(İHA) - İhlas Haber Ajansı | Haber Girişi: 13.02.2021 - 10:26, Güncelleme: 13.02.2021 - 10:26

Bir Yörük İyiliğe Nasıl Mukabele Eder?

 

Bir Yörük İyiliğe Nasıl Mukabele Eder?

Tarihçi Ercan Arslan’ın Araştırma yazısı
<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Seydişehir&rsquo;in &ouml;nemli değerlerinden, &ccedil;ok y&ouml;nl&uuml; bir isim R&uuml;şt&uuml; Ergen&rsquo;in Konya&rsquo;da yayınlanan Sel&ccedil;uk Gazetesi&rsquo;nin&nbsp; 8 Mayıs 1946 tarihli n&uuml;shasında &ldquo;Y&ouml;r&uuml;kler Arasında Ge&ccedil;en G&uuml;nler&rdquo; yazı dizisi altında kaleme aldığı &ldquo;Bir Y&ouml;r&uuml;k İyiliğe Nasıl Mukabele Eder?&rdquo; başlıklı yazısını sizlerle paylaşıyorum:</span></span></p> <p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">&ldquo;&Ccedil;ocukluk hatıralarım arasında bir y&ouml;r&uuml;k Ayşe Nine vardır. İlkbaharda Seydişehir dağlarına g&ouml;&ccedil; eden Boz Ahmetli obasından olan bu dul kadın, babamın ke&ccedil;i yarıcısı (ortağı) idi. Her Pazar g&uuml;n&uuml; şehre gelen Ayşe Nine bize uğrar ve &ccedil;ocuklara armağan olarak cibcik sakız (ot k&ouml;k&uuml;nden &ccedil;ıkan bir madde olup jikle gibi olur) getirirdi. Onun i&ccedil;in kardeşlerimle beraber pazarı iple &ccedil;ekerdik.</span></span></p> <p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Seneler sonra Umumi Harp (I.D&uuml;nya Savaşı, Seferberlik) ilan edildi. Bir bahar y&ouml;r&uuml;kler geldi. Ayşe Nine gelmedi. Meğer evinin hem erkek ve hem kadını olan bu &ccedil;alışkan kadını sehilde (Antalya ilinde kışladıkları yere bu adı verirler. Sahilden muhaffef) Aşkıyalar dağa kaldırmışlar. Her zaman yanında taşıdığı parasını almışlar. Aşkıyaya karşı koymuş, &ouml;ld&uuml;rm&uuml;şler. Beş on g&uuml;n sonra &ouml;l&uuml;s&uuml; bir &ccedil;am altında bulunmuştur. Ayşe Nine&rsquo;nin yerine oğlu Sarı Ahmet kaim oldu. Babamın &ouml;l&uuml;m&uuml;nden sonra ben de Sarı Ahmet&rsquo;le yıllarca yarıcılık ettim. Bir sonbahar y&ouml;r&uuml;kler sehile g&ouml;&ccedil; ederlerken Sarı Ahmet geldi ve dedi ki: Ağam ke&ccedil;ilerini getirdim. Teslim al. Ben yarıcılık etmeyeceğim. Kışın sehil havasına alışmış ke&ccedil;ilerimin kar &ccedil;ok d&uuml;şen Seydişehir&rsquo;de kışlaması tamamen &ouml;lmeleri demek olacağından vaziyete &ccedil;ok m&uuml;teessir oldum. Birbirimizden&nbsp; memnun idik.Yek diğerimizi hi&ccedil; kırmadık.Senelerce gelirini elinden alacak bor&ccedil;lu da değildi. Hepsini Ahmet Ağa&rsquo;ya anlattım ve g&ouml;&ccedil; zamanı ke&ccedil;ilerimi y&uuml;z &uuml;st&uuml; bırakarak gitmesinin yarıcılık t&uuml;resine uymayacağını da s&ouml;yledim. S&ouml;z k&acirc;r etmiyor. Yalnız i&ccedil;ini &ccedil;ekerek ;Ağam ben senden yerden g&ouml;ke kadar memnunum Ah! Ne yapayım diyordu.