık Taraması… - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 06 Feb 2024 14:06:15 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.toroslargazetesi.com.tr/images/haber/emeklilere-saglik-taramasi-170841-20240206.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.toroslargazetesi.com.tr/images/haber/emeklilere-saglik-taramasi-170841-20240206.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.toroslargazetesi.com.tr/images/haber/emeklilere-saglik-taramasi-170841-20240206.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[1-31 Ocak Rahim Ağzı (Serviks) Kanseri Farkındalık Ayı]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.toroslargazetesi.com.tr/haber-1-31-ocak-rahim-agzi-serviks-kanseri-farkindalik-ayi-18858.html</guid>
                    <link>https://www.toroslargazetesi.com.tr/haber-1-31-ocak-rahim-agzi-serviks-kanseri-farkindalik-ayi-18858.html</link>
                    <description><![CDATA[1-31 Ocak Rahim Ağzı (Serviks) Kanseri Farkındalık Ayı]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Seydişehir Devlet Hastanesi ocak ayı rahim ağzı kanseri farkındalık ayı kapsamında Seydişehir Belediyesi Düğün Salonunda bayanlara yönelik seminer programı düzenledi. Katılımcılara rahim ağzı kanserine dikkat çekmek amacıyla yeşil kurdele dağıtıldı. Programda konuşmacı olan Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Firdevs Öztürk rahim ağzı kanserinin önlenebilir olduğunu ve tarama yöntemleri ile erken tanı alındığında hastalığa bağlı ölüm oranlarının azaltılabildiği vurguladı. Programın sonunda Seydişehir İlçe Sağlık Müdürlüğü’nden gelen sağlık ekibi kanser taraması yaptı.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.toroslargazetesi.com.tr/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[1-31 Ocak Rahim Ağzı (Serviks) Kanseri Farkındalık Ayı - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sun, 07 Jan 2024 07:21:53 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.toroslargazetesi.com.tr/images/haber/1-31-ocak-rahim-agzi-serviks-kanseri-farkindalik-ayi-102426-20240107.jpeg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.toroslargazetesi.com.tr/images/haber/1-31-ocak-rahim-agzi-serviks-kanseri-farkindalik-ayi-102426-20240107.jpeg"/>
                    <enclosure url="https://www.toroslargazetesi.com.tr/images/haber/1-31-ocak-rahim-agzi-serviks-kanseri-farkindalik-ayi-102426-20240107.jpeg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Bağışıklığı güçlendiren beslenme önerileri]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.toroslargazetesi.com.tr/haber-bagisikligi-guclendiren-beslenme-onerileri-18782.html</guid>
                    <link>https://www.toroslargazetesi.com.tr/haber-bagisikligi-guclendiren-beslenme-onerileri-18782.html</link>
                    <description><![CDATA[Kış aylarında havaların soğumasıyla beraber grip, larenjit ve farenjit gibi solunum yolu enfeksiyonlarına yakalanma riskimiz artıyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Begüm Bengi, yeterli ve dengeli beslenme alışkanlığının, güçlü bir bağışıklık sistemine sahip olmanın temelleri arasında yer aldığına dikkati çekerek önerilerde bulundu.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ &nbsp;

İSTANBUL (İGFA) -Özellikle soğuk havalarda bağışıklık sistemimizi güçlendirmek vücut direncimizi arttırarak bu hastalıklara yakalanma riskimizi düşürüyor. Bağışıklık sistemimiz yaş, beslenme, fiziksel aktivite, stres gibi faktörlerden etkileniyor.

Beslenme ve Diyet Uzmanı Begüm Bengi, yeterli ve dengeli beslenme alışkanlığının, güçlü bir bağışıklık sistemine sahip olmanın temelleri arasında yer aldığına işaret etti.&nbsp;

Yetersiz beslenme bağışıklık sistemimizi olumsuz yönde etkileyerek vücudumuzu enfeksiyonlara karşı savunmasız hale getirdiğine vurgu yapan Bengi, "Bu durum da çok daha kolay hasta olmamıza ve iyileşmemizin gecikmesine yol açıyor. Kış aylarında beslenmemizde dikkat etmemiz gereken en önemli nokta ise öğünlerimizde çeşitliliği yakalamak olmalı. Bu dönemde tek bir besine odaklanmak yerine farklı meyveler ve sebzeler tercih etmemiz vücudumuza farklı vitamin ve mineralleri almamızı sağlayarak bağışıklığımızı güçlendirecektir” dedi.

&nbsp;

Beslenme ve Diyet Uzmanı Begüm Bengi, bağışıklık sistemimizi güçlendirmek için beslenme alışkanlığımızda dikkat etmemiz gereken kuralları anlatarak, önemli öneriler ve uyarılarda bulundu. &nbsp;

GÜNE KAHVALTISIZ BAŞLAMAYIN

Güçlü bir bağışıklık sistemi için sabah kahvaltınızı mutlaka yapın. Kahvaltınızda yumurta ve peynir gibi protein kaynaklarının yanına C vitamininden zengin kapya biberi ve yeşil biberi eklemeye özen gösterin. C vitamini ısıdan çok çabuk etkilenen bir vitamin olduğu için kapya ve yeşil biberi çiğ olarak tüketmenizde fayda var. Yüksek C vitamini ve beta karoten içeren marul, maydanoz ve tere otunu tabağınızın yarısını dolduracak miktarda ilave edin.

YEMEKLERİNİZE SOĞAN VE SARIMSAK EKLEYİN

Güçlü bir antioksidan olan glutatyon hücrelerimizin serbest radikallere karşı korunmasını sağlıyor. Ayrıca vücudumuzun toksik maddelerden arınmasına yardımcı oluyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Begüm Bengi, önemli bir antioksidan olan glutatyonun vücudumuzda üretilebilmesini sağlayan sistein maddesini içeren soğan ve sarımsağı yemeklerinize eklemenizin önem taşıdığını belirterek, “Sağlıklı bir yetişkinseniz yemeklerinize günlük bir diş sarımsak ve bir küçük boy soğan eklemeniz bağışıklığınızın güçlenmesine katkıda bulunacaktır” diyor.

&nbsp;

ZERDEÇAL İLE KARABİBERİ BİRLİKTE KULLANIN

Zerdeçal A, C ve E vitamininden, B grubu vitaminlerinden ve beta karotenden zengin bir baharat. Zerdeçalın içerisinde bulunan kurkumin iltihapların azalmasına yardım ediyor. Sağlıklı bir yetişkinseniz çorbalarınıza, yemeklerinize veya yoğurdunuza toplamda günlük 1-2 çay kaşığı toz zerdeçal eklemeniz bağışık sisteminizi güçlendirerek enfeksiyonlardan korunmanıza katkıda bulunacaktır. Beslenme ve Diyet Uzmanı Begüm Bengi, “Zerdeçalı yemeklere özellikle karabiberle birlikte eklemenizde fayda var. Zira karabiberde yer alan piperin zerdeçalda bulunan kurkuminin emilimini iki bin kat daha fazla arttırıyor” diyor.

BESLENME LİSTENİZDE BALKABAĞINA YER VERİN

Yüksek beta karoten içeriğine sahip olan balkabağı vücudumuzda oksidatif stresin azalmasına ve bağışık sistemimizin güçlenmesine katkı sağlıyor. Bu önemli etkileri nedeniyle sofranızda balkabağı çorbasına ve sulu balkabağı yemeklerine mutlaka yer verin. Az şekerle yapılmış balkabağı tatlısı, yüksek lif ve düşük kalori içeriğiyle sağlıklı bir tatlı tercihi olarak öne çıkıyor. Tabii ki porsiyon kontrolü sağlayarak, aşırıya kaçmadan tüketmeniz çok önemli. Balkabağı tatlınıza tarçın ve ceviz eklemeniz, tatlınızı lezzetlendirmenin yanı sıra kan şekerinizin dengelenmesine de yardımcı olacaktır.

SEBZE YEMEKLERİNİ EKSİK ETMEYİN

Sebzeler içerdikleri vitaminlerle bağışıklık sistemimizi güçlendirmeye katkı sağlarken aynı zamanda yüksek lif içerikleri sayesinde bağırsaklarımızın düzenli çalışmasına ve uzun süre tok kalmamıza da yardımcı oluyor. Örneğin; ıspanak C ve K vitamininden, folik asitten, demirden ve kalsiyumdan zengin bir sebzedir. Ispanak yemeğinize C vitamini içeriği yüksek limon suyunu eklemeniz, bağışıklığınızı güçlendirmenin yanında içeriğindeki demir mineralinin de emilimini arttıracaktır. Öğünlerinizde kırmızı et, tavuk ve balık gibi protein kaynaklarının yanında bol yeşillik ile hazırlanmış salataları tüketmenizde fayda var. Beslenme ve Diyet Uzmanı Begüm Bengi, C vitamini kaybını önlemek için bazı kurallara mutlaka dikkat etmeniz gerektiğini belirterek, “Örneğin; metal bıçaklar C vitamini kayıplarına yol açıyorlar. Yeşil yapraklı sebzelerin çok küçük parçalara ayrılması da oksijenle teması arttırarak vitamin kayıplarına neden oluyor. Vitamin kaybına karşı yeşil yapraklı sebzeleri metal bıçak kullanmadan, ellerinizle çok küçük parçalara ayırmadan koparıp tüketmeyi alışkanlık edinin” diyor. &nbsp;

ÇORBALARINIZA ET VEYA TAVUK SUYU İLAVE EDİN

Et veya tavuk suyu eklemeniz çorbalarınızın lezzetini arttırırken aynı zamanda besin değerini de yükseltiyor. İçeriklerinde bulunan aminoasitler vücut direncinizi arttırıp grip, soğuk algınlığı gibi solunum yolu enfeksiyonlarında semptomların hafiflemesine yardımcı oluyor. Soğuk kış aylarında et veya tavuk suyu eklenmiş çorbalarınızı sofralarınızdan eksik etmeyin.

&nbsp;

BİTKİ ÇAYINIZI BAL İLE GÜÇLENDİRİN

Soğuk kış aylarında bitki çayları hem ısınmamıza hem de bağışıklığımızın güçlenmesine destek oluyor. Ihlamur çayı, kuşburnu çayı, ada çayı, zencefil çayı ve yeşil çay yüksek antioksidan kapasiteleriyle vücut direncimizi arttırarak gribal enfeksiyonlardan korunmamıza katkı sağlayabiliyor. Sağlıklı bir yetişkinseniz günde iki fincan bitki çayı içerek bağışıklık sisteminizi güçlendirebilirsiniz. Yapılan araştırmalara göre; bitki çaylarının bal ile lezzetlendirilmesi çayların antioksidan kapasitesini ve fenolik madde içeriklerini arttırıyor. Antioksidan etkinin yeşil çayda dört kata, ıhlamur çayında ise 60 kata kadar çıktığı gözlenmiş. Ilık bitki çayınıza bir çay kaşığı bal eklemeniz bağışıklık sisteminizin güçlenmesine katıda bulunacak, boğaz ağrılarınızın azalmasına ve öksürüklerinizin hafiflemesine yardımcı olacaktır.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.toroslargazetesi.com.tr/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Bağışıklığı güçlendiren beslenme önerileri - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Wed, 13 Dec 2023 08:44:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.toroslargazetesi.com.tr/images/haber/13122023134448_cdf77acda20398d4568c4ab268a938f3.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.toroslargazetesi.com.tr/images/haber/13122023134448_cdf77acda20398d4568c4ab268a938f3.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.toroslargazetesi.com.tr/images/haber/13122023134448_cdf77acda20398d4568c4ab268a938f3.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[DÜNYA EL YIKAMA GÜNÜ FARKINDALIK ETKİNLİĞİ DÜZENLENDİ]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.toroslargazetesi.com.tr/haber-dunya-el-yikama-gunu-farkindalik-etkinligi-duzenlendi-18574.html</guid>
                    <link>https://www.toroslargazetesi.com.tr/haber-dunya-el-yikama-gunu-farkindalik-etkinligi-duzenlendi-18574.html</link>
                    <description><![CDATA[15 Ekim Dünya El Yıkama Günü kapsamında farkındalık oluşturmak için Taraşçı İlköğretim Okulunda etkinlik düzenlendi.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Dünya el yıkama günü dolayısıyla Taraşçı İlköğretim okulunda bir dizi etkinlik yapıldı. Seydişehir Devlet Hastanesi Başhekimi Havva Turaç Cingöz' ün yaptığı el yıkamanın önemi ile ilgili sohbet ve konuşması, Sağlık Bakım Hizmetleri Müdürü Fatma Doğan'ın katkılarından sonra, Enfeksiyon Kontrol Hemşiresi Havva Üzümcü' nün verdiği eğitim ve eğlenceli video gösterimi sonrasında öğrencilere hediyeler dağıtıldı.

Katılımları ve misafirperverlikleri için Taraşçı İlköğretim Okulu Müdürü Celalettin Örgüt nezdinde öğretmenlere ve çalışanlara teşekkür edildi.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.toroslargazetesi.com.tr/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[DÜNYA EL YIKAMA GÜNÜ FARKINDALIK ETKİNLİĞİ DÜZENLENDİ - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Fri, 20 Oct 2023 05:38:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.toroslargazetesi.com.tr/images/haber/dunya-el-yikama-gunu-farkindalik-etkinligi-duzenlendi-144227-20231020.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.toroslargazetesi.com.tr/images/haber/dunya-el-yikama-gunu-farkindalik-etkinligi-duzenlendi-144227-20231020.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.toroslargazetesi.com.tr/images/haber/dunya-el-yikama-gunu-farkindalik-etkinligi-duzenlendi-144227-20231020.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[SAĞLIKLI HAYAT MERKEZİNDE DANIŞMANLIK HİZMETLERİ VERİLMEKTEDİR]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.toroslargazetesi.com.tr/haber-saglikli-hayat-merkezinde-danismanlik-hizmetleri-verilmektedir-18558.html</guid>
                    <link>https://www.toroslargazetesi.com.tr/haber-saglikli-hayat-merkezinde-danismanlik-hizmetleri-verilmektedir-18558.html</link>
                    <description><![CDATA[Seydişehir İlçe Sağlık Müdürlüğü bünyesinde faaliyet gösteren Sağlıklı Hayat Merkezinde Psikolog, Diyetisyen ve Sosyal Çalışmacı tarafından vatandaşlara danışmanlık hizmetleri ücretsiz olarak veriliyor.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Psikolog Ezgi CANIBEK tarafından; bireysel psiko-sosyal danışmanlık, ergen danışmanlığı, bireylerin ruhsal sorunlarının çözümü, iş-okul hayatında yaşanan sorunların çözümü gibi konularda danışmanlık hizmeti veriliyor.

Diyetisyen Canan AKSOY tarafından; vücut analizi yapılmakta ve kişinin kilosuna, yaşına varsa kronik rahatsızlıklarına uygun sağlıklı beslenme programı düzenlenmekte, ayrıca yeterli ve dengeli beslenme, diyabet ve sağlıklı beslenme konularında bilgilendirme yapıyor.

Sosyal Çalışmacı Ece Aktaş tarafından; vatandaşların eşleri, çocukları ya da kişiler arası ilişkilerinde iletişim sorunlarını çözebilmeleri, kendilerini tanımaları ve özgüven oluşturabilmeleri, stres ve öfke kontrolü sağlayabilmeleri, bağımlılıkla (alkol, uyuşturucu, bilgisayar)&nbsp; mücadele yöntemleri konusunda danışmanlık hizmeti sunuyor.

Vatandaşlar Sağlıklı Hayat Merkezine Aile Hekimleri tarafından yönlendirilebilir. Ayrıca bireysel olarak 0332 310 48 74 nolu telefondan randevu talep edip danışmanlık hizmeti alabileceklerdir.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.toroslargazetesi.com.tr/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[SAĞLIKLI HAYAT MERKEZİNDE DANIŞMANLIK HİZMETLERİ VERİLMEKTEDİR - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sat, 14 Oct 2023 08:41:47 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.toroslargazetesi.com.tr/images/haber/saglikli-hayat-merkezinde-danismanlik-hizmetleri-verilmektedir-114226-20231014.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.toroslargazetesi.com.tr/images/haber/saglikli-hayat-merkezinde-danismanlik-hizmetleri-verilmektedir-114226-20231014.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.toroslargazetesi.com.tr/images/haber/saglikli-hayat-merkezinde-danismanlik-hizmetleri-verilmektedir-114226-20231014.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[12 EKİM DÜNYA ARTRİT GÜNÜ BİLGİ NOTU]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.toroslargazetesi.com.tr/haber-12-ekim-dunya-artrit-gunu-bilgi-notu-18547.html</guid>
                    <link>https://www.toroslargazetesi.com.tr/haber-12-ekim-dunya-artrit-gunu-bilgi-notu-18547.html</link>
                    <description><![CDATA[Seydişehir İlçe Sağlık Müdürlüğü "12 Ekim Dünya Artrit Günü" ile ilgili bilgi notu paylaştı.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Bel ağrısı,&nbsp;oldukça sık görülen, yaşam kalitesi üzerindeki olumsuz etkilerinin yanı sıra doğrudan (tanı ve tedavi giderleri) ve dolaylı (iş gücü kaybı) ekonomik kayıplar nedeni ile topluma maliyeti yüksek önemli bir sağlık sorunudur. Ağrının kronikleşmesi ile ortaya çıkan sakatlık özellikle gelişmiş ülkelerde&nbsp;&nbsp;iş gücü kaybı ve üretim azalmasını etkileyen en önemli faktörlerden biri haline gelmiştir. Bel ağrısı bir aktivite (ağır kaldırma) ya da travma (düşme, çarpma) sonrası başlayabileceği gibi belirgin bir neden olmadan da ortaya çıkabilir. Dünyada yapılan araştırmalar insanların %80’ inin hayatları boyunca en az bir kez bel ağrısı yaşadıklarını ortaya koymuştur. En sık görülen ağrı tipi mekanik bel ağrısıdır.

Ankilozan spondilit (AS),&nbsp;özellikle omurgayı etkileyen, ağrılı, kronik, ilerleyici, sebebi bilinmeyen romatizmal bir hastalıktır. AS erken tanısı için sorgulanması gereken hedef kitle 20’li yaşlarda bel ağrısı başlamış, üç aydan uzun süreli bel ağrısı olan hasta grubudur.

Mekanik nedenlere bağlı bel ağrılarından korunmak için;


	Her gün düzenli olarak bel ve karın kaslarını güçlendirici egzersizler yapın&nbsp;
	Gerekli durumlarda ağır nesneleri; beli dik pozisyonda tutup, dizleri bükerek çömelip, ağırlığı kollara ve bacaklara vererek kaldırınız
	Ayakta uzun süre durmaktan kaçınınız
	Çay ve kahve tüketimini azaltınız
	Stresle başa çıkma yöntemleri geliştiriniz
	İşiniz gereği oturuyorsanız, yarım saatte bir ayağa kalkıp vücudunuzu esnetiniz
	Yürüyüş ve yüzme bel ağrısını önlemede uygun sporlardır. Farklı sporlarla uğraşanların spora başlamadan önce ısınma ve sonrasında da esneme (stretching) egzersizlerini yapmaları sakatlıkların önlenmesinde önemlidir.
	Kilo vermek bel ağrısı riskini azaltır.

 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.toroslargazetesi.com.tr/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[12 EKİM DÜNYA ARTRİT GÜNÜ BİLGİ NOTU - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Thu, 12 Oct 2023 11:36:45 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.toroslargazetesi.com.tr/images/haber/12-ekim-dunya-artrit-gunu-bilgi-notu-143821-20231012.jpeg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.toroslargazetesi.com.tr/images/haber/12-ekim-dunya-artrit-gunu-bilgi-notu-143821-20231012.jpeg"/>
                    <enclosure url="https://www.toroslargazetesi.com.tr/images/haber/12-ekim-dunya-artrit-gunu-bilgi-notu-143821-20231012.jpeg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[MEME KANSERİ FARKINDALIK AYI]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.toroslargazetesi.com.tr/haber-meme-kanseri-farkindalik-ayi-18523.html</guid>
                    <link>https://www.toroslargazetesi.com.tr/haber-meme-kanseri-farkindalik-ayi-18523.html</link>
                    <description><![CDATA[Seydişehir İlçe Sağlık Müdürlüğü "Meme Kanseri Farkındalık Ayı" ile ilgili bilgi notu paylaştı.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Dünyada ve ülkemizde kadınlarda en sık görülen ve aynı zamanda en sık ölüme neden olan meme kanseri, meme dokusunda yer alan hücrelerin kontrolsüz çoğalması ile ortaya çıkmaktadır. Ülkemizde bir yıl içerisinde yaklaşık 19.000 kadına meme kanseri teşhisi konulmaktadır. Erkeklerde meme kanseri kadınlara oranla çok daha az sıklıkla görülmekte olup tüm meme kanserlerinin %1’inden azı erkeklerde izlenmektedir.

Geçmişte ancak ileri evrelerde yakalanan meme kanseri, günümüzde Bakanlığımızca yürütülen “Kanser Kontrol Programları” sayesinde erken dönemde tespit edilebilmektedir. Erken evrelerde tespit edilen meme kanserlerinin tedavileri daha başarılı olmakta, kişilerin yaşam kalitesi önemli ölçüde artmakta ve meme kanserine bağlı ölümler engellenebilmektedir. Kanser Kontrol Programları ile kanserden korunma ve kanseri önleme konusunda halkın bilinçlendirilmesi çalışmaları yapılmakta, ayrıca da 3 kanser türünde ‘ücretsiz’ tarama hizmeti verilmektedir.

