Hakkı BALCI
Köşe Yazarı
Hakkı BALCI
 

HERKES SAHİPLENMELİ…

Alüminyum tesislerinin 2005 yılında özelleştirilmesi ile sıcak para akarı azalan ve standartları düşen Seydişehir’in bu manada açığını kapatacak olan tak cazibe bana göre kaplıca turizmidir… Yaklaşık 17 yıldır sürüncemede kalması ucuz hesaplara heba edilmiş olması büyük bir talihsizlikti… Geriye dönüş olmadığına göre önümüze bakıp Sıcak para girdisi ve kan ağlayan esnafa yeni bir soluk olması açısından termal tesislerin bir an önce hizmete girmesi için konuyu canlı tutmanın gereğine inanıyorum… Önemsiyorum çünkü; En geç 2 yıl içerisinde devasa tesislerin çığ gibi büyüyerek ülkemizin en önemli kaplıca bölgesi olacağına inanıyorum… Karadeniz’in, Anadolu’nun Akdeniz’e açılan kapısı Seydişehir’imiz dünyanın yüzde 5’lik kısmında jeotermal kaynak bulunduran şanslı bölgelerinden birisi… Bu cazibeyi iyi kullanmak gerekir ancak bu gelişme sadece belediye ve resmi görevlilerin gayretine bırakılmamalıdır… Seydişehir’de toplumun bütün katmanları, Sivil Toplum Kuruluşları, Siyasi Parti temsilcileri duydukları ile kalmayıp sorgulayarak, ivme kazandıracak takipçi rolü oynamalıdır… Ateş Halkasıolarak adlandırılan bu kuşak üzerinde yer alan İlçemizde jeotermal yatırımların önünün bir an önce açılması için, jeotermal turizmi sayesinde ilçe profilinin değişimine herkes katkıda bulunmalı, sorumluluk hissetmeli, birey birey sahip çıkmalıdır… Hiç kimse kendisini kurum yada birey olarak neticeye göre konumlandırıp seyirci kalmamalıdır… Önemsiyorum çünkü; Temin edilen şifalı su içilebilir olması dolayısı ile Balneolojik içme kürlerinde; mide ve bağırsak hastalıkları, ülser, gut hastalığı, böbrek ve idrar yolu, taşlarının önlenmesi, iltihapların tedavisinde… Banyo kürlerinde;Cilt hastalıkları,( Sedef, sivilce, egzama) romatizmal rahatsızlıklar, (Eklem kireçlenmesi, eklem hastalıkları, bel boyun ağrıları… Koruyucu kaplıca kürlerinde ise; Sağlıklı yaşlanma, anti yaşlanma, çağın hastalıkları strese karşı anti stres kürleri, anti obezite kürleri gibi bir çok hastalığın tedavisinde ve koruyucu kür programları için son derece değerli özelliklere sahiptir… Suyun derecesi ise jeotermal tesislerde ki ideal derece de olması cazip kılan önemli diğer özelliklerinden… Bu cazibelerle birlikte jeotermal seracılık için son derece elverişli olan su kaynağımız ülkemizde tercih edilen tesis olma hüviyeti kazanacak… Heyecan yapıyorum zira jeotermal turizmini leblebi ve alüminyumun arkasından üçüncü kalkınma hamlemiz olarak görüyorum… Konuya dair onlarca kez yazdım neticeleninceye kadar da defalarca güncellik kazandırmaya devam edeceğim… İlk etapta projesi tamamlanan ve Seydişehir Belediyesinin öz kaynakları ile yapılacak olan tesislerde; bay ve bayan olmak üzere havuzlar, saunalar, Türk hamamları, jakuziler, çocuk havuzları, çocuk oyun alanları, gezi alanları ile cazibe merkezi olacak… Çarşı ve diğer alışveriş bantlarında bulunan esnaf profilleri tamamen değişerek ilçemize özgü hediyelik eşyalar, şekerlemeler ve hatta leblebicilik yeni bir ivme kazanarak jeotermal turizmin bütün getirilerini kazandıracak… Hülasası; Bu gelişme sadece Seydişehir belediyesinin gayretlerine bırakılmamalı ve herkes sahiplenmelidir… Sorgulamalı, yeni projeler sunulmalı, eleştirilmeli, ilgililerin hevesi kırılmadan yapıcı destekler verilmelidir… Belediye yetkilileri de eleştiri kapısını açık tutup jeotermal tesislerin tanıtımını sadece ilçe merkezli değil vilayet ve ülke kapsamında değerlendirmeli ve sunmalıdır… Özellikle STK’larımız ve Siyasi Parti temsilcilerimiz heyetler halinde giderek Belediye Başkanı Mehmet Tutal ve ilgili birimlerden bilgiler alıp sıcaklığını sürekli tutmaları gerekir… Tesis maddi anlamda belediyemizin olabilir ama kazanımları hepimizin olacaktır… Dolayısı ile hepimizin sahiplenmesi ve çorbada tuzu olması sahiplenme duygumuzun gelişmesine de vesile olacaktır… Bu vesile ile 17 yıldır Seydişehir gündeminden düşmeyen ancak bir türlü de gerçekleşmeyen jeotermal turizminin hayata geçirilmesinde emeği geçen herkese kalbi teşekkürümü ediyorum… Rabbim emeğinizi yağlı etsin… GÜNÜN SÖZÜ YAZININ ÖZÜ ‘Arzu varsa çözümde vardır…’ Anonim
Ekleme Tarihi: 13 Kasım 2021 - Cumartesi

