Hakkı BALCI
Köşe Yazarı
Hakkı BALCI
 

HERKES ALMAYA MEYİLLİ, VERENİ YOK…

Geçtiğimiz yıl İstanbul’da yaşayan nesepten birisinin ölümü sonrası vuku bulan bir hadiseyi sizlerle paylaşmaya değer buldum… Yılbaşı akşamı yeğenlerimle, yemek sonrası mutfak muhabbeti esnasında geçmişi yâd edip hukukumuz bulunan bitmiş ömürlere ve geride bıraktıklarına dair hatırlatmalar yaparken dinlediğim bu hadise, bitmeye yüz tutmuş hasletlerimize ne çok ihtiyacımız olduğunun da göstergesi… Rutubet kokan evini boyatmaya parası olmayan bir delikanlının boya badanacı ustaya, ezile büzüle ‘param yok, parasız boyayabilir misin?’ Ricasına gani gönlüyle mukabele eden Abidin bey ‘kiminin parası kiminin duası’ der ve delikanlının düğünü öncesi boya badanasını meccanen yapar… ‘Ev ve düğün yapana Allah yardım eder…’ derler ya hani, sanırım gönül kokulu bu yardım atasözünün de tecellisiydi… Ve aradan yaklaşık 30 yıl geçer Abidin Bey 57 yaşında barsak kanseri hastalığı sonucuvefat eder… Aile mezar yeri arar bir türlü bulamaz… Ve son müracaat yeri Zeytinburnu mezarlıklar müdürlüğünden ‘Mezar yerimiz var’ cevabı alır sevinirler ancak bedelinin 7 bin TL civarında olduğunu duyduklarında el ayakbuz kesilir, tabiri caiz ise; yığılıp kalırlar…’ Taşı toprağı altın ya hani İstanbul’un… Mezar yerleri ise; altın değil kaşıkçının elması değerinde… Mezar yeri ücreti korkusu neredeyse ölüm korkusunun üstüne çıkmış durumda… 7 bin liralık mezar yeri ücretinin çaresizliği yüz ve hal dillerine vuran aile kendi arasında mütalaa eder ve Zeytinburnu Mezarlıklar Müdürü’ne defin kâğıdını sunarak ‘Bu kadar paramız yok daha ucuz bir yer yok mu? Diyerek medet umarlar… Müdür ‘Bu yasal bir uygulama, size diğer vatandaşlarımızdan farklı bir uygulama yapamayız…’ derken defin kâğıdından merhumun ismini okur ve sorar… ‘Cenazeniz boya badana işleri yapan Abidin ……’er mi?Der ve aldığı cevapla koltuğuna yaslanıp derin bir nefes alır… Bu duruma şaşıran çaresiz aileye “Rahmetli 30 yıl önce düğünüm öncesi; evimi ‘kiminin parası kiminin duası’ diyerek ücretsiz boyamıştı… Müsaade ederseniz mezar yeri ücretini ben ödemek istiyorum…’ der ve vefa borcunu ödemeyi taahhüt eder… Olayı dramatize etmeme adına, ailenin mutluluğunu tasvir etmek istemiyorum… 30 yıl öncesi ve sonrası sergilenen bu iki insanlık örneği belirttiğim üzere; bitmiş hasletlerimizin aşağı yukarı aynı jenerasyondan iki kişi arasında zuhur etmesi cidden manidar… Zira 90’lı yıllardan sonraki nesilde böylesi yardımlaşma duygularının cüz-i sayılarda olduğu kanaatindeyim… Bu vesile ile Abidin bey ve 1972 yılında Kasımpaşa’da vefat eden, Kulaksız Mezarlığında meftun ve bugün mezar yerini bile bilmediğim kardeşim Yusuf Balcı adına Rabb’ime rahmeti ve mağfireti için niyaz ediyorum… Hikâye kıvamında naklettiğim, geçtiğimiz yıl içerisinde yaşanan bu hadise gösteriyor ki; mutlak surette karşılığı olan iyiliklerle bezeli huzurlu, mutlu bir hayat idame ettirmek hepimizin elinde… Zira hepimizin verebileceği bir şeyleri mutlaka var… Kimimizin bitmeyecek ölçüde, kimimizin cebinde bölüşebilecek kadar parası, misafirini ağırlayabileceği evi, komşusunu hastaneye götürebileceği arabası, bölüşebileceği yemeği, rızkı için tarlasından kaldırdığı hasadından kurda kuşa bırakacağı yemi hâsılı verebileceği birçok şeyi var… Kimimizin de maddi bir varlığı yok ama verebileceği bir şeyleri mutlaka var; tebessümü, gönlü, saygısı, sevgisi, yardımlaşma duygusu… Yapısı gereği bunları da sergileyemiyorsa; selam verebilecek, nasılsınız, günaydın, iyi akşamlar, teşekkür ederim, özür dilerim, eline sağlık diyebilecek bir dili… Onu da başaramıyorsa başını aşağı yukarı sallayıp iyi niyetini hissettireceği bir eylem becerisi mutlaka vardır… Hem de bedava… Rabb’imin bahşettiği duygu ve uzuvları başkalarının iyiliği için kullanmaya ahdet yeter ki… Hülasası; İnsanın paylaşamayacağı şey çok azdır… Verebileceği şey ise; o kadar çoktur… Mesela; Özel günlerde dostlukları pekiştirme hatırlama ve hatırlatma adına birbirimize çeşitli yöntemlerle yaptığımız soyut kutlamalar, kalıpsal temennileri, reel eylemlerle taçlandırarak 2018 yılında huzuru bir nebze olsun yakalamak kendi elimizde… Mutlaka yapıyoruz ama 2018 yılını ‘Herkes, her gün, asgari bir kişiye iyilik yapma yılı’ olarak addetmemiz ve eyleme dökmemizin bitik hasletlerimizin yeşermesine vesile olacağı kanaatindeyim…  Sevgi ve hürmetlerimle… GÜNÜN SÖZÜ YAZININ ÖZÜ Hep bi özlem içimizde; Kimimiz eskiye hasret, kimimiz eksiğine... Kimi sevgiye, kimi sevgiliye hasret... Kimi beşiğine, kimi kefenine... Kimi doğduğu yere, kimi doğurduğuna hasret... Tamı yok artık dünyanın, ya çeyrek, ya da yarım bütün nefesleri... Biraz sevgi, biraz saygı ve huzur aslında özlenen... Heybeler dolu lakin... Herkes almaya meyilli, vereni yok...' [hb]
Ekleme Tarihi: 13 Kasım 2021 - Cumartesi

