Türkeş ve Hatıralarım

Güncel (STG) - SEYDİŞEHİR TOROSLAR GAZETESİ | 09.04.2026 - 16:55, Güncelleme: 09.04.2026 - 16:55
 

Türkeş ve Hatıralarım

Ali Saylam Köşe Yazısı

Yıl 1973-74 yıllarıydı… Ben o zamanlar 14-15 yaşlarında, hayata yeni yeni bakmaya çalışan bir delikanlıydım. Seydişehir ise o günlerde bambaşka bir heyecan yaşıyordu. Çünkü Türk siyasetinin önemli isimlerinden Alparslan Türkeş ilçemize gelmişti. Bugünkü çarşının bulunduğu yerde, eski müftülük binasının yanındaki lokalde yaptığı konuşma hâlâ hafızalarımda ilk günkü gibi canlıdır. O gün orada sadece bir kalabalık yoktu; aynı zamanda bir inanç, bir dava ve bir heyecan vardı. Konuşmasında Seydişehir’in bir işçi kenti olduğunu özellikle vurgulamış, ilerleyen yıllarda bazı ideolojik yapıların burada etkili olabileceğini söyleyerek halkı uyarmıştı. O gün söylediklerinin, sonraki yıllarda bir bir yaşandığını görmek, onun ne kadar ileri görüşlü bir lider olduğunu ortaya koyuyordu. Ama benim için asıl önemli olan, onun sadece siyasi söylemleri değildi. Alparslan Türkeş konuşmalarında sık sık Mustafa Kemal Atatürk’ten bahsederdi. Atatürk’ün bu vatanı kurtaran, Cumhuriyet’i kuran büyük bir lider olduğunu vurgular, “Beşerdir, hataları olabilir ama bu millete yaptığı hizmet inkâr edilemez” diyerek özellikle gençlerin ona saygı duyması gerektiğini ifade ederdi. Gençliğe verdiği önem ise her sözünde hissedilirdi. İmanlı ve ahlaklı bir gençliğin, dünyanın en güçlü silahlarından daha önemli olduğunu söylerdi. Ona göre bir milletin geleceği, sahip olduğu gençliğin karakteriyle şekillenir. Davasını anlatırken ise sözleri çok netti: “Bizim davamız Türk milletini ilelebet yaşatmak ve ileriye taşımaktır.” Bu sözler, o yaşlarda benim zihnimde derin izler bıraktı. Daha sonraki yıllarda Konya’da düzenlenen miting ve konferanslarına da gençlik heyecanıyla katıldım. Üç farklı seferde elini öpme fırsatı buldum. O anlar benim için sadece bir hatıra değil, aynı zamanda bir duruşun, bir inancın simgesi oldu. Birinde yanında Necip Fazıl Kısakürek’in de bulunması, o anın değerini daha da artırmıştı. Alparslan Türkeş hiçbir zaman “Biz İslam’ı temsil ediyoruz” iddiasında olmadı. Ama atalarımızın yaptığı gibi İslam’a en güzel şekilde hizmet etmenin, onu yüceltmenin bir sorumluluk olduğunu vurgulardı. Bu yaklaşımı, onun hem milli hem manevi değerleri nasıl dengede tuttuğunu açıkça gösterirdi. Benim de idealist bir şekilde yetişmemde, o günlerde dinlediğim bu sözlerin, o atmosferin ve o liderliğin büyük etkisi oldu. Bugün geriye dönüp baktığımda, o günlerin sadece bir hatıra olmadığını daha iyi anlıyorum. O günler, bir neslin şekillendiği, fikirlerin kök saldığı günlerdi. Türk dünyasının lideri, Türk milletinin “Başbuğ”u olarak anılan Alparslan Türkeş’i vefat yıl dönümünde rahmet ve minnetle anıyorum. Ruhu şad olsun, mekânı cennet olsun.
Ali Saylam Köşe Yazısı

Yıl 1973-74 yıllarıydı…
Ben o zamanlar 14-15 yaşlarında, hayata yeni yeni bakmaya çalışan bir delikanlıydım. Seydişehir ise o günlerde bambaşka bir heyecan yaşıyordu. Çünkü Türk siyasetinin önemli isimlerinden Alparslan Türkeş ilçemize gelmişti.
Bugünkü çarşının bulunduğu yerde, eski müftülük binasının yanındaki lokalde yaptığı konuşma hâlâ hafızalarımda ilk günkü gibi canlıdır. O gün orada sadece bir kalabalık yoktu; aynı zamanda bir inanç, bir dava ve bir heyecan vardı.
Konuşmasında Seydişehir’in bir işçi kenti olduğunu özellikle vurgulamış, ilerleyen yıllarda bazı ideolojik yapıların burada etkili olabileceğini söyleyerek halkı uyarmıştı. O gün söylediklerinin, sonraki yıllarda bir bir yaşandığını görmek, onun ne kadar ileri görüşlü bir lider olduğunu ortaya koyuyordu.
Ama benim için asıl önemli olan, onun sadece siyasi söylemleri değildi. Alparslan Türkeş konuşmalarında sık sık Mustafa Kemal Atatürk’ten bahsederdi. Atatürk’ün bu vatanı kurtaran, Cumhuriyet’i kuran büyük bir lider olduğunu vurgular, “Beşerdir, hataları olabilir ama bu millete yaptığı hizmet inkâr edilemez” diyerek özellikle gençlerin ona saygı duyması gerektiğini ifade ederdi.
Gençliğe verdiği önem ise her sözünde hissedilirdi. İmanlı ve ahlaklı bir gençliğin, dünyanın en güçlü silahlarından daha önemli olduğunu söylerdi. Ona göre bir milletin geleceği, sahip olduğu gençliğin karakteriyle şekillenir.
Davasını anlatırken ise sözleri çok netti:
“Bizim davamız Türk milletini ilelebet yaşatmak ve ileriye taşımaktır.”
Bu sözler, o yaşlarda benim zihnimde derin izler bıraktı.
Daha sonraki yıllarda Konya’da düzenlenen miting ve konferanslarına da gençlik heyecanıyla katıldım. Üç farklı seferde elini öpme fırsatı buldum. O anlar benim için sadece bir hatıra değil, aynı zamanda bir duruşun, bir inancın simgesi oldu. Birinde yanında Necip Fazıl Kısakürek’in de bulunması, o anın değerini daha da artırmıştı.
Alparslan Türkeş hiçbir zaman “Biz İslam’ı temsil ediyoruz” iddiasında olmadı. Ama atalarımızın yaptığı gibi İslam’a en güzel şekilde hizmet etmenin, onu yüceltmenin bir sorumluluk olduğunu vurgulardı. Bu yaklaşımı, onun hem milli hem manevi değerleri nasıl dengede tuttuğunu açıkça gösterirdi.
Benim de idealist bir şekilde yetişmemde, o günlerde dinlediğim bu sözlerin, o atmosferin ve o liderliğin büyük etkisi oldu.
Bugün geriye dönüp baktığımda, o günlerin sadece bir hatıra olmadığını daha iyi anlıyorum. O günler, bir neslin şekillendiği, fikirlerin kök saldığı günlerdi.
Türk dünyasının lideri, Türk milletinin “Başbuğ”u olarak anılan Alparslan Türkeş’i vefat yıl dönümünde rahmet ve minnetle anıyorum.
Ruhu şad olsun, mekânı cennet olsun.

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve toroslargazetesi.com.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.