Seydişehir’de Yatan Evliyalar ve İnanç Turizmi Potansiyelimiz

Türkiye (STG) - SEYDİŞEHİR TOROSLAR GAZETESİ | 02.03.2026 - 12:08, Güncelleme: 02.03.2026 - 12:08
 

Seydişehir’de Yatan Evliyalar ve İnanç Turizmi Potansiyelimiz

Seydişehir’de Yatan Evliyalar ve İnanç Turizmi Potansiyelimiz

1977–1978 yıllarında rahmetli ağabeyim Osman Saylam’ın çıkardığı, ömrü çok uzun olmayan ama adı hafızalara kazınan bir gazete vardı: “Evliyalar Otağı Seydişehir.” O yıllarda bu başlığın ne kadar manidar olduğunu belki tam idrak edememiştik.  Ben de o gazetede görev almış, haber ve spor yazıları kaleme almıştım. Aradan yıllar geçti… Seydişehir’de yatan evliyaları okudukça, öğrendikçe o başlığın ne kadar derin bir anlam taşıdığını daha iyi kavradım. Seydişehir’de yatan evliyalar sıradan kişiler değildir.  Başta şehrimizin kurucusu Seyyid Harun Veli olmak üzere, bu topraklara irfanı, ahlakı ve maneviyatı miras bırakmış önemli şahsiyetlerdir. Seyyid Harun Camii’nin sağ tarafındaki türbede medfun bulunan Seyyid Harun Veli Hazretleri, sadece Seydişehir’in değil, Anadolu irfan geleneğinin de önemli halkalarındandır. Yine caminin giriş sol tarafında yer alan Halife Sultan ve  Rüstem Bey Türbesi, camiye 50 metre uzaklıktaki Hacı Abdullah Efendi Türbesi, Çavuş Köyü’ndeki Muhammed Kutsi Bozkırî (Memiş Efendi) Türbesi ve Türbe Camiinde  Emirler Türbesi gibi birçok manevi mekân, Seydişehir’in adeta bir açık hava irfan atlası olduğunu göstermektedir. Bu isimler; Anadolu’da iz bırakmış Mevlana, Yunus Emre ve Hacı Bektaş Veli gibi gönül sultanlarıyla aynı irfan ikliminin temsilcileridir. Onlar da insanlığa sevgi, hoşgörü ve irşad yolunda önemli sözler bırakmış, yaşadıkları şehirlere kimlik kazandırmış değerli şahsiyetlerdir. Seydişehir Meydanı’nda; tarihi cami, yaklaşık 700 yıllık hamam ve çevresindeki düzenlemelerle oluşan bütünlük, bu şehre ayrı bir manevi hava vermektedir. Büyükşehir Belediyesi tarafından birinci ve ikinci etapları tamamlanan, üçüncü etabına başlanmak üzere olan meydan düzenlemesiyle birlikte bu bölge, inanç turizmi açısından daha da kıymetli bir merkez haline gelmektedir. Belki de Konya’da, Konya denildiğinde akla gelen Mevlana Türbesi’nden sonra, inanç turizmi açısından ziyaret ve görülmesi gereken en önemli noktalardan biri olma potansiyeline sahibiz. Ancak burada önemli bir soruyla karşı karşıyayız: Biz, Seydişehirliler olarak bu evliyaları ne kadar tanıyoruz? Ne yazık ki çoğumuz, yanı başımızdaki bu manevi zenginliğin farkında değiliz. Oysa önce biz tanımalıyız. Çünkü tanımadığımız değeri tanıtamayız. Bu hem bir sorumluluk hem de bir vefa borcudur. İnanç turizmi, Türkiye’de her geçen yıl gelişen turizm dallarından biridir. Tanıtımını tam anlamıyla yapmadığımız halde bile özellikle bahar ve yaz aylarında ziyaretçi sayısının arttığını gözlemekteyim. Eğer bu potansiyeli planlı, profesyonel bir tanıtımla desteklersek; başta belediyemiz, kültür müdürlüğümüz, dernek ve vakıflarımız ortak bir çalışma yürütürse, Seydişehir’e sadece onlarca değil, her gün yüzlerce ziyaretçi gelmesi hayal değildir. Ramazan ayı vesilesiyle bir kez daha hatırlatmak isterim: Seydişehir bir “Evliyalar Otağı”dır. Bu şehrin manevi mirasını tanımak, korumak ve tanıtmak; hem geçmişimize saygının hem de geleceğimize yatırımın en güzel yoludur.
Seydişehir’de Yatan Evliyalar ve İnanç Turizmi Potansiyelimiz


