Nilüfer ÖZPOLAT
Köşe Yazarı
Nilüfer ÖZPOLAT
 

Aynı Güneş Altında Yanmak

            Mehmet bey lüks otelin, özel havuzu başında güneşleniyordu. Gecelik ücretini bilmeden tatil yapabilmek Mehmet beyin işinin karşılıkları arasındaydı. Sırtından akan masaj yağının kokusu leylak esanslıydı. Masörüne “ bu yağın kokusu ne güzelmiş” dedi. Birazdan manikürcüsü gelecekti. Nasır yoktu ellerinde ama bakımlı olmalıydı. Bir taraftan petrol varil fiyatlarını takip ediyordu. Bu şirketlerinin kâr oranını çok etkilemekteydi.       Mehmet amca  da aynı güneş altındaydı. Mazot fiyatlarını ve mazot borcunun artış hızını artık  takip bile edemiyordu. Yavaşca doğruldu, nasır bağlamış eliyle alnından süzülen teri sildi.  Teri emek kokuyordu. Eşine baktı ve “emeğin kokusu ne güzel” dedi.  Mehmet bey ve Mehmet amca aynı güneş altında yaşıyordu.       Mehmet bey yeni takım elbiselerini giydi. Sekreteri günlük proğramı okurken “ Cuma namazını Takva Camiisinde kılacaksınız efendim” diye hatırlattı. Korumaları ve konvoy eşliğinde gitti cuma namazını kılmaya… Bazı yollar trafiğe kapatıldı. Mehmet bey cuma kılacaktı.     Mehmet amca potinlerini sildi eski bir bez parçasıyla. Kaç bayramdır yenilemek istesede ayakkabısını,  bir türlü fırsat ve imkan bulamamıştı. Burnu ezilmiş, ökçesi  neredeyse bitmiş ayakkabılarını “ çok şükür ” diyerek giydi. Adım adım yürüdü camiye doğru. Cuma aynı cumaydı.    Mehmet bey sosyal medyaya kızıyordu. “Neymiş efendim hayat çok pahalıymış.”Bir parça daha aldı istakozundan  ve “Nankörlük diz boyu “ diyerekten söylendi. Sahilden denize bakarken, güneş nazlı bir gelin gibi batıyordu…   Mehmet amca köyün bakkalında, hafif mahçup  “Çiçek yağı var mı Mustaa” diye sordu. “Var emmi yeterki sen iste” diye cevap verdi bakkal Mustafa. “ Bu ay ödeme yapamadık amma torunlar gelecek yarım litrelikte olsa yağ verir misin?” derken sesi titredi.  Nasırlı elleriyle, poşet içinde küçük yağ şişesini sıkıca tutup çıktı bakkaldan… Şeker de bitmişti ama isteyememişti. Çakır gözleriyle yamacın ardına süzülen güneşe baktı. Batan güneş aynı güneşti.   Bulutların arkasından doğuyordu güneş. Mehmet beyin yoğun bir proğramı vardı. Durak açılışı, bürokrat ziyaretleri, filanca vakıfta öğle yemeği . Mehmet bey Mehmet emminin emekli maaşına ne kadar zam yapalım toplantısına da katılacaktı.     Mehmet amca bulutlar arasından sıyrılan güneş altında hayvanlarını otlatmaktaydı. Hesap zordu. Saman ve yem borcu, bir türlü sattığı süt parasına denkleşmiyordu. Mehmet amcanın yüreğide , kafasıda, hayatıda yoğundu.   Mehmet emmi Mehmet bey için çalışıyor. Mehmet beyde Mehmet amca için … ikiside aynı güneş altında . Fakat birisine “yanmışsın”, diğerine “bronzlaşmışsın” deniyordu. Dünya aynı dünya, insan aynı insan, güneş aynı güneş, yaşamlar bambaşkaydı…     Selâlar aynı makamdaydı. Kefenler aynı ölçü. Mehmet Beyin mezar taşı İtalyan mermerlerinden, Mehmet amcanın ki tahtadan… Sorgu melekleri aynı melekler, kurulacak mizan aynı mizandı. Güneş tüm mezarlara aynı gökyüzünden bakmaktaydı...
Ekleme Tarihi: 28 Mart 2024 - Perşembe

