SEYDİŞEHİR’DE TARİHİ TAŞLAR TESCİLLENMELİ!

Türkiye (STG) - SEYDİŞEHİR TOROSLAR GAZETESİ | 16.10.2026 - 10:57, Güncelleme: 16.10.2026 - 10:57
 

SEYDİŞEHİR’DE TARİHİ TAŞLAR TESCİLLENMELİ!

SEYDİŞEHİR’DE TARİHİ TAŞLAR TESCİLLENMELİ!

Asartepe’den götürülen tarihî taşlar kaybolmadan koruma altına alınmalı Seydişehir, sahip olduğu tarihî ve kültürel değerleriyle aslında büyük bir açık hava müzesidir. Ancak ne yazık ki bu zenginliğin ne kadar farkındayız? Geçmişten günümüze ulaşan tarihî eserlerimizin korunması, gelecek kuşaklara aktarılması için yeterli çalışmayı yapabiliyor muyuz? İşte bugün dikkat çekmek istediğim konu, Seydişehir’in Kızılca, Kavak ve Yeniceköy çevresinde bulunan yapılarda kullanılan tarihî taşlar… Arkeologlar Prof Dr Hasan Bahar,  Nebibe  Yıldız Ölçelik’in ortaya koyduğu bilgi ve belgeler, bu konuda hepimizi düşündürmesi gereken önemli bir gerçeği gündeme getiriyor. Asartepe’den, yörede Asar olarak bilinen tarihî alandan götürülen taşların, Kızılcaköy, Kavak ve Yeniceköy’deki birçok yapının duvarlarında kullanıldığı belirtiliyor. Bu taşlar sıradan yapı malzemeleri olarak görülmemeli. Çünkü her birinin geçmişten gelen bir hikâyesi, ait olduğu döneme ilişkin taşıdığı tarihî bir değeri olabilir. Bir zamanlar eski yerleşimlerin ve tarihî yapıların parçası olan bu taşlar, bugün köylerimizdeki evlerin ve diğer yapıların duvarlarında karşımıza çıkıyor. Peki, bu taşların tarihî değeri araştırıldı mı? Tescilleri yapıldı mı? Koruma altına alınmaları için bugüne kadar hangi adımlar atıldı? Bu soruların cevaplarını aramak zorundayız. Kızılca, Kavak ve Yeniceköy’deki yapıların duvarlarında kullanılan bu taşlar, geçmişle bugün arasında kurulmuş bir köprü gibidir. Ancak bu köprünün korunabilmesi için öncelikle taşların hangi döneme ait olduğunun, nereden getirildiğinin ve tarihî açıdan ne ifade ettiğinin uzmanlar tarafından araştırılması gerekiyor. Taşların tarihî niteliği bilimsel çalışmalarla ortaya konulmalı; gerekli görülenler ilgili kurumlar tarafından tescillenerek koruma altına alınmalıdır. Uzman ekipler bölgede inceleme yapmalı, tarihî taşların bulunduğu yapılar belirlenmeli ve kayıt altına alınmalıdır. Böylece hem taşların geçmişi aydınlatılabilir hem de ileride yapılabilecek tahribatların önüne geçilebilir. Elbette bu çalışmalar yapılırken köylerde yaşayan vatandaşlarımızın mülkiyet hakları da gözetilmeli; koruma süreci, ilgili mevzuat çerçevesinde ve vatandaşlarla iş birliği içerisinde yürütülmelidir. Asartepe’den götürüldüğü belirtilen tarihî taşlar da bu zenginliğin önemli bir parçası olabilir. Bugün bu taşlar köylerimizdeki yapıların duvarlarında duruyor olabilir. Yarın ise bir yapının yıkılması, yenilenmesi veya taşların başka bir yere taşınmasıyla izleri kaybolabilir. Bu nedenle yapılması gereken, zaman kaybetmeden araştırma ve belgeleme çalışmalarını başlatmaktır. Tarihî eserleri korumak, yalnızca eski binaları ayakta tutmak değildir. Geçmişimizin izlerini, kültürel kimliğimizi ve bizden sonraki kuşaklara bırakacağımız mirası korumaktır. Seydişehir’in tarihine sahip çıkmak istiyorsak, önce gözümüzün önündeki değerleri görmeliyiz. Kızılca, Kavak ve Yeniceköy’deki yapılarda kullanılan tarihî taşlar araştırılmalı, belgelenmeli ve tarihî nitelikleri tespit edilenler tescillenerek koruma altına alınmalıdır. Yetkililere çağrımızdır: Asartepe’nin taşları sessizce kaybolmadan bu tarihî mirasa sahip çıkalım. Çünkü tarih, yalnızca kitaplarda yazanlardan ibaret değildir. Bazen bir köy evinin duvarında, bazen toprağın altında, bazen de kimsenin fark etmediği bir taşın üzerinde yaşamaya devam eder.
SEYDİŞEHİR’DE TARİHİ TAŞLAR TESCİLLENMELİ!