1977–1978 yıllarında rahmetli ağabeyim Osman Saylam’ın çıkardığı, ömrü çok uzun olmayan ama adı hafızalara kazınan bir gazete vardı: “ Evliyalar Otağı Seydişehir.” O yıllarda bu başlığın ne kadar manidar olduğunu belki tam idrak edememiştik. 
Ben de o gazetede görev almış, haber ve spor yazıları kaleme almıştım. Aradan yıllar geçti… Seydişehir’de yatan evliyaları okudukça, öğrendikçe o başlığın ne kadar derin bir anlam taşıdığını daha iyi kavradım.
Seydişehir’de yatan evliyalar sıradan kişiler değildir.
 Başta şehrimizin kurucusu Seyyid Harun Veli olmak üzere, bu topraklara irfanı, ahlakı ve maneviyatı miras bırakmış önemli şahsiyetlerdir. Seyyid Harun Camii’nin sağ tarafındaki türbede medfun bulunan Seyyid Harun Veli Hazretleri, sadece Seydişehir’in değil, Anadolu irfan geleneğinin de önemli halkalarındandır.
Yine caminin giriş sol tarafında yer alan Halife Sultan ve  Rüstem Bey Türbesi, camiye 50 metre uzaklıktaki Hacı Abdullah Efendi Türbesi, Çavuş Köyü’ndeki Muhammed Kutsi Bozkırî (Memiş Efendi) Türbesi ve Türbe Camiinde 
Emirler Türbesi gibi birçok manevi mekân, Seydişehir’in adeta bir açık hava irfan atlası olduğunu göstermektedir.
Bu isimler; Anadolu’da iz bırakmış Mevlana, Yunus Emre ve Hacı Bektaş Veli gibi gönül sultanlarıyla aynı irfan ikliminin temsilcileridir. Onlar da insanlığa sevgi, hoşgörü ve irşad yolunda önemli sözler bırakmış, yaşadıkları şehirlere kimlik kazandırmış değerli şahsiyetlerdir.
Seydişehir Meydanı’nda; tarihi cami, yaklaşık 700 yıllık hamam ve çevresindeki düzenlemelerle oluşan bütünlük, bu şehre ayrı bir manevi hava vermektedir. Büyükşehir Belediyesi tarafından birinci ve ikinci etapları tamamlanan, üçüncü etabına başlanmak üzere olan meydan düzenlemesiyle birlikte bu bölge, inanç turizmi açısından daha da kıymetli bir merkez haline gelmektedir.
Belki de Konya’da, Konya denildiğinde akla gelen Mevlana Türbesi’nden sonra, inanç turizmi açısından ziyaret ve görülmesi gereken en önemli noktalardan biri olma potansiyeline sahibiz.
Ancak burada önemli bir soruyla karşı karşıyayız:
Biz, Seydişehirliler olarak bu evliyaları ne kadar tanıyoruz?
Ne yazık ki çoğumuz, yanı başımızdaki bu manevi zenginliğin farkında değiliz. Oysa önce biz tanımalıyız. Çünkü tanımadığımız değeri tanıtamayız. Bu hem bir sorumluluk hem de bir vefa borcudur.
İnanç turizmi, Türkiye’de her geçen yıl gelişen turizm dallarından biridir. Tanıtımını tam anlamıyla yapmadığımız halde bile özellikle bahar ve yaz aylarında ziyaretçi sayısının arttığını gözlemekteyim. Eğer bu potansiyeli planlı, profesyonel bir tanıtımla desteklersek; başta belediyemiz, kültür müdürlüğümüz, dernek ve vakıflarımız ortak bir çalışma yürütürse, Seydişehir’e sadece onlarca değil, her gün yüzlerce ziyaretçi gelmesi hayal değildir.
Ramazan ayı vesilesiyle bir kez daha hatırlatmak isterim:
Seydişehir bir “ Evliyalar Otağı”dır.
Bu şehrin manevi mirasını tanımak, korumak ve tanıtmak; hem geçmişimize saygının hem de geleceğimize yatırımın en güzel yoludur.

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve toroslargazetesi.com.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.