Spor (İHA) - İhlas Haber Ajansı | Haber Girişi: 27.05.2021 - 02:24, Güncelleme: 27.05.2021 - 02:24

"Futbolda yetenek devri bitti"

 

"Futbolda yetenek devri bitti"

Şampiyonların hocası Konyalı Teknik Direktör Cevdet Göç, bugünkü sporcuların daha büyük imkanlara sahip olduğuna işaret ederek, “Eski futbolcular bugünkü imkanlara sahip olsalardı çok büyük başarılara imza atabilirlerdi. Eski dönemlerde yetenekli futbolcu sayısı çok fazlaydı ama imkanları sınırlıydı” dedi
Konya Yenigün gazetecilerinden meslektaşımız Mustafa Güden’in hemşerimiz Teknik direktör Cevdet Göç ile yapmış olduğu röportaj: Türkiye Futbol Liglerine, Konyalı futbolseverlerin adını pek bilmediği bir Konyalı Teknik Direktör var. Memleketi Seydişehir’de Etibank SAS’ta da futbol oynayan ve UEFA Pro Lisansa sahip Teknik Direktör Cevdet Göç  Konya Şekerspor ve Çankırı Belediyespor’u 3. Ligde şampiyon yapıp 2. Lige, Manisa FK’yı 2. Ligde namağlup şampiyon yapıp 1. Lige ve Alanyaspor’u 1. Ligde şampiyon yapıp Süper Lige taşıyan Teknik kadrolarda görev aldı. Cevdet Hoca ile futbol hayatı ve Türk futbolu üzerine konuştuk. Hocam bize kendinizi tanıtır mısınız? Hangi tarihte nerede doğdunuz dünyaya geldiniz? Öğreniminizi hangi okullarda tamamladınız? 01 Nisan 1966 tarihinde Konya’mızın Seydişehir ilçesinde dünyaya geldim. Çocukluğum ve gençlik yıllarım Toros dağlarının eteğindeki şirin ilçemizde geçti. Atatürk İlkokulu’ndan sonra Mahmut Esat Ortaokulunu bitirdim. Meslek sahibi olmamın kolaylığı için ailem beni Seydişehir Endüstri Meslek Lisesi metalürji bölümüne kaydettirdi. Burayı da başarıyla bitirdim. Futbola ilginiz nasıl başladı? Çocukluk yıllarında mahalle aralarında oynadığımız oluyordu. Fakat Endüstri Meslek Lisesi’nde öğrenciyken 1981 yılında Beden Eğitimi Öğretmenimiz Mesut Meraklı beni okul takımına seçildim. Böylece resmi sahada ve okul lisansıyla futbola resmen başlamış oldum. Gerek ilçemizde gerekse Konya’da okulumuzla başarılı bir dönem yaşadık. Çocukların dünyasında futbol yıldızlarının ayrı bir yeri vardır. Sizin çocukluk yıllarınızın kahramanı futbol yıldızları kimdi? Bizim kuşağın çocukları yıldız futbolcu konusunda çok şanslıydı. Elini sallasan ellisi hesabı, her takımda hem yerli hem yabancı yıldızlar vardı. Mesela ben Rıdvan Dilmen’in süratine, zekâsına, bitirici paslarına hayrandım. Keza Fenerbahçe’nin ve A Milli Takımın orta saha oyuncusu Oğuz Çetin beyefendi kişili kadar sıra dışı futbol yeteneği oyunu okuması ve görev yaptığı orta sahadan oyunu yönetmesiyle taraflı tarafsız herkesin hayran olduğu bir futbolcuydu. Yabancı futbolculara gelince, Maradona’nın sahada olduğu yıllarda ona hayran olmamak mümkün değildi. Yanılmıyorsam, okul maçlarında kendinizi ispat edip amatör futbola geçiş yaptınız. Ne zaman ve nasıl gerçekleşti? Evet, aynen dediğiniz gibi oldu. Okul maçlarımızı izleyen Etibank SAS altyapı antrenörü Nuri Mutlu beni antrenmanlara çağırdı. Çok geçmeden de lisansımı çıkararak takıma aldı. Hangi takımlarda oynadınız? Seydişehir’den sonra Ankara DSİspor ve Ankara Esnafspor’da oynadıktan sonra Alanyaspor’a gittim. Buradan Çorumspor’a, oradan da Yozgatspor’a ve nihayet memleketimin takımı 3. Ligdeki Etibank SAS’a geldim. İlk profesyonel imzanız ne zaman ve nasıl oldu? İlk profesyonel mukavelemi 1988-89 sezonunda Çorumspor ile imzaladım. Seydişehir’de ben genç takımda oynarken beni Etibank SAS’ın 3. Ligdeki kadrosuna seçen ilk profesyonel takım hocam rahmetli Murat Özgen’in isteğiyle bu gerçek olmuştu. Mekânı cennet olsun. Profesyonel futbol ile amatörlük arasındaki farkı anlatır mısınız? Elbette ikisi arasında çok ciddi farklılıklar var. Her şeyden önce profesyonel liglerde çok daha geniş imkânlar söz konusu. Tesisler, saha, kullanılan malzemeler, ulaşım gibi pek çok faktör profesyonel futbolun avantajıdır. Tabi her ligde de kalibre farklılaşıyor. 