HERKES SAHİPLENMELİ…

Alüminyum tesislerinin 2005 yılında özelleştirilmesi ile sıcak para akarı azalan ve standartları düşen Seydişehir’in bu manada açığını kapatacak olan tak cazibe bana göre kaplıca turizmidir… Yaklaşık 17 yıldır sürüncemede kalması ucuz hesaplara heba edilmiş olması büyük bir talihsizlikti… Geriye dönüş olmadığına göre önümüze bakıp Sıcak para girdisi ve kan ağlayan esnafa yeni bir soluk olması açısından termal tesislerin bir an önce hizmete girmesi için konuyu canlı tutmanın gereğine inanıyorum…

Önemsiyorum çünkü;

En geç 2 yıl içerisinde devasa tesislerin çığ gibi büyüyerek ülkemizin en önemli kaplıca bölgesi olacağına inanıyorum… Karadeniz’in, Anadolu’nun Akdeniz’e açılan kapısı Seydişehir’imiz dünyanın yüzde 5’lik kısmında jeotermal kaynak bulunduran şanslı bölgelerinden birisi…

Bu cazibeyi iyi kullanmak gerekir ancak bu gelişme sadece belediye ve resmi görevlilerin gayretine bırakılmamalıdır… Seydişehir’de toplumun bütün katmanları, Sivil Toplum Kuruluşları, Siyasi Parti temsilcileri duydukları ile kalmayıp sorgulayarak, ivme kazandıracak takipçi rolü oynamalıdır…

Ateş Halkasıolarak adlandırılan bu kuşak üzerinde yer alan İlçemizde jeotermal yatırımların önünün bir an önce açılması için, jeotermal turizmi sayesinde ilçe profilinin değişimine herkes katkıda bulunmalı, sorumluluk hissetmeli, birey birey sahip çıkmalıdır… Hiç kimse kendisini kurum yada birey olarak neticeye göre konumlandırıp seyirci kalmamalıdır…

Önemsiyorum çünkü;

Temin edilen şifalı su içilebilir olması dolayısı ile Balneolojik içme kürlerinde; mide ve bağırsak hastalıkları, ülser, gut hastalığı, böbrek ve idrar yolu, taşlarının önlenmesi, iltihapların tedavisinde…

Banyo kürlerinde;Cilt hastalıkları,( Sedef, sivilce, egzama) romatizmal rahatsızlıklar, (Eklem kireçlenmesi, eklem hastalıkları, bel boyun ağrıları…

Koruyucu kaplıca kürlerinde ise; Sağlıklı yaşlanma, anti yaşlanma, çağın hastalıkları strese karşı anti stres kürleri, anti obezite kürleri gibi bir çok hastalığın tedavisinde ve koruyucu kür programları için son derece değerli özelliklere sahiptir… Suyun derecesi ise jeotermal tesislerde ki ideal derece de olması cazip kılan önemli diğer özelliklerinden…

Bu cazibelerle birlikte jeotermal seracılık için son derece elverişli olan su kaynağımız ülkemizde tercih edilen tesis olma hüviyeti kazanacak… Heyecan yapıyorum zira jeotermal turizmini leblebi ve alüminyumun arkasından üçüncü kalkınma hamlemiz olarak görüyorum… Konuya dair onlarca kez yazdım neticeleninceye kadar da defalarca güncellik kazandırmaya devam edeceğim…

İlk etapta projesi tamamlanan ve Seydişehir Belediyesinin öz kaynakları ile yapılacak olan tesislerde; bay ve bayan olmak üzere havuzlar, saunalar, Türk hamamları, jakuziler, çocuk havuzları, çocuk oyun alanları, gezi alanları ile cazibe merkezi olacak…

Çarşı ve diğer alışveriş bantlarında bulunan esnaf profilleri tamamen değişerek ilçemize özgü hediyelik eşyalar, şekerlemeler ve hatta leblebicilik yeni bir ivme kazanarak jeotermal turizmin bütün getirilerini kazandıracak…

Hülasası;

Bu gelişme sadece Seydişehir belediyesinin gayretlerine bırakılmamalı ve herkes sahiplenmelidir… Sorgulamalı, yeni projeler sunulmalı, eleştirilmeli, ilgililerin hevesi kırılmadan yapıcı destekler verilmelidir…

Belediye yetkilileri de eleştiri kapısını açık tutup jeotermal tesislerin tanıtımını sadece ilçe merkezli değil vilayet ve ülke kapsamında değerlendirmeli ve sunmalıdır…

Özellikle STK’larımız ve Siyasi Parti temsilcilerimiz heyetler halinde giderek Belediye Başkanı Mehmet Tutal ve ilgili birimlerden bilgiler alıp sıcaklığını sürekli tutmaları gerekir…

Tesis maddi anlamda belediyemizin olabilir ama kazanımları hepimizin olacaktır… Dolayısı ile hepimizin sahiplenmesi ve çorbada tuzu olması sahiplenme duygumuzun gelişmesine de vesile olacaktır…

Bu vesile ile 17 yıldır Seydişehir gündeminden düşmeyen ancak bir türlü de gerçekleşmeyen jeotermal turizminin hayata geçirilmesinde emeği geçen herkese kalbi teşekkürümü ediyorum…

Rabbim emeğinizi yağlı etsin…

GÜNÜN SÖZÜ YAZININ ÖZÜ

‘Arzu varsa çözümde vardır…’ Anonim

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve toroslargazetesi.com.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.