</span></span></p> <p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bizzarure ayrıldık. Ke&ccedil;ilerimi teslim aldım. Ahmet Ağa da sehile gitti. İkinci sene y&ouml;r&uuml;kler ilkbaharda tekrar geldiler. Ahmet Ağa ziyaretime geldi. Konuşurken işini sordum. Sehilde bilmeyerek bir senede kefil diye parmak basmıştım. Sonradan aklım başıma geldi ama iş işten ge&ccedil;ti. T&uuml;ccar senedi geri verir mi? Sehilde icra geldi. Her şeyimi sattılar. Bir &ccedil;adır iki deve kaldı. Senin ke&ccedil;iler olsa onlarda satılacaktı. Sonra ben ne yapardım. A!! Ahmet senin mallar gittikten sonra&nbsp; benim yetmiş ke&ccedil;i gitmiş ne &ccedil;ıkar. &Ouml;yle değil ağam; Hukuk var hukuk şimdi benim neyimi alacaktın? -Şimdi ne yapıyorsun?...Başkasının ke&ccedil;ilerine &ccedil;obanım. Amma sana karşı alnım ak dedi (Sel&ccedil;uk, 8 Mayıs 1946,Yıl 1, Sayı 52,sayfa 3).&rdquo;</span></span></p> <p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">İncelediğimiz bu yazı d&ouml;nemin Seydişehir&rsquo;i ve dağlarına g&ouml;&ccedil;&uuml;p gelen y&ouml;r&uuml;kler arasındaki bağı g&ouml;stermesi bakımından &ccedil;ok &ouml;nemlidir. Bir devrin panoramasını bizlere sunan R&uuml;şt&uuml; Ergen yerleşik k&uuml;lt&uuml;r&uuml;n g&ouml;&ccedil;ebe k&uuml;lt&uuml;rle ne denli kaynaştığını, sosyolojik tahlillerle ortaya koyuyor. Umumi Harpte katledilen Y&ouml;r&uuml;k Ayşe Nine, Boz Ahmetli Y&ouml;r&uuml;kleri, Sarı Ahmet Ağa ve nesilden nesile aktarılan yarıcılık t&ouml;resi &ldquo;Bir Y&ouml;r&uuml;k İyiliğe Nasıl Mukabele Eder?&rdquo; sorusuyla ortaya konuluyor. (Boz Ahmetli Y&ouml;r&uuml;klerinin Seydişehir yakınlarında konakladığı &uuml;&ccedil; b&uuml;y&uuml;k yayla vardır. Bunlar Kuyucak, K&uuml;pe ve Maden yaylalarıdır. Kuyucak Yaylası; At yatağı kapısı, Buzlu kapı, Goca kapı, Şimşir Taşı, Eşek (Eşik) &Ccedil;ukuru, G&ouml;l yeri, Kervan yolu, Galevet arasında kalan b&ouml;lgedir. K&uuml;pe Yaylası; Zencirli/Halkalı, Karafilli, Kurtlu kar deliği, &Ccedil;orba Gediği, Yellice, K&ouml;r&uuml;kl&uuml;k/Gerli ağa&ccedil;, Buzlu, Sıraişamlar, Ortayurt, Eğrikar gedikleri ile &ccedil;evrili alandır. Maden Yaylası ise; Maden,Sulusay, İkimezer, İledinlig&ouml;zet , Beşişam, Akoluk G&ouml;r&uuml;nd&uuml;ğ&uuml;, Kiremitli, Medrese,Kış yatağı,Fatmakatı,&Ccedil;eltek,Eğrikar,S&uuml;mb&uuml;l,Buzlu,Boz,Garıbeleni,Tekneli,K&ouml;m&uuml;ryandığı,&Ccedil;anyittiği,Sağırlı,Ortayurt,G&uuml;ll&uuml; yalak, G&uuml;vercinlik/Buzini oluşturmaktadır. Bozahmetli Y&ouml;r&uuml;klerinin bir kısmı g&uuml;n&uuml;m&uuml;zde Seydişehir&rsquo;in dokuz Mahallesinde yerleşik olarak yaşamlarını devam ettirmekteler. H&uuml;seyin Acır, Bozahmetli Y&ouml;r&uuml;kleri,Ankara 2020,s.39).</span></span></p> <p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">&nbsp;&nbsp;Yakın ge&ccedil;mişimizin birer g&uuml;nl&uuml;ğ&uuml; mesabesindeki yazıları i&ccedil;in &Ouml;ğretmen Hasan R&uuml;şt&uuml; Ergen&rsquo;e ne kadar teşekk&uuml;r etsek azdır</span></span><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">.</span></span></p> <p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><img alt="" src="http://www.toroslargazetesi.com.tr/resimler/images/belge1.JPG" style="height:738px; width:573px" />&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; (Araştırmacı Tarih&ccedil;i Ercan Arslan)</span></span></p> <p style="text-align:justify">&nbsp;</p>