3. Lig seviyesindeki imkân ile 2. Lig seviyesindeki imkân ve ihtiyaç aynı değil. Bir üst lige yükselmeyi hedef edinen takımların kendilerini bir üst lig şartlarına hazırlaması tecrübe işidir. Bu tecrübeye sahip olmayanların üst lige katıldıkları ilk sezon yaşadıkları hüzün daha çok olur. Askerliği ne zaman ve nerede yaptınız? 1994-96 yılları arasında önce İzmir Bornova sonra ise Sakarya’da yaptım. 18 aylık vatani görevimizde de güzel anılar, dostluklar yaşadık. Peki, evliliğe ne zaman ve nasıl adım attınız? 1997 yılında Antalya’da eşimle tanıştık. Arkadaşlığımızı Seydişehir’de 2000 yılında yaptığımızı düğünle evliliğe taşıdık. Bir kız ve erkek evladımız dünyaya geldi; hamdolsun çok mutlu bir aile hayatımız var. Aktif futbolu ne zaman ve ne sebeple bıraktınız? 1995 senesinde futbolu bırakmak zorunda kaldım. Çünkü ciddi bir sakatlık yaşadım, ayağım kırılmıştı. Tedavim uzun sürecekti. Ardından tekrar form kazanmam zaman alacaktı. Aynı sakatlığa uğramamak için de belki çok dikkat etmem gerekecek bu da sahada beni bazı mücadelelerden kısıtlayacaktı. “En doğrusu şimdi bırakmak” dedim ve erken yaşta sahalara, futbolcu olarak veda ettim. Kırmızı kartla aranız nasıldı? Fair Play ruhuna intibak etmiş bir sporcu ve spor adamıyım. Zaten Konyamız da Fair Play’ın başkenti değil mi? Benim de birlikte çalışmaktan onur duyduğum değerli İsmet Karababa Hocamız Türkiye’de Fair Play adına bir ışık oldu. Ben de hem futbolculuk hem de antrenörlük hayatımda hiç kırmızı kart görmedim. Antrenörlük ve teknik direktörlük serüveniniz ne zaman ve hangi kulüpte başladı? Ayağım kırılıp sahaları terk ettikten sonra birkaç yıl futboldan uzak kaldım. Hani bazı insanların hayatına çok ciddi katkılar veren, yönlendirmeler yapan insanlar vardır ya… İşte benim için o insan Murat Özgen Hocamdı. Vesilenizle bugün çokça rahmet okudum. Beni “Senden iyi antrenör olur” diye sürekli teşvik ederdi Sonunda 1999-2000 sezonunda Murat Özgen’in ısrarıyla ilk kulübüm Etibank SAS ‘ta antrenörlüğe başladım. Antrenör olarak hangi takımları görev yaptınız? Etibank SAS, Çankırı Belediyespor, Sivas Divriğispor, Çorumspor ve Keçiörengücün’de (üç sezon) Murat Özgen hocamla; Fethiyespor, Diyarbakırspor ve Konya Şekerspor’da Levent Numanoğlu hocamla; Sarıyer, Samsunspor, Alanyaspor, Karabükspor, Gazişehir FK ve Elazığspor’da Hüseyin Kalpar hocamla; Afjet Afyonspor ve Balıkesir spor’da ise Yusuf Şimşek hocamla çalıştım. Çalıştığım takımlardan Samsunspor, Alanyaspor, Gazişehir, Elazığspor, Balıkesirspor ve Afjet Afyonspor TFF 1. Ligde mücadele ediyordu. Teknik Direktör olarak yaşadığınız şampiyonlukları anlatır mısınız? Çankırı Belediyespor’u 3. Ligde şampiyon yaparak 2. Lige taşıdık. Konya Şekerspor ile de 3. Ligde şampiyon olup 2. Lige yükseldik. Kariyerimdeki övünçlerimden biri olan Alanyasporu’da TFF 1. Ligde şampiyon yaparak Süper Lige çıkardık. En son da 2020-2021 Sezonunda da 2. Ligde Manisa FK’da görev yaptım ve Ligi namağlup şampiyon tamamlayıp 1. Lige yükseldik. Kulüplerde sizi hep ikinci adam olarak görüyoruz; lisans seviyeniz nedir? Şu anda en üst düzey olan UEFA Pro Lisansa sahibim. Şartların uygun olması halinde Süper Ligde de görev yapabilecek ehliyete sahibim. Konya kulüpleriyle ilişkiniz