Asartepe’den götürülen tarihî taşlar kaybolmadan koruma altına alınmalı
Seydişehir, sahip olduğu tarihî ve kültürel değerleriyle aslında büyük bir açık hava müzesidir. Ancak ne yazık ki bu zenginliğin ne kadar farkındayız? Geçmişten günümüze ulaşan tarihî eserlerimizin korunması, gelecek kuşaklara aktarılması için yeterli çalışmayı yapabiliyor muyuz?
İşte bugün dikkat çekmek istediğim konu, Seydişehir’in Kızılca, Kavak ve Yeniceköy çevresinde bulunan yapılarda kullanılan tarihî taşlar…
Arkeologlar Prof Dr Hasan Bahar,  Nebibe  Yıldız Ölçelik’in ortaya koyduğu bilgi ve belgeler, bu konuda hepimizi düşündürmesi gereken önemli bir gerçeği gündeme getiriyor. Asartepe’den, yörede Asar olarak bilinen tarihî alandan götürülen taşların, Kızılcaköy, Kavak ve Yeniceköy’deki birçok yapının duvarlarında kullanıldığı belirtiliyor.
Bu taşlar sıradan yapı malzemeleri olarak görülmemeli. Çünkü her birinin geçmişten gelen bir hikâyesi, ait olduğu döneme ilişkin taşıdığı tarihî bir değeri olabilir. Bir zamanlar eski yerleşimlerin ve tarihî yapıların parçası olan bu taşlar, bugün köylerimizdeki evlerin ve diğer yapıların duvarlarında karşımıza çıkıyor.
Peki, bu taşların tarihî değeri araştırıldı mı? Tescilleri yapıldı mı? Koruma altına alınmaları için bugüne kadar hangi adımlar atıldı?
Bu soruların cevaplarını aramak zorundayız.

Kızılca, Kavak ve Yeniceköy’deki yapıların duvarlarında kullanılan bu taşlar, geçmişle bugün arasında kurulmuş bir köprü gibidir. Ancak bu köprünün korunabilmesi için öncelikle taşların hangi döneme ait olduğunun, nereden getirildiğinin ve tarihî açıdan ne ifade ettiğinin uzmanlar tarafından araştırılması gerekiyor.
Taşların tarihî niteliği bilimsel çalışmalarla ortaya konulmalı; gerekli görülenler ilgili kurumlar tarafından tescillenerek koruma altına alınmalıdır.
Uzman ekipler bölgede inceleme yapmalı, tarihî taşların bulunduğu yapılar belirlenmeli ve kayıt altına alınmalıdır. Böylece hem taşların geçmişi aydınlatılabilir hem de ileride yapılabilecek tahribatların önüne geçilebilir.
Elbette bu çalışmalar yapılırken köylerde yaşayan vatandaşlarımızın mülkiyet hakları da gözetilmeli; koruma süreci, ilgili mevzuat çerçevesinde ve vatandaşlarla iş birliği içerisinde yürütülmelidir.
Asartepe’den götürüldüğü belirtilen tarihî taşlar da bu zenginliğin önemli bir parçası olabilir.
Bugün bu taşlar köylerimizdeki yapıların duvarlarında duruyor olabilir. Yarın ise bir yapının yıkılması, yenilenmesi veya taşların başka bir yere taşınmasıyla izleri kaybolabilir. Bu nedenle yapılması gereken, zaman kaybetmeden araştırma ve belgeleme çalışmalarını başlatmaktır.
Tarihî eserleri korumak, yalnızca eski binaları ayakta tutmak değildir. Geçmişimizin izlerini, kültürel kimliğimizi ve bizden sonraki kuşaklara bırakacağımız mirası korumaktır.
Seydişehir’in tarihine sahip çıkmak istiyorsak, önce gözümüzün önündeki değerleri görmeliyiz.
Kızılca, Kavak ve Yeniceköy’deki yapılarda kullanılan tarihî taşlar araştırılmalı, belgelenmeli ve tarihî nitelikleri tespit edilenler tescillenerek koruma altına alınmalıdır.
Yetkililere çağrımızdır: Asartepe’nin taşları sessizce kaybolmadan bu tarihî mirasa sahip çıkalım.
Çünkü tarih, yalnızca kitaplarda yazanlardan ibaret değildir. Bazen bir köy evinin duvarında, bazen toprağın altında, bazen de kimsenin fark etmediği bir taşın üzerinde yaşamaya devam eder.

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve toroslargazetesi.com.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.