HERKES ALMAYA MEYİLLİ, VERENİ YOK…

Geçtiğimiz yıl İstanbul’da yaşayan nesepten birisinin ölümü sonrası vuku bulan bir hadiseyi sizlerle paylaşmaya değer buldum…

Yılbaşı akşamı yeğenlerimle, yemek sonrası mutfak muhabbeti esnasında geçmişi yâd edip hukukumuz bulunan bitmiş ömürlere ve geride bıraktıklarına dair hatırlatmalar yaparken dinlediğim bu hadise, bitmeye yüz tutmuş hasletlerimize ne çok ihtiyacımız olduğunun da göstergesi…

Rutubet kokan evini boyatmaya parası olmayan bir delikanlının boya badanacı ustaya, ezile büzüle ‘param yok, parasız boyayabilir misin?’ Ricasına gani gönlüyle mukabele eden Abidin bey ‘kiminin parası kiminin duası’ der ve delikanlının düğünü öncesi boya badanasını meccanen yapar…

‘Ev ve düğün yapana Allah yardım eder…’ derler ya hani, sanırım gönül kokulu bu yardım atasözünün de tecellisiydi…

Ve aradan yaklaşık 30 yıl geçer Abidin Bey 57 yaşında barsak kanseri hastalığı sonucuvefat eder…

Aile mezar yeri arar bir türlü bulamaz… Ve son müracaat yeri Zeytinburnu mezarlıklar müdürlüğünden ‘Mezar yerimiz var’ cevabı alır sevinirler ancak bedelinin 7 bin TL civarında olduğunu duyduklarında el ayakbuz kesilir, tabiri caiz ise; yığılıp kalırlar…’

Taşı toprağı altın ya hani İstanbul’un… Mezar yerleri ise; altın değil kaşıkçının elması değerinde… Mezar yeri ücreti korkusu neredeyse ölüm korkusunun üstüne çıkmış durumda…

7 bin liralık mezar yeri ücretinin çaresizliği yüz ve hal dillerine vuran aile kendi arasında mütalaa eder ve Zeytinburnu Mezarlıklar Müdürü’ne defin kâğıdını sunarak ‘Bu kadar paramız yok daha ucuz bir yer yok mu? Diyerek medet umarlar

