Muhammed Kemal ERDEM
Köşe Yazarı
Muhammed Kemal ERDEM
 

BİR GAZİ'NİN İSMİNİ TAŞIMAK: DEDEM KEMALETTİN ERDEM

    Bugün 19 Eylül Gaziler Günü. Başta ismini taşıdığım Muharip Kore Gazisi dedem Kemalettin Erdem olmak üzere vatanımız uğruna mücadele ederek şanlı tarihimizde cesaretleri ve fedakârlıklarıyla iz bırakan tüm gazilerimizin 19 Eylül Gaziler Günü'nü saygı ve şükranla kutluyorum. Dedem 2004 yılında ben henüz lisede okurken vefat etti. Ömrünün son yıllarında her fırsatta bana "Sen benim adımı taşıyorsun, beni unutturma" derdi. Ben de şaşkınlıkla "Ben ne yapabilirim, neden böyle söyleyip duruyorsun" diyerek geçiştirirdim. Hiç "Neden unutturmayayım?" diye sormak aklıma gelmedi. Keşke sorsaydım... Küçüklüğümden bu yana merakımdan hep tarihî kitaplar, tarih ile ilgili köşe yazıları okurdum ama tarihçi olayım gibi bir hayalim yoktu. Nihayet sayısal bir bölümden mezun oldum. Tekrar okula dönmek, Tarih okumak ise dedemin vefatından yıllar sonra oldu. O zamanlar tarih benim için sadece hikâye kitaplarından ibaretti. Dedem söylüyor, ben ise onu henüz anlayamıyordum. Ta ki vefat ettiği güne kadar. Hani bizde bir kişi rahmetli olunca eski kıyafetleri fakirlere dağıtılır. Dedemin kıyafetlerini de aynı şekilde dağıttılar. Bir baktım ki dedemin ceketlerinde, özenle taktığı "Muharip Gazi" rozetleri de gidiyor. Aldım hemen. İlk orda anlamaya başladım "Beni unutturma" ne demekmiş. Sonra baktım ki mezar taşına gazi olduğunu yazmayı unutmuşlar; kendi imkânlarımla "Muharip Kore Gazisi" yazdırdım. O tarihte bunları yapınca dedeme olan vefa borcumu ödedim zannediyordum. Yıllar geçti. Köyümüz Kilisecik’ in (Kesecik) mezarlığına köyümüzün şehit ve gazileri anısına bir anıt dikilmiş. Sevindim. Fakat bir baktım ki, köyümüzün diğer şehit ve gazileri listede varken benim dedemin adı yok. Yıllar sonra neden böyle yapıldığını, anıtın yapılmasına öncülük eden kişiye sorduğumda hiç unutmuyorum, bana aynen şu cevabı verdi: "Unutmuşlar." Bir tarafta "Unutturma" diyen dedem, bir tarafta "Unutmuşlar" diyen başka bir isim. Ne garip bir tesadüf... Yıllar geçmeye devam etti. 2024 yılının sonunda Milli Eğitim Bakanlığı ve Büyükşehir Belediyesi'nin Konya'da düzenlediği bir programda Seyyid Harun Veli ile ilgili bir sunum yaptım. Beğenilen sunum üzerine Kon TV'den Ayşegül Şencan Hanım beni arayarak canlı yayın programına davet etti. Programda yine Seyyid Harun Veli'yi anlatacaktım. 7 Ocak'ta program tarihi için sözleştik. Program için televizyona gittiğim zaman yetkililer, ellerinde Seyyid Harun Veli ile yeterli video olmadığını, sürekli aynı video değil de farklı şeylerin görünmesinin de güzel olacağını söylediler. Ben de o an için elimde olan, önceki ay sunum için kullandığım fotoğrafın içinde bulunan flaş diski vererek içindeki fotoğrafları kullanabileceklerini söyledim. İçinde dedemin fotoğrafı da olduğunu biliyordum ama onu kullanacakları hiç aklıma gelmemişti. Meğer ben canlı yayında Seyyid Harun Veli'yi anlatırken ekranda dedemin fotoğrafı dönüyormuş. Ben program bittikten sonra izleyince farkına vardım. "Unutmuşlar" diyenlerin yüzüne çarparcasına... "Ben sana 'Beni unutturma demedim mi?' dercesine... "Geldiğin yeri unutma" dercesine... Benim dedem çok varlıklı bir insan değildi. Geride bıraktığı en büyük sermaye, yokluk içinde okuttuğu çocukları ve 21 yaşında devletinin emriyle gittiği Kore Savaşı'nda gösterdiği fedakârlıktı. 1951'de, 21 yaşında gitmiş Kore'ye, bir yıl sonra 1952’de geri dönmüş. 74 yaşında vefat edene kadar her fırsatta gazi olduğunu dile getirir, rozetini özenle takardı. Savas sonrası hayatı boyunca o günleri anlatıp durdu. Belki de bugün dilimize pelesenk olan "Bitmeyen askerlik anıları” nın kaynağı da budur. Ben altı ay kısa dönem askerlik yaptığım halde unutamadığım birçok anım varken, bir savaşı yaşamış olanlar bunu nasıl unutsun? Yıllar boyu cepheden cepheye koşmak zorunda kalan ecdadımız nasıl unutsun? Dedem de unutamadığı o günleri ve her gazi gibi devleti için katlandığı bu fedakârlığın unutulmasını istemiyordu. Yıllar sonra bana bizzat kendi yaşadığı köyde "Unutmuşlar" şeklinde verilen cevap da bu konuda aslında ne kadar haklı olduğunun ispatıydı. Yıllar sonra o ekranda dedemin fotoğrafı dönerken, aslında sadece bir gaziye değil, bir nesle vefa borcumuzun ne kadar ağır olduğunu anladım. O söz sadece kendisi için değildi; Kore'de, Çanakkale'de, Sakarya'da, Dumlupınar'da, Kıbrıs'ta ve terörle mücadelede bu vatan için canını ortaya koyan her gazi ve şehit için söylenmişti. Bugün anlıyorum ki gazilerimizin bizlerden beklediği yalnızca törenlerde ve özel günlerde hatırlanmak değil; verdikleri mücadelenin, taşıdıkları hatıranın ve yaşadıkları fedakârlığın hafızamızda yaşatılmasıdır. Bugün 19 Eylül Gaziler Günü. Başta ismini taşıdığım Kore Gazisi dedem Kemalettin Erdem olmak üzere, tüm gazilerimizi saygı, minnet ve şükranla anıyorum.   Yeniden görüşmek dileğiyle, baki selamlar   Muhammed Kemal ERDEM      
Ekleme Tarihi: 20 Eylül 2026 -Pazar