nasıl? Hem işim, hem de memleketim olması sebebiyle Konya futbolunu tabi ki takip ediyorum. Ama prensip olarak, görevde olmadığım kulüplere dair kamuya açık olacak şekilde yorum yapmamaya özen gösteriyorum. Eski sahalar, eski toplar ve bugünkü imkânlara bakınca ne düşünüyorsunuz? Eski futbolcular bugünkü imkânlara sahip olsalardı çok büyük başarılara imza atabilirlerdi. Eski dönemlerde yetenekli futbolcu sayısı çok fazlaydı ama imkânları sınırlıydı. Türkiye'de yetenekli futbolcu sayısındaki azalmasının sebebi ne olabilir? Antrenör arkadaşlarımız teknikten, yetenekten çok fiziksel özelliklere önem verdikleri için küçük yaşlardan itibaren futbolcuların serbest oynamasını engelliyoruz. Onları taktiksel anlamda hep daha basit oynamaları için yönlendiriyoruz. Eskiden sokak modeliyle oynayan futbolcular sahada daha özgür olurlar, oyuna kendi yeteneklerinden motifler katardı. Günümüzde yetenekli oyuncu sayısının düşmesinde biraz da bizlerin payı var. Günümüz futbolunda fiziksel yetenekler daha çok öne çıktığı için antrenör arkadaşlar bu yönde oyuncular tercih ediyor, teknik oyuncuları da fiziksel özelliğini öne çıkarmak için eğitiyorlar. Sokak futbolu varken Liglerimizdeki futbolcular daha yetenekliydi. Bence doğru olan, yetenekli oyuncuları belirli bir yaşa kadar yeteneklerini özgürce sergilemesine izin verip ilerleyen yaşlarda taktiksel disiplin içerisinde eğitip bireysel ve taktiksel özelliklerini sergileyebilmelerini sağlamalıyız. Hayal kırıklıklarınız oldu mu, mesela hiç Ligden düştünüz mü? Evet, sevincimiz kadar hüzünlerimiz de oldu. 2. Ligde Diyarbakırspor ile son hafta maçıyla küme düşmek bize çok acı vermişti. Çok üzülmüştük. Afjet Afyon’da da düştük ama o kulübün imkânlarıyla paralellik gösteren ve lig bitmeden bizim için sonu belli olan bir ligdi. Futbol adamlığı esasen bir anlamda seyyahlıktır. Pek çok şehide bulundunuz. Oralardan Konya nasıl görünüyor? Mesleğimi çok seviyorum. İşim gereği de ülkemin birçok bölgesinde, ilinde, ilçesinde görev yaptım. Çalıştığım her yerde çok güzel dostluklar edindim. Tabi ki Konya gören herkesin tarihine, coğrafyasına ve çağdaş gelişimine hayran olduğu bir şehirdir. Konya benim için güzellerle bile kıyaslamaya gerek duymayacak kadar çok özeldir. Hakem kararları her zaman tartışma konusu olmuştur ama VAR sisteminden sonra bu tartışmalar daha bir farklı boyut kazandı. Bu hususta sizin fikriniz nedir? Futbolda hakem hataları, belki de futbolun ilk yıllarından beri vardır. Esas olan bu hataları minimize edebilmektir. VAR sistemi bu anlamda aslında güzel bir uygulama; saliselik bir zaman diliminde vuku bulan kusur video kaydında tespit edilip adaletin sağlanması amaçlanıyor. İşte bu noktada bireysel olarak yapılan farklı uygulama ve değerlendirmeler sorun teşkil ediyor. Bu durum giderildiğinde VAR bence daha faydalı olabilecek bir uygulamadır. Gelecek planlarınızda Konya var mı? Konyalıyım, köklerim Seydişehir’de, dostluklarım baki… Bakın bugünlerde de annemin tedavisiyle ilgilenmek üzere Konya-Seydişehir arasında gel-git yapıyorum. Demem o ki; plan yapmasam bile Konya benim hayatımın bir parçası. Elbette gönlümüz memleketimizde görev yapmayı da ister ama bu işler nasip kısmet işi… MUSTAFA GÜDEN
Şampiyonların hocası Konyalı Teknik Direktör Cevdet Göç, bugünkü sporcuların daha büyük imkanlara sahip olduğuna işaret ederek, “Eski futbolcular bugünkü imkanlara sahip olsalardı çok büyük başarılara imza atabilirlerdi. Eski dönemlerde yetenekli futbolcu sayısı çok fazlaydı ama imkanları sınırlıydı” dedi