Tarihçi Ercan Arslan’ın Araştırma yazısı
<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Seydişehir&rsquo;in &ouml;nemli değerlerinden, &ccedil;ok y&ouml;nl&uuml; bir isim R&uuml;şt&uuml; Ergen&rsquo;in Konya&rsquo;da yayınlanan Sel&ccedil;uk Gazetesi&rsquo;nin&nbsp; 8 Mayıs 1946 tarihli n&uuml;shasında &ldquo;Y&ouml;r&uuml;kler Arasında Ge&ccedil;en G&uuml;nler&rdquo; yazı dizisi altında kaleme aldığı &ldquo;Bir Y&ouml;r&uuml;k İyiliğe Nasıl Mukabele Eder?&rdquo; başlıklı yazısını sizlerle paylaşıyorum:</span></span></p> <p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">&ldquo;&Ccedil;ocukluk hatıralarım arasında bir y&ouml;r&uuml;k Ayşe Nine vardır. İlkbaharda Seydişehir dağlarına g&ouml;&ccedil; eden Boz Ahmetli obasından olan bu dul kadın, babamın ke&ccedil;i yarıcısı (ortağı) idi. Her Pazar g&uuml;n&uuml; şehre gelen Ayşe Nine bize uğrar ve &ccedil;ocuklara armağan olarak cibcik sakız (ot k&ouml;k&uuml;nden &ccedil;ıkan bir madde olup jikle gibi olur) getirirdi. Onun i&ccedil;in kardeşlerimle beraber pazarı iple &ccedil;ekerdik.</span></span></p> <p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Seneler sonra Umumi Harp (I.D&uuml;nya Savaşı, Seferberlik) ilan edildi. Bir bahar y&ouml;r&uuml;kler geldi. Ayşe Nine gelmedi. Meğer evinin hem erkek ve hem kadını olan bu &ccedil;alışkan kadını sehilde (Antalya ilinde kışladıkları yere bu adı verirler. Sahilden muhaffef) Aşkıyalar dağa kaldırmışlar. Her zaman yanında taşıdığı parasını almışlar. Aşkıyaya karşı koymuş, &ouml;ld&uuml;rm&uuml;şler. Beş on g&uuml;n sonra &ouml;l&uuml;s&uuml; bir &ccedil;am altında bulunmuştur. Ayşe Nine&rsquo;nin yerine oğlu Sarı Ahmet kaim oldu. Babamın &ouml;l&uuml;m&uuml;nden sonra ben de Sarı Ahmet&rsquo;le yıllarca yarıcılık ettim. Bir sonbahar y&ouml;r&uuml;kler sehile g&ouml;&ccedil; ederlerken Sarı Ahmet geldi ve dedi ki: Ağam ke&ccedil;ilerini getirdim. Teslim al. Ben yarıcılık etmeyeceğim. Kışın sehil havasına alışmış ke&ccedil;ilerimin kar &ccedil;ok d&uuml;şen Seydişehir&rsquo;de kışlaması tamamen &ouml;lmeleri demek olacağından vaziyete &ccedil;ok m&uuml;teessir oldum. Birbirimizden&nbsp; memnun idik.Yek diğerimizi hi&ccedil; kırmadık.Senelerce gelirini elinden alacak bor&ccedil;lu da değildi. Hepsini Ahmet Ağa&rsquo;ya anlattım ve g&ouml;&ccedil; zamanı ke&ccedil;ilerimi y&uuml;z &uuml;st&uuml; bırakarak gitmesinin yarıcılık t&uuml;resine uymayacağını da s&ouml;yledim. S&ouml;z k&acirc;r etmiyor. Yalnız i&ccedil;ini &ccedil;ekerek ;Ağam ben senden yerden g&ouml;ke kadar memnunum Ah! Ne yapayım diyordu.</span></span></p> <p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bizzarure ayrıldık. Ke&ccedil;ilerimi teslim aldım. Ahmet Ağa da sehile gitti. İkinci sene y&ouml;r&uuml;kler ilkbaharda tekrar geldiler. Ahmet Ağa ziyaretime geldi. Konuşurken işini sordum. Sehilde bilmeyerek bir senede kefil diye parmak basmıştım. Sonradan aklım başıma geldi ama iş işten ge&ccedil;ti. T&uuml;ccar senedi geri verir mi? Sehilde icra geldi. Her şeyimi sattılar. Bir &ccedil;adır iki deve kaldı. Senin ke&ccedil;iler olsa onlarda satılacaktı. Sonra ben ne yapardım. A!! Ahmet senin mallar gittikten sonra&nbsp; benim yetmiş ke&ccedil;i gitmiş ne &ccedil;ıkar. &Ouml;yle değil ağam; Hukuk var hukuk şimdi benim neyimi alacaktın? -Şimdi ne yapıyorsun?...Başkasının ke&ccedil;ilerine &ccedil;obanım. Amma sana karşı alnım ak dedi (Sel&ccedil;uk, 8 Mayıs 1946,Yıl 1, Sayı 52,sayfa 3).