Kutuplaşma Kazandırmıyor, Kaybettiriyor

Türkiye 19.01.2026 - 09:48, Güncelleme: 19.01.2026 - 09:48
 

Kutuplaşma Kazandırmıyor, Kaybettiriyor

Ali Saylam Köşe Yazısı

Son yıllarda en çok kullandığımız, belki de en çok yıprandığımız kelimelerden biri: kutuplaşma. Siyasette, sokakta, sosyal medyada, hatta aynı sofranın etrafında bile kendini hissettiren bir ayrışma hali bu. Artık insanlar fikrini savunmuyor, karşısındakini susturmaya çalışıyor. Dinlemiyoruz… Anlamaya çalışmıyoruz… Sadece “biz” ve “onlar” var. Oysa unutulan bir gerçek var: Bu şehir hepimizin. Bu ülke hepimizin. Aynı pazardan alışveriş yapıyor, aynı hastanede sıra bekliyor, aynı cenazede saf tutuyoruz. Kutuplaşma öyle bir noktaya geldi ki; Bir meseleye bakarken önce haklı mı diye değil, “Bizden mi, değil mi?” diye sorar olduk. Yanlış, bizden olunca görmezden geliniyor. Doğru, karşı taraftan gelince değersizleştiriliyor. Bu anlayış ne siyasete kazandırıyor, ne demokrasiye, ne de toplumsal huzura… En tehlikelisi de şu: Kutuplaşma arttıkça, sorunlar konuşulmaz oluyor. Konuşulmayınca da çözümler erteleniyor, birikiyor, kangrene dönüşüyor. Eleştiri düşmanlık sayılıyor. Farklı görüş hainlikle eş tutuluyor. Oysa eleştiri, bir toplumun sigortasıdır. Bu ülkenin en büyük ihtiyacı; birbirini alkışlayan kalabalıklar değil, birbirini anlayabilen insanlar. Birbirimizi sevmek zorunda değiliz ama saygı duymak zorundayız. Aynı düşünmek zorunda değiliz ama aynı geleceği paylaşmak zorundayız. Kutuplaşma üzerinden siyaset yapılabilir, ama birlik olmadan memleket yönetilemez. Ve şunu net söyleyelim: Kutuplaşma kimseyi büyütmez, sadece toplumu küçültür.
Ali Saylam Köşe Yazısı
Son yıllarda en çok kullandığımız, belki de en çok yıprandığımız kelimelerden biri: kutuplaşma. Siyasette, sokakta, sosyal medyada, hatta aynı sofranın etrafında bile kendini hissettiren bir ayrışma hali bu. Artık insanlar fikrini savunmuyor, karşısındakini susturmaya çalışıyor. Dinlemiyoruz… Anlamaya çalışmıyoruz… Sadece “biz” ve “onlar” var. Oysa unutulan bir gerçek var: Bu şehir hepimizin. Bu ülke hepimizin. Aynı pazardan alışveriş yapıyor, aynı hastanede sıra bekliyor, aynı cenazede saf tutuyoruz. Kutuplaşma öyle bir noktaya geldi ki; Bir meseleye bakarken önce haklı mı diye değil, “Bizden mi, değil mi?” diye sorar olduk. Yanlış, bizden olunca görmezden geliniyor. Doğru, karşı taraftan gelince değersizleştiriliyor. Bu anlayış ne siyasete kazandırıyor, ne demokrasiye, ne de toplumsal huzura… En tehlikelisi de şu: Kutuplaşma arttıkça, sorunlar konuşulmaz oluyor. Konuşulmayınca da çözümler erteleniyor, birikiyor, kangrene dönüşüyor. Eleştiri düşmanlık sayılıyor. Farklı görüş hainlikle eş tutuluyor. Oysa eleştiri, bir toplumun sigortasıdır. Bu ülkenin en büyük ihtiyacı; birbirini alkışlayan kalabalıklar değil, birbirini anlayabilen insanlar. Birbirimizi sevmek zorunda değiliz ama saygı duymak zorundayız. Aynı düşünmek zorunda değiliz ama aynı geleceği paylaşmak zorundayız. Kutuplaşma üzerinden siyaset yapılabilir, ama birlik olmadan memleket yönetilemez. Ve şunu net söyleyelim: Kutuplaşma kimseyi büyütmez, sadece toplumu küçültür.
Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve toroslargazetesi.com.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.