Konya Yenigün gazetecilerinden meslektaşımız Mustafa Güden’in hemşerimiz Teknik direktör Cevdet Göç ile yapmış olduğu röportaj:

Türkiye Futbol Liglerine, Konyalı futbolseverlerin adını pek bilmediği bir Konyalı Teknik Direktör var. Memleketi Seydişehir’de Etibank SAS’ta da futbol oynayan ve UEFA Pro Lisansa sahip Teknik Direktör Cevdet Göç  Konya Şekerspor ve Çankırı Belediyespor’u 3. Ligde şampiyon yapıp 2. Lige, Manisa FK’yı 2. Ligde namağlup şampiyon yapıp 1. Lige ve Alanyaspor’u 1. Ligde şampiyon yapıp Süper Lige taşıyan Teknik kadrolarda görev aldı. Cevdet Hoca ile futbol hayatı ve Türk futbolu üzerine konuştuk.

Hocam bize kendinizi tanıtır mısınız?

Hangi tarihte nerede doğdunuz dünyaya geldiniz? Öğreniminizi hangi okullarda tamamladınız? 01 Nisan 1966 tarihinde Konya’mızın Seydişehir ilçesinde dünyaya geldim. Çocukluğum ve gençlik yıllarım Toros dağlarının eteğindeki şirin ilçemizde geçti. Atatürk İlkokulu’ndan sonra Mahmut Esat Ortaokulunu bitirdim. Meslek sahibi olmamın kolaylığı için ailem beni Seydişehir Endüstri Meslek Lisesi metalürji bölümüne kaydettirdi. Burayı da başarıyla bitirdim.