BİR GAZİ'NİN İSMİNİ TAŞIMAK: DEDEM KEMALETTİN ERDEM

 

 

Bugün 19 Eylül Gaziler Günü.

Başta ismini taşıdığım Muharip Kore Gazisi dedem Kemalettin Erdem olmak üzere vatanımız uğruna mücadele ederek şanlı tarihimizde cesaretleri ve fedakârlıklarıyla iz bırakan tüm gazilerimizin 19 Eylül Gaziler Günü'nü saygı ve şükranla kutluyorum.

Dedem 2004 yılında ben henüz lisede okurken vefat etti. Ömrünün son yıllarında her fırsatta bana "Sen benim adımı taşıyorsun, beni unutturma" derdi. Ben de şaşkınlıkla "Ben ne yapabilirim, neden böyle söyleyip duruyorsun" diyerek geçiştirirdim. Hiç "Neden unutturmayayım?" diye sormak aklıma gelmedi. Keşke sorsaydım...

Küçüklüğümden bu yana merakımdan hep tarihî kitaplar, tarih ile ilgili köşe yazıları okurdum ama tarihçi olayım gibi bir hayalim yoktu. Nihayet sayısal bir bölümden mezun oldum. Tekrar okula dönmek, Tarih okumak ise dedemin vefatından yıllar sonra oldu. O zamanlar tarih benim için sadece hikâye kitaplarından ibaretti. Dedem söylüyor, ben ise onu henüz anlayamıyordum.

Ta ki vefat ettiği güne kadar. Hani bizde bir kişi rahmetli olunca eski kıyafetleri fakirlere dağıtılır. Dedemin kıyafetlerini de aynı şekilde dağıttılar. Bir baktım ki dedemin ceketlerinde, özenle taktığı "Muharip Gazi" rozetleri de gidiyor. Aldım hemen. İlk orda anlamaya başladım "Beni unutturma" ne demekmiş. Sonra baktım ki mezar taşına gazi olduğunu yazmayı unutmuşlar; kendi imkânlarımla "Muharip Kore Gazisi" yazdırdım. O tarihte bunları yapınca dedeme olan vefa borcumu ödedim zannediyordum.