Aynı Güneş Altında Yanmak

 

 

        Mehmet bey lüks otelin, özel havuzu başında güneşleniyordu. Gecelik ücretini bilmeden tatil yapabilmek Mehmet beyin işinin karşılıkları arasındaydı. Sırtından akan masaj yağının kokusu leylak esanslıydı. Masörüne “ bu yağın kokusu ne güzelmiş” dedi. Birazdan manikürcüsü gelecekti. Nasır yoktu ellerinde ama bakımlı olmalıydı. Bir taraftan petrol varil fiyatlarını takip ediyordu. Bu şirketlerinin kâr oranını çok etkilemekteydi.

      Mehmet amca  da aynı güneş altındaydı. Mazot fiyatlarını ve mazot borcunun artış hızını artık  takip bile edemiyordu. Yavaşca doğruldu, nasır bağlamış eliyle alnından süzülen teri sildi.  Teri emek kokuyordu. Eşine baktı ve “emeğin kokusu ne güzel” dedi.  Mehmet bey ve Mehmet amca aynı güneş altında yaşıyordu.

 

    Mehmet bey yeni takım elbiselerini giydi. Sekreteri günlük proğramı okurken “ Cuma namazını Takva Camiisinde kılacaksınız efendim” diye hatırlattı. Korumaları ve konvoy eşliğinde gitti cuma namazını kılmaya… Bazı yollar trafiğe kapatıldı. Mehmet bey cuma kılacaktı.

    Mehmet amca potinlerini sildi eski bir bez parçasıyla. Kaç bayramdır yenilemek istesede ayakkabısını,  bir türlü fırsat ve imkan bulamamıştı. Burnu ezilmiş, ökçesi  neredeyse bitmiş ayakkabılarını “ çok şükür ” diyerek giydi. Adım adım yürüdü camiye doğru. Cuma aynı cumaydı.

   Mehmet bey sosyal medyaya kızıyordu. “Neymiş efendim hayat çok pahalıymış.”Bir parça daha aldı istakozundan  ve “Nankörlük diz boyu “ diyerekten söylendi. Sahilden denize bakarken, güneş nazlı bir gelin gibi batıyordu…

  Mehmet amca köyün bakkalında, hafif mahçup  “Çiçek yağı var mı Mustaa” diye sordu. “Var emmi yeterki sen iste” diye cevap verdi bakkal Mustafa. “ Bu ay ödeme yapamadık amma torunlar gelecek yarım litrelikte olsa yağ verir misin?” derken sesi titredi.  Nasırlı elleriyle, poşet içinde küçük yağ şişesini sıkıca tutup çıktı bakkaldan… Şeker de bitmişti ama isteyememişti. Çakır gözleriyle yamacın ardına süzülen güneşe baktı. Batan güneş aynı güneşti.

  Bulutların arkasından doğuyordu güneş. Mehmet beyin yoğun bir proğramı vardı. Durak açılışı, bürokrat ziyaretleri, filanca vakıfta öğle yemeği . Mehmet bey Mehmet emminin emekli maaşına ne kadar zam yapalım toplantısına da katılacaktı.

    Mehmet amca bulutlar arasından sıyrılan güneş altında hayvanlarını otlatmaktaydı. Hesap zordu. Saman ve yem borcu, bir türlü sattığı süt parasına denkleşmiyordu. Mehmet amcanın yüreğide , kafasıda, hayatıda yoğundu.

  Mehmet emmi Mehmet bey için çalışıyor. Mehmet beyde Mehmet amca için … ikiside aynı güneş altında . Fakat birisine “yanmışsın”, diğerine “bronzlaşmışsın” deniyordu. Dünya aynı dünya, insan aynı insan, güneş aynı güneş, yaşamlar bambaşkaydı…

    Selâlar aynı makamdaydı. Kefenler aynı ölçü. Mehmet Beyin mezar taşı İtalyan mermerlerinden, Mehmet amcanın ki tahtadan… Sorgu melekleri aynı melekler, kurulacak mizan aynı mizandı. Güneş tüm mezarlara aynı gökyüzünden bakmaktaydı...

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve toroslargazetesi.com.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.