Futbola ilginiz nasıl başladı?

Çocukluk yıllarında mahalle aralarında oynadığımız oluyordu. Fakat Endüstri Meslek Lisesi’nde öğrenciyken 1981 yılında Beden Eğitimi Öğretmenimiz Mesut Meraklı beni okul takımına seçildim. Böylece resmi sahada ve okul lisansıyla futbola resmen başlamış oldum. Gerek ilçemizde gerekse Konya’da okulumuzla başarılı bir dönem yaşadık.

Çocukların dünyasında futbol yıldızlarının ayrı bir yeri vardır. Sizin çocukluk yıllarınızın kahramanı futbol yıldızları kimdi?

Bizim kuşağın çocukları yıldız futbolcu konusunda çok şanslıydı. Elini sallasan ellisi hesabı, her takımda hem yerli hem yabancı yıldızlar vardı. Mesela ben Rıdvan Dilmen’in süratine, zekâsına, bitirici paslarına hayrandım. Keza Fenerbahçe’nin ve A Milli Takımın orta saha oyuncusu Oğuz Çetin beyefendi kişili kadar sıra dışı futbol yeteneği oyunu okuması ve görev yaptığı orta sahadan oyunu yönetmesiyle taraflı tarafsız herkesin hayran olduğu bir futbolcuydu. Yabancı futbolculara gelince, Maradona’nın sahada olduğu yıllarda ona hayran olmamak mümkün değildi.

Yanılmıyorsam, okul maçlarında kendinizi ispat edip amatör futbola geçiş yaptınız. Ne zaman ve nasıl gerçekleşti?

Evet, aynen dediğiniz gibi oldu. Okul maçlarımızı izleyen Etibank SAS altyapı antrenörü Nuri Mutlu beni antrenmanlara çağırdı. Çok geçmeden de lisansımı çıkararak takıma aldı.

Hangi takımlarda oynadınız?

Seydişehir’den sonra Ankara DSİspor ve Ankara Esnafspor’da oynadıktan sonra Alanyaspor’a gittim. Buradan Çorumspor’a, oradan da Yozgatspor’a ve nihayet memleketimin takımı 3. Ligdeki Etibank SAS’a geldim.

İlk profesyonel imzanız ne zaman ve nasıl oldu?

İlk profesyonel mukavelemi 1988-89 sezonunda Çorumspor ile imzaladım. Seydişehir’de ben genç takımda oynarken beni Etibank SAS’ın 3. Ligdeki kadrosuna seçen ilk profesyonel takım hocam rahmetli Murat Özgen’in isteğiyle bu gerçek olmuştu. Mekânı cennet olsun.

Profesyonel futbol ile amatörlük arasındaki farkı anlatır mısınız?

Elbette ikisi arasında çok ciddi farklılıklar var. Her şeyden önce profesyonel liglerde çok daha geniş imkânlar söz konusu. Tesisler, saha, kullanılan malzemeler, ulaşım gibi pek çok faktör profesyonel futbolun avantajıdır. Tabi her ligde de kalibre farklılaşıyor. 3. Lig seviyesindeki imkân ile 2. Lig seviyesindeki imkân ve ihtiyaç aynı değil. Bir üst lige yükselmeyi hedef edinen takımların kendilerini bir üst lig şartlarına hazırlaması tecrübe işidir. Bu tecrübeye sahip olmayanların üst lige katıldıkları ilk sezon yaşadıkları hüzün daha çok olur.

Askerliği ne zaman ve nerede yaptınız?

1994-96 yılları arasında önce İzmir Bornova sonra ise Sakarya’da yaptım. 18 aylık vatani görevimizde de güzel anılar, dostluklar yaşadık.

Peki, evliliğe ne zaman ve nasıl adım attınız?

