banner10

banner11

Ay Dünya’nın, Dünya Güneş’in, Güneş Samanyolu’nun cazibe gücüne kapılıp dolanır durur. Evren’in bir köşesindeki bu kusursuz birlikteliğinden biz insanoğlunun ve diğer varlıkların payına, “yaşamak” düşer. Yaşama sıfır yanılgıyla başlayan bizler, zaman içerisinde çeşitli yanılgılar ile köşemizdeki hayatı yanılgılarımızla sürdürürüz. Öyle ki; yanılgılarla olgunlaşır avuntusuyla birini diğerine katarız..

Gelişmişlik toplumunda birliktelik hayatında bizlerde tıpkı Ay, Dünya, Güneş gibi çekimin gücünde hareket ederiz. Bir kaç farkla.. Zamana, koşullara ve etki gücüne göre yörüngemiz dolayısıyla kütle merkezimizin konumu/yeri değişebilir. Onlardaki dolanım periyodunun yerini bizlerde devinim periyodu, oradaki fizik yasalarının yerini artık algılarımız almış olur. Öyle ki; bir noktadan sonra algıya fazlaca güvenerek kantarın topuzunu kaçırır hale geliriz! Hayatlarımızın merkezinde olan bizleri, bulunduğumuz bölgenin merkezi olan bizlerle sıkça karıştırır hale geliriz.

Peki,“yanılgı” dediğimiz kavram biraz da felsefi olarak; ‘bir ruh durumundan başka bir ruh durumuna geçiş, yeni bir düşünce sürecinin başlaması, zaman içinde durumun değişme hali’ değil midir? Ve hatta ‘yanılma durumu’. ‘Yanlış davranış’. ‘Bir sanat bir bilimle ilgili kuralların gereği gibi uygulanamayışından doğan sonuç’.. ‘Yanlışı doğru, doğruyu yanlış zannetme halleri’ değil midir? Bu şekilde tanımlanmamış mıdır? Yanılmak ve de yanıltılmak insanoğlunun genlerinde vardır ve bir dürtüdür’ki nedamet hisleri ile boğuşmak yerine “yanıldım” deyip sıyrılmak isteği ve savunma sistemidir.

Oysa her yanılgımızı farkettiğimizde, anlamsız tuhaf bir gurur yapar başımızı güya asla öne eğmeyiz.. Hâlbuki içimizde fırtınalar kopar. Bence her yanılgının ardından tekrar tekrar hiç bıkmadan usanmadan nerede yanıldığını ve neden yanıldığını bulup yeniden denemek, yeniden başlamak cesaretini bulanı tebrik etmek lazım.

Peki bu yanılgılar kişinin salt duyguları mıdır? Hayır… Toplum da genel olarak yanılabilir hatta yanıltılabilir! Bu yanılgılarda karar vericilerin eserleri bidayetten beri çoktur. Karar verici hata yaparsa bireylerin bunu doğru kabullenmesi kaçınılmazdır.. Örneklemek gerekirse: Gücünü bilgi dağarcığının zenginliğinden, erdeminden emin, küfesinin bilgi ve tecrübe ile dolu olduğuna inandığınız/inandırıldığınız kişilerle yaptığınız fikri paylaşım ve çalışmalarda onlara inanır,güvenirsiniz.. Ama, icraatlarında yaptıkları basiretsizlikler, aldıkları kararlarda’ki  isabetsizlikler, öngörüsüz hatta yetersiz ve vasıfsız kişilerle yaptıkları işbirlikleri sonucu ortaya çıkan manzaralar size ‘ben çok yanılmışım’ dedirtebilir.. İşte bu kurumsal ve toplumsal yaygın bir yanılgıdır.

Ben bazı yanılgılarımı istemeden de olsa yaşadım ve bunları madalya gibi taşıyorum. Neden mi? Onlar benim öğreticim yol göstericim oldu.. “Yanılgı” ile “hata” kardeştir; ya kabul edersin yola devam dersin ya da kabul etmezsin olduğun yerde sayarsın... Şunu idrak edersin;  İnanmak istediğin kişiler zaaf içerisinde olabilir. Artık yanılmış olursun.. Bu yanılgıda sana ders olmuştur..Ücretini yıllarını harcayarak ödemiş, nedametini ise gülerek karşılamış olursun.. Sadece “değmezmiş!” demek bir savunma olur ancak ruhunda.

Şunu da unutmamak gerekir:  Eğer sil baştan başlama gücünü ele alıp götürebiliyorsanız; cesaretin var olduğu, korkaklığın yaşanmadığı noktadasınız demektir. Yılmamak var olmanın anahtarıdır..

Evet, bazen “yanılgı” yeni başlangıçların önünü açmaktır!

 

Doç. Dr. Kutluay YÜCE

Ankara Üniversitesi
Fen Fakültesi
Astronomi ve Uzay Bilimleri Bölümü
Öğretim Üyesi

Yorumlar
Adınız
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner4

banner9