Yıllar geçti. Köyümüz Kilisecik’ in (Kesecik) mezarlığına köyümüzün şehit ve gazileri anısına bir anıt dikilmiş. Sevindim. Fakat bir baktım ki, köyümüzün diğer şehit ve gazileri listede varken benim dedemin adı yok. Yıllar sonra neden böyle yapıldığını, anıtın yapılmasına öncülük eden kişiye sorduğumda hiç unutmuyorum, bana aynen şu cevabı verdi: "Unutmuşlar."

Bir tarafta "Unutturma" diyen dedem, bir tarafta "Unutmuşlar" diyen başka bir isim. Ne garip bir tesadüf...

Yıllar geçmeye devam etti. 2024 yılının sonunda Milli Eğitim Bakanlığı ve Büyükşehir Belediyesi'nin Konya'da düzenlediği bir programda Seyyid Harun Veli ile ilgili bir sunum yaptım. Beğenilen sunum üzerine Kon TV'den Ayşegül Şencan Hanım beni arayarak canlı yayın programına davet etti. Programda yine Seyyid Harun Veli'yi anlatacaktım.

7 Ocak'ta program tarihi için sözleştik. Program için televizyona gittiğim zaman yetkililer, ellerinde Seyyid Harun Veli ile yeterli video olmadığını, sürekli aynı video değil de farklı şeylerin görünmesinin de güzel olacağını söylediler. Ben de o an için elimde olan, önceki ay sunum için kullandığım fotoğrafın içinde bulunan flaş diski vererek içindeki fotoğrafları kullanabileceklerini söyledim. İçinde dedemin fotoğrafı da olduğunu biliyordum ama onu kullanacakları hiç aklıma gelmemişti.

Meğer ben canlı yayında Seyyid Harun Veli'yi anlatırken ekranda dedemin fotoğrafı dönüyormuş. Ben program bittikten sonra izleyince farkına vardım.

"Unutmuşlar" diyenlerin yüzüne çarparcasına...

"Ben sana 'Beni unutturma demedim mi?' dercesine...

"Geldiğin yeri unutma" dercesine...

Benim dedem çok varlıklı bir insan değildi. Geride bıraktığı en büyük sermaye, yokluk içinde okuttuğu çocukları ve 21 yaşında devletinin emriyle gittiği Kore Savaşı'nda gösterdiği fedakârlıktı. 1951'de, 21 yaşında gitmiş Kore'ye, bir yıl sonra 1952’de geri dönmüş.

74 yaşında vefat edene kadar her fırsatta gazi olduğunu dile getirir, rozetini özenle takardı. Savas sonrası hayatı boyunca o günleri anlatıp durdu. Belki de bugün dilimize pelesenk olan "Bitmeyen askerlik anıları” nın kaynağı da budur. Ben altı ay kısa dönem askerlik yaptığım halde unutamadığım birçok anım varken, bir savaşı yaşamış olanlar bunu nasıl unutsun? Yıllar boyu cepheden cepheye koşmak zorunda kalan ecdadımız nasıl unutsun?

Dedem de unutamadığı o günleri ve her gazi gibi devleti için katlandığı bu fedakârlığın unutulmasını istemiyordu. Yıllar sonra bana bizzat kendi yaşadığı köyde "Unutmuşlar" şeklinde verilen cevap da bu konuda aslında ne kadar haklı olduğunun ispatıydı.

Yıllar sonra o ekranda dedemin fotoğrafı dönerken, aslında sadece bir gaziye değil, bir nesle vefa borcumuzun ne kadar ağır olduğunu anladım. O söz sadece kendisi için değildi; Kore'de, Çanakkale'de, Sakarya'da, Dumlupınar'da, Kıbrıs'ta ve terörle mücadelede bu vatan için canını ortaya koyan her gazi ve şehit için söylenmişti.

Bugün anlıyorum ki gazilerimizin bizlerden beklediği yalnızca törenlerde ve özel günlerde hatırlanmak değil; verdikleri mücadelenin, taşıdıkları hatıranın ve yaşadıkları fedakârlığın hafızamızda yaşatılmasıdır.

Bugün 19 Eylül Gaziler Günü. Başta ismini taşıdığım Kore Gazisi dedem Kemalettin Erdem olmak üzere, tüm gazilerimizi saygı, minnet ve şükranla anıyorum.

 

Yeniden görüşmek dileğiyle, baki selamlar

 

Muhammed Kemal ERDEM

 

 

 

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve toroslargazetesi.com.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.