Meme Kanserinin Belirtileri

Meme kanserinin en sık rastlanan belirtisi; memede ağrısız, zamanla büyüyen bir kitlenin (yumru) ele gelmesi, hissedilmesidir.&nbsp; Ayrıca ele gelen kitle olup olmamasından bağımsız olarak aşağıdaki belirtiler de meme kanserinde görülebilmektedir:


	Bir memenin tamamının veya bir kısmının şişmesi (belirgin bir kitle hissedilmese bile), memede şekil değişikliği
	Memede ya da meme ucunda ağrı
	Meme derisinde kaşıntı ve yanmayla belirgin yangısal durum (egzema, mayasıl)
	Meme ucunda çekilme
	Memede portakal kabuğu görünümü
	Tek taraflı meme ucunda akıntı (özellikle kanlı akıntı)
	Meme ya da meme ucu derisinde kızarıklık, kabuklaşma, kalınlaşma&nbsp;
	Koltuk altında kitle, bazen memede yumru hissedilmeden önce, kanser koltuk altında veya köprücük kemiğinin etrafında şişme veya kitleye neden olabilir.


Bu belirtilerden herhangi biri meme kanseri dışındaki durumlardan da kaynaklanabilmekle birlikte sayılan belirtiler görüldüğünde, nedeninin bulunabilmesi için bir genel cerrahi uzmanına muayene olunmalıdır.

Meme kanseri riskli durumlar

Diğer kanser türlerinde olduğu gibi meme kanserine yakalanma riskini artıran bazı değiştirilebilen ve değiştirilemeyen durumlar mevcuttur. Değiştirilemeyen riskli durumlar olarak; kadın olmak, ileri yaş, genetik yatkınlık, ailede meme kanseri olan birinci derece akrabanın bulunması, erken adet görmek, menapoza 55 yaşından sonra girmek, göğüs bölgesine radyasyon almış olmak gibi etkenler sayılabilir.

Meme kanserinde yaşam şekliyle ilişkili, değiştirilebilir riskli durumlar ise aşağıdaki gibidir: 


	Fazla kilolu ya da şişman (obez) olmak
	Yeterli fiziksel aktivite yapmamak (hareketsiz bir yaşam sürmek)
	Hiç doğum yapmamış ya da ilk doğumunu 30 yaşından sonra yapmış olmak
	Uzun süreli doğum kontrol ilacı kullanmak
	Menopoz sonrası hormon tedavisi almak
	Alkol kullanmak: Özellikle günde 1 bardaktan (1 bira, 1 bardak şarap, 1 duble sert alkollü içecek) daha fazla alkol tüketimi riski daha çok arttırmaktadır.


Meme kanserinden korunma

Tüm kanserlerde olduğu gibi; sebze ve meyveden zengin, uygun koşullarda hazırlanmış gıdaların tüketimi ile sağlıklı beslenme alışkanlıklarının yerleştirilmesi, fiziksel aktivitenin artırılması, sağlıklı kiloda olma, sigara ve alkol kullanımından uzak durma ile meme kanseri riski azaltılabilmektedir. Aile hekimine danışılarak sağlıklı kiloda olunup olunmadığı öğrenilebilir. Ayrıca, emzirmenin meme kanserinden koruduğuna dair çok sayıda çalışma bulunduğu için tüm annelerin bebeklerini ilk 6 ay yalnızca anne sütü olacak şekilde, sonrasında ek gıda ile birlikte en az 2 yıl süreyle emzirmeleri önerilmektedir.

Meme kanserinden korunmada sağlıklı yaşam alışkanlıkları edinmenin yanında düzenli taramaların yaptırılması çok kıymetlidir.

Bu amaçla 20 yaş üzeri tüm kadınların kendi kendine meme muayenesi, klinik muayene ve 40-69 yaş aralığında tüm kadınlara 2 yılda bir klinik muayene ve mamografi çektirmesi önerilmektedir.

Kendi Kendine Meme Muayenesi (KKMM):

KKMM kadının evinde tek başına rahatlıkla her an uygulayabileceği bir muayene yöntemidir. KKMM’ni etkili bir şekilde kullanabilmek için bu konuda yeterli eğitim almak ve öğrenilenleri sürekli, düzenli ve periyodik aralıklarla uygulamak gerekmektedir. Eğitim almak için merkezlerimize başvurulması yeterlidir.

Kadınlar 20 yaşından sonra her ay kendi kendine meme muayenesi yapmalıdır. Bu muayene sırasında ayna karşısına geçilerek her iki memenin görüntüsünün simetrik olup olmadığına bakılır. Meme başı ve derisinde çökme veya çekilme, deride kızarıklık ve ödem varlığı incelenir. Bu muayene ile özellikle deriye ve meme başına yakın tümörler kadının kendisi tarafından erken evrede fark edilebilir. Kendini düzenli olarak muayene eden bir kadın, yeni gelişen bir kitleyi, meme derisi veya meme başındaki çekintiyi veya renk değişikliğini, asimetrik görünümü ayırt edebilir. Kanser şüphesi uyandıran kitleler diğer meme dokusundan daha sert yapıda (ceviz sertliğinde), sınırları net ayırt edilemeyen, hareketi kısıtlı ve genellikle ağrısızdırlar. Memesinde bir kitle fark eden kadının hemen doktora başvurması gereklidir.

Tarama kapsamında bilgilendirme ve danışmanlık hizmetleri Toplum Sağlığı Merkezleri/İlçe Sağlık Müdürlükleri, Sağlıklı Hayat Merkezleri, Aile Sağlığı Merkezleri, Kanser Erken Teşhis, Tarama ve Eğitim Merkezinde (KETEM) verilmekte; KETEM’de ayrıca ücretsiz mamografi çekimleri gerçekleştirilmektedir. KETEM’e ulaşım konusunda uzak merkezlerimizde ise Mobil KETEM (Kanser Tarama Aracı) ilçelerimizde mamografi hizmeti vermektedir. Tarama soncu şüpheli olan kişiler, randevuları alınıp ileri teşhis merkezlerimize yönlendirilmektedir.

Tedavi

Her hastanın tedavisi farklılık göstermekte olup; tedavi kararında hastalığın yeri, evresi, hastanın yaşı ve diğer sağlık sorunlarının var olup olmaması gibi birden fazla faktör etkilidir.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.toroslargazetesi.com.tr/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[MEME KANSERİ FARKINDALIK AYI - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Fri, 06 Oct 2023 07:43:52 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.toroslargazetesi.com.tr/images/haber/meme-kanseri-farkindalik-ayi-104518-20231006.jpeg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.toroslargazetesi.com.tr/images/haber/meme-kanseri-farkindalik-ayi-104518-20231006.jpeg"/>
                    <enclosure url="https://www.toroslargazetesi.com.tr/images/haber/meme-kanseri-farkindalik-ayi-104518-20231006.jpeg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[15 EYLÜL PROSTAT KANSERİ FARKINDALIK GÜNÜ]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.toroslargazetesi.com.tr/haber-15-eylul-prostat-kanseri-farkindalik-gunu-18411.html</guid>
                    <link>https://www.toroslargazetesi.com.tr/haber-15-eylul-prostat-kanseri-farkindalik-gunu-18411.html</link>
                    <description><![CDATA[Seydişehir İlçe Sağlık Müdürlüğü Prostat Kanseri ile ilgili bilgi notu paylaştı.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;Prostat. İdrar torbasının (mesane) hemen altında yer alan, içerisinden idrar kanalının geçtiği bir salgı bezidir. Prostat bezinin asıl görevi meniyi oluşturan sıvının bir bölümünü salgılamaktır. Normal durumda yaklaşık bir ceviz boyutundadır.&nbsp;

Erkekler yaşlandıkça prostat bezi sıklıkla büyümeye başlar. Büyüyen prostat, idrar akışını engelleyebilir ve cinsel işlev problemlerine yol açabilir. Büyüme tek başına bir kanser belirtisi sayılmaz. Kanser hücrelerinin bulunmadığı prostat büyümesi benign prostat hiperplazisi (BPH) olarak adlandırılır. BPH, bir kanser olmasa da verdiği rahatsızlıkları düzeltmek için ameliyat gerekebilir.

&nbsp;Prostat kanserinde, bez içinde kanser hücreleri gözlemlenir. Yaşlanmayla birlikte daha sık ortaya çıkan prostat kanseri dünyanın birçok ülkesinde olduğu gibi ülkemizde de erkek kanserleri arasında yüz binde 40,3 görülme sıklığı ile akciğer kanserinin ardından ikinci sıradadır.

&nbsp;Araştırmalara göre, bir erkeğin prostat kanserine yakalanma riskini etkileyebilecek birkaç faktör mevcuttur:

&nbsp; Yaş: Prostat kanseri 40 yaşın altındaki erkeklerde nadir olsa da 50 yaş sonrasında görülme riski hızla artmaya başlar. Her 10 prostat kanseri vakasından 6'sı 65 yaşından büyük erkeklerde görülmektedir.

&nbsp; Ailesel Yatkınlık: Prostat kanseri olan bir baba veya erkek kardeşe sahip olmak, bir erkeğin bu hastalığa yakalanma riskini iki katından fazla artırmaktadır. Genç yaşlarda prostat kanseri tanısı almış birden fazla akrabası olan erkeklerde de risk daha yüksektir.

Yukarıdakiler kadar net bir ilişki olmasa da prostat kanseri riskinin artışıyla ilgili diğer faktörler şunlardır: 

 Diyet: Doymuş yağlardan (hayvansal gıdalarda bulunan yağlar, tereyağı, margarin, iç yağı, kuyruk yağı) ve kırmızı etten zengin, sebze-meyveden fakir beslenme alışkanlığının prostat kanseri riskini arttırabildiğine dair yayınlar vardır.

 Kimyasal maruziyetler: Bazı kimyasallara maruziyet riski artırabilmektedir. Örneğin itfaiyecilerin prostat kanseri riskini artırabilecek kimyasallara maruz kalabileceklerine dair bazı kanıtlar mevcuttur. Erken evrede hiçbir belirti vermeyen prostat kanseri, kanser dokusunun büyümesiyle birlikte bazı şikâyetlere yol açabilmektedir:

&nbsp; İdrar yapma sorunları: Yavaş veya zayıf idrar akışı veya özellikle geceleri olmak üzere daha sık idrara çıkma ihtiyacı  İdrarda veya menide kan varlığı

 Ereksiyon (sertleşme) sorunu (erektil disfonksiyon)

&nbsp; Kanserin, kemiklere yayılımına bağlı kalça, sırt (omurga), göğüs (kaburga) ağrıları&nbsp; sayılan belirtilere, prostat kanseri dışında bir durumun neden olma olasılığı daha yüksektir. Örneğin, idrar yapma sorunu sıklıkla prostatın kanserli olmayan bir büyümesi olan iyi huylu prostat hiperplazisinden (BPH) kaynaklanmaktadır. Yine de idrarla ilişkili problemler yaşayan kişilerin erken tanı ve tedavi açısından bir üroloji uzmanına başvurması doğru olacaktır. Hekime erişimin kolay olduğu ülkemizde prostat kanseri vakalarının %70,9’unun erken evrede teşhis edildiği görülmektedir. Hastalığın kesin tanısı biyopsi ile konur. Genel olarak erkeklerin 50 yaşından itibaren, birinci derece akrabasında prostat kanseri görülenlerin ise 40 yaşından itibaren üroloji uzmanına düzenli olarak muayene olması ve kanda prostat spesifik antijen (PSA) testini yaptırması, erken tanı konulması açısından önem arz etmektedir. Kanserin evresi ve özelliklerine göre farklı tedavi seçenekleri mevcuttur. Kişinin belirli aralıklarla izlenmesi, prostatın tamamının ameliyatla çıkarılması veya ışın tedavisi (radyoterapi) erken evrelerde uygulanabilir. Daha ileri evrelerde hormon tedavisi veya ilaç tedavisi (kemoterapi) gerekli olabilir. Prostat kanserini önlemenin kesin bir yolu yoktur. Ancak riski azaltmaya yardımcı olabilecek bazı şeyler vardır: Düzenli fiziksel aktivite, sağlıklı bir kiloda kalmak, sebze ağırlıklı ve yağ oranı düşük bir beslenme tarzı, prostat kanseri riskini azaltmaya yardımcı olacaktır.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.toroslargazetesi.com.tr/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[15 EYLÜL PROSTAT KANSERİ FARKINDALIK GÜNÜ - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Fri, 15 Sep 2023 16:03:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.toroslargazetesi.com.tr/images/haber/15-eylul-prostat-kanseri-farkindalik-gunu-190530-20230915.jpeg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.toroslargazetesi.com.tr/images/haber/15-eylul-prostat-kanseri-farkindalik-gunu-190530-20230915.jpeg"/>
                    <enclosure url="https://www.toroslargazetesi.com.tr/images/haber/15-eylul-prostat-kanseri-farkindalik-gunu-190530-20230915.jpeg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[3 yeni Uzman Doktor Seydişehir Devlet Hastanesinde göreve başladı]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.toroslargazetesi.com.tr/haber-3-yeni-uzman-doktor-seydisehir-devlet-hastanesinde-goreve-basladi-18294.html</guid>
                    <link>https://www.toroslargazetesi.com.tr/haber-3-yeni-uzman-doktor-seydisehir-devlet-hastanesinde-goreve-basladi-18294.html</link>
                    <description><![CDATA[Seydişehir Devlet Hastanesine yeni atanan 3 uzman doktor göreve başladı.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ 2023 yılında 111. dönem Devlet Hizmeti Yükümlülüğü atama kurasında Seydişehir Devlet Hastanesinde görev yapmak üzere &nbsp;atanan Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzm. Dr. Raziye Selçik, Genel Cerrah Uzm. Dr. Levent Bolat, KBB Uzm Dr Ömer Kaplan poliklinikte hizmet vermeye başladı.

Hastane Başhekimi Uz. Dr. Havva Turaç Cingöz “Aramıza katılan tüm doktor arkadaşlarımıza hoş geldiniz diyerek başarılar diliyorum” dedi.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.toroslargazetesi.com.tr/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[3 yeni Uzman Doktor Seydişehir Devlet Hastanesinde göreve başladı - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sun, 13 Aug 2023 11:45:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.toroslargazetesi.com.tr/images/haber/3-yeni-uzman-doktor-seydisehir-devlet-hastanesinde-goreve-basladi-144728-20230813.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.toroslargazetesi.com.tr/images/haber/3-yeni-uzman-doktor-seydisehir-devlet-hastanesinde-goreve-basladi-144728-20230813.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.toroslargazetesi.com.tr/images/haber/3-yeni-uzman-doktor-seydisehir-devlet-hastanesinde-goreve-basladi-144728-20230813.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Uzman Doktor Ataması Yapıldı]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.toroslargazetesi.com.tr/haber-uzman-doktor-atamasi-yapildi-18219.html</guid>
                    <link>https://www.toroslargazetesi.com.tr/haber-uzman-doktor-atamasi-yapildi-18219.html</link>
                    <description><![CDATA[Sağlık Bakanlığı 111. Dönem Devlet Hizmeti Yükümlülüğü atama kurasında Seydişehir Devlet Hastanesi’ne iki uzman doktor atandı.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Konu ile ilgili bilgi veren AK Parti Seydişehir ilçe Başkanı Kemalettin Atalay, devlet hastanesine Acil Tıp ve Çocuk Hastalıkları uzmanı olmak üzere iki doktor ataması yapıldığını belirtti

Personel kadrosu ile bölgenin en güçlü Devlet Hastanesine sahip olduğumuzun altını çizen İlçe Başkanı Atalay,” Sağlık Bakanlığımızın 111. dönem Devlet Hizmeti Yükümlülüğü atama kurasında ilçe hastanemizde görev yapmak üzere Acil Tıp Uzmanı Faruk Başkürkçü ve Çocuk Hastalıkları Uzmanı Raziye Selçuk atanmıştır. Böylece hastanemizde uzman doktor sayımız 34’ e çıkmış oldu. Seydişehir Devlet Hastanesi’nde hali hazırda 23 tane Pratisyen Hekimimiz, 7 tane de Diş Hekimimiz görev yapmaktadır. İç Anadolu’yu Akdeniz’e bağlayan konumdaki ilçemizde 7/24 hizmet veren devlet hastanemiz bölgenin en güçlü doktor ve sağlık personeli kadrosuna sahiptir.“ dedi.

Başkan Atalay, bu atamalarda emeği geçen Başta Sağlık Bakanı Hemşehrimiz&nbsp; Fahrettin Koca olmak üzere bölge milletvekili&nbsp; Ziya Altunyaldız ve diğer AK Parti Konya Milletvekillerine teşekkür etti.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.toroslargazetesi.com.tr/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Uzman Doktor Ataması Yapıldı - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Mon, 24 Jul 2023 11:20:30 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.toroslargazetesi.com.tr/images/haber/uzman-doktor-atamasi-yapildi-142120-20230724.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.toroslargazetesi.com.tr/images/haber/uzman-doktor-atamasi-yapildi-142120-20230724.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.toroslargazetesi.com.tr/images/haber/uzman-doktor-atamasi-yapildi-142120-20230724.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[KAVURUCU SICAKLARA DİKKAT!]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.toroslargazetesi.com.tr/haber-kavurucu-sicaklara-dikkat-18194.html</guid>
                    <link>https://www.toroslargazetesi.com.tr/haber-kavurucu-sicaklara-dikkat-18194.html</link>
                    <description><![CDATA[Seydişehir İlçe Sağlık Müdürlüğünden kavurucu sıcaklar ile ilgili uyarı yapıldı.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Sıcak çarpması, vücut sıcaklığının 40 derecenin üzerine çıktığı, Hipertermi olarak da bilinen ciddi bir klinik durumdur. Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, yüksek risk grubu içerisinde yer alan vatandaşların sıcaklığın yüksek seviyelere ulaştığı saatlerde dışarıya çıkmamalarını önerdi.

Uzmanlar yaptıkları açıklamada; Yaşlılar ve çocuklar, diyabet hastalığı, yüksek tansiyon, kalp hastalığı, astım gibi kronik rahatsızlıkları olanlar sıcak çarpması için yüksek risk grubunda olduğunu belirttiler. Ayrıca bu gruptakilerin gün içinde sıcaklığın yüksek seviyelere ulaştığı saatlerde dışarıya çıkmamalarını önerdiler.

Sıcak hava dalgalarının olumsuz etkilerinden korunmak, bireyler ve toplum düzeyinde gerekli önlemlerin alınması ile mümkün olabilmektedir.

SICAKTAN KORUNMAK İÇİN UYGULAYABİLECEĞİNİZ YÖNTEMLER

1.Risk grubundakiler 10.00-16.00 arası güneş altında yüksek sıcağa maruz kalmamalıdır.

2.Sıcak havalarda açık renkli, sentetik olmayan, ince yazlık kıyafetler tercih edilmelidir.

3.Güneş altında şapka, şemsiye ve güneş gözlüğü kullanılmalıdır.

4.Sıcak havalarda su tüketimi artırılmalıdır.

5.Daha sık ılık duş alınmalıdır. Bunun mümkün olmadığı durumlarda ayaklar, eller, yüz ve ense soğuk suyla ıslatılmalı veya silinmeli.

6.Yorucu fiziksel aktivitelerden uzak durulmalıdır.

7.Hava sıcaklığının yüksek olduğu saatlerde özellikle alkollü içecekler ve ağır yemeklerden uzak durulmalıdır.

8. Kahvaltıda az yağlı peynirler, zeytin ve taze sebzeler bulunmalı, kafein içeren içecekler yerine de süt, meyve suyu, ıhlamur ve kuşburnu gibi bitki çayları tercih edilmeli.

9. Yağlı besinlerin ve yağda kızartmaların tüketiminden kaçınılmalı, yemeklerde bitkisel sıvı yağlar kullanılmalı. Her gün en az 2-2,5 litre sıvı tüketilmeli, soğuk ve buzlu içecekler tercih edilmemelidir.

10. Eğer dışarıya çıkılması gerekiyorsa: Egzersizler mümkün olduğunca kısıtlanmalıdır. Gölge alanlarda sık sık dinlenilmelidir.&nbsp; Güneş gözlüğü ve koruma faktörü 15 ve üzerinde etkili güneş kremi ile güneşten korunmalıdır.&nbsp;

&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.toroslargazetesi.com.tr/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[KAVURUCU SICAKLARA DİKKAT! - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Mon, 17 Jul 2023 07:40:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.toroslargazetesi.com.tr/images/haber/kavurucu-sicaklara-dikkat-104510-20230718.jpeg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.toroslargazetesi.com.tr/images/haber/kavurucu-sicaklara-dikkat-104510-20230718.jpeg"/>
                    <enclosure url="https://www.toroslargazetesi.com.tr/images/haber/kavurucu-sicaklara-dikkat-104510-20230718.jpeg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Et haşlanarak, yeşil yapraklı sebzelerle tüketilmeli]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.toroslargazetesi.com.tr/haber-et-haslanarak-yesil-yaprakli-sebzelerle-tuketilmeli-18125.html</guid>
                    <link>https://www.toroslargazetesi.com.tr/haber-et-haslanarak-yesil-yaprakli-sebzelerle-tuketilmeli-18125.html</link>
                    <description><![CDATA[Etlerin bekletilirken poşet içinde tutulmaması gerektiğine vurgu yapan Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, yüzeyi kirlenmiş eti yıkamak yerine, kirlenmiş kısmın kesilmesinin, bakteriyel bulaşma olmaması açısından önemli olduğunu ifade ediyor.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ &nbsp;

İSTANBUL (İGFA) - Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, kurban etinin daha sağlıklı şekilde tüketilebilmesi için önerilerde bulundu ve bayram için örnek beslenme planı paylaştı.