&rdquo;</span></span></p> <p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">İncelediğimiz bu yazı d&ouml;nemin Seydişehir&rsquo;i ve dağlarına g&ouml;&ccedil;&uuml;p gelen y&ouml;r&uuml;kler arasındaki bağı g&ouml;stermesi bakımından &ccedil;ok &ouml;nemlidir. Bir devrin panoramasını bizlere sunan R&uuml;şt&uuml; Ergen yerleşik k&uuml;lt&uuml;r&uuml;n g&ouml;&ccedil;ebe k&uuml;lt&uuml;rle ne denli kaynaştığını, sosyolojik tahlillerle ortaya koyuyor. Umumi Harpte katledilen Y&ouml;r&uuml;k Ayşe Nine, Boz Ahmetli Y&ouml;r&uuml;kleri, Sarı Ahmet Ağa ve nesilden nesile aktarılan yarıcılık t&ouml;resi &ldquo;Bir Y&ouml;r&uuml;k İyiliğe Nasıl Mukabele Eder?&rdquo; sorusuyla ortaya konuluyor. (Boz Ahmetli Y&ouml;r&uuml;klerinin Seydişehir yakınlarında konakladığı &uuml;&ccedil; b&uuml;y&uuml;k yayla vardır. Bunlar Kuyucak, K&uuml;pe ve Maden yaylalarıdır. Kuyucak Yaylası; At yatağı kapısı, Buzlu kapı, Goca kapı, Şimşir Taşı, Eşek (Eşik) &Ccedil;ukuru, G&ouml;l yeri, Kervan yolu, Galevet arasında kalan b&ouml;lgedir. K&uuml;pe Yaylası; Zencirli/Halkalı, Karafilli, Kurtlu kar deliği, &Ccedil;orba Gediği, Yellice, K&ouml;r&uuml;kl&uuml;k/Gerli ağa&ccedil;, Buzlu, Sıraişamlar, Ortayurt, Eğrikar gedikleri ile &ccedil;evrili alandır. Maden Yaylası ise; Maden,Sulusay, İkimezer, İledinlig&ouml;zet , Beşişam, Akoluk G&ouml;r&uuml;nd&uuml;ğ&uuml;, Kiremitli, Medrese,Kış yatağı,Fatmakatı,&Ccedil;eltek,Eğrikar,S&uuml;mb&uuml;l,Buzlu,Boz,Garıbeleni,Tekneli,K&ouml;m&uuml;ryandığı,&Ccedil;anyittiği,Sağırlı,Ortayurt,G&uuml;ll&uuml; yalak, G&uuml;vercinlik/Buzini oluşturmaktadır. Bozahmetli Y&ouml;r&uuml;klerinin bir kısmı g&uuml;n&uuml;m&uuml;zde Seydişehir&rsquo;in dokuz Mahallesinde yerleşik olarak yaşamlarını devam ettirmekteler. H&uuml;seyin Acır, Bozahmetli Y&ouml;r&uuml;kleri,Ankara 2020,s.39).</span></span></p> <p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">&nbsp;&nbsp;Yakın ge&ccedil;mişimizin birer g&uuml;nl&uuml;ğ&uuml; mesabesindeki yazıları i&ccedil;in &Ouml;ğretmen Hasan R&uuml;şt&uuml; Ergen&rsquo;e ne kadar teşekk&uuml;r etsek azdır</span></span><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">.</span></span></p> <p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><img alt="" src="http://www.toroslargazetesi.com.tr/resimler/images/belge1.JPG" style="height:738px; width:573px" />&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; (Araştırmacı Tarih&ccedil;i Ercan Arslan)</span></span></p> <p style="text-align:justify">&nbsp;</p>
Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve toroslargazetesi.com.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.