Müdür ‘Bu yasal bir uygulama, size diğer vatandaşlarımızdan farklı bir uygulama yapamayız…’ derken defin kâğıdından merhumun ismini okur ve sorar…

‘Cenazeniz boya badana işleri yapan Abidin ……’er mi?Der ve aldığı cevapla koltuğuna yaslanıp derin bir nefes alır…

Bu duruma şaşıran çaresiz aileye “Rahmetli 30 yıl önce düğünüm öncesi; evimi ‘kiminin parası kiminin duası’ diyerek ücretsiz boyamıştı… Müsaade ederseniz mezar yeri ücretini ben ödemek istiyorum…’ der ve vefa borcunu ödemeyi taahhüt eder…

Olayı dramatize etmeme adına, ailenin mutluluğunu tasvir etmek istemiyorum…

30 yıl öncesi ve sonrası sergilenen bu iki insanlık örneği belirttiğim üzere; bitmiş hasletlerimizin aşağı yukarı aynı jenerasyondan iki kişi arasında zuhur etmesi cidden manidar

Zira 90’lı yıllardan sonraki nesilde böylesi yardımlaşma duygularının cüz-i sayılarda olduğu kanaatindeyim…

Bu vesile ile Abidin bey ve 1972 yılında Kasımpaşa’da vefat eden, Kulaksız Mezarlığında meftun ve bugün mezar yerini bile bilmediğim kardeşim Yusuf Balcı adına Rabb’ime rahmeti ve mağfireti için niyaz ediyorum…

Hikâye kıvamında naklettiğim, geçtiğimiz yıl içerisinde yaşanan bu hadise gösteriyor ki; mutlak surette karşılığı olan iyiliklerle bezeli huzurlu, mutlu bir hayat idame ettirmek hepimizin elinde

Zira hepimizin verebileceği bir şeyleri mutlaka var…

Kimimizin bitmeyecek ölçüde, kimimizin cebinde bölüşebilecek kadar parası, misafirini ağırlayabileceği evi, komşusunu hastaneye götürebileceği arabası, bölüşebileceği yemeği, rızkı için tarlasından kaldırdığı hasadından kurda kuşa bırakacağı yemi hâsılı verebileceği birçok şeyi var…

Kimimizin de maddi bir varlığı yok ama verebileceği bir şeyleri mutlaka var; tebessümü, gönlü, saygısı, sevgisi, yardımlaşma duygusu…

Yapısı gereği bunları da sergileyemiyorsa; selam verebilecek, nasılsınız, günaydın, iyi akşamlar, teşekkür ederim, özür dilerim, eline sağlık diyebilecek bir dili

Onu da başaramıyorsa başını aşağı yukarı sallayıp iyi niyetini hissettireceği bir eylem becerisi mutlaka vardır…

Hem de bedava… Rabb’imin bahşettiği duygu ve uzuvları başkalarının iyiliği için kullanmaya ahdet yeter ki…

Hülasası;

İnsanın paylaşamayacağı şey çok azdır…

Verebileceği şey ise; o kadar çoktur…

Mesela;

Özel günlerde dostlukları pekiştirme hatırlama ve hatırlatma adına birbirimize çeşitli yöntemlerle yaptığımız soyut kutlamalar, kalıpsal temennileri, reel eylemlerle taçlandırarak 2018 yılında huzuru bir nebze olsun yakalamak kendi elimizde…

Mutlaka yapıyoruz ama 2018 yılını ‘Herkes, her gün, asgari bir kişiye iyilik yapma yılı’ olarak addetmemiz ve eyleme dökmemizin bitik hasletlerimizin yeşermesine vesile olacağı kanaatindeyim…

 Sevgi ve hürmetlerimle…

GÜNÜN SÖZÜ YAZININ ÖZÜ

Hep bi özlem içimizde;

Kimimiz eskiye hasret, kimimiz eksiğine...

Kimi sevgiye, kimi sevgiliye hasret...

Kimi beşiğine, kimi kefenine...

Kimi doğduğu yere, kimi doğurduğuna hasret...

Tamı yok artık dünyanın, ya çeyrek, ya da yarım bütün nefesleri...

Biraz sevgi, biraz saygı ve huzur aslında özlenen...

Heybeler dolu lakin...

Herkes almaya meyilli, vereni yok...' [hb]

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve toroslargazetesi.com.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.