Bayramların iletişimin yüksek olduğu, bütün aile bireylerini, akrabaları bir araya getiren ve birbirinden lezzetli yemeklerin eşlik ettiği günler olduğunu belirterek sözlerine başlayan Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, “Bu dönemde sağlıklı beslenme önerilerini dikkate almak günlerinizin çok daha keyifli geçmesini sağlar ve yaşam kalitenizi arttırır. Bayram dönemlerinde özellikle hipertansiyon, diyabet hastalarının ve mide hassasiyeti olan bireylerin, beslenme konusunda daha dikkatli olmaları gerekir.” dedi.

&nbsp;

ET DİNLENDİRİLEREK, İÇ SICAKLIĞININ ODA SICAKLIĞINA ULAŞMASI SAĞLANMALI

Kurban etlerinin uygun bir lezzet kazanması, mideyi rahatsız etmemesi ve daha kolay sindirilmesi için kesimden sonra dinlendirilmesi gerektiğine dikkat çeken Yiğit, “Kesim sonrası 10-15 dakika içinde etlerde rigor mortis dediğimiz ölüm katılığı başlar. Kurban etleri kesildikten sonra en az 4-5 saat serin bir ortamda bekletilmeli. Etlerin iç sıcaklığının oda sıcaklığına ulaşması sağlanmalı. Etler bekletilirken poşet içinde tutulmamalı. Etlerin mümkün ise geniş ve temiz bir kapta yan yana dizilerek soğuması sağlanmalı. Eğer et parçalanırken yüzeyi kirlenmiş ise bu eti yıkamak yerine, kirlenmiş kısmın kesilmesi, bakteriyel bulaşma olmaması açısından önemli.&nbsp; Etler dinlendirildikten sonra, küçük parçalara ayrılıp dolapta 4 derecede en az 24 saat bekletilmelidir. Eğer kurban etleri hemen tüketilecekse en azından kıyma olarak tercih edilebilir. Kıyma ve iç organlar 1-2 gün, küçük parçalara ayrılmış etler ise en fazla 3-5 gün dolapta saklanabilir. Etler derin dondurucuda -18 derecede 4-6 ay süre ile saklanabilir.” uyarısında bulundu.

ET HAŞLANARAK, YEŞİL YAPRAKLI SEBZELERLE TÜKETİLMELİ

Etler pişirilirken görünen yağların ayrılması gerektiğinin altını çizen Yiğit, “Eğer etin vitamin ve minerallerinden en yüksek düzeyde faydalanmak istiyorsak, kavurarak ya da kızartarak değil, haşlayarak tüketmeliyiz. Yanında mutlaka yeşil yapraklı sebzeler bulundurulmalı.&nbsp; Etin kendi yağı yeterli olacağı için pişirilirken kuyruk yağı veya tereyağı gibi yağlar eklenmemeli. Etler mangalda pişirilecekse kömürleşecek şekilde kızarmamasına dikkat edilmeli. Kanserojen oluşumunu engellemek için alev kaynağı ile et arasında en az 15-20 cm mesafe olmalı ve yağların aleve damlaması engellenmeli.” dedi.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.toroslargazetesi.com.tr/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Et haşlanarak, yeşil yapraklı sebzelerle tüketilmeli - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sat, 01 Jul 2023 11:47:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.toroslargazetesi.com.tr/images/haber/01072023223841_60571babaf7632a991f64ed1f092095c.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.toroslargazetesi.com.tr/images/haber/01072023223841_60571babaf7632a991f64ed1f092095c.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.toroslargazetesi.com.tr/images/haber/01072023223841_60571babaf7632a991f64ed1f092095c.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Kistik Ekinokokkoz (Kist Hidatik)]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.toroslargazetesi.com.tr/haber-kistik-ekinokokkoz-kist-hidatik-18089.html</guid>
                    <link>https://www.toroslargazetesi.com.tr/haber-kistik-ekinokokkoz-kist-hidatik-18089.html</link>
                    <description><![CDATA[Seydişehir İlçe Sağlık Müdürlüğü Kistik Ekinokokkoz (Kist Hidatik) ile ilgili bilgi paylaştı.

]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Kist hidatik, olarak da adlandırılan kistik ekinokkoz; erişkin formunun köpek, kurt, tilki gibi et yiyen hayvanların ince bağırsaklarında yaşadığı&nbsp;Echinococcus granulosus&nbsp;adı verilen parazitin larvalarının sebep olduğu zoonotik bir hastalıktır.

Parazit yumurtalarının ağız ve solunum yoluyla alınmasından sonra insanların karaciğer, akciğer, dalak, beyin gibi iç organlarında kistler oluşturarak ölüme yol açabilen kist hidatik ülkemizde hayvanlarda çok yaygındır ve ciddi ekonomik kayıplara yol açmaktadır.

Parazitin gerçek ara konakları koyun, keçi, sığır, domuz ve develer, son konakları ise köpek, kurt, tilki gibi et yiyen hayvanlardır. Ancak, esas kaynak sıklıkla köpeklerdir. Koyunların kistli iç organlarının köpeklere yedirilmesi ile kist içinde bulunan genç parazit köpeklerin bağırsağına yerleşerek olgunlaşır ve ergin parazit oluşur. Köpekteki ergin parazitler yumurtlamaya başlar ve bu yumurtalar köpeğin dışkısı ile dışarı atılır. Bu yumurtalar ile bulaşık otları yiyen koyunlarda parazitin genç formu oluşur. Parazitin yaşamını devam ettirmesi ve çoğalabilmesi için hem koyunlara hem de köpeklere ihtiyacı vardır.

Köpek dışkısı ile atılan yumurtalar çok dayanıklıdır, toprakta ve soğukta bir yıl kadar canlı kalabilirler. Dışkıyla atılan yumurtalar hayvanların ayakları, arazi eğimi, rüzgâr ve yağmurla yayılırlar.

Hastalık insanlara paraziti taşıyan köpek, kedi, çakal, tilki, kurt gibi hayvanların dışkısı ile etrafa yayılan parazitin yumurtaları ile kirlenmiş çiğ tüketilen meyve ve sebzelerin yenmesi, suların içilmesi, rüzgar ile uçuşan yumurtaların solunum yoluyla alınması ve paraziti taşıyan köpekler sevildikten sonra ellerin iyice yıkanmaması yoluyla bulaşır.

Hastalığın belirtileri insanların organ ve dokularında oluşan kistlerin büyüklüğüne ve yerine göre farklılık gösterir. Kistlerin büyüklüğü nohut büyüklüğünden çocuk başı büyüklüğüne kadar değişik boyutlarda olabilir. Hastalığın başlarında kistin küçük olduğu dönemlerde uzun yıllar boyunca hiçbir belirti vermeyebilir.&nbsp; Kist büyüdükçe; bulunduğu bölgeye ve oluşturduğu baskıya göre belirtiler ortaya çıkar. Kistler en sık karaciğer ve akciğerlerde görülürler. Karaciğer yerleşiminde karnın sağ üst kısmında ağrı, bulantı, kusma ve bazen kaşıntı, sarılık gibi belirti görülür. Akciğer tutulumunda solunum sıkıntısı, öksürük, ağızdan kan gelmesi ve göğüs ağrısı olabilir. Diğer organ ve sistem tutulumlarında da bu bölgelere ait tablolar ortaya çıkar.

Kist hidatik hastalığından korunmak için;

&nbsp;


	Köpek ve kedilere çiğ gıdalar ile kistli iç organlar kesinlikle yedirilmemelidir.
	Kişisel temizlik kurallarına dikkat edilmeli, içme ve kullanma suları temiz olmalı, çiğ yenen sebze ve meyveler bol su ile iyice yıkandıktan sonra tüketilmelidir.
	Sahipli köpek ve kediler, muhakkak parazit yönünden tedavi ettirilmeli ve sahiplerince gezdirilirken etrafa dışkılamaları halinde mümkünse dışkı uygun bir şekilde toplanıp bertaraf edilmelidir. Köpekler, çocukların oyun oynadıkları oyun bahçesi, park, okul bahçesi gibi yerlerde dolaştırılmamalıdır.
	Belediyeler tarafından sahipsiz köpeklerin müdahaleleri yapılmalıdır.
	Köpekler parazit yumurtaları burunlarına ve tüylerine bulaştırabilirler. Parazit mücadelesi yapılmadan serbest dolaşan köpeklerin okşanması ve sevilmesi sırasında parazit yumurtaları ellere bulaşabilir. Bu şekilde kirlenen ellerin yıkanmadan ağıza götürülmesi ile parazitin yumurtası alınır. Bu nedenle, özellikle çocukların sokak köpekleri ile oynamalarına izin verilmemeli, temas halinde ellerin bol su ve sabunla yıkanması sağlanmalıdır.
	Sağlıksız koşullarda yapılan hayvan kesimi, hastalığın yayılmasında köpeklerden çok daha fazla etkilidir. Bu nedenle hayvan kesimleri, mezbahalarda ve veteriner hekim kontrolünde yapılmalıdır. Kesilen veya ölen hayvanların kist bulunduran organları köpeklerin ve diğer etçil hayvanların ulaşamayacağı şekilde gömülerek bertaraf edilmelidir. Özellikle kurban bayramlarında bu hususlara daha çok dikkat edilmelidir. Kurban kesimi için belediyelerce tahsis edilen özel kesim yerleri kullanılmalı ve kesimler veteriner hekim gözetiminde yapılmalıdır. Kurban Bayramı’nda kesilen koyunların kistli organları köpeklere yedirilmemeli, yakarak imha edilmeli ya da derin bir çukura gömülmelidir.


&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.toroslargazetesi.com.tr/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Kistik Ekinokokkoz (Kist Hidatik) - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Wed, 21 Jun 2023 08:30:53 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.toroslargazetesi.com.tr/images/haber/kistik-ekinokokkoz-kist-hidatik-113230-20230621.jpeg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.toroslargazetesi.com.tr/images/haber/kistik-ekinokokkoz-kist-hidatik-113230-20230621.jpeg"/>
                    <enclosure url="https://www.toroslargazetesi.com.tr/images/haber/kistik-ekinokokkoz-kist-hidatik-113230-20230621.jpeg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[SEYDİŞEHİR KIZILAY İLK YARDIM EĞİTİMİ DÜZENLEDİ]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.toroslargazetesi.com.tr/haber-seydisehir-kizilay-ilk-yardim-egitimi-duzenledi-18031.html</guid>
                    <link>https://www.toroslargazetesi.com.tr/haber-seydisehir-kizilay-ilk-yardim-egitimi-duzenledi-18031.html</link>
                    <description><![CDATA[Kızılay Seydişehir Şube Başkanlığı, öncelikle kurucu üyelerinden istekli olanlarla, halktan bu eğitimi almak isteyen vatandaşlara, Halk Eğitim Müdürlüğü ile İLK YARDIM kursu başlattı.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Konuyla ilgili Şube Başkanı Abdullah EROĞLU yaptığı açıklamada, ilk etapta 15 kişilik bir grubun 1-6 Haziran 2023 tarihleri arasında eğitim aldığını, bu eğitimlerin artarak devam edeceğini, daha sonraları taşra mahallelerimizde de, kursiyerler merkeze getirilmeden, eğitimcilerin yerleşim yerlerine götürülmek suretiyle, hem daha çok insanımızın eğitilmesi, hem de zaman kaybıyla beraber yol masraf ve maliyeti olmaksızın eğitim almalarının sağlanacağını söyledi.

Bunun bir başlangıç olmakla birlikte, halkımızın ilk yardım, afet vb. konularda daha bilgili ve bilinçli olmalarının sağlanacağını ifade etti.

Bu konularda kendilerine yardımcı olan İlçe Milli Eğitim Müdürümüz ve Halk Eğitim Müdürümüz ile kursun Sağlık Meslek Lisesinde verilmesine müsaade ederek, hem daha fazla materyal ve dokümantasyon ile kursun verilmesine yardımcı olan Sağlık Meslek Lisesi Müdürüne teşekkür etti.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.toroslargazetesi.com.tr/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[SEYDİŞEHİR KIZILAY İLK YARDIM EĞİTİMİ DÜZENLEDİ - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Thu, 08 Jun 2023 06:36:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.toroslargazetesi.com.tr/images/haber/seydisehir-kizilay-ilk-yardim-egitimi-duzenledi-094106-20230608.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.toroslargazetesi.com.tr/images/haber/seydisehir-kizilay-ilk-yardim-egitimi-duzenledi-094106-20230608.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.toroslargazetesi.com.tr/images/haber/seydisehir-kizilay-ilk-yardim-egitimi-duzenledi-094106-20230608.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[İLÇEMİZ GENEL CERRAHİ DOKTORUNA KAVUŞTU]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.toroslargazetesi.com.tr/haber-ilcemiz-genel-cerrahi-doktoruna-kavustu-17997.html</guid>
                    <link>https://www.toroslargazetesi.com.tr/haber-ilcemiz-genel-cerrahi-doktoruna-kavustu-17997.html</link>
                    <description><![CDATA[Seydişehir Devlet Hastanesi’nde ihtiyaç görülen Genel Cerrahi polikliniğine atanan 1 Genel Cerrahi Uzmanı göreve başladı.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Seydişehir Devlet Hastanemize yeni atanan Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Levent Bolat’ın 2 Haziran Cuma günü (bugün) hasta kabulüne başladığı öğrenildi.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.toroslargazetesi.com.tr/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[İLÇEMİZ GENEL CERRAHİ DOKTORUNA KAVUŞTU - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Fri, 02 Jun 2023 12:18:58 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.toroslargazetesi.com.tr/images/haber/ilcemiz-genel-cerrahi-doktoruna-kavustu-151939-20230602.jpeg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.toroslargazetesi.com.tr/images/haber/ilcemiz-genel-cerrahi-doktoruna-kavustu-151939-20230602.jpeg"/>
                    <enclosure url="https://www.toroslargazetesi.com.tr/images/haber/ilcemiz-genel-cerrahi-doktoruna-kavustu-151939-20230602.jpeg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[31 Mayıs Dünya Tütünsüz Günü ]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.toroslargazetesi.com.tr/haber-31-mayis-dunya-tutunsuz-gunu-17977.html</guid>
                    <link>https://www.toroslargazetesi.com.tr/haber-31-mayis-dunya-tutunsuz-gunu-17977.html</link>
                    <description><![CDATA[İlçe Sağlık Müdürlüğünden 31 Mayıs Dünya Tütünsüz Günü ile ilgili bilgi paylaşımı yapıldı]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Tütün yaprağının tamamen veya kısmen hammadde olarak kullanılması ile yapılan içme, buruna çekme, emme, çiğneme amaçlı tüm ürünler “tütün mamulü” ya da “tütün ürünü” olarak adlandırılır.&nbsp;

Tüketimi en yaygın tütün ürünleri; sigara, sarmalık kıyılmış tütün mamulü, pipo, puro, nargilelik tütün mamulü, enfiye ve çiğnemelik tütündür. Türkiye’de de en çok sigara olmak üzere, nargile, az miktarda puro ve pipo ile yerel olarak sarmalık ve çiğneme tütün şeklinde tüketilmektedir. Sigara, kıyılmış tütünün ince bir kağıda sarılarak hazırlandığı filtreli ya da filtresiz tütün ürünüdür.&nbsp;Tüm dünyada ve Türkiye’de en yaygın kullanılan tütün ürünüdür.

Dünyada her yıl tütün kullanımının yol açtığı sağlık sorunları nedeniyle milyonlarca kişi yaşamını yitirmektedir. Kendisi sigara içmediği halde başkalarının içtiği sigaraların zararlı etkilerinden dolayı her yıl binlerce kişi hayatını kaybetmekte olup bu durumdan kaynaklanan ölümler, trafik kazaları ve uyuşturucu madde kullanımına bağlı ölümlerden çok daha fazladır.

Tütün dumanında&nbsp;formaldehit, siyanür, amonyak, karbon monoksit, naftalin, kadmiyum gibi 4000'den fazla&nbsp;kimyasal madde vardır. Bu maddelerin 70'den fazlası kansere neden olmaktadır. Bu kimyasal maddeler tütün dumanında oldukça fazla miktarda bulunmaktadır.

Sigara sadece içene değil, çevresindekilere de zarar vermektedir. Dumanı ile etrafa yayılan zararlı maddeler sadece nefesle değil, cilt üzerinden de emilerek vücuda zarar verebilir. Kana rahatlıkla karışarak vücudun bütün organlarını olumsuz etkiler.

Nargile de sigara gibi bağımlılık yapıcı etkiye sahiptir ve sağlığa zararlıdır!&nbsp;

Nargile, Asya’ya özgü geleneksel bir tütün içme aracıdır. Hindistan’da doğmuş, oradan İranlılar ve Araplar arasında yaygınlaşmıştır. Osmanlı İmparatorluğu’nda 16. Yüzyılda bir alışkanlık halini almıştır.

Nargile kullanıcıları, nargileyi sigaradan farklı “zararsız” bir ürün olarak algılasa da birçok bilimsel araştırma nargilenin sanıldığı kadar masum bir ürün olmadığını ortaya koymuştur. Nargile; kalp ve damar hastalıkları, solunum yetersizliği, akciğer kanseri, diş eti hastalıkları, mesane kanseri, bronşit, yemek borusu kanseri, depresyon, yüksek tansiyon, parkinson hastalığı, ülser, ağız kanseri, akciğer rahatsızlığı, enfeksiyon ve kısırlık gibi pek çok hastalığa yol açmaktadır.

Ortak kullanıldığı zaman tüberküloz, hepatit C, uçuk gibi bulaşıcı enfeksiyonlara neden olmaktadır.

Söylenenlerin aksine nargile de diğer tütün ürünleri kadar tehlikelidir!

Nargilenin sağlığa sigaradan daha az zarar verici gibi algılanmasının bir nedeni hoş kokusunun yanında tadıdır. Fakat bilinmelidir ki, sohbetin vazgeçilmez unsuru olduğu düşünülse de aslında çok önemli bir halk sağlığı sorunudur.

İçerisindeki ağır metaller sebebiyle bir nargilenin ortalama 4-5 paket sigarayla aynı oranda zehirlenmeye sebep olduğu tespit edilmiştir. Nargile’nin bu kadar zararlı olmasının sebebi içerdiği nikel, kobalt ve kurşun oranının sigaradan çok daha yüksek olmasıdır. Sigarada 30-80 ng kurşun bulunurken, nargilede bu oran 6870 ng’ dır.

&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.toroslargazetesi.com.tr/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[31 Mayıs Dünya Tütünsüz Günü  - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 30 May 2023 04:56:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.toroslargazetesi.com.tr/images/haber/31-mayis-dunya-tutunsuz-gunu-bilgi-notu-115752-20230530.jpeg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.toroslargazetesi.com.tr/images/haber/31-mayis-dunya-tutunsuz-gunu-bilgi-notu-115752-20230530.jpeg"/>
                    <enclosure url="https://www.toroslargazetesi.com.tr/images/haber/31-mayis-dunya-tutunsuz-gunu-bilgi-notu-115752-20230530.jpeg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[20 Mayıs Avrupa Obezite Günü Bilgi Notu]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.toroslargazetesi.com.tr/haber-20-mayis-avrupa-obezite-gunu-bilgi-notu-17918.html</guid>
                    <link>https://www.toroslargazetesi.com.tr/haber-20-mayis-avrupa-obezite-gunu-bilgi-notu-17918.html</link>
                    <description><![CDATA[Seydişehir İlçe Sağlık Müdürlüğü 20 Mayıs Obezite Günü ile ilgili bilgi paylaştı.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ &nbsp;

Obezite Nedir?


	Obezite (şişmanlık) insan ömrünü kısaltması ve ortaya çıkardığı yan etkilerle de yaşam kalitesini bozması nedeniyle bir hastalık olarak kabul edilmektedir. Son yıllarda yaşam biçimindeki değişikliklerin de katkısı ile toplumda görülme oranları sürekli artmaktadır. Obezite ile mücadele anne karnından yaşamın sonuna kadar sürdürülmesi gereken bir zorunluluktur. Bu nedenle obezite hakkında toplumdaki farkındalığın arttırılması, günlük yeme alışkanlıklarının sağlıklı yöne kaydırılması, fiziksel aktivite düzeyinin yükseltilmesi ve diğer sağlıklı yaşam alışkanlıklarının kazandırılması gerek önleme gerekse tedavide önem taşımaktadır.
	Obezite, Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından “sağlığı bozacak ölçüde vücutta aşırı yağ birikmesi” olarak tanımlanmaktadır. Yetişkin erkeklerde vücut ağırlığının ortalama %15-20’sini, kadınlarda ise %25-30’unu yağ dokusu oluşturur. Erkeklerde bu oranın %25, kadınlarda ise %30’un üzerine çıkması durumu obezite olarak tanımlanır. Pratik olarak beden kütle indeksi (BKİ) değerinin 25 kg/m2’nin üzerinde olması fazla kiloluluk, 30 kg/m2’nin üzerinde olması ise obezite olarak tanımlanır.


&nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Ülkemizde durum


	Erişkinlerde Türkiye Bulaşıcı Olmayan Hastalıklar ve Risk Faktörleri Hane Halkı Araştırması (STEPS) 2017 ön sonuçlarına göre fazla kiloluluk %34.8, obezite %30 olarak bulunmuştur.
	Bir araştırmada ülkemiz verilerine göre ilkokul 2. Sınıf öğrencilerde; fazla kiloluluk %14.6, obezite %9.9 olarak bulunmuştur.