1997 yılında Antalya’da eşimle tanıştık. Arkadaşlığımızı Seydişehir’de 2000 yılında yaptığımızı düğünle evliliğe taşıdık. Bir kız ve erkek evladımız dünyaya geldi; hamdolsun çok mutlu bir aile hayatımız var.

Aktif futbolu ne zaman ve ne sebeple bıraktınız?

1995 senesinde futbolu bırakmak zorunda kaldım. Çünkü ciddi bir sakatlık yaşadım, ayağım kırılmıştı. Tedavim uzun sürecekti. Ardından tekrar form kazanmam zaman alacaktı. Aynı sakatlığa uğramamak için de belki çok dikkat etmem gerekecek bu da sahada beni bazı mücadelelerden kısıtlayacaktı. “En doğrusu şimdi bırakmak” dedim ve erken yaşta sahalara, futbolcu olarak veda ettim.

Kırmızı kartla aranız nasıldı?

Fair Play ruhuna intibak etmiş bir sporcu ve spor adamıyım. Zaten Konyamız da Fair Play’ın başkenti değil mi? Benim de birlikte çalışmaktan onur duyduğum değerli İsmet Karababa Hocamız Türkiye’de Fair Play adına bir ışık oldu. Ben de hem futbolculuk hem de antrenörlük hayatımda hiç kırmızı kart görmedim.

Antrenörlük ve teknik direktörlük serüveniniz ne zaman ve hangi kulüpte başladı?

Ayağım kırılıp sahaları terk ettikten sonra birkaç yıl futboldan uzak kaldım. Hani bazı insanların hayatına çok ciddi katkılar veren, yönlendirmeler yapan insanlar vardır ya… İşte benim için o insan Murat Özgen Hocamdı. Vesilenizle bugün çokça rahmet okudum. Beni “Senden iyi antrenör olur” diye sürekli teşvik ederdi Sonunda 1999-2000 sezonunda Murat Özgen’in ısrarıyla ilk kulübüm Etibank SAS ‘ta antrenörlüğe başladım.

Antrenör olarak hangi takımları görev yaptınız?

Etibank SAS, Çankırı Belediyespor, Sivas Divriğispor, Çorumspor ve Keçiörengücün’de (üç sezon) Murat Özgen hocamla; Fethiyespor, Diyarbakırspor ve Konya Şekerspor’da Levent Numanoğlu hocamla; Sarıyer, Samsunspor, Alanyaspor, Karabükspor, Gazişehir FK ve Elazığspor’da Hüseyin Kalpar hocamla; Afjet Afyonspor ve Balıkesir spor’da ise Yusuf Şimşek hocamla çalıştım. Çalıştığım takımlardan Samsunspor, Alanyaspor, Gazişehir, Elazığspor, Balıkesirspor ve Afjet Afyonspor TFF 1. Ligde mücadele ediyordu.

Teknik Direktör olarak yaşadığınız şampiyonlukları anlatır mısınız?

Çankırı Belediyespor’u 3. Ligde şampiyon yaparak 2. Lige taşıdık. Konya Şekerspor ile de 3. Ligde şampiyon olup 2. Lige yükseldik. Kariyerimdeki övünçlerimden biri olan Alanyasporu’da TFF 1. Ligde şampiyon yaparak Süper Lige çıkardık. En son da 2020-2021 Sezonunda da 2. Ligde Manisa FK’da görev yaptım ve Ligi namağlup şampiyon tamamlayıp 1. Lige yükseldik.

Kulüplerde sizi hep ikinci adam olarak görüyoruz; lisans seviyeniz nedir?

Şu anda en üst düzey olan UEFA Pro Lisansa sahibim. Şartların uygun olması halinde Süper Ligde de görev yapabilecek ehliyete sahibim.

Konya kulüpleriyle ilişkiniz nasıl?

Hem işim, hem de memleketim olması sebebiyle Konya futbolunu tabi ki takip ediyorum. Ama prensip olarak, görevde olmadığım kulüplere dair kamuya açık olacak şekilde yorum yapmamaya özen gösteriyorum.