&nbsp;&nbsp;&nbsp;Obezitenin Önlenmesi

Sağlıklı beslenme ve fiziksel aktivite sağlıklı bir yaşamın ilk adımıdır. Sağlığı koruyup geliştirebilmek için sağlıklı beslenme ve fiziksel aktivite yaşamın bir parçası hâline getirilmelidir. Obezite ile mücadele bireysel değil toplumsal bir sorun olup toplum tabanlı, çok sektörlü, multidisipliner ve kültürel yaklaşım gerektirmektedir.

Obezitenin neden olduğu sağlık sorunları/risk faktörleri:


	İnsülin direnci – Hiperinsülinemi
	Tip 2 Diabetes Mellitus (Şeker Hastalığı)
	Hipertansiyon(yüksek tansiyon)
	Koroner arter hastalığı
	Hiperlipidemi – Hipertrigliseridemi (Kan Yağlarının Yükselmesi)
	Metabolik sendrom
	Safra kesesi hastalıkları
	Bazı kanser türleri (kadınlarda safra kesesi, endometriyum, yumurtalık ve meme kanserleri, erkeklerde ise kolon ve prostat kanserleri )
	Osteoartrit
	Felç
	Uyku apnesi
	Karaciğer yağlanması
	Astım
	Solunum zorluğu
	Gebelik komplikasyonları
	Menstruasyon düzensizlikleri
	Aşırı kıllanma
	Ameliyat risklerinin artması
	Ruhsal sorunlar (Anoreksiya nevroza (yemek yememe) veya Blumia nevroza (kusarak yediği besinlerden yararlanmama), Binge eating (tıkınırcasına yeme) gece yeme sendromu gibi ortaya çıkabilir veya bir şeyi daha fazla yiyerek psikolojik doyum sağlamaya çalışma)
	Toplumsal uyumsuzluklar
	Özellikle sık aralıklarla ağırlık kaybetme ve kazanma sonucunda deri altı yağ dokusunun fazla olması nedeniyle deri enfeksiyonları, kasıklarda ve ayaklarda mantar enfeksiyonları
	Kas-iskelet sistemi problemleri


&nbsp;

&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.toroslargazetesi.com.tr/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[20 Mayıs Avrupa Obezite Günü Bilgi Notu - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Thu, 18 May 2023 05:16:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.toroslargazetesi.com.tr/images/haber/20-mayis-avrupa-obezite-gunu-bilgi-notu-141806-20230518.jpeg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.toroslargazetesi.com.tr/images/haber/20-mayis-avrupa-obezite-gunu-bilgi-notu-141806-20230518.jpeg"/>
                    <enclosure url="https://www.toroslargazetesi.com.tr/images/haber/20-mayis-avrupa-obezite-gunu-bilgi-notu-141806-20230518.jpeg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[İLÇE SAĞLIK MÜDÜRLÜĞÜNDEN MANTAR TOPLAYICILARINA UYARI!]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.toroslargazetesi.com.tr/haber-ilce-saglik-mudurlugunden-mantar-toplayicilarina-uyari-17881.html</guid>
                    <link>https://www.toroslargazetesi.com.tr/haber-ilce-saglik-mudurlugunden-mantar-toplayicilarina-uyari-17881.html</link>
                    <description><![CDATA[Seydişehir İlçe Sağlık Müdürü Dr. Mustafa Özer mantar toplayacıları dikkatli olmaları konusunda uyardı.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ İlçemizde son zamanlarda mantar zehirlenmesi vakaları sıkça görülmektedir. Mantarlar ılıman ve nemli iklimleri sevdiklerinden dolayı bölgemiz yabani mantarların yetişmesi açısından uygun iklime sahip bir bölgedir ve zehirlenmelerin önemli bir oranı yağışların daha fazla olduğu bahar ve sonbahar aylarında görülmektedir. Mantarlar lezzetli olmaları, protein oranlarının yüksek olması ve doğada ulaşılabilirliğinin kolay olması ile birlikte insanları cezbetmektedir.&nbsp; Yenilebilen ve yenilemeyen mantarları birbirinden ayırt etmek için oldukça güçleşmiştir. Yıllar önce zehirsiz olarak bilinen bazı mantar türleri şimdilerde şeklini ve görünüşünü değiştirmeden zehirli bir hale gelmiş olabilir. Zehirli mantarın anlaşılması konusunda kesin bir kriter bulunmazken, kişilerin topladığı mantarların zehirli olup olmadığı laboratuvar ortamlarında inceleme sonucunda belirlenebilir. Uzmanlık ve bilgi gerektiren bu konuda, bilgi sahibi olmayan kişiler yanılabilir ve zehirlenebilir.&nbsp;
Halk arasında pek çok yanlış inanış mevcuttur. “Beyaz mantar yenebilir, ağaçlarda çıkan mantarlar zehirsizdir, sütü akan mantarlar yenir” gibi yaygın yanlış inanışlar var. Yenilen son yemeğin mantar olmaması için çok dikkatli olunması lazımdır.
Zehirli mantarların toksinleri; ısıya, pişirmeye, dondurulmaya ve kurutulmaya dayanıklıdır. Tek bir zehirli mantarın bile yetişkin bir insanı öldürebilecek toksine sahip olma potansiyeli bulunmaktadır. Mantardan zehirlenme olduğunda bulantı, kusma, baş ağrısı, halsizlik gibi basit şikayetler görülür. Bu şikayetler mantar yiyen bir kişi için uyarıcı olmalı ve kişi en kısa sürede bir sağlık merkezine başvurmalıdır. Bu süreç kişiyi 3-4 gün içinde böbrek yetmezliğine, karaciğer yetmezliğine hatta ölüme kadar götürebilir. Mantar zehirlenmesi mantar yendikten 2 ile 6 saat sonra ortaya çıkmaktadır. Öldürücü birçok mantarların panzehiri yoktur. İlaçlarla kişiyi kurtarmak mümkün değildir. Zehirli mantar yendikten sonra kişi ya ölür ya da kurtulur, buradaki önemli husus yenilen miktardır.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.toroslargazetesi.com.tr/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[İLÇE SAĞLIK MÜDÜRLÜĞÜNDEN MANTAR TOPLAYICILARINA UYARI! - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Wed, 10 May 2023 06:27:03 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.toroslargazetesi.com.tr/images/haber/ilce-saglik-mudurlugunden-mantar-toplayicilarina-uyari-093030-20230510.jpeg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.toroslargazetesi.com.tr/images/haber/ilce-saglik-mudurlugunden-mantar-toplayicilarina-uyari-093030-20230510.jpeg"/>
                    <enclosure url="https://www.toroslargazetesi.com.tr/images/haber/ilce-saglik-mudurlugunden-mantar-toplayicilarina-uyari-093030-20230510.jpeg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[9 MAYIS DÜNYA ÇÖLYAK GÜNÜ]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.toroslargazetesi.com.tr/haber-9-mayis-dunya-colyak-gunu-17877.html</guid>
                    <link>https://www.toroslargazetesi.com.tr/haber-9-mayis-dunya-colyak-gunu-17877.html</link>
                    <description><![CDATA[Seydişehir İlçe Sağlık Müdürlüğü 9 Mayıs Çölyak Günü ile ilgili bilgi notu paylaştı.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Çölyak hastalığı (Gluten Enteropatisi), bağırsaklardaki sindirimi sağlayan villus (tüysü oluşumlar) denilen yapıların bozulmasına sebep olan ve dolayısıyla da yiyeceklerdeki besinin emilmesini engelleyen ve ince bağırsakta hasarlar oluşturan bir alerjik sindirim sistemi hastalığıdır. Bu hasara buğday, arpa, çavdar, yulaf gibi tahılların içerisinde bulunan “gluten” isimli bir protein neden olmaktadır.&nbsp;Çölyak hastalığı genetik bir hastalık olup&nbsp;yaşam boyu süren tek gıda alerjisidir. Ailevi kalıtım söz konusudur.

Ülkemizde Çölyak hastalığı görülme sıklığı yüzde 1 ile binde 3 arasında değişmekte olup Türkiye’de 250 bin ile 750 bin arasında çölyak hastası tahmin edilmekteyken ancak yüzde 10’una tanı konulduğu dikkate alındığında 25 bin ile 75 bin arasında tanı almış hasta beklenmektedir. Toplumda tanı almamış hastalar buz dağının görünmeyen kısmıdır.

Hastalık bazı bireylerde yıllarca hiç belirti vermez veya çok hafif seyredebilir ve kişi çölyaklı bir hasta olduğunu uzun süre fark etmeyebilir. Hastalık tipik belirtilerle başlayabileceği gibi çok hafif belirtilerle de seyredebilir.&nbsp;Çölyak hastalığı,&nbsp;çocuklarda özellikle karın ağrısı, karında şişlik, ishal, huzursuzluk, iştahsızlık, enfeksiyonlarda artış ve gelişme geriliği, kusma, kilo alamama ve boy uzamasında yavaşlama gibi tipik belirtilerle ortaya çıkabilir. İleri yaşlarda hastalığın belirtileri daha geniş bir yelpazeye yayılır.

Çölyak hastalığı her yaşta teşhis edilebilmekle birlikte teşhisi zor olan hastalıklardan biridir. Çünkü belirtiler çoğunlukla ilişkili bir başka hastalığı da düşündürmektedir. Örneğin erken osteoporoz, kansızlık, teşhis edilmemiş laktoz alerjisi gibi hastalıklarla benzer belirtiler gösterdiğinden karıştırılabilir. Çölyak&nbsp;hastalığının insan sağlığı üzerinde önem taşıyan birçok değişimlere neden olmasından dolayı&nbsp;doğru teşhisi önemlidir. Teşhis yöntemlerinden kan testleri serolojik özel testler&nbsp; (AGA, EMA) ile ön tanı konmakta ancak&nbsp;kesin tanı ince bağırsak biyopsisi ile konmaktadır.

&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Çölyak hastalığının tek tedavisi ömür boyu buğday, arpa, çavdar, yulaf tahıllarında bulunan glutenden uzak sıkı bir diyettir.&nbsp;Çölyak hastaları,&nbsp;buğday, arpa, çavdar, yulaflı gıdalar tüketmedikleri gibi ayrıca marketlerde satılan hazır gıdaların içeriklerine dikkat etmelidirler. Mutlaka gluten içermeyen gıdalar tüketmelidirler.

Çölyak hastalığında diyet tedavisinde tüketilmemesi gereken besinler:


	Buğday, arpa, çavdar ve yulaf katkılı her türlü ürün. (un, bulgur, bulgur pilavı, irmik, makarna, şehriye, kuskus, ekmek, kek, pasta, kurabiye, bisküvi, börek, çörek, gofret, simit, kraker, dondurma külahı, unlu tatlılar, gluten içeren hazır salça, ketçap, un ilave edilen çorbalar, soslar, tarhana, yarma gibi).
	Galeta ununa, una batırılarak kızartılmış tavuk balık gibi et ürünleri.&nbsp;
	Malt kullanılan içecekler, bira votka cin v.b.
	Guten içeren hazır çorbalar, köfte, pane harçları gibi hazır çeşniler.
	Sirke, çikolata, puding, sakız, ketçap, mayonez, dondurma gibi gıdaların bazılarında gluten bulunabilmektedir. Bunlar yenilmeden önce&nbsp;muhakkak ürün hakkında bilgi edinilmelidir.
	Tuzlu, soslu kuruyemişler, glutenle yapıştırıldığı için yasaktır. Ancak bunların glutenle işlem görmemiş hali, gluten içermeyen kuruyemişler serbesttir.


Çölyak hastaları için güvenli yiyecekler:


	Tüm sebzeler,
	Tüm meyveler,
	Tüm bakliyatlar,
	Tüm katkısız katı ve sıvı yağlar,
	Yumurta, bal, reçel, basit toz şeker, zeytin,
	Et, balık, tavuk, (Bu ürünler katkılı olmadıkları gibi daha önce unla kızartılmış bir yağda kızartılıp işleme tabi tutulmamalıdır.)
	Una batırılmamış konserve çeşitleri,
	Mısır, pirinç, patatesin hem kendileri hem de unları besin hazırlamada kullanılabilir. Ayrıca kestane unu, nohut unu, soya unu, üzüm çekirdeği unu da kullanılabilir.
	Evde çekilmiş güvenli baharatlar.&nbsp;


Glutensiz diyette ayrıca nelere dikkat edilir?&nbsp;


	Doğal gıdalara önem verilmeli. (Süt-et-balık-yumurta-sebze-kurubaklagil-pirinç-mısır-patates)
	Okul ve dışarıda yemek yerken dikkatli seçimler yapılmalı.
	Buğday unu karışık mısır unu, pirinç ununa dikkat edilmeli.
	Etiketsiz gıda tüketiminde çok dikkatli olunmalı.
	İlaçlar, kozmetik ürünleri, şampuan, kremler vb. gluten içerikleri yönünden dikkatli kullanılmalı.
	Pişirme ve hazırlık aşamasında güvenli gıdaların glutenli gıdalarla bulaş olmamasına dikkat edilmeli


Çölyak hastalığı ile karşılaşıldığında, sağlıklı bir yaşam için gerekli olan en önemli şeylerden biri dikkattir. Yaşantımızı daha kolay bir hale getirmek için hastalığa sebep olan gıdalardan uzak durmak gerekir. Dikkatli bir beslenme programıyla her sağlıklı insan gibi bu bireyler büyür, okula gider, evlenir, çocuk sahibi olur, çalışır ve yaşantısına devam edebilirler. Çölyak bir yaşam tarzı olarak hayata yerleşmelidir.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.toroslargazetesi.com.tr/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[9 MAYIS DÜNYA ÇÖLYAK GÜNÜ - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 09 May 2023 05:59:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.toroslargazetesi.com.tr/images/haber/9-mayis-dunya-colyak-gunu-110054-20230509.jpeg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.toroslargazetesi.com.tr/images/haber/9-mayis-dunya-colyak-gunu-110054-20230509.jpeg"/>
                    <enclosure url="https://www.toroslargazetesi.com.tr/images/haber/9-mayis-dunya-colyak-gunu-110054-20230509.jpeg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[2 MAYIS DÜNYA ASTIM GÜNÜ]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.toroslargazetesi.com.tr/haber-2-mayis-dunya-astim-gunu-17842.html</guid>
                    <link>https://www.toroslargazetesi.com.tr/haber-2-mayis-dunya-astim-gunu-17842.html</link>
                    <description><![CDATA[Seydişehir İlçe Sağlık Müdürlüğü 2 Mayıs Dünya Astım Günü ile ilgili bilgi notu paylaştı.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ)‘ne göre tüm dünyada 339 milyon kişinin astımı olduğu tahmin edilmektedir ve dünyada her yıl 400 binden fazla astıma bağlı ölüm olduğu bilinmektedir.

Astım nasıl bir hastalıktır ve belirtileri nelerdir?

Astım, akciğer içi hava yollarında mikrobik olmayan bir tür iltihap nedeniyle hava yolu duvarının daralması sonucu ortaya çıkan müzmin (kronik) bir akciğer hastalığıdır. Astım&nbsp;tekrarlayan ve ataklar halinde gelen nefes darlığı, nefes alıp verirken ortaya çıkan hırıltı/hışıltı/ıslık sesi, göğüste baskı hissi ve öksürük gibi belirtilerle&nbsp;kendini gösterir.

Doğru tanı için yakınmaların değerlendirilmesinin yanı sıra solunum fonksiyon testlerinin yapılması amacıyla birinci ve ikinci üçüncü basamak sağlık kurum ve kuruluşlarının iş birliği önemlidir. &nbsp;&nbsp;

Astım tedavi edilebilir mi?

Dünyanın hiçbir yerinde astımı tamamen ortadan kaldıran bir ilaç tedavisi yoktur. Astım tedavisinin amacı hastalığın şikayetlerinin kontrol altına alınması ve hastanın yaşamını normale en yakın şekilde devam ettirilmesidir. Uygun ilaç tedavisinin verilmesi ve astım tetikleyicilerinden uzak durulması ile astım belirtileri kontrol altına alınabilmektedir.

Astım tedavisi ulusal ve uluslararası uzmanların katılımıyla hazırlanan ve her yıl yenilenen rehberdeki önerilere göre yapılmaktadır. Uluslararası ve ulusal astım rehberindeki&nbsp;en önemli yenilik nefes açıcı (kurtarıcı) ilaçların astım tedavisinde artık tek başına kullanılması yerine mutlaka asıl tedavi edici ilaç olan inhaler kortizon ile birlikte alınması önerisidir. Tedaviyle astımlıların önemli bir kısmı iş ve okul dahil günlük yaşamlarına, hastalık nedeni ile ilgili herhangi bir kısıtlanma olmadan devam edebilirler.&nbsp;

Astım ilaçlarının büyük bir kısmı soluk alma yolu (inhalasyon) ile kullanılan ilaçlardır ve bu yolla daha az yan etki ile direk hava yollarında istenen tedavi edici etkiyi oluştururlar. Bu cihazların (İnhalerler) önerilen şekilde doğru kullanılması tedavinin etkin yapılabilmesi için çok önemlidir.&nbsp;

Astımı kontrol altında tutmak için astımlı hastalar ne yapmalıdır?

Astım kontrolünü güçleştiren etkenler; ilaçların doğru teknikle ve düzenli kullanılmaması ve bunun yanında solunum yolu enfeksiyonları, allerjenler, sigara dumanı ve kimyasallar gibi tetikleyicilere maruz kalmak sayılabilir.&nbsp;Yapılan araştırmalarda hastaların ilaçlarını doktorunun önerdiği şekilde kullanmasının, sigarayı bırakmanın ve obez hastaların kilo vermesinin, sağlıklı ve dengeli beslenmenin, düzenli egzersiz yapmanın, solunan ortam havasını temiz tutmanın astımın kontrolünü kolaylaştırdığı gösterilmiştir.&nbsp;

Deprem ve astım

Deprem sonrası özellikle ilk bir ay astım atak riski yüksektir. Atak riskinde; depremin yarattığı stresin yanısıra ilaç tedavisinin aksaması deprem kaynaklı çevresel kirleticilere maruziyet ve enfeksiyonların rolü büyüktür.&nbsp;

Hasta hekim el ele verdiğinde, doğru tedavi planlaması ile astım her durumda kontrol edilebilir bir hastalıktır.&nbsp;Bu kontrolün sağlanmasında astım semptomlarını arttıran faktörlerin belirlenmesi, bu faktörlerden korunmanın sağlanması ve düzenli takip altında tedavinin sürdürülmesi önem taşımaktadır.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.toroslargazetesi.com.tr/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[2 MAYIS DÜNYA ASTIM GÜNÜ - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 02 May 2023 06:08:33 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.toroslargazetesi.com.tr/images/haber/2-mayis-dunya-astim-gunu-091115-20230502.jpeg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.toroslargazetesi.com.tr/images/haber/2-mayis-dunya-astim-gunu-091115-20230502.jpeg"/>
                    <enclosure url="https://www.toroslargazetesi.com.tr/images/haber/2-mayis-dunya-astim-gunu-091115-20230502.jpeg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[3 YENİ UZMAN DOKTOR GÖREVE BAŞLADI]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.toroslargazetesi.com.tr/haber-3-yeni-uzman-doktor-goreve-basladi-17667.html</guid>
                    <link>https://www.toroslargazetesi.com.tr/haber-3-yeni-uzman-doktor-goreve-basladi-17667.html</link>
                    <description><![CDATA[Seydişehir Devlet Hastanesi 3 yeni doktor göreve başladı.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Mart ayında Sağlık Bakanlığınca yapılan 109. Dönem devlet hizmeti yükümlülüğü kurasında belirlenen Dahiliye Uzmanı, Kadın Doğum Uzmanı ve Acil Servis Uzmanı doktorlar Seydişehir Devlet Hastanesine göreve başladı.

Yetkililerden alınan bilgiye göre Acil Servis Uzmanı Uzm. Dr. Keziban KAPLAN, Dahiliye Uzmanı Uzm. Dr. Mehmet Fatih UZANULU, Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanımız Uzm. Dr. Firdevs ÖZTÜRK‘ün Seydişehir Devlet Hastanesinde&nbsp; hasta kabulüne başladıkları öğrenildi.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.toroslargazetesi.com.tr/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[3 YENİ UZMAN DOKTOR GÖREVE BAŞLADI - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 04 Apr 2023 05:35:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.toroslargazetesi.com.tr/images/haber/3-yeni-uzman-doktor-goreve-basladi-113820-20230404.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.toroslargazetesi.com.tr/images/haber/3-yeni-uzman-doktor-goreve-basladi-113820-20230404.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.toroslargazetesi.com.tr/images/haber/3-yeni-uzman-doktor-goreve-basladi-113820-20230404.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[1-7 NİSAN KANSER HAFTASI]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.toroslargazetesi.com.tr/haber-1-7-nisan-kanser-haftasi-17668.html</guid>
                    <link>https://www.toroslargazetesi.com.tr/haber-1-7-nisan-kanser-haftasi-17668.html</link>
                    <description><![CDATA[Seydişehir İlçe Sağlık Müdürlüğünden 1-7 Nisan Kanser Haftası ile ilgili bilgi notu paylaşıldı.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Kanser, dünyada ve ülkemizde sebebi bilinen ölüm nedenleri sıralamasında kalp ve damar hastalıklarından sonra ikinci sırada yer alan önemli bir halk sağlığı sorunudur. Erken teşhis edildiğinde tedavinin mümkün olduğu ve yaşam kalitesinin artırılabildiği kanser türleri olduğu düşünülürse korunmanın önemi daha da artmaktadır. Teknolojinin ve tıbbın ilerlemesi ile elde edilen sonuçların daha etkin kullanılması ve halkı bilgilendirme/bilinçlendirme/farkındalık kazandırma çalışmalarına yoğunluk verilmesi amacıyla düzenlenen “1- 7 Nisan Kanser Haftası” etkinlikleri, kanser mücadelesinde oldukça önemli bir yer tutmaktadır. Dünya Sağlık Örgütü’nün 2020 yılı verilerine göre; küresel bazda 19,2 milyon yeni kanser vakası tespit edilmişken, kansere bağlı 9,9 milyon ölüm gerçekleşmiştir. Dünya genelinde 75 yaşına kadar her 5 kişiden 1 kişinin kansere yakalanacağı ve her 10 kişiden 1’inin ise kanser nedeniyle hayatını kaybedeceği tahmin edilmektedir. Dünyada ve ülkemizde ilk sıralarda yer alan kanser türleri akciğer, meme ve kolorektal kanserler olarak benzerlik göstermektedir. Kanser gelişiminde, %90 çevresel, %10 oranında ise genetik faktörler etkilidir. Çevresel faktörler arasında yer alan; tütün kullanımı, alkol tüketimi, fazla kilolu ve/veya obez olma ve enfeksiyonlara maruziyet gibi risklerin engellenmesi yolu ile gelişmekte olan kanserlerin günümüzde %30-%50 oranında önlenebileceği bilinmektedir. Özellikle tarama programları ve kanser belirtilerinin erken fark edilmesi, teşhis ve tedavi hizmetlerine erken dönemde erişilmesi yolu ile uygulanan tedavinin yaşam kalitesine çok şey katabildiği kanser türleri göz önüne alınırsa, korunmanın önemi daha da artmaktadır.Yapılan çalışmalar yirmi birinci yüzyılda kanser konusunda en önemli kontrol stratejisinin korunma ve erken teşhis olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Bu kapsamda; kanserojen maddelerin tespiti, risk faktörlerinden kaçınma, tarama ve erken tanı en önemli kanser kontrol stratejileri arasında yer almaktadır. Toplum Sağlığı Merkezleri (TSM) bünyesinde hizmet veren Kanser Erken Teşhis, Tarama ve Eğitim Merkezleri (KETEM), Sağlıklı Hayat Merkezleri ve Aile Sağlığı Merkezlerinde;&nbsp; 40-69 yaş arası kadınlara 2 yılda bir meme kanseri taraması, 30-65 yaş arası kadınlara 5 yılda bir rahim ağzı kanseri taraması, 50-70 yaş arası kadın ve erkeklere 2 yılda bir kalınbağırsak kanseri taramaları ÜCRETSİZ olarak yapılmaktadır. Tarama sonrası sonucu pozitif ya da şüpheli çıkan kişiler, tarama sonrası teşhis merkezlerine yönlendirilmekte ve ileri tetkikleri yapılmaktadır. Teşhis ve tedavi hizmetleri ikinci ve üçüncü basamak sağlık kuruluşları tarafından yürütülmektedir. Her yıl 1-7 Nisan Ulusal Kanser Haftasında, sağlıklı bir toplum için önemi giderek artan kanser hastalığına karşı halkta farkındalık oluşturmak, taramalara katılımı artırmak için düzenlenen bu etkinliklerle halkı bilgilendirmek ve bilinçlendirmek hedeflenmektedir. Ancak tüm bu çalışmaların yılın bir haftası ile sınırlı tutulmayıp yıl boyunca sürdürülmesi kanserle mücadelede akılda tutulması gereken bir unsur olup önemli kazanımlar sağlayacaktır.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.toroslargazetesi.com.tr/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[1-7 NİSAN KANSER HAFTASI - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 04 Apr 2023 04:18:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.toroslargazetesi.com.tr/images/haber/1-7-nisan-kanser-haftasi-152000-20230404.jpeg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.toroslargazetesi.com.tr/images/haber/1-7-nisan-kanser-haftasi-152000-20230404.jpeg"/>
                    <enclosure url="https://www.toroslargazetesi.com.tr/images/haber/1-7-nisan-kanser-haftasi-152000-20230404.jpeg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[14-20 MART 2023 TUZA DİKKAT HAFTASI]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.toroslargazetesi.com.tr/haber-14-20-mart-2023-tuza-dikkat-haftasi-17541.html</guid>
                    <link>https://www.toroslargazetesi.com.tr/haber-14-20-mart-2023-tuza-dikkat-haftasi-17541.html</link>
                    <description><![CDATA[Seydişehir İlçe Sağlık Müdürlüğü 14-20 MART 2023 TUZA DİKKAT HAFTASI ile ilgili bilgi notu paylaştı.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Dünyada en önemli halk sağlığı sorunu olarak kabul edilen kronik hastalıklar, ülkemizde de meydana gelen ölümlerin başlıca nedenlerindendir. Erken ölümlere yol açan ve kişilerin yaşam kalitesini olumsuz yönde etkileyen kronik hastalıklar için en önemli değiştirilebilir risk faktörleri; aşırı tuz tüketimini de kapsayan sağlıksız beslenme, fiziksel aktivite yetersizliği, sigara kullanımı ve alkolün zararlı kullanımıdır.&nbsp;

Yüksek kan basıncı (hipertansiyon) ülkemizde ölümlerin ve hastalık yükünün en önemli nedeni olan kalp hastalıklarının önde gelen risk faktörüdür. Kan basıncı seviyesinin en önemli belirleyicisi, diyetle alınan sodyum yani tuz miktarıdır. Yüksek sodyum (günde 2 gramdan fazla) ya da tuz (günde 5 gramdan fazla) tüketimi; yüksek kan basıncı, artmış kalp hastalıkları ve inme riski oluşturur. Ayrıca aşırı tuz tüketiminin mide kanseri, osteoporoz, böbrek hastalıklarının gelişimiyle de yakından ilişkili olduğu belirlenmiştir. Tuz tüketiminin azaltılması yüksek kan basıncının ve buna bağlı olarak inme, kardiyovasküler hastalıklar ve böbrek hastalıklarının azaltılmasında en kolay yol olarak gösterilmektedir. Diyetteki tuz miktarının günde 1 gram azaltılması felçleri %5, kalp krizlerini %3; günlük tuz alımının 5 gramın altında olması ise inme riskini %23 ve genel olarak kardiyovasküler hastalıkların %17 azalmasını sağlayacaktır.

Dünya Sağlık Örgütü; yüksek tansiyon, kalp hastalıkları, böbrek hastalıkları başta olmak üzere şişmanlık, şeker hastalığı ve bazı kanser türlerinden korunmak amacıyla tüketilmesi gereken tuz miktarını&nbsp;günde 5 gram(tepeleme bir çay kaşığı veya silme bir tatlı kaşığı)&nbsp;olarak önermektedir. Bu miktar yemeklere tuz eklenmeden doğal olarak günlük tüketilen yiyecek ve içeceklerle sağlanmaktadır. Ülkemizde yapılan çalışmalarda tuz tüketiminin&nbsp;(ortalama 15 gr/gün)&nbsp;Dünya Sağlık Örgütü’nün önerdiği değerin üzerinde olduğu gösterilmiştir.

Halkımızın sağlığının korunması ve hastalıkların oluşumunun önlenmesinde çok sektörlü bir yaklaşım ile toplumumuzda tuz tüketimin kademeli olarak önerilen seviyelere düşürülmesi için Bakanlığımız tarafından Kasım 2011 yılından beri “Türkiye Aşırı Tuz Tüketiminin Azaltılma Programı" uygulanmaktadır. Bu uygulamalar içerisinde ekmek, salça, peynir ve zeytinde yapılan azaltma çalışmaları önemlidir.

&nbsp; Bu kapsamda fazla tuz tüketiminin sağlık üzerine olumsuz etkilerine yönelik kamuda farkındalık oluşturulması ve bilgilendirme yapılması amacıyla her yıl belirlenen farklı bir tarihte ve temada&nbsp;“Tuza Dikkat Haftası”&nbsp;gerçekleştirilmektedir. Bu yıl&nbsp;14-20 Mart 2023&nbsp;tarihleri arasında&nbsp;“Hepimiz Çok Fazla Tuz Tüketiyoruz: Aşırı Tuz Tüketimini Azaltmanın 5 Yolu”&nbsp;(#5yol5gram #tuzuazaltmanın5yolu) teması ile çeşitli etkinlikler düzenlenecektir.

Bizler de günlük aldığımız tuz miktarını azaltmak için ilk olarak aşağıda yer alan&nbsp;Tuzu Azaltmanın 5 Yolu’nu&nbsp;uygulamaya başlayabiliriz.

Aşırı Tuz Tüketimini Azaltmanın 5 Yolu;

1.&nbsp;Yaptığınız yemeklerde kullandığınız tuz miktarını yavaş yavaş azaltın, ağız tadınız zamanla az tuza alışacaktır.

2.&nbsp;Yemeklerinizi lezzetlendirmek için tuz yerine; çeşitli baharatlar, dereotu, maydanoz limon ve sarımsak gibi besinler kullanın.

3.&nbsp;Çocuklarınızda yemeklerine tuz ekleme alışkanlığı gelişmemesi için sofranızdan tuzu ve tuzlu sosları kaldırın.

4.&nbsp;Hazır besinleri satın almadan etiketini mutlaka okuyun ve daha az tuz içerenleri tercih edin.

Özellikle;- Hazır soslar (soya sosu, ketçap sos, barbekü sos, tartar sos, salsa sos, hardal, makarna sosu gibi),

- Atıştırmalık ürünler (cips, tahıl bazlı bar, meyve bazlı bar, ekstrüde ürünler, patlamış mısır gibi),

- Tuzlanmış kuruyemişler (fındık, fıstık, ceviz, badem, leblebi, kavurga, kabak ve ayçiçeği çekirdeği, her türlü çekirdek içi vb.),

- Balık konserveleri, tuzlanmış, tütsülenmiş ve/veya salamura edilmiş et ve balık ürünleri,

- Aromalı/aromasız, doğal/doğal olmayan mineralli içecekler yüksek miktarlarda tuz içermektedir.

5.&nbsp;Turşu, konserve, salamura yaprak, zeytin ve peynir gibi besinleri tüketmeden önce mutlaka suyla yıkayın/suda bekletin; daha fazla taze sebze ve meyve tüketin.

&nbsp;

DAHA AZ TUZ, DAHA SAĞLIKLI YAŞAM.

&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.toroslargazetesi.com.tr/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[14-20 MART 2023 TUZA DİKKAT HAFTASI - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Thu, 16 Mar 2023 06:47:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.toroslargazetesi.com.tr/images/haber/14-20-mart-2023-tuza-dikkat-haftasi-145119-20230316.jpeg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.toroslargazetesi.com.tr/images/haber/14-20-mart-2023-tuza-dikkat-haftasi-145119-20230316.jpeg"/>
                    <enclosure url="https://www.toroslargazetesi.com.tr/images/haber/14-20-mart-2023-tuza-dikkat-haftasi-145119-20230316.jpeg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[ 4 MART DÜNYA OBEZİTE GÜNÜ İLE İLGİLİ İLÇE SAĞLIK MÜDÜRÜNDEN AÇIKLAMA]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.toroslargazetesi.com.tr/haber-4-mart-dunya-obezite-gunu-ile-ilgili-ilce-saglik-mudurunden-aciklama-17463.html</guid>
                    <link>https://www.toroslargazetesi.com.tr/haber-4-mart-dunya-obezite-gunu-ile-ilgili-ilce-saglik-mudurunden-aciklama-17463.html</link>
                    <description><![CDATA[Seydişehir İlçe Sağlık Müdürlüğü dünya obezite günü ile ilgili açıklama yaptı]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;

&nbsp;

Obezite, günümüzde gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin en önemli sağlık sorunları arasında yer almaktadır. Obezite genel olarak bedenin yağ kütlesinin yağsız kütleye oranının aşırı artması sonucu boy uzunluğuna göre vücut ağırlığının arzu edilen düzeyin üstüne çıkmasıdır.

Bilindiği üzere beslenme; anne karnında başlayarak yaşamın sonlandığı ana kadar devam eden yaşamın vazgeçilmez bir ihtiyacıdır

İnsanın büyümesi, gelişmesi, sağlıklı ve üretken olarak uzun süre yaşaması için gerekli olan besin öğelerini yeterli ve dengeli miktarda alıp vücutta kullanabilmesidir.

Karın doyurmak, açlığı bastırmak, canının çektiği şeyleri yemek veya içmek değildir.

Günlük yaşamda bireylerin (gebe, emzikli, bebek, okul çocuğu, genç, yaşlı, işçi, sporcu, kalp-damar, şeker, yüksek tansiyon hastalığı, solunum yolu bozuklukları vb.) yaşa, cinsiyete, yaptığı işe, genetik ve fizyolojik özelliklerine ve hastalık durumuna göre değişen günlük enerjiye ihtiyacı vardır.

Sağlıklı bir yaşam sürdürmek için, alınan enerji ile harcanan enerjinin dengede tutulması gerekmektedir.

Yetişkin erkeklerde vücut ağırlığının %15-18'i, kadınlarda ise %20-25'ini yağ dokusu oluşturmaktadır. Bu oranın erkeklerde %25, kadınlarda ise %30'un üstüne çıkması obeziteyi oluşturmaktadır.

Günlük alınan enerjinin harcanan enerjiden fazla olması durumunda, harcanamayan enerji vucutta yağ olarak depolanmakta ve obezite oluşumuna neden olmaktadır.

Buna paralel olarak, günümüz teknolojisindeki gelişmeler, yaşamı kolaylaştırmakla birlikte, günlük hareketleri önemli ölçüde sınırlamıştır.

Anlaşılacağı üzere obezite; besinlerle alınan enerjinin (kalori) harcanan enerjiden fazla olması ve fazla enerjinin vücutta yağ olarak depolanması (%20 veya daha fazla) sonucu ortaya çıkan, yaşam kalitesini ve süresini olumsuz yönde etkileyen bir hastalık olarak kabul edilmektedir.

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından da obezite, sağlığı bozacak ölçüde vücutta aşırı yağ birikmesi olarak tanımlanmıştır.

&nbsp;

&nbsp;

Obezitenin oluşmasında başlıca risk faktörleri aşağıda sıralanmıştır:


	Aşırı ve yanlış beslenme alışkanlıkları
	Yetersiz fiziksel aktivite
	Yaş
	Cinsiyet
	Eğitim düzeyi
	Sosyo – kültürel etmenler
	Gelir durumu
	Hormonal ve metabolik etmenler
	Genetik etmenler
	Psikolojik problemler
	Sık aralıklarla çok düşük enerjili diyetler uygulama
	Sigara- alkol kullanma durumu
	Kullanılan bazı ilaçlar (antideprasanlar vb.)
	Doğum sayısı ve doğumlar arası süre


&nbsp;

Obezitenin gelişmesinde dikkat edilmesi gereken faktörlerden biri de yaşamın ilk yıllarındaki beslenme şeklidir. Yapılan çalışmalarda, obezite görülme sıklığının anne sütü ile beslenen çocuklarda, anne sütü ile beslenmeyen çocuklara göre daha düşük oranlarda olduğu, anne sütü verme süresinin, tamamlayıcı besinlerin türü, miktarı ve başlama zamanlarının obezite oluşumunu etkilediği bildirilmektedir.

DSÖ ve UNICEF (Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu) tarafından yayımlanan çeşitli dökümanlarda 6 ay tek başına anne sütü verilmesinin, 6.aydan sonra emzirmenin sürdürülmesi ile birlikte güvenilir ve uygun kalite ve miktarda tamamlayıcı besinlere başlanılmasının ve en az 2 yıl emzirmenin devam ettirilmesinin kısa ve uzun dönemde obezite ve kronik hastalık riskini azaltabileceği belirtilmiştir.&nbsp; &nbsp;

&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.toroslargazetesi.com.tr/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[ 4 MART DÜNYA OBEZİTE GÜNÜ İLE İLGİLİ İLÇE SAĞLIK MÜDÜRÜNDEN AÇIKLAMA - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Fri, 03 Mar 2023 19:50:08 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.toroslargazetesi.com.tr/images/haber/4-mart-dunya-obezite-gunu-ile-ilgili-ilce-saglik-mudurunden-aciklama-225441-20230303.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.toroslargazetesi.com.tr/images/haber/4-mart-dunya-obezite-gunu-ile-ilgili-ilce-saglik-mudurunden-aciklama-225441-20230303.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.toroslargazetesi.com.tr/images/haber/4-mart-dunya-obezite-gunu-ile-ilgili-ilce-saglik-mudurunden-aciklama-225441-20230303.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Kronik yorgunluk magnezyum eksikliği belirtisi]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.toroslargazetesi.com.tr/haber-kronik-yorgunluk-magnezyum-eksikligi-belirtisi-17227.html</guid>
                    <link>https://www.toroslargazetesi.com.tr/haber-kronik-yorgunluk-magnezyum-eksikligi-belirtisi-17227.html</link>
                    <description><![CDATA[İnsan vücudunda en çok bulunan hayati öneme sahip dördüncü mikro element olan magnezyum, 300’den fazla enzimin çalışması için önemli bir role sahip.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ &nbsp;

Magnezyumun hem hücreler arası hem de hücreler içi sinyaller ilettiğini hatırlatan Anadolu Sağlık Merkezi Beslenme ve Diyet Uzmanı&nbsp;Derya Eren, “Magnezyumun DNA sentezi, protein sentezi, kas kasılması, insülin mekanizması, kan basıncı, üreme gibi birçok mekanizmaya etkisi vardır. Bu element, kas ve sinir uyarılarına karşı duyarlılığı düzenler. Bu sayede fiziksel ve zihinsel olarak sakinleştirir. Magnezyum eksikliği hareket kabiliyetini bozarak fiziksel performansı düşürür” açıklamasında bulundu.

Vücuttaki magnezyum düzeyinin düşmesinin nedenlerini paylaşan Anadolu Sağlık Merkezi Beslenme ve Diyet Uzmanı&nbsp;Derya Eren, “Toprağın magnezyum içeriğinin düşmesiyle sebze ve meyvelerin yetersiz magnezyum içermesi, günlük beslenmede yeterli sebze ve meyve tüketilmemesi, rafine karbonhidrat tüketiminin artması, aşırı kahve tüketimi, bağırsak hastalıkları sebebiyle emilim yetersizliği, gazlı içecekler ve işlenmiş etlerde bulunan fosfatın magnezyum emilimini engellemesi, D vitamini eksikliği, ishal ve aşırı terle vücutta sıvı kaybının fazla olması magnezyum eksikliğinin önemli sebepleridir” dedi.

Magnezyum eksikliği yorgunluk, stres ve migren sebebi

Magnezyum eksikliğinin kronik yorgunluk, kramplar, stres ve anksiyete, migren, diyabet, osteoporoz, konsantrasyon bozukluğu, fibromiyalji, kalp ritminde bozulmalar gibi önemli sorunlara sebep olabildiğini vurgulayan Beslenme ve Diyet Uzmanı Derya Eren, “Vücudumuzda magnezyum seviyesi yeterli olduğunda kendimizi daha enerjik hissederiz. Kan şekeri dengelenir, uyku kalitesi yükselir, kan basıncı düzenlenir, migren ataklarında azalmalar görülür, depresyona iyi gelir ve adet öncesi sendromları azaltır” şeklinde konuştu. &nbsp;

Magnezyum kaynağı 9 besin:&nbsp;

Kabak çekirdeği

Pazı

Avokado

Ispanak

Badem

Muz

İncir

Tam tahıllar

Mineralli sular&nbsp;

&nbsp;

Kaynak: (BYZHA) - Beyaz Haber Ajansı
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.toroslargazetesi.com.tr/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Kronik yorgunluk magnezyum eksikliği belirtisi - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 31 Jan 2023 08:21:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.toroslargazetesi.com.tr/images/haber/31012023193232_3ef34f6e3e7d32e091fd323d4973a8cd.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.toroslargazetesi.com.tr/images/haber/31012023193232_3ef34f6e3e7d32e091fd323d4973a8cd.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.toroslargazetesi.com.tr/images/haber/31012023193232_3ef34f6e3e7d32e091fd323d4973a8cd.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Dil ve konuşma bozuklukları akademik başarıyı etkiliyor]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.toroslargazetesi.com.tr/haber-dil-ve-konusma-bozukluklari-akademik-basariyi-etkiliyor-17211.html</guid>
                    <link>https://www.toroslargazetesi.com.tr/haber-dil-ve-konusma-bozukluklari-akademik-basariyi-etkiliyor-17211.html</link>
                    <description><![CDATA[Dil ve konuşma bozuklukları akademik başarıyı etkiliyor]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Çocuğun dil gelişimi konusunda yaşanan aksaklığın ebeveynler tarafından iyi gözlenmesi gerektiğini belirten Uzman Dil ve Konuşma Terapisti Ayşegül Yılmaz, çocuğun dil gelişiminin akranlarından geri olduğunun fark edilmesi ya da çocuğun konuşmasının öğretmeni ve akranları tarafından anlaşılmaması halinde mutlaka bir uzmana başvurulması gerektiğini söyledi. Çocuğun okumayı öğrenme ve okuduğunu anlamakta güçlük yaşaması halinde bu konuda uzman dil ve konuşma terapistinden değerlendirme almanın önemine işaret eden Ayşegül Yılmaz, yoğunlaştırılmış bir terapi programına başlamak için ara tatilin iyi bir başlangıç olabileceğini söyledi.

Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Uzman Dil ve Konuşma Terapisti Ayşegül Yılmaz, ara tatilin dil ve konuşma bozukluklarının tespit edilmesi ve düzeltilmesi bakımından bir fırsat olduğunu söyledi.&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;&nbsp;

Çocuklar iyi şekilde gözlenmeli&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;

2022-2023&nbsp;eğitim öğretim yılının ilk yarısının&nbsp;tamamlandığı ara tatilin ikinci yarıya hazırlık için bir fırsata çevrilebileceğini ifade eden Uzman Dil ve Konuşma Terapisti Ayşegül Yılmaz, okul döneminde çocukların mutlaka iyi gözlemlenmesi gerektiğini söyledi.