Eski sahalar, eski toplar ve bugünkü imkânlara bakınca ne düşünüyorsunuz?

Eski futbolcular bugünkü imkânlara sahip olsalardı çok büyük başarılara imza atabilirlerdi. Eski dönemlerde yetenekli futbolcu sayısı çok fazlaydı ama imkânları sınırlıydı.

Türkiye'de yetenekli futbolcu sayısındaki azalmasının sebebi ne olabilir?

Antrenör arkadaşlarımız teknikten, yetenekten çok fiziksel özelliklere önem verdikleri için küçük yaşlardan itibaren futbolcuların serbest oynamasını engelliyoruz. Onları taktiksel anlamda hep daha basit oynamaları için yönlendiriyoruz. Eskiden sokak modeliyle oynayan futbolcular sahada daha özgür olurlar, oyuna kendi yeteneklerinden motifler katardı. Günümüzde yetenekli oyuncu sayısının düşmesinde biraz da bizlerin payı var. Günümüz futbolunda fiziksel yetenekler daha çok öne çıktığı için antrenör arkadaşlar bu yönde oyuncular tercih ediyor, teknik oyuncuları da fiziksel özelliğini öne çıkarmak için eğitiyorlar. Sokak futbolu varken Liglerimizdeki futbolcular daha yetenekliydi. Bence doğru olan, yetenekli oyuncuları belirli bir yaşa kadar yeteneklerini özgürce sergilemesine izin verip ilerleyen yaşlarda taktiksel disiplin içerisinde eğitip bireysel ve taktiksel özelliklerini sergileyebilmelerini sağlamalıyız.

Hayal kırıklıklarınız oldu mu, mesela hiç Ligden düştünüz mü?

Evet, sevincimiz kadar hüzünlerimiz de oldu. 2. Ligde Diyarbakırspor ile son hafta maçıyla küme düşmek bize çok acı vermişti. Çok üzülmüştük. Afjet Afyon’da da düştük ama o kulübün imkânlarıyla paralellik gösteren ve lig bitmeden bizim için sonu belli olan bir ligdi.

Futbol adamlığı esasen bir anlamda seyyahlıktır. Pek çok şehide bulundunuz. Oralardan Konya nasıl görünüyor?

Mesleğimi çok seviyorum. İşim gereği de ülkemin birçok bölgesinde, ilinde, ilçesinde görev yaptım. Çalıştığım her yerde çok güzel dostluklar edindim. Tabi ki Konya gören herkesin tarihine, coğrafyasına ve çağdaş gelişimine hayran olduğu bir şehirdir. Konya benim için güzellerle bile kıyaslamaya gerek duymayacak kadar çok özeldir.

Hakem kararları her zaman tartışma konusu olmuştur ama VAR sisteminden sonra bu tartışmalar daha bir farklı boyut kazandı. Bu hususta sizin fikriniz nedir?

Futbolda hakem hataları, belki de futbolun ilk yıllarından beri vardır. Esas olan bu hataları minimize edebilmektir. VAR sistemi bu anlamda aslında güzel bir uygulama; saliselik bir zaman diliminde vuku bulan kusur video kaydında tespit edilip adaletin sağlanması amaçlanıyor. İşte bu noktada bireysel olarak yapılan farklı uygulama ve değerlendirmeler sorun teşkil ediyor. Bu durum giderildiğinde VAR bence daha faydalı olabilecek bir uygulamadır.

Gelecek planlarınızda Konya var mı?

Konyalıyım, köklerim Seydişehir’de, dostluklarım baki… Bakın bugünlerde de annemin tedavisiyle ilgilenmek üzere Konya-Seydişehir arasında gel-git yapıyorum. Demem o ki; plan yapmasam bile Konya benim hayatımın bir parçası. Elbette gönlümüz memleketimizde görev yapmayı da ister ama bu işler nasip kısmet işi…

MUSTAFA GÜDEN

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve toroslargazetesi.com.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.