Dil gelişiminde akranlarından geriyse dikkat!

Dil gelişimi konusunda yaşanan herhangi bir aksaklığın düzeltilmesi için bu dönemin iyi değerlendirilmesi gerektiğini kaydeden Uzman Dil ve Konuşma Terapisti Ayşegül Yılmaz, “Okul dönemi boyunca çocuğunuzun dil gelişiminin akranlarından geri olduğunu fark ettiniz ya da öğretmenlerinden bu konuda bir geri bildirim aldıysanız, çocuğunuzun konuşması öğretmeni ve akranları tarafından anlaşılmıyorsa, çocuğunuz okumayı öğrenme ve okuduğunu anlamakta güçlük yaşıyorsa bu konuda uzman dil ve konuşma terapistinden değerlendirme almak, yoğunlaştırılmış bir terapi programına başlamak için ara tatil iyi bir başlangıç olabilir.” önerisinde bulundu.

Nesneleri adlandırma oyunu oynanabilir

Tatil boyunca ebeveynlerin çocuklarıyla bir yandan tatilin keyfini çıkarmaya yönelik aktiviteler yaparken bir yandan da çocuğun ihtiyaç duyduğu alanlara yönelik dil ve konuşma becerilerini destekleyecek aktivitelere yönelebileceğini ifade eden Ayşegül Yılmaz, “Örneğin halihazırda bir terapi sürecindeyseniz ve çocuğunuzun konuşma anlaşılırlığına yönelik çalışılıyorsa ev içerisinde, tatile gittiyseniz bulunduğunuz yerde ya da bir gezi esnasında etrafınızda çalıştığınız sesle ilgili nesneler bulma ve o nesneleri adlandırma oyunu oynayabilirsiniz.” diye konuştu.&nbsp;

Çocuğun sözcük dağarcığı sınırlı ve cümle uzunlukları kısaysa etkileşim içeren oyunlar oynarken de bu becerilerin desteklenebileceğini ifade eden Uzman Dil ve Konuşma Terapisti Ayşegül Yılmaz, “Örneğin birlikte bir etkinlik yaparken ihtiyacınız olan malzemeleri sayma, hangi yemeğin nasıl yapılacağı, hangi malzemenin nasıl kullanılacağı hakkında sohbet edebilirsiniz. Çocuğunuzun dil gelişim düzeyine uygun olarak siz de kullandığınız dili düzenleyebilirsiniz.” dedi.&nbsp;

Okul programına göre terapiler planlanabilir

Uzman Dil ve Konuşma Terapisti Ayşegül Yılmaz, sözlerini “Ara tatil sonrasında da dönem boyunca bu alanlarda ihtiyaç duyduğu desteği alabilmesi için terapistinizle görüşüp okul programına göre terapiler planlanabilir.” şeklinde tamamladı.

&nbsp;

Kaynak: (BYZHA) - Beyaz Haber Ajansı
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.toroslargazetesi.com.tr/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Dil ve konuşma bozuklukları akademik başarıyı etkiliyor - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Mon, 30 Jan 2023 11:15:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.toroslargazetesi.com.tr/images/haber/30012023184454_6701809d60d0a2bbb4f335c9f005c535.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.toroslargazetesi.com.tr/images/haber/30012023184454_6701809d60d0a2bbb4f335c9f005c535.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.toroslargazetesi.com.tr/images/haber/30012023184454_6701809d60d0a2bbb4f335c9f005c535.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Kanser riskini düşüren önemli buluş]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.toroslargazetesi.com.tr/haber-kanser-riskini-dusuren-onemli-bulus-17208.html</guid>
                    <link>https://www.toroslargazetesi.com.tr/haber-kanser-riskini-dusuren-onemli-bulus-17208.html</link>
                    <description><![CDATA[Sağlıkta öncü çalışmalarıyla dikkat çeken Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ), yemek borusundaki dokuların temizlenmesini sağlayarak kanser riskini düşüren “endoskop başlığı” geliştirdi.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ &nbsp;

İZMİR (İGFA) - Güçlü akademik ve bilimsel altyapısı ile eğitim-öğretim faaliyetlerinin yanı sıra araştırma ve geliştirme çalışmalarını da titizlikle yürüten Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ), sağlıkta marka haline gelen çalışmalarına bir yenisini ekledi.

Yürütücülüğünü DEÜ İzmir Uluslararası Biyotıp ve Genom Enstitüsü’nden Doç. Dr. Serhat Tozburun’un yaptığı ekip, yemek borusundaki dokuların temizlenmesini sağlayarak kanser riskini düşüren endoskop başlığı geliştirmeyi başardı.

&nbsp;

Yemek borusu kanseri tedavisinde devrim niteliği taşıyan cihazın geliştirildiği proje, TÜBİTAK bünyesindeki Araştırma Destek Programları Başkanlığı (ARDEB) tarafından da desteklendi. TÜBİTAK’ın resmi sosyal medya hesaplarından paylaşılan DEÜ’nün yeni endoskop başlığı; organ daralması, kanama ve yırtılma gibi riskleri en aza indirerek, anormal dokuların temizlenmesine olanak tanıyor.

ÖNEMLİ BİR BULUŞ

Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan DEÜ İzmir Uluslararası Biyotıp ve Genom Enstitüsü’nden Doç. Dr. Serhat Tozburun, çalışmanın Tıp alanında önemli bir buluş olduğunu kaydetti. Yüzeysel anormal dokuların zaman içinde yemek borusu kanserine dönüşebildiğini belirten Tozburun, “Erken evre anormal yapıların derin doku katmanlarına yayılmadan temizlenmesi, yemek borusu kanserinden ölümleri nispeten azaltıyor. Üniversitemiz, kanserle mücadelede öncü nitelikte pek çok faaliyet ve çalışma yürütüyor. Biz de bu alanda geliştirdiğimiz projemiz ile TÜBİTAK’tan da destek almaya hak kazandık” dedi.

Projede; mühendislikten endoskopik müdahaleye, sayısal modellemeden histokimyasal boyamaya kadar çok kapsamlı araştırma faaliyetleri yürüttüklerini ifade eden Tozburun, “Yemek borusu kanseri görünme sıklığı, son 20 yılda yaklaşık 6 kat artarak dünya çapında sekizinci en yaygın kanser tipi haline geldi.&nbsp;

Proje ekibimiz tarafından geliştirilen bu yeni başlık ile oluşan dokuları temizlerken, hastanın zarar görme riskini de minimum seviyelere düşürüyoruz. Çalışmalarımıza destekleri için başta Rektörümüz Sayın Prof. Dr. Nükhet Hotar olmak üzere, yanımızda olan tüm mesai arkadaşlarımıza teşekkür ediyoruz” ifadesinde bulundu.

&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.toroslargazetesi.com.tr/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Kanser riskini düşüren önemli buluş - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Mon, 30 Jan 2023 10:23:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.toroslargazetesi.com.tr/images/haber/30012023184253_f17f837ffecaac7c0c7caa8af22e362a.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.toroslargazetesi.com.tr/images/haber/30012023184253_f17f837ffecaac7c0c7caa8af22e362a.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.toroslargazetesi.com.tr/images/haber/30012023184253_f17f837ffecaac7c0c7caa8af22e362a.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Migren botoksu ile kronik baş ağrılarından kurtulmak mümkün]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.toroslargazetesi.com.tr/haber-migren-botoksu-ile-kronik-bas-agrilarindan-kurtulmak-mumkun-17212.html</guid>
                    <link>https://www.toroslargazetesi.com.tr/haber-migren-botoksu-ile-kronik-bas-agrilarindan-kurtulmak-mumkun-17212.html</link>
                    <description><![CDATA[Migren botoksu ile kronik baş ağrılarından kurtulmak mümkün]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Kronik baş ağrılarının hastaların yaşam kalitesini bozarak günlük yaşam aktivitelerini etkilediğini ve kişilerin sosyal yaşamdan çekilmelerine neden olduğunu belirten Medical Park Gebze Hastanesi Nöroloji Kliniği’nden Uzm. Dr. Duygu Özer, “Bu durum zamanla psikiyatrik semptomların gelişmesine de neden olur. Migren botoksu ile kişilerin ağrı sıklığı, şiddeti azalmakta ve hastalar daha çok sosyal yaşamda kalabilmektedirler. Bunun yanı sıra, bu tedavi ile baş ağrısı için alınan ağrı kesici tedaviler azalacağı için buna bağlı gelişebilecek sistemik yan etkiler de ortadan kalkacaktır” dedi.

Migren botoksunun ne olduğundan bahseden Medical Park Gebze Hastanesi Nöroloji Kliniği’nden Uzm. Dr. Duygu Özer, “Botoks olarak bilinen botulinum toksin enjeksiyonu, kronik migren baş ağrısı olan kişilerde&nbsp;ağrı iletiminde rol oynayan kimyasalların etkisini engelleyerek&nbsp;santral sinir sisteminin ağrı duyarlılığını azaltan ve buna bağlı olarak&nbsp;baş ağrılarında azalmaya neden olan bir tedavi yöntemidir” diye konuştu.

KRONİK BAŞ AĞRILARINA İYİ GELEBİLİR

Migren botoksunun avantajlarına değinen Uzm. Dr. Özer, “Kronik baş ağrıları hastaların yaşam kalitesini bozarak günlük yaşam aktivitelerini etkilemekte ve kişilerin sosyal yaşamdan çekilmelerine neden olmaktadır. Bu durum zamanla psikiyatrik semptomların gelişmesine de neden olur. Migren botoksu ile kişilerin ağrı sıklığı, şiddeti azalmakta ve hastalar daha çok sosyal yaşamda kalabilmektedirler. Bunun yanı sıra, bu tedavi ile baş ağrısı için alınan ağrı kesici tedaviler azalacağı için buna bağlı gelişebilecek sistemik yan etkiler de ortadan kalkacaktır” şeklinde konuştu.

GEBELER VE EMZİREN ANNELERE UYGULANMAZ

Migren botoksun, kronik baş ağrısı olan baş ağrısı nedeniyle günlük yaşam aktiviteleri bozulan 18 yaş üzeri kişilere uygulanabileceğini dile getiren Uzm. Dr. Özer, “Gebeler, emziren anneler, kas kavşak hastalığı olan kişilere botoks tedavisi yapılmamaktadır” dedi.

İĞNELERLE UYGULANAN BİR TEDAVİ

İşlem hakkında bilgi veren Uzm. Dr. Özer, “Botoks uygulaması baş ağrısına neden olan şakaklar, alın, boyundaki belirli kaslar ve baş arka kısmına küçük iğnelerle uygulanan bir tedavi yöntemidir. Standart tedavide 31 noktaya uygulama yapılır. Yapılacak doz hastanın semptomlarına göre doktor tarafından belirlenmektedir. İşlem süresi uygulayıcı doktora göre değişmekle birlikte 15-30 dakika arasında sürmektedir” ifadelerini kullandı.

ETKİSİ 10-14 GÜN CİVARINDA BAŞLAR

Botoks etkisinin uygulama sonrası 10-14. günde başlamakta olduğunu söyleyen Uzm. Dr. Özer, şu bilgileri paylaştı:&nbsp;

“Baş ağrısı tedavisinde bazı hastalarda etkinlik ilk doz sonrası başlarken bazı hastalarda 12 hafta sonra 2. dozun yapılması sonrasında etkinliğe karar vermek gerekebilir.&nbsp;Tedaviden fayda gören hastalarda etkin tedavi için ilk yıl 3 veya 4 seans uygulanması önerilir. Sonraki süreçte hastanın ihtiyaçları doğrultusunda 6 ay ya da daha uzun aralıklarla işlem tekrarlanabilir.”

CİDDİ YAN ETKİLERİ YOKTUR

Migren botoksunun ciddi yan etkisi olmadığını ifade eden Uzm. Dr. Özer, “Uygulama sonrası enjeksiyon bölgesinde geçici ağrı kızarıklık, geçici sırt ve baş ağrısı görülebilir. Migren botoksu uygulamasının ciddi yan etkileri bulunmamaktadır. Uygulamanın konusunda uzman ve bu konuda deneyimli doktorlar tarafından yapılması önemlidir” diyerek sözlerini noktaladı.

&nbsp;

Kaynak: (BYZHA) - Beyaz Haber Ajansı
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.toroslargazetesi.com.tr/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Migren botoksu ile kronik baş ağrılarından kurtulmak mümkün - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Mon, 30 Jan 2023 09:20:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.toroslargazetesi.com.tr/images/haber/30012023184537_9639c0681414f7010227f2bdb74bc7c9.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.toroslargazetesi.com.tr/images/haber/30012023184537_9639c0681414f7010227f2bdb74bc7c9.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.toroslargazetesi.com.tr/images/haber/30012023184537_9639c0681414f7010227f2bdb74bc7c9.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Tuvalet eğitimi için 6 önemli kural]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.toroslargazetesi.com.tr/haber-tuvalet-egitimi-icin-6-onemli-kural-17213.html</guid>
                    <link>https://www.toroslargazetesi.com.tr/haber-tuvalet-egitimi-icin-6-onemli-kural-17213.html</link>
                    <description><![CDATA[Tuvalet eğitiminin zamanı çocuktan çocuğa göre farklılık gösterebilir. Tuvalet eğitiminin çocuk gelişimi için oldukça önemli olduğunu dile getiren Anadolu Sağlık Merkezi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Yeşim Eker Neftçi, tuvalet eğitiminde uyulması gereken altın kuralları açıkladı:]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ &nbsp;

2 yaşından önce tuvalet eğitimine başlanmamalı

Eğer bebek kendini bazı basit kelime ve hatta 2 kelimelik cümlelerle rahatça ifade edebiliyorsa, bezine yaptıktan sonra rahatsızlık duyup değiştirilmesini istiyorsa, gün içinde bezinin kuru kalma süresi uzadıysa, bebek tuvalet eğitimi için hazırdır.

Annenin bu dönemdeki psikolojisi önemli

Anne bu dönemde çocuğa tam destek olabilmesi açısından uygun bir psikolojik dönemde olmalı. Tekrarlayan altına kaçırma kazaları, tuvalete geç gitme, yaptıktan sonra tuvaletini haber verme gibi durumlara anne sabırla ve çocuğuyla arasındaki güven duygusunu bozmadan uyum sağlamalı. Bunun için en uygun zaman dilimini anne belirlemeli.

Eğlenceli kitapları okuyarak ön hazırlık yapılabilir

Tuvalet eğitimi konusunda eğlenceli ve resimleri ilgi uyandıran kitapları eğitim öncesi çocuğa okumak, bu dönemin aslında hiç de sıkıcı olmadığını ona vurgulamak açısından önemli. Tuvalet eğitiminin en son aşaması olarak el temizliğinin önemini vurgulayan birkaç görsel, hastalıklardan korunmada da çok faydalı olacaktır.

Anne kararlı olmalı

Annenin mutsuzluğu ve siniri çocuğa yansır ve olumsuz etkiler. Bu yüzden anne her şeye ve her duruma rağmen her daim güler yüzlü olmalı ve çocuğu telkin edici şekilde konuşmalı. Tuvalet alışkanlığı kazandırılırken kararsızlığa ve tutarsızlığa yer yok. Çocuk ilk gün tuvalete gidebilir ama ikinci gün hırçınlaşıp gitmeyebilir, altına yapabilir. Bu gibi durumlarda anne yılıp altına bezi bağlamamalı. Sabır çok önemli.

Kazalar olduğunda abartılı tepkiler verilmemeli

Tuvaletini başarılı bir zamanlama ve yerine yaptığında sevinç çığlıkları atılmamalı, kaza ya da başarısızlık durumunda da negatif bir ortam yaratılmamalı. İkisinin de doğal bir durum olduğu mesajının çocuğa başarılı bir şekilde iletilmesi tuvalet eğitimin kilit noktasıdır; çocuğun kendine güvenini pekiştirir. Aksi takdirde iş inada biner ve tuvalet eğitimine ara vermek zorunda kalınabilir.

Tuvalet eğitimi boyunca külot kullanılmalı

Gündüz altında külot varken gece bez olması çocuğunun kafasını karıştırır. Aklından bezin tamamen çıkması için hayatından da çıkması lazım. O yüzden her ne kadar kazalara sebep olsa da her daim külot giydirilmeli ve bez hiç bağlanmamalı.

&nbsp;

Kaynak: (BYZHA) - Beyaz Haber Ajansı
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.toroslargazetesi.com.tr/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Tuvalet eğitimi için 6 önemli kural - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Mon, 30 Jan 2023 08:39:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.toroslargazetesi.com.tr/images/haber/30012023184606_9bd315b6e91e8885b5cf60ae1e922067.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.toroslargazetesi.com.tr/images/haber/30012023184606_9bd315b6e91e8885b5cf60ae1e922067.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.toroslargazetesi.com.tr/images/haber/30012023184606_9bd315b6e91e8885b5cf60ae1e922067.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Kışın Cilt Kuruluğuna Karşı 10 Etkili Önlem!]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.toroslargazetesi.com.tr/haber-kisin-cilt-kuruluguna-karsi-10-etkili-onlem-17214.html</guid>
                    <link>https://www.toroslargazetesi.com.tr/haber-kisin-cilt-kuruluguna-karsi-10-etkili-onlem-17214.html</link>
                    <description><![CDATA[Kış aylarında özellikle soğuk hava ve rüzgar cilt sağlığımızı olumsuz etkiliyor. ]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Ciltte kuruluk, bu mevsimde en sık görülen cilt sorunları arasında ilk sıralarda yer alıyor. Soğuk ve rüzgarlı hava cildimizin koruyucu bariyerinde hasar oluşturuyor. Bunun sonucunda cildimizin su tutma kapasitesi azalıyor. Cildimizde oluşan sıvı kaybı nedeniyle de cildimiz kurumaya başlıyor. Ciltte kuruluk vücudun hemen her bölgesinde görülse de, kış aylarında en sık soğuk havaya maruz kalan ellerde, yüz bölgesinde ve dudaklarda oluşuyor. Cildimiz kuruduğunda yaygın olarak pul pul dökülmeler, gerilme hissi ve kaşıntı gibi sorunlar gelişerek yaşam kalitemizi olumsuz etkiliyor. Önlem alınmadığı takdirde ise&nbsp;kuruluğun artmasıyla birlikte ciltte geniş ve derin çatlaklar, egzama, enfeksiyon ve alerjik reaksiyonlar gibi daha ciddi tablolar ortaya çıkabiliyor!&nbsp;

Acıbadem International Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Dr. Şenay Ağırgöl, bu nedenle ciltte oluşan kuruluğun hafife alınmaması gerektiğini belirterek, “Kuru cilt tedavi edilmezse egzama gelişebildiği gibi, daha önceden egzaması olan kişilerde de hastalık aktifleşiyor. Ciddi kuruluklar cilt bariyerinin yıkılmasına neden olarak enfeksiyonlar için bir odak olabiliyor. Bunların yanı sıra alerjenler hasar görmüş olan cilt bariyerinden vücuda çok daha rahat girerek alerjik reaksiyonları tetikleyebiliyor. Dolayısıyla alınan önlemlere rağmen ciltte oluşan kuruluğun şiddeti artıyorsa, zaman kaybetmeden bir hekime başvurmak büyük önem taşıyor” diyor.&nbsp;Dermatoloji Uzmanı Dr. Şenay Ağırgöl,&nbsp;kış aylarında ciltte oluşan kuruluğa karşı almamız gereken önlemleri anlattı; önemli öneriler ve uyarılarda bulundu!&nbsp;

Günde 2 kez nemlendirin

Cilt kuruluğuna karşı nem koruyucu önlemler almanız ve cildinizi sık sık nemlendirmeniz büyük önem taşıyor. Nemlendirici ürünleri günde 2 kez ve banyodan hemen sonra, cildinizin gözenekleri henüz açık iken sürmeye özen gösterin. Üre, seramid veya alfa hidroksi asit içeren nemlendirici ürünleri ılık banyonun ardından kullanabilirsiniz. Ayrıca&nbsp;kış mevsiminde cildi nemli tutan yağ oranı yüksek nemlendirici ürünleri tercih edin.&nbsp;

Cildinizi sabunla temizlemeyin

Cilt temizliğinde sabun kullanımından kaçının. Zira bu ürünler cilde nem veren yağ tabakasını ciltten uzaklaştırarak kuruluğun şiddetini artırabiliyorlar. Cildinizi kurutmayan, yani alkali olmayan temizleyici ürünleri tercih edin. Yüzünüzü, ciltteki koruyucu yağ tabakası azalacağı için günde iki kereden fazla yıkamaktan kaçının. &nbsp;

Çok sıcak suyla duş almayın

Çok sıcak su ciltte kuruluğu arttırdığı için ılık suyla duş almayı alışkanlık edinin. Dermatoloji Uzmanı Dr. Şenay Ağırgöl,&nbsp;“Ayrıca uzun süreli ve sık banyo yapmayın. Günde en fazla bir kez duş almanız yeterli gelecektir. Duş alımından hemen sonrasında cildinize uygulayacağınız nemlendiriciler de cilt kuruluğunu kontrol altında tutmanızda fayda sağlayabiliyor.” diyor.

Odanın nem oranına dikkat!&nbsp;

Hava kuruluğunu önlemek için odaların nem oranına dikkat edin. Böylece ciltte gelişen kuruluğun şiddetlenmesini engelleyebilirsiniz. Odalardaki nem oranının yüzde 50- 60 arasında olması öneriliyor. Ayrıca sıcak ve soğuk hava da cilt kuruluğunu şiddetlendirdiği için oda sıcaklığını 21-25 derece arasında tutmayı alışkanlık edinin.&nbsp;

Cilde ‘nefes aldıran’ kıyafetler giyin!

Kış aylarında doğru kıyafet seçimi cilt sağlığımız açısından da önem taşıyor. Cildinizi soğuk ve rüzgardan korumak için bere, eldiven ve atkı takmayı ihmal etmeyin. Naylon tarzı kumaşlar cildin nefes almasını önlüyor. Bu nedenle hava dolaşımını sağlayan ve ter emen pamuklu kıyafetleri tercih edin, eldivenlerinizin içine de yine pamuklu eldivenler giyerek cildinizin nemini korumaya çalışın. Dermatoloji Uzmanı Dr. Şenay Ağırgöl, cilt kuruluğuna karşı pamuklu giysiler giymenizin transepidermal su kaybını önlediğini belirterek, “Cildin bütünlüğünün korunmasında; cildin bariyer fonksiyonu, terleme, yağ hücreleri ile enflamasyonun kontrol altında tutulması önem taşıyor. Dolayısıyla kış aylarında pamuklu kumaşlar gibi hava alabilen kumaşları tercih edin.” bilgisini veriyor. &nbsp;&nbsp;

Aşırı baharatlı gıdalar tüketmeyin

Aşırı baharatlı gıdalar terlemeyi arttırarak ciltte kuruluk oluşturuyor. Özellikle kırmızıbiber ile karabiber kaçınmanız gereken baharatlar arasında ilk sıralarda yer alıyor.&nbsp;

Sıcak içeceklere dikkat!

Kış aylarında içecekleri genellikle sıcak tüketmeyi tercih ediyoruz. Ancak sıcak içeceklerin sinirsel yolaklar üzerinden cildin bariyer fonksiyonunu bozduğu ve iltihaplanmayı arttırdığı, bu etkileri nedeniyle de ciltte kuruluğu şiddetlendirdiği düşünülüyor.&nbsp;

Çok dar kıyafetler giymeyin

Şiddetli cilt kuruluğu sorununuz varsa çok dar kıyafetler giymeyin. Aksi halde sürtünmeden dolayı cilt kolayca hasarlanabiliyor. Bunun sonucunda enfeksiyon ve alerji tetiklenerek daha büyük sorunlar gelişebiliyor.

Bol bol su için

Sağlıklı bir cilt yapısı için nem dengesini sağlamak son derece önemli. “Dıştan nem kaybını önlemeye yönelik tedbirlerimizin yanı sıra günlük ihtiyacımız olan su miktarını tüketmeye özen göstermeliyiz” diyen Dermatoloji Uzmanı Dr. Şenay Ağırgöl, “Günlük tüketmeniz gereken su miktarını; vücut ağırlığınızı (kg) 33 ml ile çarparak kolayca hesaplayabilirsiniz. Mesela 60 kilo iseniz 1980 ml, yani yaklaşık 2 litre su tüketmeniz gerekiyor” diyor.

Alkol ve kahveyi kısıtlayın

Alkol, kahve ve çay diüretik etkileri nedeniyle vücuttan su atılımına yol açıyor. Ciltte kuruluğun artmaması için bu tür içecekleri sınırlı tüketmeli, hemen ardından mutlaka bir bardak su içmeyi ihmal etmemelisiniz. &nbsp;

&nbsp;

Kaynak: (BYZHA) - Beyaz Haber Ajansı
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.toroslargazetesi.com.tr/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Kışın Cilt Kuruluğuna Karşı 10 Etkili Önlem! - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Mon, 30 Jan 2023 07:46:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.toroslargazetesi.com.tr/images/haber/30012023184620_2628f223bc8879b8e7421fffd3821fe7.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.toroslargazetesi.com.tr/images/haber/30012023184620_2628f223bc8879b8e7421fffd3821fe7.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.toroslargazetesi.com.tr/images/haber/30012023184620_2628f223bc8879b8e7421fffd3821fe7.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Ameliyatsız Mide Küçültme Vücuda Sağlık ve Form Veriyor]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.toroslargazetesi.com.tr/haber-ameliyatsiz-mide-kucultme-vucuda-saglik-ve-form-veriyor-17215.html</guid>
                    <link>https://www.toroslargazetesi.com.tr/haber-ameliyatsiz-mide-kucultme-vucuda-saglik-ve-form-veriyor-17215.html</link>
                    <description><![CDATA[Çağımızın hastalığı obezite, günümüzde tüm dünyada en ciddi sağlık sorunlarından birini oluşturuyor]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ . Son yıllarda sıklığı artan obezitenin artış trendinde olduğu ve hızla yaygınlaşmaya devam edeceği öngörülüyor. Yapılan çalışmalar ülkemizdeki obezite sıklığının %33 olduğunu, yani artık her 3 kişiden birinin obez olduğunu gösteriyor. Türkiye obezite görülme sıklığı konusunda Avrupa’da birinci sırada yer alıyor. Günümüzde obezite tedavisi ameliyatsız bir şekilde, teknolojik bir yöntemle ağızdan mideye girilerek tamamen endoskopik olan ve kesi yapılmaksızın uygulanan mide küçültme yöntemiyle yapılabiliyor. Şişli Hastanesi Gastroenteroloji Bölümü’nden Prof. Dr. Yaşar Çolak, endoskopik mide küçültme işlemi hakkında bilgi verdi.

Obezite birçok hastalığı beraberinde getiriyor

Obezite sadece dış görünüş kaygısı ve estetik bir problem değildir, birçok kronik sağlık sorununu beraberinde getirmektedir. Yüksek tansiyon, şeker hastalığı, kolesterol yüksekliği karaciğer yağlanması, bel fıtığı, diz ve eklem şikayetleri, kalp damar hastalıkları, kalp krizi ve birçok kanserle de yakından ilişkilidir. Obezite özellikle kadınlarda; meme, rahim ve yumurtalık kanserleri, erkeklerde; mide ve kolon kanseri gibi kanserleri gibi aslında en sık görülen kanserleri tetiklemektedir. Ayrıca karaciğer, pankreas ve böbrek kanseri sıklığında da ciddi artışlara neden olmaktadır. Obez kişiler normal kilodaki insanlara göre hem kalp damar hastalıkları hem de kanserler nedeni ile daha erken yaşlarda hayatlarını kaybedebilmektedir. &nbsp;

Endoskopik mide küçültme işlemi avantajları ile öne çıkıyor

Son yıllarda obezite tedavisinde obezite ameliyatlarına ek olarak alternatif, modern endoskopik yöntemler de kullanılmaya başlanmıştır. Bu yöntemler içinde en öne çıkan uygulama ise endoskopik mide küçültme yöntemidir. Endoskopik mide küçültme; herhangi bir kesi yapılmadan, endoskopi işlemindeki gibi ağız boşluğundan mideye ulaşılıp, midenin içinden dikişler atılarak midenin küçültüldüğü bir işlemdir. Karından herhangi bir kesi yapılmamakta ve midenin herhangi bir kısmı kesilip çıkartılmamaktadır. Bu da işlemin hem risklerini minimuma indirmekte hem de çok hızlı bir iyileşme dönemi avantajlarını sunmaktadır. Endoskopik mide küçültme işlemi için 2 kriter bulunmaktadır. Bunlardan biri Vücut Kitle İndeksi’nin (VKİ) 30’un üzerinde olması, diğeri de kişinin doğal yolları denemiş ve kilo verememiş olmasıdır. Öncelikle kişi obezite hastası olarak tanımlanmış olmalıdır. Boya göre kilonun oranını gösteren VKİ, 30’un üstünde olmalıdır. Bu oranın normal değeri 25’in altıdır. VKİ’nin 25-30 olduğu grup; kilolu, 30’un üstü olduğu grup ise obez olarak adlandırılmaktadır. &nbsp;İkinci kriter ise kişinin en az 6 ay boyunca diyet yapması, fiziksel aktiviteyi artırması ve spor yapmasına rağmen yeterli kilo verememesi ya da kilo verip, kilolarını tekrar alması yani doğal yöntemlerle kilo kaybı sağlayamamasıdır.&nbsp;

Hastalar günlük hayatlarına hızlıca dönebiliyor

Obez kişilerde mide hacmi&nbsp;1500-2500&nbsp;mililitre kadardır. Endoskopik mide küçülteme operasyonuyla bu hacim 300 mililitreye kadar indirilebilmektedir. Operasyondan 1 hafta kadar önce bir kontrol endoskopisi yapılması gerekmektedir. Buradaki amaç, midenin içine atılacak dikişlere engel teşkil edecek gastrit, ülser ve tümör gibi hastalıkların varlığını belirleyebilmek ve işlemden önce tedavi etmektir. Yine işlemden 1 hafta kadar önce mide koruyucu ilaç kullanılması önerilmektedir. Operasyon günü ise hasta aç gelmelidir. Endoskopik mide küçültme işlemi sonrasında hasta 1 gece hastanede kalır, ertesi gün ise taburcu olmaktadır. Hastanede kalış sadece kontrol amaçlıdır, hastaların daha konforlu bir gece geçirmeleri içindir. Operasyon sonrasında hasta 2 gün içinde normal yaşantısına geri dönebilmektedir.&nbsp;

Mide herhangi bir kısmı çıkarılmadan küçültülüyor

Endoskopik mide küçültme işlemi genel anestezi altında yapılmakta olup, uygulama yaklaşık 1,5 saat sürmektedir. Özel donanımlı, ucunda dikiş seti olan endoskopik bir cihazla ağız boşluğundan midenin içine girilip midenin içinden tam kat dikişler atılarak midenin hacmi küçültülmektedir. Endoskopik mide küçültme işlemi, obezite cerrahisinde karşılaşılabilecek risklerin minimuma indirmesiyle avantaj sağlamaktadır. Endoskopik mide küçültme işleminde midenin herhangi bir kısmı çıkarılmaz, mide kendi içine dikilerek küçültülmektedir. Dikilen alanlar ise büzüşük bir halde kalmaya devam etmektedir. Midenin herhangi bir kısmının çıkarılmamış olması başka bir avantaj daha sağlamaktadır. O da obezite ameliyatları sonrasında görülebilen vitamin ve demir eksikliklerinin yaşanmamasıdır. Endoskopik mide küçültme işleminden sonra hasta vitamin ya da demir takviyesi kullanmak durumunda kalmamaktadır. İyileşme süresinin daha hızlı olması diğer bir avantajıdır.&nbsp;

Güvenli ve yan etkisi çok düşük bir işlemdir

Konusunda uzman hekimler tarafında yapılması gereken endoskopik mide küçültme işlemi ehil ellerde oldukça güvenlidir. Yapılan çalışmalarda ciddi bir yan etkisinin olmadığı kanıtlanmıştır. Dünya ölçeğindeki büyük sağlık otoriteleri, Amerikan Sağlık Dairesi (FDA) tarafından da onaylanmış bir işlemdir. İşlemden sonra bir diyetisyen kontrolünde hastalar belirli aralıklarla düzenli olarak takip edilmektedir. İşlemden sonraki ilk 1 hafta sıvı bir diyetle beslenilmesi önerilmektedir. 2. hafta püre tarzında daha yumuşak gıdalara, 3. hafta ise normal gıdalara kademeli olarak geçilmesi sağlanmaktadır. Endoskopik mide küçültme işleminden sonra yaklaşık yüzde 20- 30 civarında kilo kaybı olması beklenmektedir. Kişi endoskopik mide küçültme işlemi sonrası kısa sürede iş ve sosyal yaşamına dönebilmekte, hızlıca kilo vererek obezitenin olumsuz etkilerinden kurtulmakta ve ideal formuna kavuşabilmektedir. &nbsp;

&nbsp;

Kaynak: (BYZHA) - Beyaz Haber Ajansı
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.toroslargazetesi.com.tr/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Ameliyatsız Mide Küçültme Vücuda Sağlık ve Form Veriyor - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Mon, 30 Jan 2023 07:45:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.toroslargazetesi.com.tr/images/haber/30012023184642_7ab6acc3f3910d101087a5f22b62f49b.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.toroslargazetesi.com.tr/images/haber/30012023184642_7ab6acc3f3910d101087a5f22b62f49b.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.toroslargazetesi.com.tr/images/haber/30012023184642_7ab6acc3f3910d101087a5f22b62f49b.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Ara tatilde çocuklarda beslenmeye dikkat!]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.toroslargazetesi.com.tr/haber-ara-tatilde-cocuklarda-beslenmeye-dikkat-17201.html</guid>
                    <link>https://www.toroslargazetesi.com.tr/haber-ara-tatilde-cocuklarda-beslenmeye-dikkat-17201.html</link>
                    <description><![CDATA[Ara Tatilde Çocuklarda Beslenmeye Dikkat! Nelere Dikkat Edilmeli? Çocuk Diyetisyeni İrem Hatipoğlu konu hakkında bilgiler verdi.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ &nbsp;

İSTANBUL (İGFA) -&nbsp;Çocukların dört gözle beklediği 2 haftalık ara tatil geldi.&nbsp;Covid-19 döneminde bazı aileler evde dinlenmeyi tercih ederken bazı aileler de çocuklarıyla beraber dışarda zaman geçirmek için planlar yapıyor. Peki bu 2 haftalık dönemde çocukların beslenmesi, uyku düzeni nasıl olmalı?&nbsp;

Çocuk Diyetisyeni İrem Hatipoğlu konu hakkında bilgiler verdi;

&nbsp;

2 haftalık tatilin kendisi 2 hafta sürmesine rağmen etkileri çok daha uzun sürmektedir. Uyku ve beslenme düzeni bozulan çocukların okul başladığında tekrar eski tempoya girmesi zor olmaktadır. Bu nedenle ara tatili çocukların verimli ve eğlenceli geçirmesi hem de okula dönüşün daha kolay olması için öneriler şöyle;

1)&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Uyku düzenini bozmayın!&nbsp;

‘‘Nasıl olsa okul varken erken kalkmak zorunda.’’ ve ‘‘Aman bırakayım uykusunu alsın.’’ diyerek çocuğunuzun geç saatlere kadar uyumasına olanak vermeyin. Geç uyanmak çocuğun ihtiyacı olan uykuyu almasını sağlamaz, aksine aktif olması gereken süreyi yatakta geçirdiği için ihtiyacı olan fiziksel aktiviteden çocuğunuzu mahrum etmiş olursunuz. Uyku düzeni tabiki normale göre daha geç uyanıp uyanma şeklinde olabilir ancak çocuğunuzun 11’de yatakta olmasına özen gösterin. Büyüme hormonu olarak da bilinen melatonin salgılanması gece karanlığında ve uykunun en derin anında 23:00-03:00 saatleri arasında salgılanır. 11’de uyuyan çocuğunuz sabah saat 10:00’a kadar kendiliğinden uyanmazsa siz mutlaka uyandırın.&nbsp;

2)&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Güne güçlü bir kahvaltı ile başlayın!&nbsp;

Çocuğunuz hangi saatte kalkarsa kalkın, okul zamanı en çok ihmal edilen kahvaltı öğünü mutlaka tatilde çocuğunuzun ilk öğünü olsun. Sağlıklı bir kahvaltı yumurta, peynir, zeytin veya ceviz gibi çiğ kuru yemişler, mevsim yeşillikleri, 1-2 tatlı kaşığı bal veya pekmez ve tam tahıllı ekmekten oluşmaktadır. Çocuğunuz kahvaltı yapmayı sevmiyorsa sağlıklı ve lezzetli krepler, yumurtalı tarifler ile kahvaltıyı zenginleştirebilirsiniz. Çocuğunuzun kahvaltı alışkanlığı kazanmasını istiyor ama buna nereden başlayacağınızı bilemiyorsanız ara tatil bunun için harika bir seçenek!&nbsp;

3)&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Egzersiz rutini oluşturun!&nbsp;

Karantinalarla geçen bir eğitim döneminin üzerine soğuk havalar da eklenince genç yaşlı demeden herkes evinde oturur oldu. Çocukluk çağı obezitesi artık bebeklerde dahi görülürken hareketsizlik en önemli yağlanma faktörlerinden biri oldu. Düzenli spor yapmak dikkat iyileştirir, çocukta alışkanlık kazanımını ve istikrar bilincinin oluşmasını sağlar, sağlığı ve bağışıklığı iyileştirir, iştahı kontrol eder. Fiziksel aktivite eğer çocukların sevdiği tür de bulunursa çocuklar için harika bir sosyalleşme aracıdır. Çocuğunuzun içine kapanık ve yaşıtlarına göre utangaç olduğunu düşünüyorsanız futbol, voleybol gibi takım sporları hem fiziksel hem de duygusal gelişimine katkı sağlayacak; özgüveninin artmasına yardımcı olacaktır. Çevrenizde çocuğunuza uygun bir spor kursu yoksa beraber yürüyüşe çıkıp sohbet de edebilirsiniz. 1 saatlik hafif-orta tempolu ama bol sohbetli açık havada bir yürüyüşle çocuğunuz ile bir aktivite yapıp sağlıklı bir alışkanlık da kazanabilirsiniz.&nbsp;

4)&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Beraber mutfağa girin!&nbsp;

Çocuğunuzun yaşı kaç olursa olsun sizinle beraber mutfakta zaman geçirebilir. Yaşı büyükse kesme doğrama gibi bıçak ile olan mutfak işlerini çocuğunuza verip sorumluluk kazanmasını sağlayabilirsiniz. Yaşı daha küçükse çorba karıştırma salataya tuz ekleme gibi basit ama önemli konularda çocuğunuzdan yardım isteyebilirsiniz. Ayrıca beraber mutfakta çocuğunuzla beraber sağlıklı tarifler denemek, mevsim sebze ve meyvelerinden yemek ve tatlılar yapmak çocuğunuzun sağlıklı beslenme bilinci kazanmasına yardımcı olacaktır.&nbsp;&nbsp;

5)&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Çocuğunuz diyet yapmalıysa bundan güzel fırsat yok!&nbsp;

“Çocuklar diyet yapmaz!” düşüncesi hiç doğru değildir. Çocukların gelişiminin seyrinde ilerlemesi için sağlıklı ağırlık ve uzunluğunda olmaları beklenmektedir. Sağlıklı ağırlığından kilolu veya zayıf olan çocukların bağışıklık sistemleri zayıflar, özgüvenleri zedelenir, vitamin ve kan değerleri ideal parametrelerden uzaklaşır. Çocukların beslenmesi ve diyet süreci mutlaka bir pediatri diyetisyeni kontrolünde yürütülmelidir. Beslenme alışkanlıkları, istekleri ve ihtiyaçları farklı olan çocuklarla sağlıklı iletişim kurmak çok önemlidir. 2 haftalık ara tatil çocukların yeni alışkanlıklar kazanması için çok güzel bir fırsattır.&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.toroslargazetesi.com.tr/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Ara tatilde çocuklarda beslenmeye dikkat! - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sun, 29 Jan 2023 09:20:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.toroslargazetesi.com.tr/images/haber/29012023210735_8378b0e145255fae8f3c56b58407d93f.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.toroslargazetesi.com.tr/images/haber/29012023210735_8378b0e145255fae8f3c56b58407d93f.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.toroslargazetesi.com.tr/images/haber/29012023210735_8378b0e145255fae8f3c56b58407d93f.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Şehirli Kadın Hastalığı; Çikolata Kisti]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.toroslargazetesi.com.tr/haber-sehirli-kadin-hastaligi-cikolata-kisti-17189.html</guid>
                    <link>https://www.toroslargazetesi.com.tr/haber-sehirli-kadin-hastaligi-cikolata-kisti-17189.html</link>
                    <description><![CDATA[Halk arasında çikolata kisti olarak bilinen endometriozisin yarattığı en önemli sorunların başında kısırlık ve ağrı geliyor. ]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Çikolata kistinin yaşam kalitesini ve cinsel hayatı önemli derecede etkilediğini söyleyen Liv Hospital Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Altuğ Semiz hastalığı ve tedavisini anlattı.


Belirtileri nelerdir?

Çikolata kisti rahim içini döşeyen, endometrium denilen rahim iç duvarı dokunun rahim dışı organlarda yerleşmesi neticesinde oluşan kistlerdir.&nbsp;Başlangıç döneminde hastaların yüzde 50’sinden fazlasında hiçbir belirti vermez. Rahatsızlık oluşan hastalarda en sık ağrılı adet görme, cinsel ilişki sırasında ağrı hissetme daha ilerleyen zamanlarda da kısırlığa sebep olabilen ciddi bir sorundur.&nbsp;&nbsp;


En sık üreme çağında görülüyor
Çikolata kisti en sık yumurtalıklarda ve üreme çağındaki kadınlarda görülür. Tüm kadınların yüzde 3-5’inde, çocuk sahibi olmakta güçlük çeken çiftlerin yüzde 40'ında ortaya çıkar. Genellikle genç yaş grubunda daha sık rastlanmaktadır. Adet kanamalarında ağrı olmasına önem verilmemesi yüzünden çoğunlukla belirli bir büyüklüğe gelene kadar gözden kaçar.&nbsp;Hangi faktörlerin çikolata kistine neden olduğu tam olarak bilinmemekle beraber risk faktörleri arasında doğum yapmamış olmak, erken adet görmeye başlamış olmak,27 gün aralıktan daha sık adet görmek, düşük beden kitle indeksi sayılabilir.

Tanıda ultrasonografi çok önemli

Çikolata kistinin kesin tanısı lezyonların direkt olarak görülmesi ve patolojik olarak incelenmesi ile konulabilir. İlk aşamada şikayeti olan kadınlar ultrasonografi ile değerlendirilmelidir.&nbsp;Ultrasonografi çikolata kisti tanısı için yeterlidir. Kist görülemeyen ancak ağrılı adet kanamaları açıklanamayan olgularda lüzum halinde tanısal amaçlı laparoskopi yapılarak henüz kist haline gelmeyen ancak hem şikayetlere neden olabilen hem de kısırlığa yol açabilecek implantlar araştırılmalıdır.&nbsp;

Tedavisi nasıl yapılır?

Ağrıyı gidermek ve kısırlığı ortadan kaldırmak için laparoskopik cerrahi uygulanarak implant ve kistler çıkarılır. Bununla birlikte endometriozis tekrar edebilen bir rahatsızlıktır. Tekrarları engellemek yahut küçük lezyonlarda tedavi amacıyla doğum kontrol hapları kullanılırken, ileri yaş hastalarda bir ilaçlarla menopoz sağlama yollarına başvurulur. Genellikle ayda bir kez yapılan enjeksiyonlar şeklinde uygulanan “GnRH analog tedavisi” uzun süreli kullanımda kemik erimesi, ateş basması gibi menopoz sonrası görülen yakınmalara neden olabileceğinden tedavide son seçenek olarak düşünülmelidir.&nbsp;

“Kısırlık sorunu olan kadınların yüzde 15'inde, çocuk sahibi olmakta güçlük çeken çiftlerinde yüzde 40'ında rastlanan çikolata kisti (endometriozis) başlangıçta belirti vermiyor.”

Kaynak: (BYZHA) - Beyaz Haber Ajansı
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.toroslargazetesi.com.tr/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Şehirli Kadın Hastalığı; Çikolata Kisti - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sat, 28 Jan 2023 06:48:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.toroslargazetesi.com.tr/images/haber/28012023115342_5fd63e45af952d4e1c824e850a226e9e.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.toroslargazetesi.com.tr/images/haber/28012023115342_5fd63e45af952d4e1c824e850a226e9e.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.toroslargazetesi.com.tr/images/haber/28012023115342_5fd63e45af952d4e1c824e850a226e9e.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[75 Yataklı Ek Bina Yapımı İhaleye Çıkıyor]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.toroslargazetesi.com.tr/haber-75-yatakli-ek-bina-yapimi-ihaleye-cikiyor-17157.html</guid>
                    <link>https://www.toroslargazetesi.com.tr/haber-75-yatakli-ek-bina-yapimi-ihaleye-cikiyor-17157.html</link>
                    <description><![CDATA[Seydişehir Devlet Hastanesine yapılması planlanan 75 yataklı ek bina Şubat ayında ihaleye çıkacak.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ EKAP’ta yayınlanan ilanda; Seydişehir Devlet Hastanesi 75 Yataklı Ek Bina İkmal İnşaatı Yapımının ihalesinin 10.02.2023 tarihinde yapılacağı ve yer tesliminden itibaren 600 günde tamamlanması planlandığı öğrenildi.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.toroslargazetesi.com.tr/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[75 Yataklı Ek Bina Yapımı İhaleye Çıkıyor - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 24 Jan 2023 13:49:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.toroslargazetesi.com.tr/images/haber/75-yatakli-ek-bina-yapimi-ihaleye-cikiyor-165009-20230124.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.toroslargazetesi.com.tr/images/haber/75-yatakli-ek-bina-yapimi-ihaleye-cikiyor-165009-20230124.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.toroslargazetesi.com.tr/images/haber/75-yatakli-ek-bina-yapimi-ihaleye-cikiyor-165009-20230124.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Seydişehir'e 112 tam donanımlı yeni ambulans ]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.toroslargazetesi.com.tr/haber-seydisehire-112-tam-donanimli-yeni-ambulans-17154.html</guid>
                    <link>https://www.toroslargazetesi.com.tr/haber-seydisehire-112-tam-donanimli-yeni-ambulans-17154.html</link>
                    <description><![CDATA[Sağlık Bakanlığı tarafından Konya İl Sağlık Müdürlüğü’nü nezdinde Seydişehir’e tahsis edilen tam donanımlı yeni ambulans Konya’da düzenlenen törenle Seydişehir  5930 istasyon sorumlusuna teslim edildi.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Konya İl Sağlık Müdürlüğü tarafından Seydişehir’e gönderilen tam donanımlı ambulans geniş bir alan ve yoğun bir çalışma temposu ile vatandaşların hizmetinde olacak. Sağlık Bakanlığı tarafından Konya İl Sağlık Müdürlüğü’ne tahsis edilen 4 tam donanımlı ambulans Kulu, Seydişehir, Bozkır ve Çeltik ilçelerinde kullanılacak.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.toroslargazetesi.com.tr/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Seydişehir'e 112 tam donanımlı yeni ambulans  - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 24 Jan 2023 06:38:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.toroslargazetesi.com.tr/images/haber/seydisehire-112-tam-donanimli-yeni-ambulans-094134-20230124.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.toroslargazetesi.com.tr/images/haber/seydisehire-112-tam-donanimli-yeni-ambulans-094134-20230124.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.toroslargazetesi.com.tr/images/haber/seydisehire-112-tam-donanimli-yeni-ambulans-094134-20230124.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[RAHİM AĞZI (SERVİKS) KANSERİ FARKINDALIĞI]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.toroslargazetesi.com.tr/haber-rahim-agzi-serviks-kanseri-farkindaligi-17102.html</guid>
                    <link>https://www.toroslargazetesi.com.tr/haber-rahim-agzi-serviks-kanseri-farkindaligi-17102.html</link>
                    <description><![CDATA[Seydişehir İlçe Sağlık Müdürü Dr. Mustafa ÖZER, Ocak ayı rahim ağzı (serviks) kanseri farkındalık ayı ile ilgili bilgi paylaştı.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Serviks kanseri, dünya genelinde kadınları en çok etkileyen, etkili tarama yöntemleriyle erken tanınıp tedavi edilebilen ve böylelikle hastalığa bağlı ölüm oranlarının büyük oranda azaltılabildiği kanser türlerinden biridir. Ocak ayı Rahim Ağzı Kanseri Farkındalık Ayı olarak belirlemiş olup dünyanın birçok ülkesinde hastalığa dikkat çekmek üzere çeşitli etkinlikler düzenlenmektedir.

Rahim Ağzı Kanseri Neden Önemli? 

&nbsp;Rahim ağzı kanseri önlenebilen bir hastalıktır.

&nbsp;Rahim ağzı kanseri erken teşhis edildiğinde %100 tedavi edilebilir bir kanser türüdür.&nbsp;

Rahim ağzı kanserinden ölüm tamamen engellenebilir durumdadır.&nbsp;

Düzenli rahim ağzı kanseri taramasından geçen bir kadının, rahim ağzı kanserinden ölmeyeceği söylenebilir.

Risk faktörleri: Aşağıdaki özelliklere sahip bir kadınsanız, rahim ağzı kanseri için yüksek risk altında olabilirsiniz:

30 yaşın üzerinde olup tedavi edilmemiş Human Papilloma Virüs (HPV) ve/veya cinsel yolla bulaşan diğer enfeksiyonlarınız var ise. (HPV, rahim ağzı kanseri de dahil olmak üzere en az altı kanser türüne neden olabilen, cinsel yolla bulaşan yaygın bir virüstür.)

&nbsp;Erken yaşta (16 yaş öncesi) aktif cinsel yaşama başladıysanız.

Birden fazla seks partneriniz var ise.

Düzenli şekilde rahim ağzı kanser taramaları yaptırmıyor iseniz.

Sigara içiyorsanız.&nbsp; Meyve ve sebzeyi az tüketmek şeklinde bir beslenme alışkanlığınız var ise.

Düşük sosyoekonomik düzeye mensup iseniz.

Uzun süre (5 yıldan fazla) doğum kontrol hapı kullanma öykünüz var ise.

Zayıflamış bağışıklık sistemi (İnsan İmmün Yetmezlik Virüsü/HIV gibi) söz konusu ise.

Aşırı kilolu veya obez iseniz.

Rahim ağzı kanseri olan bir kız kardeş veya anne gibi yakın bir akrabanız varsa.&nbsp;

Doğumdan önce dietilstilbestrol'e (DES) maruz kalmış iseniz.

Belirtileri:

Rahim ağzında kanser öncesinde gelişen değişiklikler genellikle belirti vermeyip ancak pelvik muayene, Pap testi ve HPV testleri ile erken dönemde tespit edilebilmektedir. Aşağıdaki belirtilerden herhangi biriyle karşılaşırsanız hemen bir sağlık uzmanına başvurunuz:

&nbsp;Vajinadan artan miktarda veya alışılmadık türde akıntı geliyorsa

Sırt, bacak veya kadın cinsel organlarının olduğu bölgede ağrı gözleniyorsa

&nbsp;Yorgunluk, kilo kaybı, iştahsızlık gelişmişse

Tek ya da iki bacakta şişkinlik varsa

&nbsp;İdrar yaparken ağrı gözleniyorsa ü

Normal adet dönemi dışındaki zamanlarda lekelenme tarzında hafif kanama oluyorsa

Normalden daha uzun süren veya daha ağır olan âdet kanaması söz konusu ise

Cinsel ilişki sırasında veya sonrasında kanama veya ağrı gözleniyorsa

&nbsp;Menopoz sonrası kanama izleniyorsa.

Erken Teşhis

&nbsp;Tarama ve erken teşhis ile tedavisi yüzde yüz mümkün olan rahim ağzı kanseri, günümüzde kanserden ölüm nedenleri arasında çok geride yer almaktadır. Rahim ağzı kanseri HPV ile ilişkili olan en yaygın hastalıktır. Neredeyse tüm rahim ağzı kanserleri HPV enfeksiyonu nedeniyle gelişmektedir. HPV ayrıca kadın ve erkeklerde cinsel organ ve ağız boşluğu kanserlerine de neden olmaktadır. HPV’nin tespiti, erken dönemde rahim ağzındaki kanser öncülü değişikliklere işaret ederek kanser teşhisini kolaylaştırmaktadır. Günümüzde rahim ağzı kanserini önlemeye veya erken bulmaya yardımcı olmak üzere geliştirilmiş iki tarama testi yaygın şekilde kullanılmaktadır.

Her iki test de son derece basit ve ağrısız işlemler olup aynı anda yapılmaktadır.

&nbsp;Ülkemizde uygulanan ulusal kanser tarama programı uyarınca, tarama standartlarımız doğrultusunda 30-65 yaş aralığındaki kadınlara her 5 yılda bir HPV ve Pap Testi uygulanmaktadır. Pozitif olgular teşhis merkezlerimize ileri tetkik için gönderilmektedir. Tarama Testleri Nerelerde Yapılabilir? 

Ülkemizde rahim ağzı kanseri taramaları ÜCRETSİZ olarak Kanser Erken Teşhis, Tarama ve Eğitim Merkezlerinde (KETEM, Aile Sağlığı Merkezlerinde (ASM), Toplum Sağlığı Merkezlerinde (TSM) ve Sağlıklı Hayat Merkezlerinde (SHM) yapılmaktadır.

Tedavi &nbsp;&nbsp;&nbsp;

Tedavi kanserin evresine, tümör hücrelerinin türüne ve tıbbi durumunuza bağlıdır.

&nbsp;Korunma

&nbsp;Günümüzde etkin tarama testlerinin ve İnsan Papilloma Virüs (HPV) enfeksiyonlarını önleyici aşının varlığı sebebiyle rahim ağzı kanseri yüksek oranda önlenebilir durumdadır. Rahim ağzı kanseri erken tespit edildiğinde, yüksek oranda tedavi edilebilir ve uzun süre hayatta kalma ve iyi yaşam kalitesi ile ilişkilidir. Korunmada dikkat edilecek hususlar şu şekilde özetlenebilir:&nbsp; HPV’nin en çok kanser yapan tiplerine karşı geliştirilen ve koruyuculuğu yüksek olan aşılar mevcuttur. Dünya Sağlık Örgütü, rahim ağzı kanserine karşı 9-14 yaşlarındaki kız çocuklara aşı yapılmasını önermektedir.

30 yaşından itibaren tarama testlerini düzenli bir şekilde yaptırmak.&nbsp;

Güvenli cinsel ilişki konusunda eğitim almak.

Cinsel aktivite sırasında prezervatif (kondom) kullanmak.

Erkeklerin sünnet olması.&nbsp;

Sigara kullanmamak.

&nbsp;Sebze ve meyvelerden zengin sağlıklı beslenmek.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.toroslargazetesi.com.tr/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[RAHİM AĞZI (SERVİKS) KANSERİ FARKINDALIĞI - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Wed, 18 Jan 2023 07:18:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.toroslargazetesi.com.tr/images/haber/rahim-agzi-serviks-kanseri-farkindalik-ayi-102201-20230118.jpeg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.toroslargazetesi.com.tr/images/haber/rahim-agzi-serviks-kanseri-farkindalik-ayi-102201-20230118.jpeg"/>
                    <enclosure url="https://www.toroslargazetesi.com.tr/images/haber/rahim-agzi-serviks-kanseri-farkindalik-ayi-102201-20230118.jpeg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Kalbinizi Korumak İçin Bu Yaşam Alışkanlıklarını Edinin]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.toroslargazetesi.com.tr/haber-kalbinizi-korumak-icin-bu-yasam-aliskanliklarini-edinin-17096.html</guid>
                    <link>https://www.toroslargazetesi.com.tr/haber-kalbinizi-korumak-icin-bu-yasam-aliskanliklarini-edinin-17096.html</link>
                    <description><![CDATA[]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ 
                    Kalp hastalıklarına toplumda oldukça sık rastlanıyor. Kalbi besleyen atar damarlar yani koroner arter hastalıkları, kalp yetersizliği, aritmiler ve yapısal kalp rahatsızlıkları en çok görülen problemler arasında yer alıyor. Kalp hastalıklarına neden olan risk faktörlerini bilmek ve buna göre yaşamak kalp sağlığını korumada etkili oluyor. Memorial Şişli Hastanesi Kardiyoloji Bölümü’nden Prof. Dr. Sabri Demircan, kalp hastalıkları ve kalp sağlığının korunması hakkında bilgi verdi.  

Yaş ilerledikçe, eşlik eden diğer sorunlarla birlikte kalp hastalıkları daha sık görülmeye başlar. Ailesinde erken yaşlarda kalp kaynaklı kayıplar olanlar ya da genetik kalp hastalıkları olan kişilerde ise kalp hastalıkları daha erken yaşlarda görülebilmektedir. İleri yaştaki bireyler, diyabet ve tansiyon hastalığı olanlar, sigara içen kişilerde belli başlı şikayetlerin de bunlara eşlik etmesi kalp hastalığına yakalanma olasılığını artırmaktadır. 

Her göğüs ağrısı kalp hastalığı anlamına gelmez

Kalp hastalığı tanısı almış kişilerin şikayetleri arasında en sık; nefes darlığı, göğüs ağrısı, çarpıntı ve bayılma bulunmaktadır. Fakat her göğüs ağrısı, nefes darlığı veya çarpıntı kalp hastalığı anlamına gelmemektedir. Hastalar bu şikayetlerle doktora başvurduklarında kişinin hastalık öyküsü ve genel risk profili öğrenilir. Ayrıntılı bir muayeneden sonra bu şikayetlerin yakınmaların bir kalp hastalığı sonucu olup olmadığı belirlenmektedir. 

Geceleri çarpıntı ile uyanıyorsanız dikkat!

Kalp çarpıntısına vücudun hormonal düzeyi ve fiziksel aktiviteler neden olabilmektedir. Hareketsiz kişilerde hafif bir fiziksel aktivite sonrası olan çarpıntılar kalp hastalığı nedeniyle olabileceği gibi; hareketsizlik sonucu, kondisyon eksikliğine bağlı olarak da oluşabilmektedir. Geceleri çarpıntıyla uyanan, istirahat halinde ataklar şeklinde çarpıntılar yaşayan, bununla birlikte göz kararması, göğüs ağrısı ve bayılma şikayetleri olan kişilerde bu çarpıntılar ciddi bir kalp hastalığının ya da ritim bozukluğunun habercisi olabilir. Erkeklerde 40’lı yaşlardan sonra kadınlarda ise 55 yaş ve menopoz sonrası dönemde fiziksel eforla oluşan ve artan, dinlendikçe geçen göğüs ağrılarının kalp hastalığını akla getirmesi gerekmektedir. Diyabet ve ailesel kolesterol sorunu olan, çok fazla sigara içen kişilerde genç bile olsa kalp damar hastalıkları görülebilmektedir.

Nefes darlığınızın sebebi kalp yetersizliği olabilir 

Kalp yetersizliği sık karşılaşılan kalp hastalıkları arasında yer almaktadır. Kalp yetersizliği kalbin kan pompalama kapasitesinin çeşitli nedenlerle düşmesidir. Kalp yetersizliği ileri evrelerde gündelik aktivitelerde kıyafet değiştirirken, banyo yaparken ya da gece uykudan uyandıran nefes darlığına sebep olabilmektedir. Kalp yetersizliğinin nedenleri arasında; doğuştan kalp adalesinde var olan bir sorun, uzun süreli kontrolsüz tansiyon veya ritim bozukluğu, kalp krizi sonrası kalp adalesinde görülen bir hasar veya hastalık ya da kalp kapak hastalıkları yer almaktadır. Kalp yetersizliği hastalarının hayat boyu ilaç kullanması gerekmektedir. İlaç tedavilerinin yanında hastaların da belli önlemler alması şarttır. Hastalar kilo almamalı, hareketli bir yaşama sahip olup uygun egzersizleri yapmalı ve tuzsuz bir diyet uygulamalıdır. 

Ritim bozukluklarının tedavisi ablasyon yöntemiyle mümkün

Nefes darlığı; kalp yetersizliği, kilo fazlalığı, kondisyon düşüklüğü, ritim bozukluğu ya da kalp kapak hastalığının bir belirtisi olabilir. Kalpte ritim bozukluğu kalbin çok yavaş, çok hızlı veya düzensiz atmasına neden olur. Kişinin ailesinde erken ölümlerle seyreden genetik sorun olması, kalp yetersizliği varsa ya da kalp krizi geçirmişse ritim bozukluğu ani kalp durmasının bir habercisi olabilmektedir. Kalpte ritim bozukluğunun ilaçla, ablasyon yöntemleriyle ve kalp pili ile tedavisi mevcuttur.

Yüksek tansiyon birçok kalp hastalığına neden olabiliyor

Yüksek tansiyon yine oldukça sık görülen kardiyovasküler bir sorundur. Aralıklı, anlık tansiyon yükselmeleri ya da uzun süreli kontrolsüz tansiyon yükselmeleri kişinin yaşam kalitesini düşürdüğü gibi; kalp yetersizliği, kalp damar hastalığı ve felç gibi sorunlara neden olabilmektedir. Bu sebeple özellikle kalp hastalarında tansiyon kontrolü önem taşımaktadır. Yüksek tansiyonda ilaç tedavileri uygulanır ama sadece ilaç tedavileri yeterli olmamaktadır. Kişi sağlıklı beslenmeli, alışkanlığı varsa sigarayı bırakmalı, egzersiz yapmalı, stresten uzak durmalı ve ilaçlarını düzenli kullanmalıdır. 

Bu öneriler kalp hastalıklarından karşı koruyor

Kalp damar hastalıklardan korunma konusunda özellikle ailede kalp damar hastalığı olan kişilerin daha dikkatli olmaları gerekmektedir. Risk faktörlerini bilmek, kalp hastalıklarına karşı korunmada önem taşır. Yaş, cinsiyet ve aile geçmişi değiştirilemeyen risk faktörleridir. Değiştirilebilir risk faktörleri arasında; sigara, stres, fazla kilo, hareketsiz yaşam ve yüksek tansiyon gibi hastalıklar yer alır. Sigara kalp hastalıklarına yakalanma riskini yükselttiği için sigaradan uzak durulmalıdır. Hareketli bir yaşama sahip olmak, egzersiz yapmak çok önemlidir. Haftada 5 gün 30-40 dakika boyunca egzersiz yapmak kalp hastalığına yakalanma riskini düşürdüğü gibi, kalp hastalığı olan kişilerde hastalığın ilerlemesini azaltır, tedaviye uyumunda faydalı etkiler sağlar. Adımsayarlarla günlük adım sayısı ortalamasını 7000 civarında tutmak kalp sağlığını olumlu etkilemektedir. Kilo kontrolü mutlaka sağlanmalıdır. Özellikle göbek bölgesi yağlı insanlar kalp hastalıkları açısından risk altındadır. Taze sebze, meyve, beyaz et, balık ve sağlıklı yağların tüketildiği Akdeniz tarzı beslenme alışkanlıkları edinilmelidir. Akdeniz tarzı beslenme kalp hastalıkları dahil birçok hastalık riskini azaltmaktadır. Stresten uzak durmak, yeterli ve düzenli uyku da kalp damar sağlığını korumaktadır. 

 

Kaynak: (BYZHA) - Beyaz Haber Ajansı

                 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.toroslargazetesi.com.tr/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Kalbinizi Korumak İçin Bu Yaşam Alışkanlıklarını Edinin - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 17 Jan 2023 08:21:08 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.toroslargazetesi.com.tr/images/haber/17012023232748_82b8fec36b0887a26e80a77cfcc2ff02.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.toroslargazetesi.com.tr/images/haber/17012023232748_82b8fec36b0887a26e80a77cfcc2ff02.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.toroslargazetesi.com.tr/images/haber/17012023232748_82b8fec36b0887a26e80a77cfcc2ff02.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item></channel></rss>